52895/99
WyrokETPCz2006-02-02ECLI:CE:ECHR:2006:0202JUD005289599
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy niewystarczająca waloryzacja odszkodowania za wywłaszczenie, spowodowana opóźnieniem w jego wypłacie i wysoką inflacją, stanowi naruszenie prawa do poszanowania mienia z art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że opóźnienie w wypłacie dodatkowego odszkodowania za wywłaszczenie, przypisywalne władzom krajowym, spowodowało dodatkową szkodę dla skarżącego. Stwierdził, że ogólne opóźnienie i długość postępowania naruszyły „sprawiedliwą równowagę” między wymogami interesu publicznego a ochroną prawa jednostki do poszanowania mienia, nakładając na skarżącego nadmierne i indywidualne obciążenie. Trybunał odwołał się do swoich wcześniejszych orzeczeń w podobnych sprawach przeciwko Turcji.Stan faktyczny
W 1995 roku działka skarżącego została wywłaszczona przez władze tureckie. W 1998 roku sąd krajowy przyznał skarżącemu dodatkowe odszkodowanie wraz z odsetkami, co zostało potwierdzone przez Sąd Kasacyjny. Ostateczna płatność, obejmująca odsetki, nastąpiła w październiku 1999 roku, ponad dwa lata po orzeczeniu sądu. Skarżący skarżył się, że odszkodowanie straciło na wartości z powodu opóźnienia i wysokiej inflacji, a odsetki ustawowe były niewystarczające.Rozstrzygnięcie
Trybunał uznał skargę za dopuszczalną. Stwierdził naruszenie art. 1 Protokołu nr 1. Oddalił pozostałą część roszczenia skarżącego o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
AVRUPA
OF EUROPE
KONSEYİ
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
ÜÇÜNCÜ DAİRE
REÇBER/TÜRKİYE
(Başvuru no. 52895/99)
KARAR
STRAZBURG Şubat 2006
Sözkonusu karar AİHS’nin 44§2. maddesi uyarınca kesinlik kazanacaktır. Ancak ,şekle ilişkin
değişiklik yapılabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
OLAYLAR
I. DAVA OLAYLARI
Başvuran, 1954 doğumludur ve İstanbul’da yaşamaktadır. Aralık 1995 tarihinde Kocaeli İl Özel İdare Müdürlüğü, başvurana ait bir parsel toprağı
kamulaştırmıştır. Bir bilirkişi komitesi, parsel değerini tayin etmiş ve ilgili meblağ,
kamulaştırma gerçekleştirildiğinde başvurana ödenmiştir.
Başvuranın, tazminat miktarının yükseltilmesine ilişkin talebini müteakiben, 20 Şubat 1998
tarihinde Gebze Asliye Hukuk Mahkemesi başvurana, 3,189,159,368 Türk Lirası ek tazminat
ve ayrıca Mahkeme’nin kararını verdiği gün uygulanan oran üzerinden faiz verilmesine karar
vermiştir. Kasım 1998 tarihinde Yargıtay, kararı onamıştır. Mart 1999 tarihinde Yargıtay, başvuranın kararın düzeltilmesine ilişkin talebini
reddetmiştir. Ekim 1999 tarihinde Kocaeli İl Özel İdare Müdürlüğü başvurana, içerisine faiz de dahil
olmak üzere 7,049,472,900 Türk Lirası tazminat ödemiştir. Eylül 1999 tarihinde başvuran, AİHM’ye başvuruda bulunmuştur.
Başvurunun Hükümet’e bildirilmesi ardından başvurandan, 9 Eylül 2004 tarihine kadar
davanın esaslarına ilişkin görüşlerini ve ayrıca adil tazmin taleplerini sunması istenmiştir. Mayıs 2005 tarihli kayıtlı bir mektupla başvurana, AİHM’nin görüşlerini ve adil tazmin
taleplerini almamış olduğu ve koşulların, başvuranın başvurusunu takip etmeyi amaçlamadığı
sonucuna varılmasına neden olduğu takdirde, AİHM’nin davayı kayıttan düşürme ihtimali
bulunduğu bildirilmiştir. Temmuz 2005 tarihinde başvuran, davanın esaslarına ilişkin görüşlerini sunmuştur. Ancak,
adil tazmin taleplerini sunmamıştır.
HUKUK
I. 1 NO.LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, yetkili makamlardan kamulaştırma için Mahkeme işlemleri üzerinden iki yıl iki
aydan fazla süre geçtikten sonra almış olduğu ek tazminatın, ödenebilir gecikme faizi,
Türkiye’de yükselmekte olan enflasyon ile orantılı olmadığı için değer kaybettiği hususunda
şikayette bulunmuştur. Şikayetini 1 No.lu Protokol’ün, ilgili kısmı aşağıda kaydedilmiş olan
1. maddesine dayandırmıştır:
“Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi
bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine
uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.”
A. Kabuledilebilirlik
Hükümet, başvuranın Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi uyarınca mevcut yolları uygun
şekilde kullanmamış olması nedeniyle AİHS’nin 35. maddesince öngörülen iç hukuk yollarını
tüketmemiş olduğunu ileri sürmüştür. Sözkonusu madde uyarınca başvuran, uğramış olduğu
kaybın gecikme faizi miktarından fazla olduğunu tespit etseydi, ek tazminatın ödenmesindeki
gecikmeden dolayı uğramış olduğunu iddia ettiği kaybın tazminine hak kazanmış olurdu.
Hükümet ayrıca başvuran tarafından uğramış olduğu iddia edilen zarara, yasal faiz oranlarının
neden olduğunu ileri sürmüştür. Yerel Mahkemeler huzurundaki davalar sırasında başvuranın,
yasal faiz oranlarının kendi davasına uygulanması hususunda mutabık kaldığını ve bu
nedenle, AİHS hususundaki kaygılarını yerel Mahkemeler huzurunda sunmuş olduğunun
söylenemeyeceğini ileri sürmüştür.
Hükümet’in görüşlerinin ilk kısmı hususunda AİHM, Aka davasında benzer bir itirazı
reddetmiş olduğunu gözlemler (§§ 34-37). Sözkonusu davada aksi bir karar vermek gerekçe
görmemektedir ve bu nedenle, Hükümet’in itirazını reddeder.
Hükümet’in görüşlerinin ikinci kısmı hususunda AİHM, Devlet borçlarına uygulanan yasal
faiz oranlarının kanunlarca öngörüldüğünü belirtir. Sonuç olarak, durum açıktır ki başvuran
yasal faiz oranlarına dair şikayetini, yerel Mahkemeler huzurunda sunmuş olsaydı bile
kendisine tazminat verilmeyecekti (bkz. Çiloğlu ve Diğerleri/Türkiye, no. 50967/99, § 19, 28
Ekim 2004).
AİHM, sözkonusu davaya benzer Türkiye davalarında varmış olduğu sonuçlar (bkz., Aka
kararı) ve huzurunda sunulan deliller ışığında, sözkonusu başvurunun esaslara ilişkin bir
inceleme gerektirmediği ve kabuledilemez olduğu sonucuna varmak için gerekçe olmadığı
kanısındadır.
B. Esaslar
AİHM, sözkonusu davada ortaya çıkan meselelere benzer meselelerin açığa çıktığı birçok
davada 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edilmiş olduğunu tespit etmiştir (bkz. Aka,
sayfa 2682, §§ 50-51).
Hükümet tarafından sunulan olayları ve görüşleri değerlendiren AİHM, önceki
davalarda varmış olduğu sonuçlardan farklı bir sonuca varmasına neden olacak bir gerekçe
görmemektedir. Yerel Mahkemelerce ödenmesine karar verilen ek tazminatın ödenmesindeki
gecikmenin, kamulaştırmadan sorumlu makama atfedilebilir olduğu ve başvuranın,
kamulaştırılan toprağı yanında ayrıca bir zarara uğramasına neden olduğu kanısındadır. Genel
olarak sözkonusu gecikme ve dava işlemlerinin uzunluğu sonucunda, AİHM başvuranın
umumi menfaat talepleri ve mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme
hakkının korunması arasında korunması gereken hassas dengenin bozulmasına yol açan
kişisel ve haddinden fazla bir yüke maruz bırakıldığı kanısındadır.
Sonuç olarak, 1 no.lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHS’nin 41. maddesi aşağıda kaydedilmiştir:
“Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun
bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
AİHM, Mahkeme İç Tüzüğünün 60. maddesi uyarınca, adil tazmin taleplerinin, ayrıntılı
olarak belirtilmesi, başvuranın esaslara ilişkin görüşlerini sunması için belirlenen zaman
içerisinde destekleyici belgelerle birlikte yazılı olarak sunulması gerektiğini ve sözkonusu
gereklere uyulmaması durumunda, Heyet’in talebi tamamen ya da kısmen reddedebileceğini
belirtir.
Sözkonusu davada, 12 Temmuz 2004 tarihinde, Hükümet’in başvurunun kabuledilebilirliği ve
esaslarına ilişkin görüşlerinden haberdar olmasını müteakiben başvuran, 9 Eylül 2004
tarihinde görüşlerini ve adil tazmin taleplerini sunmak üzere davet edilmiştir. 29 Mayıs 2005
tarihinde başvurana görüşlerinin ve adil tazmin taleplerinin, AİHM’ye sunulmadığı ve
koşulların, başvuranın başvurusunu takip etmeyi amaçlamadığı sonucuna varılmasına neden
olduğu takdirde, AİHM’nin davayı kayıttan düşürme ihtimali bulunduğu bildirilmiştir. 7
Haziran 2005 tarihinde yalnızca davanın esaslarına ilişkin görüşlerini sunmuş, adil tazmin
taleplerini sunmamıştır. Bu koşullar altında AİHM, AİHS’nin 41. maddesi uyarınca tazminat
ödenmesine karar vermez.
YUKARIDAKİ GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna,
2. 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edilmiş olduğuna karar vermiş,
3. Başvuranın adil tazmin talebinin kalan kısmını reddetmiştir.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3.
maddeleri uyarınca 2 Şubat 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Vincent BERGER
Yazı İşleri Müdürü
Boštjan M. ZUPANČIČ
Başkan
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło