52701/99;53486/99

WyrokETPCz2005-07-15ECLI:CE:ECHR:2005:0715JUD005270199

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy obecność sędziego wojskowego w Sądzie Bezpieczeństwa Państwa, który osądził i skazał skarżącego, naruszyła prawo do 'niezależnego i bezstronnego sądu' zgodnie z art. 6 ust. 1 Konwencji? Czy długość postępowania karnego naruszyła zasadę 'rozsądnego terminu' z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że obecność sędziego wojskowego w składzie Sądu Bezpieczeństwa Państwa, orzekającego w sprawie karnej przeciwko cywilowi, budzi uzasadnione wątpliwości co do niezależności i bezstronności tego sądu, co stanowi naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. W odniesieniu do długości postępowania, Trybunał ocenił, że trwające 6 lat i 2 miesiące postępowanie, biorąc pod uwagę złożoność sprawy (wielu oskarżonych, poważne zarzuty) oraz brak znaczących opóźnień przypisywanych władzom krajowym, nie przekroczyło rozsądnego terminu.
Stan faktyczny
Skarżący, Bekir Sıtkı Keçeci, obywatel Turcji, został aresztowany 26 stycznia 1993 r. pod zarzutem przynależności do nielegalnej organizacji THKP-C/HDÖ. Był sądzony wraz z 21 innymi osobami przez Sąd Bezpieczeństwa Państwa, w którego skład wchodził sędzia wojskowy. Sąd ten skazał go na kary pozbawienia wolności. Po odwołaniu, Sąd Kasacyjny uchylił wyrok z powodu błędu proceduralnego, ale po ponownym rozpoznaniu sprawy przez Sąd Bezpieczeństwa Państwa, Sąd Kasacyjny ostatecznie podtrzymał wyrok 22 marca 1999 r.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Stwierdza, że pozostała część skargi jest dopuszczalna. 2. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu braku niezależności i bezstronności Sądu Bezpieczeństwa Państwa. 3. Stwierdza brak naruszenia art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu długości postępowania. 4. Stwierdza, że samo stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające słuszne zadośćuczynienie w odniesieniu do szkody niemajątkowej. 5. Oddala pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   KEÇECĐ - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no:52701/99 ve 53486/99)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Temmuz 2005   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (52701/99 ve 53486/99) baꢀvuru no’lu   davaların nedeni, bu ülke vatandaꢀı Bekir Sıtkı Keçeci ’nin (Baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları   Mahkemesi’ne (AĐHM) 21 Temmuz ve 1 Ekim tarihlerinde Avrupa Đnsan Hakları   Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34.maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi önünde Ankara Barosu avukatlarından N.   Çağlar tarafından temsil edilmektedir.   AĐHM, 28 Kasım 2000 tarihinde, baꢀvuruları kısmen kabuledilemez bulmuꢀtur.   OLAYLAR   Davanın Koꢀulları   Türkiye Cumhuriyeti vatandaꢀı, 1959 doğumlu baꢀvuran, halen Gebze (Kocaeli)   Cezaevi’nde bulunmaktadır.   Ocak 1993 tarihinde, baꢀvuran tutuklanmıꢀ ve Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle   Mücadele ꢁubesi’nde gözaltına alınmıꢀtır. Baꢀvuranın, yasadıꢀı THKP-C/HDÖ ( Türkiye   Halk Kurtuluꢀ Partisi-Cephesi/ Halkın Devrimci Öncüleri) örgütüne üye olduğundan ꢀüphe   edilmiꢀtir.   ꢁubat 1993 tarihinde, baꢀvuran önce Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi   Cumhuriyet Savcısı tarafından dinlenmiꢀ ve daha sonra hakim önüne çıkarılmıꢀtır. Hakim   baꢀvuranın tutuklu yargılanmasına karar vermiꢀtir. Baꢀvuran, hakim karꢀısında, tarafına   yöneltilen suçlamaları kabul etmemiꢀtir.   Belirtilmeyen bir tarihte, Cumhuriyet Savcısı baꢀvuranı ve 21 sanığı, aralarında askeri   hakimin de bulunduğu Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne çıkarmıꢀtır. DGM Cumhuriyet Savcısı   baꢀvuranı THKP-C/HDÖ’nün yöneticilerinden biri olmak, ꢀiddet içerikli eylemlere katılmak   ve patlayıcı madde kullanmakla itham ederek, silahlı çete üyesi olmak ve bombalı saldırıda   bulunmak suçlarından mahkum edilmesini talep etmiꢀtir (Türk Ceza Kanunu’nun 168 § 1 ve   264§§6 ve 8 maddeleri ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5.maddesi).   Kasım 1994 tarihli bir kararla Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) baꢀvurana Türk   Ceza Kanunu’nun (TCK) 168 §1 maddesi uyarınca 18 yıl 9 ay ve 264§§6 ve 8 maddesi   uyarınca 6 yıl 5 ay hapis cezası vermiꢀtir.   Aralarında baꢀvuranın da bulunduğu sanıkların, DGM tarafından verilen kararı temyiz   etmeleri üzerine, 26 ꢀubat 1996 tarihli bir karar ile, Yargıtay usul hatası nedeni ile ilk derece   mahkemesi kararını bozmuꢀ ve davayı esastan incelemek üzere geri göndermiꢀtir.   Nisan 1998 tarihli bir karar ile, DGM, usul hatasını düzelttikten sonra, bazı   sanıkların durumlarında değiꢀiklikler olduğunu gözlemlemiꢀtir. Böylece sanıkların bir kısmı   hakkında daha önceki kararlarının aynısını vermiꢀtir.   Baꢀvuranın ve diğer sanıkların kararı tekrar temyiz etmeleri üzerine, dava dosyası, ilk   derece mahkemesi verdiği kararda ısrar ettiğinde hüküm vermekle yetkili olan Yargıtay   Genel Kurulu’na gönderilmiꢀtir.   Ekim 1998 tarihinde, Yargıtay Genel Kurulu, yetkisizlik kararı vererek dava   dosyasını Yargıtay 9.Ceza Dairesine göndermiꢀtir. Genel Kurul, usul hatasından temyize   gidilmesinin, davanın esasını ilgilendirmediği ve esastan temyiz konusu olmadığı, verilmiꢀ   olan ikinci kararın sadece birinci kararın usul açısından düzeltilmiꢀ hali olduğu gerekçesi ile,   dava dosyasının Genel Kurul tarafından incelenmesine gerek olmadığına kanaat getirmiꢀtir.   Mart 1999 tarihli kararla, Yargıtay, ilk derece mahkemesinin ( 9. Ceza Dairesi)   kararını onamıꢀtır.   Nisan 1999 tarihinde, karar, baꢀvuranın ve avukatının yokluğunda açıklanmıꢀtır.   Mayıs 1999 tarihinde, Yargıtay’ın karar metni, DGM kaleminde bulunan dava   dosyasına konulmuꢀ, böylece dosya kapanmıꢀtır.   HUKUK AÇISINDAN   I. AĐHS’NĐN 6§1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran, kendisini yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin   bünyesinde bir askeri hakimin bulunmasından dolayı, adil bir yargılama sağlayabilecek   “bağımsız ve tarafsız bir mahkeme” olmadığı iddiasında bulunmaktadır.   Baꢀvuran aynı zamanda dava süresinin “makul süre” prensibiyle örtüꢀmediğini,   dolayısıyla Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin (AIHS) 6§1. maddesinin ihlal edildiğini   iddia etmektedir.   A. Kabuledilebilirlik hakkında   Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM), Avrupa Đnsan hakları Sözleꢀmesi’nin (AĐHS)   35§3. maddesi uyarınca, baꢀvuruların açıkça dayanaktan yoksun olmadığını saptamıꢀtır.   Bunun dıꢀında baꢀvuruda hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi ile karꢀılaꢀılmadığını belirtmiꢀtir.   Bu nedenle baꢀvuruların kabuledilebilir olduğuna karar vermiꢀtir.   B. Esas hakkında   1.Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin tarafsızlığı ve bağımsızlığı hakkında   AĐHM daha önce buna benzer ꢀikayetlerin dile getirildiği birçok dava incelendiğini ve   bunların AĐHS’nin 6§1 maddesinin ihlali yönünde sonuçlandığını ortaya koymaktadır.( Bkz.   adıgeçen Özel ,§§33-34)   AĐHM, mevcut kararı incelemiꢀ ve Hükümet’in davayı farklı ꢀekilde sonuçlandıracak   hiçbir olgu ve delil sunmadığı kanaatine varmıꢀtır. AĐHM, Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen   ve cezalandırılan suçlardan ötürü Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanan baꢀvuranın,   aralarında asker kökenli bir hakimin yer aldığı mahkeme önüne çıkma konusunda endiꢀe   duymasının anlaꢀılabilir olduğu kanısındadır. Dolayısıyla baꢀvuran, Devlet Güvenlik   Mahkemesi’nin davanın gerekçesine yabancı mülahazalar ıꢀığında sebepsiz bir yargı kararı   almasından haklı olarak kaygı duymaktadır. Bu nedenle baꢀvuranın, bu yargı merciinin   tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki ꢀüphelerinin, nesnel bir biçimde haklı gerekçelere   dayandığı kabul edilebilir. ( Incal- Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, Derleme 1998-IV,   s.1573,§ 72)   AĐHM, baꢀvuranları yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin AĐHS   ‘nin 6§1 maddesinde öngörülen bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğini taꢀımadığın   sonucuna varmıꢀtır.   2. Cezai yargılama süresinin uzunluğu hakkında   Hükümet davanın mevcut koꢀulları gözönüne alındığında, AĐHS ve AĐHM ‘nin yerleꢀik   içtihatları ıꢀığında, yargılama süresinin uzunluğunun makul olmadığı değerlendirilmesine   karꢀı çıkmaktadır.   Hükümet, davanın karmaꢀıklığını ve davacıya yüklenen yükümlülüklerin altını   çizmektedir. Özellikle bu dava çerçevesinde, 22 kiꢀinin çeꢀitli suçlardan itham edildiğini ve   bunlar için öngörülen cezaların ağırlığının özellikle önem gerektirdiğine dikkat çekmektedir.   Ayrıca hükümet temyiz prosedürünün, özellikle de Yargıtay Genel Kurulu’ndaki sürecin   sözkonusu süreyi haklı kıldığı kanaatindedir.   Davacı hükümetin iddialarına karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM, değerlendirilecek olan sürenin, 26 ocak 1993 tarihinde, baꢀvuranın yakalanması   ile baꢀlayıp, Yargıtay’ın baꢀvuranın mahkumiyetini onayladığı tarih olan 22 mart 1999’da son   bulduğunu belirtmektedir. Böylece dava yaklaꢀık 6 yıl 2 ay sürmüꢀtür.   AĐHM, bir davanın süresinin makul olup olmadığının, içtihatlarında benimsenen kriterler,   özellikle davanın karmaꢀıklığı ve baꢀvuran ile yetkili makamların tutumları dikkate alınarak   değerlendirildiğini hatırlatır. (Bkz. diğerleri arasında, Pélissier ve Sassi- Fransa,   no:25444/94,§67).   AĐHM, ilk bakıꢀta, sanık sayısının çokluğu ve suçlamaların niteliğinden ötürü, davanın   karmaꢀıklık arz ettiğini gözlemlemektedir. Bu durum ve suçların niteliği, olay tatbikatı,   kanıtların toplanması ve her sanığın aleyhindeki delil unsurlarının belirlenmesi için uzun bir   çalıꢀma gerektirmiꢀtir.   Dosyadaki unsurlar gözönünde bulundurulduğunda, AĐHM, iç makamlardan kaynaklanan   herhangi önemli bir gecikme dönemi saptamamıꢀtır. Esasen, DGM tarafından iki kere, (önce   bir yıl ve on ay, ardından yaklaꢀık iki yıl) ve Yargıtay tarafından üç kere incelenen (onbeꢀ ay,   altı ay ve yaklaꢀık beꢀ ay) davanın süresinin eleꢀtirilemeyeceğini düꢀünmektedir.   Sonuç olarak, AĐHM, makul sürenin aꢀılmadığına ve dolayısıyla AĐHS ‘nin 6§1   maddesinin ihlal edilmediğine kanaat getirmiꢀtir.   II.AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   AĐHS’nin 41.maddesinde belirtilen unsurlar.   A. Maddi ve Manevi Tazminat   Baꢀvuran, miktar belirtmeksizin maddi ve manevi zarara uğradığı iddiasında   bulunmaktadır.   Hükümet, adil tazmine gerek olmadığını savunmaktadır.   Đddia edilen maddi tazminata iliꢀkin olarak, AĐHM, AĐHS’nin ihlal edilmiꢀ olması halinde   Devlet Güvenlik Mahkemesi’ndeki davanın sonucun ne olacağına dair spekülasyon   yapılamayacağını belirtmektedir. Dolayısıyla Mahkeme, baꢀvurana bu yönde bir tazminat   ödenmesine gerek olmadığı sonucuna varmıꢀtır (Bkz. Findlay-Birleꢀik Krallık kararı 25 ꢀubat   1997, ,Derleme 1997-I,s.284,§85).   Manevi tazminatla ilgili olarak AĐHM, davanın koꢀulları dikkate alındığında, ihlal   kararının kendisinin adil tazmin için yeterli olduğuna karar vermiꢀtir ( Çıraklar, Türkiye,28   Ekim 1998, Derleme 1998-VII, s.3074,§49) .   AĐHM bir mahkumiyet kararının Sözleꢀme’nin 6§1. maddesine göre tarafsız ve bağımsız   olmayan bir mahkeme tarafından verildiği sonucuna vardığında prensip olarak en uygun   tazminin, baꢀvuranın gecikmeksizin tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından yeniden   yargılanması yada dava dosyasının yeniden açılması olduğu kanaatine varmıꢀtır.( Gençel,   adıgeçen karar.§27).   B. Masraf ve harcamalar   Baꢀvuran, yerel mahkemeler nezdinde ve AĐHM’deki masraf ve harcamalar için talepte   bulunmamaktadır.   AĐHM masraf ve harcamalar adı altında herhangi bir meblağ ödenmesine gerek   olmadığına karar vermiꢀtir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐ ĐLE,   1. Baꢀvurunun geri kalanının kabuledilebilir olduğuna;   2. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğinden yoksun   olması nedeni ile AĐHS’nin 6§1. maddesinin ihlal edildiğine;   3. Davanın uzunluğu nedeni ile AĐHS’nin 6§1. maddesinin ihlal edilmediğine;   4. Manevi tazminat konusunda, ihlal kararı tespitinin, adil tazmin için baꢀlı baꢀına yeterli   olduğuna ;   5. Adil tazmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;   karar vermiꢀtir.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77§§ 2 ve 3.   maddesine uygun olarak 15 Temmuz 2005 tarihinde bildirilmiꢀtir.   6

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło