53007/99;71347/01
WyrokETPCz2009-10-27ECLI:CE:ECHR:2009:1027JUD005300799
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy zastosowanie 20-letniego terminu przedawnienia w sprawie o odszkodowanie za faktyczne wywłaszczenie nieruchomości, uniemożliwiające uzyskanie rekompensaty, stanowi naruszenie prawa do poszanowania mienia z art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał stwierdził, że zastosowanie art. 38 tureckiej ustawy nr 2942, który przewidywał 20-letni termin przedawnienia dla roszczeń o odszkodowanie za faktyczne wywłaszczenie, pozbawiło skarżących możliwości uzyskania rekompensaty za ich nieruchomość. Trybunał uznał, że taka interwencja w prawo własności, bez zapewnienia żadnego procesu odszkodowawczego, który zapewniłby sprawiedliwą równowagę między interesem publicznym a ochroną praw jednostki, była arbitralna. W konsekwencji, naruszono prawo skarżących do poszanowania mienia.Stan faktyczny
Skarżący, spadkobiercy, posiadali udziały w działce nr 733 w Şanlıurfa, która była używana przez Ministerstwo Obrony. Po tym, jak sąd krajowy uznał ich ojca za prawowitego właściciela, skarżący wnieśli pozew o odszkodowanie za faktyczne wywłaszczenie. Początkowo sąd pierwszej instancji przyznał im odszkodowanie, ale Sąd Najwyższy uchylił to orzeczenie, powołując się na 20-letni termin przedawnienia z art. 38 ustawy nr 2942, który upłynął. W konsekwencji, roszczenia skarżących zostały ostatecznie oddalone, mimo późniejszej zmiany orzecznictwa Sądu Najwyższego i uchylenia art. 38 przez Sąd Konstytucyjny.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: połączył skargi i uznał je za dopuszczalne; stwierdził naruszenie art. 1 Protokołu nr 1; zasądził odszkodowanie majątkowe w wysokości 90 000 EUR dla każdego z Mehmet Kahyaoğlu, Ali Kahyaoğlu i Aziz Kahyaoğlu oraz 1 060 000 EUR dla Reşit Kahyaoğlu; zasądził odszkodowanie niemajątkowe w wysokości 1 500 EUR dla każdego skarżącego; odrzucił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL
AVRUPA
DE L’EUROPE
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
DÖRDÜNCÜ DAĐRE
KAHYAOĞLU - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no: 53007/99 ve 71347/01)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Ekim 2009
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (53007/99 ve 71347/01) no’lu iki davanın
nedeni dört T.C. vatandaꢀı, Mehmet Kahyaoğlu, Ali Kahyaoğlu, Reꢀit Kahyaoğlu ve Aziz
Kahyaoğlu’nun (baꢀvuranlar) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 26 Temmuz 1999 ve 29
Eylül 1999 tarihlerinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin
Sözleꢀme’nin (Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ
olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuranlar Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde ꢁanlıurfa Barosu
avukatlarından A. Elçi ve O. Kaysı tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOꢁULLARI
Baꢀvuranlar sırasıyla 1954, 1943, 1953 ve 1963 doğumlu olup ꢁanlıurfa’da ikamet
etmektedir. Mayıs 1970 tarihinde ꢁanlıurfa Cavsak’ta bulunan ve Savunma Bakanlığı tarafından
kullanılan 733 parsel numaralı arazi tapuda Hazine adına tescil edilmiꢀtir. Baꢀvuranların
babası bu tescilin iptali için ꢁanlıurfa Kadastro Mahkemesi’nde dava açmıꢀtır. Kasım 1989 tarihinde Kadastro Mahkemesi bu talebi yerinde bulmuꢀ ve taꢀınmazın
baꢀvuranların babası adına kaydedilmesine karar vermiꢀtir. Yargıtay tarafından da onanan
karar 2 Ocak 1991 tarihinde nihai hale gelmiꢀtir. Bununla birlikte, arazi Savunma Bakanlığı
tarafından kullanılmaya devam edilmiꢀtir. ꢁubat 1997 tarihinde mirasçı sıfatıyla tüm baꢀvuranlar ꢁanlıurfa Asliye Hukuk
Mahkemesi’nde (Mahkeme) Savunma Bakanlığı’nın (Bakanlık) kamulaꢀtırmasız el attığı
taꢀınmaz için tazminat davası açmıꢀlardır. Bu tarihte sözkonusu 733 numaralı parselde
Mehmet Kahyaoğlu, Ali Kahyaoğlu ve Aziz Kahyaoğlu’nun her biri 85/5760 (3.037 m2) ve
Reꢀit Kahyaoğlu 1037/5760 (37.055 m2) hisseye sahipti. Mart 1998 tarihinde Mahkeme, bilirkiꢀi incelemelerinin ardından Bakanlığı tazminat
ödemeye mahkum etmiꢀ, bu bağlamda Aziz Kahyaoğlu, Ali Kahyaoğlu ve Mehmet
Kahyaoğlu’na ayrı ayrı 20.500.000.000 TL (eski TL.) (o dönemde yaklaꢀık 86.651 ABD
Doları) ve Reꢀit Kahyaoğlu’na 250.100.000.000 TL (o dönemde yaklaꢀık 1.057.148 ABD
Doları) tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir. Mahkeme 3 ꢁubat 1997 tarihinden sözkonusu
ödemelerin yapılacağı tarihe dek geçecek süre için gecikme faizinin uygulanmasını
kararlaꢀtırmıꢀtır.
Bakanlık tarafından yapılan temyiz baꢀvurularını müteakip, Yargıtay ilk derece
mahkemesinin kararını bozmuꢀtur. Yargıtay kamulaꢀtırmasız el atmanın 18 Mayıs 1970
tarihine kadar uzandığını ve sonuç itibarıyla, 2942 sayılı Kanun’un 38. maddesinde öngörülen
yirmi yıllık zamanaꢀımı koꢀuluna uyulmadığına itibar etmiꢀtir. Bu hüküm gereğince bir
taꢀınmaza karꢀı açılan zilyetlik davası, hak düꢀürücü süre olan yirmi yılda zaman aꢀımına
uğramakta ve bu süre mezkur taꢀınmazın kullanılmaya baꢀlandığı tarihten itibaren
iꢀlemektedir. Baꢀvuranlar bu süre zarfında baꢀvuruda bulunmadıklarından, talepleri
reddedilmiꢀtir.
Mahkeme 17 Kasım 1998 ve 6 Nisan 1999 tarihli iki hüküm ile Yargıtay’ın kararı ile aynı
doğrultuda hareket etmiꢀ ve baꢀvuranların taleplerini reddetmiꢀtir. Baꢀvuranların bu
hükümlere karꢀı yaptıkları temyiz müracaatları sonuçsuz kalmıꢀ ve ilk derece mahkemesinin
kararları sırasıyla 8 Nisan ve 14 Temmuz 1999 tarihinde nihai hale gelmiꢀtir.
ꢁubat 2000 tarihinde, 2942 sayılı Kamulaꢀtırma Kanunu’nun 38. maddesinin
uygulanmasına istinaden açılan baꢀka bir dava kapsamında Yargıtay Hukuk Dairesi bu madde
ile öngörülen zamanaꢀımı süresinin taꢀınmazın tapusunun edinildiği tarihten itibaren
baꢀlaması gerektiğine itibar etmiꢀtir.
Yargıtay’ın bu hükmünü dayanak alan baꢀka bir mirasçı 733 numaralı parsel için mahkemeye
baꢀvurmuꢀtur. Mahkeme yapılan bu talebi dikkate almıꢀ ve 15 Mart 2002 tarihinde
gerçekleꢀtirilen bilirkiꢀi incelemesine uygun olarak bu kiꢀiye taꢀınmazın m2 piyasa değerini
dikkate alarak 197.000.000 TL (o tarihte 113 Euro’ya karꢀılık gelmektedir) tazminat
ödenmesine karar vermiꢀtir.
Anayasa Mahkemesi 10 Nisan 2003 tarihinde oybirliğiyle almıꢀ olduğu bir karar ile 2942
sayılı Kanun’un 38. maddesini Anayasaya aykırı bulunduğu gerekçesiyle iptal etmiꢀtir. Nisan 2003 tarihinde 733 numaralı parselin diğer ortak hissedarları da aynı ꢀekilde
tazminat talebinde bulunmuꢀ ve Mahkeme taꢀınmazın m2 değerini 143.048.948 TL (o tarihte Euro’ya denk gelmektedir) olarak tespit etmiꢀtir.
HUKUK
I. AĐHS’YE EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ
ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuranlar mülkiyet haklarının ihlal edildiğinden yakınmakta ve bu bağlamda Ek 1 no’lu
Protokol’ün 1. maddesinin ve AĐHS’nin 6. maddesinin ihlal edildiğini öne sürmektedir.
AĐHM bu ꢀikayeti yalnızca Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi çerçevesinde inceleyeceğini
ifade etmektedir.
A. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin
Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle baꢀvuruların kabuledilemez olduğu
itirazında bulunmaktadır. Hükümet bu bağlamda, Yargıtay Hukuk Dairesi’nin 16 Mayıs 1956
tarihinde almıꢀ olduğu prensip kararına atıfta bulunmakta ve idare tarafından yapılan
kamulaꢀtırmasız el atma hallerinde, baꢀvuranların iç hukukta zilyetlik davası ve tazminat
davası olmak üzere baꢀvuruda bulunabilecekleri iki ayrı baꢀvuru yolunun mevcut olduğunu,
oysa adı geçenlerin bu baꢀvuru yollarını kullanmadıklarını savunmaktadır.
AĐHM, hukuki süreç ile öngörülen baꢀvuru yollarının yalnızca, tapu tescilinde yasadıꢀı bir
düzenleme olduğunda ya da maliklikle ilgili bir sorunun meydana gelmesi durumunda dava
açılmasına imkân tanıdığı değerlendirmesinde bulunarak, geçmiꢀte, benzer davalar
çerçevesinde kendisine yapılan sözkonusu itirazı reddettiğini hatırlatmaktadır (I.R.S ve
diğerleri-Türkiye kararı, no: 26338/95, 20 Temmuz 2004). Oysa mevcut davada böyle bir
durum sözkonusu değildir. AĐHM, önceden ulaꢀtığı sonucu teyit etmekte ve Hükümet’in
itirazını reddetmektedir. AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun
dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀka açılardan bakıldığında da
kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir
niteliktedir.
B. Esasa dair
Baꢀvuranlar hiçbir kamulaꢀtırma iꢀlemi yapılmaksızın arazilerine kamulaꢀtırmasız el atma
yoluyla el konulduğunu ileri sürmekte, ꢀu ana dek kendilerine herhangi bir tazminat
ödenmediğini iddia etmektedir. Baꢀvuranlar Yargıtay’ın 9 ꢁubat 2000 tarihli kararına atıfta
bulunmakta ve Kamulaꢀtırma Kanunu’nun 38. maddesinin yürürlükten kaldırıldığını, zira
yirmi yılda zamanaꢀımının uygulanmasının yasaya aykırı bir durumu teꢀkil ettiğini ileri
sürmektedir.
Hükümet, sözkonusu arazinin askeri makamlar tarafından tamamen iyi niyetle kullanıldığını,
zira arazinin tapu sicilinde Hazine adına kayıtlı olduğunu kaydetmektedir. Tapu sicilindeki
kaydın iptal edilmesinin ardından da baꢀvuranlar arazinin yasal malikleri olmuꢀlardır. Netice
itibarıyla, bu durum hakkında bilgi sahibi olan baꢀvuranların ya kamulaꢀtırma talebinde
bulunmaları ya da yirmi yıllık zamanaꢀımı süresinden önce yetkili mahkemeler nezdinde
tazminat davası açmaları gerekirdi. O dönemde iç hukuktaki ilgili 221 sayılı Kanun’a ve 2942
sayılı Kanun’un 38. maddesine atıfta bulunan Hükümet, taꢀınmazın idareye tahsis edilmesi ve
baꢀvuranların bu araziyi hiçbir zaman kullanmamaları nedeniyle adı geçenlerin ꢀahsi ve ayni
haklarını yitirdiklerini savunmaktadır.
AĐHM, müteaddit defalar, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan davaları
incelediğini ve 2942 sayılı Kanun’un 38. maddesinin uygulanması nedeniyle mülkiyetten
yoksun bırakmadan dolayı Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği tespitinde
bulunduğunu hatırlatmaktadır (I.R.S. ve diğerleri, Kadriye Yıldız ve diğerleri-Türkiye, baꢀvuru
no: 73016/01, 10 Ekim 2006, Börekçioğulları (Çökmez) ve diğerleri-Türkiye, baꢀvuru no:
58650/00, 19 Ekim 2006). AĐHM, sözkonusu hükmün uygulanması ile ilgili olarak,
Hükümet’in iꢀbu kararda farklı bir sonuca ulaꢀmak için ikna edici hiçbir tespit ve argüman
sunmadığını tespit etmektedir.
AĐHM, 38. maddenin mevcut davaya uygulanmasının, tapularının iptal edilmesi nedeniyle
baꢀvuranların tazminat elde etme imkânından yoksun kalmasına yol açtığı kanaatindedir.
Kamu yararının gerektirdikleri ile kiꢀisel hakların korunması yükümlülüğü arasında hüküm
sürmesi gereken adil dengeyi koruma imkânı sağlayan hiçbir tazminat iꢀlemi
gerçekleꢀtirilmediğinden böylesi bir müdahale ancak keyfi olarak nitelendirilebilir.
Bu itibarla Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Maddi tazminat
Baꢀvuranlar 6 Ekim 2005 tarihli bir yazı ile 733 numaralı parselin baꢀka bir ortak malikinin
açtığı dava kapsamında düzenlenen 15 Mart 2002 tarihli bilirkiꢀi incelemesine göndermede
bulunarak kamulaꢀtırma tazminatının saptanmasında taꢀınmazın m2 değerinin 197.000.000 TL
olduğunun ve buna gecikme faizinin eklenmesi gerektiğinin dikkate alınmasını talep
etmektedir. Baꢀvuranlar Mehmet Kahyaoğlu, Ali Kahyaoğlu ve Aziz Kahyaoğlu için ayrı ayrı
288.706 Euro maddi tazminat ve Reꢀit Kahyaoğlu için 3.522.557 Euro maddi tazminat
talebinde bulunmaktadır.
Baꢀvuranlar daha sonra 13 ꢁubat ve 12 Mart 2008 tarihlerinde maddi tazminat taleplerini
düzeltmiꢀler ve Mehmet Kahyaoğlu, Ali Kahyaoğlu ve Aziz Kahyaoğlu’nun her birinin
güncel maddi kaybının 343.830 Euro ve Reꢀit Kahyaoğlu’nun maddi kaybının ise 4.195.000
Euro olduğunu iddia etmiꢀlerdir. Baꢀvuranlar talepleri doğrultusunda ꢁanlıurfa Emlakçılar
Odası tarafından 11 Mart 2008 tarihinde hazırlanan ekspertiz incelemesine göre arazinin m2
değerinin 500 ila 600 Yeni Türk Lirası (YTL)1 (yaklaꢀık 265 ve 315 Euro) olduğunu ifade
etmiꢀlerdir. Buna dayalı olarak Mehmet Kahyaoğlu, Ali Kahyaoğlu ve Aziz Kahyaoğlu
arazilerinin mevcut satıꢀ değerinin 1.670.000 YTL (869.791 Euro’ya karꢀılık gelmektedir) ve
Reꢀit Kahyaoğlu ise taꢀınmazının satıꢀ değerinin 20.652.500 YTL (yaklaꢀık 10.756.510 Euro)
olduğunu öne sürmüꢀtür.
Hükümet bu taleplere karꢀı çıkmaktadır.
Öncelikle, baꢀvuranların nakdi kaybını değerlendirmede AĐHM açısından ciddi bir güçlüğün
bulunduğunu tespit etmek gerekmektedir. Bilahare, AĐHM, Ek 1 No’lu Protokol’ün 1.
maddesi ile güvence altına alındığı ꢀekli ile baꢀvuranların hakkına yönelik olarak yapılan
ihlalin, ulusal mahkemeler tarafından daha önce kabul edilen ve telafi edilen bir sorundan
kaynaklandığını gözlemlemektedir. Bu hususta AĐHM, yükümlülüğün ötesinde, AĐHS’nin 13.
maddesi uyarınca savunulabilir ꢀikayeti olan her kiꢀiye ulusal bir mahkeme önünde etkili
baꢀvuru yolu sunulmasını ve Devletlerin, tespit edilen ihlallerden doğan sorunları çözme
genel yükümlülüğünü hatırlatan ulusal baꢀvuru yollarının iyileꢀtirilmesine iliꢀkin 12 Mayıs tarihli Bakanlar Komitesi Tavsiye Kararına atıfta bulunmaktadır (Broniowski-Polonya,
31443/96). Bu bağlamda AĐHM, durumuna en uygun ꢀekilde baꢀvuranların nakdi kaybını
değerlendirmek için ulusal mahkemelerin en uygun mercileri oluꢀturduğu kanaatindedir.
Sonuç olarak AĐHM, bir tazminat davasının ya da tazminat ödenmesi ile sonuçlanacak
kamulaꢀtırılan taꢀınmazların değer tespit davasının, Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin
ihlalinde en uygun telafi yolunu oluꢀturduğu kanaatine varmaktadır (mutatis, mutandis,
Gençel-Türkiye, baꢀvuru no: 53431/99, 23 Ekim 2003).
Anayasa Mahkemesi’nin kararından önceki dönemi kapsayan böyle bir dava sözkonusu
olmadığından, AĐHM, daha önce, I.R.S. ve diğerleri-Türkiye (adil tatmin) (baꢀvuru no:
26338/95, 31 Mayıs 2005) kararında, tespit edilen ihlalin kaynağı taꢀınmazın baꢀvuranın
elinden alınmasının hukuki değerlendirilmesi değil de tazminat ödenmemesi olduğundan,
idarenin taꢀınmazların değerini tam olarak yansıtma zorunluluğu olmadığını beyan ettiğini
hatırlatmaktadır. Mevcut davada iç hukuktaki mahkemeler 2942 sayılı Kanun’un 38.
maddesinin uygulanmasına istinaden baꢀvuranların tazminat taleplerini reddetmiꢀ ve hiçbir
karꢀılık vermeksizin AĐHM’nin ulaꢀtığı Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği
tespitinin dayanağını oluꢀturmuꢀlardır. Sonuç itibarıyla, AĐHM mümkün olabildiğince götürü
bir meblağa hükmetmenin yerinde bir karar olacağını kaydetmekte ve bu meblağın prensip
olarak tazminat edinme meꢀru beklentilerine yönelik mülk kıymetine karꢀılık geleceğine itibar
etmektedir (Bkz. Gani Özcan-Türkiye kararı, no: 11189/04, 4 Kasım 2008). AĐHM bu
bağlamda, dosyada bulunan ve taraflarca sunulan kanıt unsurlarının tamamını dikkate
alacaktır.
Dava dosyasında yer alan verilerden 19 Mart 1998 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesi’nin
bilirkiꢀi incelemelerinin ardından Savunma Bakanlığı’nı tazminat ödemeye mahkum ettiği
anlaꢀılmaktadır. Sonuç itibarıyla AĐHM, sunulan deliller ıꢀığında ve hakkaniyete uygun
1 Ocak 2005 tarihinde Eski Türk Lirası’nın yerini (TL) Yeni Türk Lirası (YTL) alarak yürürlüğe girmiꢀtir. 1
YTL 1 milyon TL’ye karꢀılık gelmektedir.
olarak Aziz Kahyaoğlu, Ali Kahyaoğlu ve Mehmet Kahyaoğlu’nun her birine 90.000 Euro ve
Reꢀit Kahyaoğlu’na 1.060.000 Euro tazminat ödenmesini uygun görmektedir.
B. Manevi tazminat
Baꢀvuranlar, diğer aile fertlerinin içtihadın yön değiꢀtirmesinden ve yasal değiꢀiklikten
yararlandıkları halde kendilerinin uzun yıllar boyunca herhangi bir tazminat elde etmelerinin
olanaksız olması dolayısıyla yaꢀadıkları umutsuzluk ve haksızlığa uğramıꢀ hissiyatının telafi
edilmesi bakımından manevi tazminat talebinde bulunmaktadır. Bu yönde baꢀvuranların her
biri 20.000 Euro talep etmektedir.
Hükümet bu meblağlara karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM, sözü edilen hükümlerin iptaliyle birlikte baꢀvuranlara haklarının tanınmamasının
yarattığı tatminsizlik nedeniyle baꢀvuranların belirli bir ölçüde manevi zarara uğradıklarını
kabul etmektedir. AĐHM hakkaniyete uygun olarak baꢀvuranlara ayrı ayrı 1.500 Euro manevi
tazminat ödenmesini kararlaꢀtırmaktadır.
C. Yargılama masraf ve giderleri
Baꢀvuranlar yargılama masraf ve giderleri için rakam telaffuz etmeksizin bu konuyu
AĐHM’nin takdirine bırakmaktadır.
Hükümet ispat edici belgelerin yokluğunda yargılama giderleri için herhangi bir meblağ
ödenmesine gerek olmadığını belirtmektedir.
AĐHM’nin yerleꢀik içtihadına göre bir baꢀvuran gerçekliğini, gerekliliğini kanıtladığı makul
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. Bu baꢀvuruda baꢀvuranların öne sürmüꢀ oldukları
taleplerini destekleyici bir belgenin yokluğunda ve sözü edilen kıstaslar ıꢀığında AĐHM,
yargılama masraf ve giderlerine iliꢀkin bu talebi reddetmektedir (Bkz. Nacaryan ve Deryan-
Türkiye (adil tatmin) kararı no: 19558/02 ve 27904/02, 24 ꢁubat 2009).
D. Gecikme faizi
AĐHM gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına
uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Baꢀvuruların birleꢀtirilmesine ve baꢀvuruların kabuledilebilir olduğuna;
2. Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL’ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet
tarafından;
i. Aziz Kahyaoğlu, Ali Kahyaoğlu ve Mehmet Kahyaoğlu’nun her birine 90.000 (doksan bin)
Euro ödenmesine;
ii. Reꢀit Kahyaoğlu’na 1.060.000 (bir milyon altmıꢀ bin) Euro ödenmesine;
iii. baꢀvuranların her birine 1.500 (bin beꢀ yüz) Euro manevi tazminat ödenmesine;
iv. belirtilen bu miktarların yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutulmasına;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan
fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMĐꢁTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragraflarına uygun olarak 27 Ekim 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
7
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 15.07.2026. · Źródło