5325/02;5353/02;27608/02

WyrokETPCz2007-11-20ECLI:CE:ECHR:2007:1120JUD000532502

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy niewykonanie prawomocnych wyroków sądów krajowych przez władze publiczne narusza prawo do rzetelnego procesu (art. 6 ust. 1 Konwencji) oraz prawo do poszanowania mienia (art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji)?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że prawo do sądu, gwarantowane przez art. 6 ust. 1 Konwencji, byłoby iluzoryczne, gdyby prawomocne orzeczenia sądowe nie były wykonywane, a wykonanie orzeczenia jest integralną częścią 'procesu'. Podkreślono, że brak funduszy nie może stanowić usprawiedliwienia dla władz publicznych w przypadku niewykonania orzeczenia sądowego. Ponadto, niewykonanie prawomocnego orzeczenia sądowego, które przyznaje roszczenie pieniężne, stanowi ingerencję w prawo do poszanowania mienia, chronione przez art. 1 Protokołu nr 1, ponieważ zasądzone roszczenie jest traktowane jako 'mienie'.
Stan faktyczny
Skarżący, byli pracownicy gminy Diyarbakır Sur, zostali zwolnieni w maju 1999 roku. W listopadzie 1999 roku sądy pracy w Diyarbakır orzekły na ich korzyść, zasądzając zaległe wynagrodzenia, odprawy i inne świadczenia wraz z odsetkami. Wyroki uprawomocniły się 19 listopada 1999 roku. Pomimo wszczęcia postępowania egzekucyjnego i interwencji u władz, gmina nie dokonała pełnej zapłaty, powołując się na brak funduszy. Część skarżących zawarła ugody z gminą, inni otrzymali częściowe wpłaty na konto komornicze, ale bez odsetek i kosztów sądowych.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: połączył skargi; uznał skargę nr 5353/02 w części dotyczącej Ali Rizy Babayiğita za częściowo niedopuszczalną; uznał skargę pozostałych skarżących na podstawie art. 6 ust. 1 za dopuszczalną; uznał skargę Hasana Aygüna, Sabri Bahşiego, Remzi Demirela, Hatipa Bozyıla, Mehmeta Ali Böleka, Hamita Girişena i Şabana Göndera na podstawie art. 1 Protokołu nr 1 za dopuszczalną, a w części dotyczącej pozostałych skarżących za niedopuszczalną; stwierdził naruszenie art. 1 Protokołu nr 1 w odniesieniu do Hasana Aygüna, Sabri Bahşiego, Remzi Demirela, Hatipa Bozyıla, Mehmeta Ali Böleka, Hamita Girişena i Şabana Göndera; stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji w odniesieniu do wszystkich skarżących z wyjątkiem Ali Rizy Babayiğita; zasądził odszkodowanie za szkody niemajątkowe dla większości skarżących; nakazał państwu pozwanemu wypłatę zaległych kwot z odsetkami dla Hasana Aygüna, Sabri Bahşiego, Remzi Demirela, Hatipa Bozyıla, Mehmeta Ali Böleka, Hamita Girişena i Şabana Göndera; oddalił pozostałe żądania słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYİ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   İKİNCİ DAİRE   AYGÜN VE DİĞERLERİ/TÜRKİYE   (Başvuru no. 5325/02, 5353/02 ve 27608/02)   KARAR   STRAZBURG   Kasım 2007   İşbu karar AİHS’nin 44/2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli   düzeltmelere tabi olabilir.   __________________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Haklan Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme'yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın   adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri   Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı'na atıfta bulunmak suretiyle ticari   olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   İsimleri mevcut karar ekinde bulunan başvuranların, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine   Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS)   insan hakları ve temel özgürlükleri güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu   (5325/02, 5353/02 ve 27608/02) numaralı üç başvuru sonucu bu dava görülmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOŞULLARI   senesi Mayıs ayında başvuranlar, çalıştırıldıkları Diyarbakır Sur Belediyesi   tarafından işten çıkarılmıştır.   Başvuranların her biri ödenmemiş maaşı, işten çıkarma ve kıdem tazminatı ve diğer   maddi hakları talep ederek Diyarbakır İş Mahkemesi’nde dava açmıştır.   senesi Kasım ayında mahkeme, belediyenin 1999 senesi Haziran ayından   itibaren işlemeye başlayan faiz ile birlikte masrafları da kapsayacak şekilde başvuranlara Türk   Lirası olarak belirli meblağları ödemesine karar vermiştir.   İtiraz edilmemesi nedeniyle kararlar, 19 Kasım 1999’da kesinleşmiştir.   İlerleyen aylarda başvuranlar, gerekli meblağları almak için icra takibi başlatmışlardır.   Çabalarının sonuçsuz kalması üzerine Diyarbakır Valiliği’nden mahkeme kararlarının icrasını   kolaylaştırmak için müdahale etmesini istemişlerdir. Valilik, başvuranlara belediyeden   başvuranların zararlarını tazmin etmesini talep ettiğini bildirmiştir. Ancak, fon yetersizliği   nedeniyle belediye, hiçbir ödeme yapmamıştır.   Belirsiz bir günde Hatip Bozyıl, 724 Yeni Türk Lirası almış ve belirtilen tarihlerde   aşağıda kaydedilen başvuranlar ve belediye arasında dostane çözüm anlaşmaları yapılmıştır:   – 6 Şubat 2002’de Ramazan Fidancan;   – 11 Nisan 2002’de Muhyettin Babayiğit;   – 27 Ekim 2004’te Ali Rıza Babayiğit;   – 21 Mayıs 2002’de Talat Tunç;   – 30 Aralık 2003’te Hüseyin ve Mehmet Şirin Kamik; ve   – 13 Mayıs 2005’te Fahri Açan.   Diğer başvuranlara ilişkin bir anlaşma yapılmamıştır. Ancak belediye, yerel icra   bürosundaki ilgili hesaba belirli kısmi meblağları yatırmıştır. Bu meblağlar başvuranlara daha   sonra ödenmiştir.   HUKUK   Olaylara ve hukuka ilişkin olarak benzerlikleri gözönüne alındığında AİHM,   başvuruları birleştirmeyi uygun görmektedir.   I. BAŞVURANLARIN MAĞDUR STATÜSÜ   Hükümet, başvuruların yapılmasını ardından belediyenin, başvuranları kendilerine   ödenmemiş olan meblağları almak üzere davet etmiştir. Sonuç olarak, başvuranlardan altısı   belediye ile dostane çözüm anlaşmaları yapmıştır. Başvuranların kalan kısmı teklifi reddettiği   halde, icra bürosu hesabında adlarına para yatırılmıştır. Bu nedenle Hükümet, AİHM’den   başvuruların kayıttan düşürülmesini istemiştir.   Başvuranlar, mali zayıflıkları nedeni ile belirli anlaşmaların yapılması gerektiğini ve   ödenen meblağların yalnızca kısmi ödemeleri teşkil ettiğini ileri sürmüştür.   AİHM mevcut başvuruyu Çiçek ve Öztemel ve Diğerleri kararında ortaya konan   ilkeler ışığında inceleyecektir.   AİHM, belediyenin Ramazan Fidancan, Muhyettin Babayiğit, Ali Rıza Babayiğit,   Talat Tunç, Hüseyin Kamik, Mehmet Şirin Kamik ve Fahri Açan ile ödeme protokolleri   imzaladığını gözlemlemektedir.   Protokoller, başvuranların toplam meblağın belirli kısmının ödenmesine karşı   yargılama masrafları ve avukat ücretleri de dahil olmak üzere iç tazminat taleplerinden,   haklarından ve diğer alacaklarından vazgeçtiklerini taahhüt etmektedir. Ayrıca Ali Rıza   Babayiğit, AİHM önündeki başvurusu ile ilgili olarak olası hak ve taleplerinden vazgeçmiştir.   Sonuç olarak, AİHM imzalamış olduğu tam ödeme sözleşmesi hükümleri gözönüne   alındığında Ali Rıza Babayiğit’in bundan böyle AİHS ihlalinden mağdur olduğunun kabul   edilemeyeceği sonucuna varmaktadır. 5353/02 nolu başvuru dayanaktan yoksundur ve Ali   Rıza Babayiğit tarafından sunulduğu şekliyle AİHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları   uyarınca reddedilmelidir.   Fahri Açan, Mehmet Şirin Kamik, Hüseyin Kamik, Ramazan Fidancan, Talat Tunç ve   Muhyettin Babayiğit’e ilişkin olarak AİHM, mağdur statülerinin, yaptıkları anlaşmalarca   yalnızca kısmen ortadan kalktığı kanısındadır. Ödemeler, yalnızca 1 No.lu Protokol’ün 1.   maddesi bağlamındaki taleplerini kapsamaktadır. Bu nedenle, AİHS’nin 6/1. maddesi   bağlamındaki şikayetler halen esasa ilişkin ayrı bir inceleme yapılmasını gerektirmektedir.   Son olarak başvuranların kalan kısmı için icra bürosu hesabına yatırılan meblağa   ilişkin AİHM, sözkonusu meblağın iş mahkemesi kararlarınca ödenecek toplam tazminat   miktarını karşılamadığını gözlemlemektedir. Meblağ, başvuranlara faiz veya tazmin   edilmesine karar verilen yargılama masrafları olmaksızın, sadece ödenmesi gereken orijinal   borçları içermektedir. Bu nedenle, işçi alacaklarının geç ödemesini düzenleyen iç mevzuat   uyarınca başvuranlara ödenecek gerçek miktar eksik kalmaktadır. Dolayısıyla AİHM, Hasan   Aygün, Sabri Bahşi, Remzi Demirel, Hatip Bozyıl, Mehmet Ali Bölek, Hamit Girişen ve   Şaban Gönder’in halen AİHS’nin 6/1. maddesinin ve 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin   ihlalinden mağdur olduklarını ileri sürebilecekleri kanısındadır.   II. 1 NOLU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI   Başvuranlar yetkili makamların ilamlı borçları ödememesinin, mal ve mülk   dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme haklarını ihlal ettiği hususunda şikayette   bulunmaktadır. Şikayetlerini, 1 No.lu Protokol’ün ilgili kısmı aşağıda kaydedilen 1.   maddesine dayandırmışlardır:   “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır.   Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun   genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.”   Önceki paragraflarda açıklanan nedenlerden dolayı AİHM, yalnızca Hasan Aygün,   Sabri Bahşi, Remzi Demirel, Hatip Bozyıl, Mehmet Ali Bölek, Hamit Girişen ve Şaban   Gönder’in şikayetlerinin incelenmesine karar vermiştir.   A. Kabuledilebilirlik   Başvuranların bundan böyle mağdur olduklarının kabul edilemeyeceğine ilişkin   görüşlerine ek olarak Hükümet, davaların kabuledilebilirliği hususunda aşağıda kaydedilen   itirazlarda bulunmuştur.   Öncelikle Hükümet, başvuranların iç hukuk yollarını tüketmemiş olduklarını ileri   sürmüştür. İlamlı borçları ödenmeyen başvuranlar için Türk hukuku uyarınca mevcut bir dizi   seçenek bulunduğunu belirtmiştir. Kararlara uymaması nedeniyle belediye aleyhinde cezai   takibat başlatabilir, ihtiyati tedbir kararı gibi geçici hak arama yollarına başvurabilir veya   gelecekte herhangi bir tarihte icra takibini devam ettirmelerini sağlayacak bir acizlik vesikası   için başvuruda bulunabilirlerdi. Ayrıca Hükümet başvuranlardan bazılarının icra takibi   başlatmamış olduklarını belirtmiştir.   İkinci olarak Hükümet, belediyenin ödenmesine karar verilen tazminatları   ödeyememesine rağmen iş mahkemesinin kararlarının geçerliliğini koruması nedeniyle 1   No.lu Protokol’ün 1. maddesi bağlamındaki taleplerin dayanaktan yoksun olduğunu ileri   sürmüştür. Dolayısıyla Hükümet, başvuranların herhangi bir haktan mahrum bırakıldıklarının   kabul edilemeyeceğini iddia etmiştir.   AİHM Çiçek ve Öztemel ve Diğerleri davasında benzeri ön itirazları reddetmiş   olduğunu gözlemlemektedir. Mevcut başvurularda aksi bir tutum sergilemek için neden   görmediği için Hükümet’in itirazlarını reddetmektedir.   AİHM başvuranların, yukarıda kaydedilen 24. paragrafta belirtilen mülke ilişkin   şikayetlerinin, esasa ilişkin incelenmesi gerektiği ve başka hiçbir açıdan da   kabuledilmezliğine ilişkin bulgu olmadığı sonucuna varmaktadır.   B. Esas   AİHM, yeterli ölçüde dava edilebilir olduğunun tespit edilmesi halinde, bir   “alacağın”, 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca “mal ve mülk” addedilebileceğini   hatırlatmaktadır . olduğunun   Diyarbakır İş Mahkemesi’nin Kasım 1999 tarihli kararları yukarıda adıgeçen   başvuranlara yalnızca Devlet’ten yardım alma hakkını sağlamamış, icra talebinde bulunma   hakkı da tanımıştır. İtiraz edilmemesi nedeniyle kararlar kesinleşmiş ve icra takibi   başlatılmıştır., Verilen kararların başvuranların lehlerinde yürürlüğe konmasının imkansız   kılınması, 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ilk paragrafının ilk cümlesinde belirtilen mal ve   mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme haklarına müdahale teşkil etmiştir.   İş mahkemesinin kararlarına uymayan yerel makamlar, başvuranların hakları olan   parayı almalarını engellemişlerdir. Hükümet, sözkonusu müdahale için ikna edici bir   açıklamada bulunmamıştır. AİHM, fon eksikliğinin bu tür bir ihmali haklı gösteremeyeceği   kanısındadır. Hasan Aygün, Sabri Bahşi, Remzi Demirel, Hatip Bozyıl, Mehmet Ali Bölek,   Hamit Girişen ve Şaban Gönder isimli başvuranlar hususunda 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi   ihlal edilmiştir.   III. AİHS’NİN 6/1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI   Başvuranlar aynı zamanda yetkili makamların, uzunca bir süre iş mahkemesi   kararlarına uymamasının, AİHS’nin ilgili kısmı aşağıda kaydedilen 6. maddesindeki “makul   süre” gereğini ihlal ettiği hususunda şikayette bulunmuştur:   “Herkes ... medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili ... karar verecek olan ... bir mahkeme tarafından   davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına   sahiptir.”   A. Kabuledilebilirlik   AİHM, AİHS’nin 35. maddesi çerçevesinde şikayetin açıkca dayanaktan yoksun   olmadığını belirtmektedir. Ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilmezlik unsuru   bulunmadığını kaydetmektedir. Bu nedenle, Ali Rıza Babayiğit hariç tüm başvuranlar   hususunda kabuledilebilir olduğuna karar verilmelidir.   B. Esas   AİHM, 6/1. maddenin herkese bir mahkeme önünde medeni hak ve yükümlülüklerine   ilişkin taleplerini sunma hakkını temin ettiğini hatırlatmaktadır. Bu şekilde mahkemeye erişim   hakkı,bir başka ifadeyle medeni hukuk konularında mahkemeler önünde dava açma hakkın,   erişim hakkının bir boyutunu oluşturmaktadır. Ancak, verilen nihai, bağlayıcı bir yargı   kararının, taraflardan birinin zararına yol açacak şekilde geçersiz kalmasına Sözleşmeci   Devlet’in yerel hukuk sisteminin izin vermesi durumunda sözkonusu hak gerçekçi   olmayacaktır. 6/1. maddenin, , davacı taraflara sağlanan usuli teminatları –adil, açık ve hızlı   işlemleri –detaylı bir şekilde tanımlaması gerektiği kabul edilemez,. 6. maddenin yargı   kararlarının uygulanmasını koruma altına almaksızın , yalnızca mahkemeye erişim ve davanın   adil şekilde görülmesi aşamalarında gözönünde alındığı şeklinde yorumlanması durumunda,   Sözleşmeci Devletler’in AİHS’yi onayladıklarında riayet etmek yükümlülüğünü üstlendikleri   hukukun üstünlüğü ilkesine uygun olmayan durumların ortaya çıkması muhtemeldir. Bu   nedenle herhangi bir mahkeme tarafından verilen kararın uygulanması, 6. madde   bağlamındaki “duruşmanın” tamamlayıcı kısmı olarak kabul edilmelidir.   Bir Devlet makamı, ilamlı borcun ödenmeme sebebi olarak fon eksikliğini   gösteremez. Kararın uygulanmasındaki gecikme, belirli koşullar altında mazur görülebildiği   halde, AİHS’nin 6/1. maddesince korunan bir hakkın esasının ihlal edilmesi mazur   görülemez. Söz konusu davalarda başvuranların, Diyarbakır Sur Belediyesi’nin yaşadığı iddia   edilen maddi zorluklar gerekçe gösterilerek davanın başarıyla sonuçlanmasından   faydalanmaları engellenmemeliydi.   AİHM, Diyarbakır İş Mahkemesi’nin 1999 senesi Kasım ayı tarihli kararlarının,   tamamen ya da kısmen uygulanmadan kaldığını belirtmektedir (Ali Rıza Babayigit durumu   hariç).   Bu kanaatler ışığında AİHM, mevcut davalardaki nihai kararlara uyulması için gerekli   tedbirleri uzun yıllar boyu almayan yetkili makamların, 6/1. madde hükümlerini yararlı   etkilere sahip olmalarını engellediklerini tespit etmektedir.   Dolayısıyla AİHS’nin 6/1. maddesi tüm başvuranlar hususunda ihlal edilmiştir, (Ali   Rıza Babayigit durumu hariç).   IV. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI   Sözleşme’nin 41. maddesine göre:   “Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci   Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete   uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   Başvuranlar uğradıkları maddi zarar için kendilerine vaktinde ödenmesi ve tasarruf   hesaplarında birikmesi halinde ilamlı borçların ulaşacağı meblağa eşit olduğunu düşündükleri   çeşitli miktarlar talep etmiştir. Uğradıkları manevi zarar için de her biri 3,000 Euro tazminat   talep etmiştir.   Hükümet hayali hesaplamalara dayandığını iddia ettiği taleplere itiraz etmiştir. Ayrıca   Mahkeme mevcut davalarda ihlal tespitinde bulunsaydı, bunun başvuranların uğradıklarını   iddia ettikleri manevi zarar için yeterli tazmini teşkil edeceğini belirtmiştir.   AİHM 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği tespitine uygun olarak Hasan   Aygün, Sabri Bahşi, Remzi Demirel, Hatip Bozyıl, Mehmet Ali Bölek, Hamit Girişen ve   Şaban Gönder’in maddi tazminat almaya hakları bulunduğu sonucuna varmıştır.   Başvuranların, Mahkeme kararlarında ödenmesine karar verilen tazminatların ödenmemesine   ilişkin şikayetlerini gözönüne alan AİHM, Hükümet’in personel taleplerinin geç ödenmesi   hususunda uygulanacak yerel hukuk uyarınca ortaya çıkan faizlerle birlikte ödenmemiş ilamlı   borçları ödemesinin, başvuranların maddi tazminat taleplerini karşılayacağı kanısındadır.   Söz konusu kararların icra edilmediği önemli süreç dolayısıyla AİHS’nin 6/1.   maddesinin ihlal edildiği tespitini gözönüne alan AİHM başvuranın uğradığı zararın, yalnızca   ihlal bulgusu ile yeterli derecede tazmin edilemeyeceği kanısındadır. Dava koşullarını ve   içtihadını gözönüne alan AİHM, manevi zarar için başvuranlara (Ali Rıza Babayiğit hariç)   aşağıda kaydedilen meblağların ödenmesine karar vermiştir:   - - - - - - - Ramazan Fidancan için 1320 Euro;   Muhyettin Babayiğit için 1320 Euro;   Talat Tunç için 1440 Euro;   Hüseyin Kamik için 2400 Euro;   Mehmet Şirin Kamik için 2400 Euro;   Fahri Açan için 3000 Euro; ve   Hasan Aygün, Sabri Bahşi, Remzi Demirel, Hatip Bozyıl, Mehmet Ali Bölek,   Hamit Girişen ve Şaban Gönder isimli başvuranların herbiri için 3000 Euro.   , B. Yargılama masraf ve giderleri   Başvuranların herbiri, yerel makamlar ve AİHM önünde görülen davalar sırasında   yaptıkları masraf ve giderler için 1.101 Euro talep etmiştir.   Hükümet, başvuranların taleplerinin bütünüyle dayanaktan yoksun olduğunu ileri   sürmüştür.   AİHM’nin yerleşik içtihadına göre gerçekten ancak gerekli oldukları için   yapıldıklarının ve miktarının makul olduğunu tespit edilmesi halinde, 41. madde uyarınca   yargılama masraf ve giderlerinin tazmin edilmesine karar verilmektedir. AİHM başvuranların   bu başlık altında iddialarını destekleyecek yazılı bir delil sunmadıklarını gözlemlemektedir.   Bu nedenle sözkonusu talebi reddetmektedir.   C. Gecikme Faizi   Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana   yüzde üç puanlık bir artış eklenerek belirlenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYANARAK, AİHM OYBİRLİĞİ İLE   1. Başvuruları birleştirmeye;   2. Ali Rıza Babayiğit’e ilişkin kısmıyla 5353/02 nolu başvurunun kısmen kabuledilmez   olduğuna;   3. AİHS’nin 6/1. maddesi uyarınca diğer başvuranlar tarafından şikayetin kabuledilebilir   olduğuna;   4. Hasan Aygün, Sabri Bahşi, Remzi Demirel, Hatip Bozyıl, Mehmet Ali Bölek, Hamit   Girişen ve Şaban Gönder tarafından 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca sunulan   şikayetin kabuledilebilir ve sözkonusu şikayetin, diğer başvuranlara ilişkin kısmının   kabuledilmez olduğuna;   5. Başvuranlar Hasan Aygün, Sabri Bahşi, Remzi Demirel, Hatip Bozyıl, Mehmet Ali Bölek,   Hamit Girişen ve Şaban Gönder’e ilişkin olarak 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal   edildiğine;   6. Ali Rıza Babayiğit hariç tüm başvuranlar hususunda AİHS’nin 6/1. maddesinin ihlal   edildiğine;   7. (a) AİHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç   ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere   Savunmacı Devlet tarafından Hasan Aygün, Sabri Bahşi, Remzi Demirel, Hatip Bozyıl,   Mehmet Ali Bölek, Hamit Girişen ve Şaban Gönder’e halen kendilerine ödenmemiş olan   ilamlı borçlara ilişkin meblağın ve iç hukuk uyarınca uygulanacak yasal faizin ödenmesi   gerektiğine;   (b) Sorumlu Hükümet’in, aşağıda kaydedilen başvuranlara ödeme gününde uygulanacak faiz   oranı üzerinden yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere belirtilen meblağları ödemesi   gerektiğine:   (i) Ramazan Fidancan için 1,320 Euro (bin üç yüz yirmi Euro);   Muhyettin Babayiğit için1,320 Euro (bin üç yüz yirmi Euro);   Talat Tunç için 1,440 Euro (bin dört yüz kırk Euro);   Hüseyin Kamik için 2,400 Euro (iki bin dört yüz Euro);   Şirin Kamik için 2,400 Euro (iki bin dört yüz Euro);   Fahri Açan için 3,000 Euro (üç bin Euro); ve   Hasan Aygün, Sabri Bahşi, Remzi Demirel, Hatip Bozyıl, Mehmet Ali Bölek, Hamit   Girişen ve Şaban Gönder isimli başvuranların herbiri için 3,000 Euro (üç bin Euro);   (ii) Yukarıda kaydedilen meblağlara uygulanabilecek her tür vergi;   (c) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez   Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda faiz   uygulanmasına,   8. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermiştir.   İşbu karar, İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve   3. paragrafları gereğince 20 Kasım 2007 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.   F. ELENS-PASSOS   Katip Yardımcısı   F. TULKENS   Başkan

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 19.07.2026. · Źródło