53546/99

WyrokETPCz2007-11-20ECLI:CE:ECHR:2007:1120JUD005354699

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania karnego, trwającego ponad osiem lat i siedem miesięcy, naruszyła prawo skarżącego do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie, zgodnie z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji, ponieważ postępowanie karne przeciwko skarżącemu, rozpoczęte w marcu 1999 roku, nadal toczyło się przed sądem pierwszej instancji w momencie wydania wyroku w listopadzie 2007 roku, co oznaczało okres ponad ośmiu lat i siedmiu miesięcy. Trybunał uznał ten czas za nadmierny i niezgodny z wymogiem „rozsądnego terminu”, odwołując się do swojego utrwalonego orzecznictwa w podobnych sprawach. Brak było uzasadnienia dla tak długiego trwania postępowania.
Stan faktyczny
Skarżący, Hasan Döner, został zatrzymany 7 marca 1999 roku podczas demonstracji, w trakcie której rzekomo rzucano koktajle Mołotowa. Twierdził, że był bity przez grupę osób, która ukradła mu portfel, a następnie przez policję podczas zatrzymania i w areszcie. Badania lekarskie wykazały obrażenia, ale ich pochodzenie było sporne. Skarżący został oskarżony o rzucanie koktajli Mołotowa i przebywał w areszcie tymczasowym przez jedenaście miesięcy. Postępowanie karne, pomimo wielokrotnych zmian właściwości sądów i opóźnień w przesłuchiwaniu świadków, nadal toczyło się przed sądem pierwszej instancji w momencie wydania wyroku przez ETPCz.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę dotyczącą przewlekłości postępowania za dopuszczalną, a pozostałą część skargi za niedopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Zasądził na rzecz skarżącego kwotę 5 000 euro tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe. 4. Oddalił pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYİ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   HASAN DÖNER – TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 53546/99)   KARAR   STRAZBURG   Kasım 2007   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 53546/99 no’lu davanın nedeni, T.C.   vatandaꢀı Hasan Döner’in (baꢀvuran), Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne, 16 Eylül 1999   tarihinde Đnsan Haklarını ve Temel Hakları Korumaya Dair Sözleꢀme’nin (“Sözleꢀme”) 34.   Maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Đstanbul Barosu   avukatlarından Y. Arslan tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢁULLARI   Baꢀvuran 1975 doğumludur ve Đstanbul’da ikamet etmektedir.   A. Baꢀvuranın gözaltına alınması ve kötü muameleye tabi tutulduğu iddiasına   iliꢀkin tıbbi belgeler   Mart 1999 tarihinde, yaklaꢀık 150–200 kiꢀi, Maraꢀal Çakmak caddesinde gösteri   yapmıꢀtır. Baꢀvuran dahil 45 kiꢀi yakalanmıꢀ ve gözaltına alınmıꢀtır.   Đki polis memuru tarafından hazırlanan ve baꢀvuran tarafından imzalanan yakalama   tutanağına göre, polis memurları, bir binaya Molotof kokteyli atıldığına dair bilgi almıꢀlardır.   Polis olay yerine geldiğinde, ateꢀin söndürülmüꢀ olduğunu görmüꢀtür. Bölge sakinleri,   Karaoğlan caddesine doğru iki ꢀüphelinin kovalandığını polis memurlarına bildirmiꢀtir. Polis,   birkaç apartman ileride, baꢀvuranın bir grup tarafından yerde dövüldüğünü görmüꢀtür.   Aynı gün Yenibosna polis karakolunda hazırlanan tespit tutanağına göre, baꢀvuran bir   kalabalık tarafından linç edilirken yakalanmıꢀtır. Bu tutanakta iki polis memurunun,   baꢀvuranın ve M.A. isimli baꢀka bir kiꢀinin imzası bulunmaktadır. Diğer dört kiꢀinin ismi   imzasız olarak tutanakta yer almaktadır.   Baꢀvuran, kendisini sorgulamak isteyen polis memurlarına ifade vermeyi reddetmiꢀtir.   Baꢀvuranın avukatı bu sırada yanında bulunmaktadır.   Baꢀvuran, yakalanması sırasında ve gözaltında bulunduğu süre boyunca kötü muamele   gördüğünü iddia etmiꢀtir. Baꢀvuran, AĐHS’ye yazmıꢀ olduğu 10 Kasım 1999 tarihli mektupta,   parasını çalan, kendisini döven ve kötü muamelede bulunan bir grup tarafından tutulduğunu,   daha sonra ise gözaltındayken kendisine yine kötü muamelede bulunan polis memurları   tarafından yakalandığını ifade etmiꢀtir.   Baꢀvuran, 7 Mart 1999 tarihinde akꢀam 9.30 sularında, Devlet Hastanesi’nde bir   doktor tarafından muayene edilmiꢀtir. Doktor, baꢀvuranın sol dirseğinde 2x1 cm, sağ kolunda   cm boyutlarında birer sıyrık ve sağ dizinde 1 cm boyutunda iki sıyrık olduğunu   kaydetmiꢀtir. Doktor, ayrıca, baꢀvuranın sağ omuz kemiğinin üstünde 5x10 boyutunda iki   ekimoz ve iki omuz kemiği arasında çok sayıda sıyrık ve ekimoz olduğunu belirtmiꢀtir.   Baꢀvuran, 8 Mart 1999 tarihinde, baꢀvuranın dövülmekten ve kendisine   küfredilmesinden ꢀikayet ettiğinden bahseden Bakırköy Adli Tıp ꢁube Müdürlüğü’nden bir   doktor tarafından muayene edilmiꢀtir. Doktor, baꢀvuranın sağ omuz kemiğinin üzerinde   22x20 cm.lik bir alanda küçük kırmızı noktaları olan yeni oluꢀmuꢀ bir ekimoz, baꢀında 2-3   cm büyüklüğünde bir ꢀiꢀlik, ve sağ dizinin altında 2x3 cm boyutunda kanlı bir sıyrık   olduğunu kaydetmiꢀtir. Ayrıca, baꢀvuranın sağ dirseğinin sıyrık bulunan bölgesinde 3x5   büyüklüğünde bir ödem ve sol kolunun sıyrık bulunan bölgesinde 2x4 cm büyüklüğünde yeni   oluꢀmuꢀ bir ekimoz saptamıꢀtır. Son olarak, doktor 7 ve 8 Mart 1999 tarihli tıbbi raporlara   dayanarak, baꢀvuranın yaralanmalardan dolayı yedi gün boyunca iꢀ göremeyeceği sonucuna   varmıꢀtır.   B. Baꢀvuran aleyhinde yürütülen cezai takibat   Mart 1999 tarihinde, baꢀvuran Bakırköy Sulh Ceza Mahkemesi huzuruna çıkmıꢀ ve   aleyhindeki suçlamaları reddetmiꢀtir. Baꢀvuran, özellikle linç giriꢀiminden mağdur olduğunu   inkar etmiꢀ ve ꢀüpheli görünen kiꢀilerin cüzdanını çaldığını iddia etmiꢀtir. Baꢀvuranın avukatı   duruꢀmaya gelmiꢀtir. Mahkeme, baꢀvuranın tutuklu yargılanmasına karar vermiꢀtir.   Baꢀvuran, mahkemenin tutuklanması yönündeki kararına itiraz etmiꢀ ve Bakırköy   Ağır Ceza Mahkemesi’ne yazmıꢀ olduğu dilekçede, diğerlerinin yanı sıra, cüzdanını çalan   birkaç kiꢀi tarafından yakalandığını ifade etmiꢀtir. Kız kardeꢀinin evine giderken rast geldiği   bir gösteri sırasında polise teslim edilmiꢀtir. Baꢀvuran, ayrıca polisin doğrudan müdahalesinin   olmadığını belirtmiꢀtir. 15 Mart 1999 tarihinde, suçun niteliği ve dava dosyasının içeriği   gözönünde bulundurularak, baꢀvuranın itirazı mahkeme tarafından reddedilmiꢀtir.   Bu arada, 9 Mart 1999 tarihinde, Bakırköy Cumhuriyet Savcısı, baꢀvuranı Molotof   kokteyli atmakla suçlayan bir ithamname vermiꢀtir. Baꢀvuranın mahkum edilmesini ve Ceza   Kanunu’nun 264. maddesi uyarınca cezalandırılmasını talep etmiꢀtir.   Mart 1999 tarihinde, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi, ratione materiae yetkisinin   olmadığını ileri sürerek davayı Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne göndermiꢀtir.   Mahkeme, ayrıca, baꢀvuranın tutuklu yargılanma süresini uzatmaya karar vermiꢀtir.   Nisan 1999 tarihinde, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, baꢀvuranın duruꢀmaya   kadar tutukluluğunun devam etmesine karar vermiꢀtir.   Baꢀvuran, 20 Mayıs 1999 tarihinde, bir yanlıꢀlık olduğu gerekçesiyle tutuksuz   yargılanmak için Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne baꢀvurmuꢀtur. Baꢀvuran,   dilekçesinde, yeğeni için hediye almak üzere alıꢀveriꢀ yaptığı sırada rast geldiği bir gösteri   sırasında cüzdanını çalan kiꢀilerce yakalandığını hatırlatmıꢀtır. Baꢀvuran, linç giriꢀiminin   sözkonusu olmadığını ifade etmiꢀtir. Mahkeme, 30 Haziran 1999 tarihinde, suçun niteliği,   kanıtların durumu ve baꢀvuranın mahkeme tarafından dinlenmiꢀ olması nedeniyle tutuklu   yargılanma sürecinin devam etmesini öngörmüꢀtür.   Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, 12 Temmuz 1999 tarihinde, baꢀvuranın itham   edildiği eylemin yasadıꢀı bir örgütle herhangi bir bağı bulunmadığını kaydederek, ratione   materiae yetkisinin olmadığı sonucuna varmıꢀtır. Mahkeme, ayrıca, baꢀvuranın tutuklu   yargılanma sürecinin devam etmesine karar vermiꢀtir. Dava, yetkili mahkeme konusunda   karar vermesi için Yargıtay’a gönderilmiꢀtir.   Ağustos 1999 tarihinde, Yargıtay, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi’nin davaya   bakma yetkisi olduğuna karar vermiꢀ ve davayı bu mahkemeye iade etmiꢀtir.   Eylül 1999 tarihinde, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi huzurunda cezai takibat   baꢀlatılmıꢀtır. Mahkeme, baꢀvuranın tutuklu yargılanma süresini uzatmıꢀtır.   Ekim 1999 tarihinde, mahkeme, yakalama protokolünü hazırlayan polis memurları   H.Ü., M.D. ve I.Ö’ye ifade vermeleri için celpname çıkarmıꢀtır.   Aralık 1999 tarihinde yapılan duruꢀmada, baꢀvuran, olayın gerçekleꢀtiği gün kız   kardeꢀinin evine giderken yanından bir kiꢀinin koꢀtuğunu, daha sonra birisinin kolunu   büktüğünü, kendisini bir arabaya yasladığını ve cüzdanını çaldığını ifade etmiꢀtir. Daha sonra   bu kiꢀilerin polisi aradığını ve kendisinin yakalandığını belirtmiꢀtir. Baꢀvuran, polis   karakolunda dövüldüğünü ve polis memurları tarafından hazırlanan tutanakların doğru   olmadığını ifade etmiꢀtir.   Mahkeme, 9 ꢁubat 2000 tarihinde, baꢀvuranın bazı vatandaꢀlar tarafından   yakalandığını, kötü bir ꢀekilde dövüldüğünü ve polise teslim edildiğini ifade eden polis   memurlarından birini, M.D.’yi, dinlemiꢀtir. M.D., baꢀvuranı yakalayan kiꢀilerden hiçbirinin   tanıklık etmeyi kabul etmemesi nedeniyle, polisin yakalama tutanağına bu kiꢀilerin imzasını   alamadığını ifade etmiꢀtir. Baꢀvuran, kendisine karꢀı linç giriꢀiminde bulunulmadığını ifade   ederek M.D.’nin tanıklığını reddetmiꢀtir. Baꢀvuran, arabanın içinde polis memurlarının sırtına   vurduğunu belirtmiꢀtir. Aynı gün, mahkeme, baꢀvuranın tutuksuz yargılanmak üzere serbest   bırakılmasına karar vermiꢀtir.   Nisan 2000 ile 30 Ekim 2002 tarihleri arasında, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi altı   duruꢀma yapmıꢀ ve ifade vermeleri için H.A. ile polis memurları H.Ü. ile I.Ö’yü celp etmiꢀtir.   Mahkeme, 30 Ekim 2002 tarihinde, bulunamadığı gerekçesiyle, tanıklardan biri olan   H.A.’yı dinleme teklifinden vazgeçmiꢀtir.   Mahkeme, 19 Aralık 2003 tarihinde, olayı hatırlamadığını ancak sözkonusu zamanda   hazırlanan tutanağın doğru bilgi içerdiğini ifade eden polis memuru I.Ö.’yü dinlemiꢀtir.   Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi, 19 Aralık 2003 ile 2 ꢁubat 2005 tarihleri arasında,   tanıklardan biri olan H.Ü.’nün sürekli olarak duruꢀmalara katılmaması nedeniyle, tamamı   ertelenen birçok duruꢀma günü tespit etmiꢀtir.   Baꢀvuran, 28 Haziran 2007 tarihli bir mektupla, davasının hala Bakırköy Ağır Ceza   Mahkemesi önünde beklemede olduğunu AĐHM’ye bildirmiꢀtir.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran, herhangi bir ayrıntıya girmeden, gözaltındayken kötü muameleye tabi   tutulduğu konusunda ꢀikayetçi olmuꢀtur. Baꢀvuran, ꢀikayetini AĐHS’nin 3. maddesine   dayandırmıꢀtır.   A. Tarafların ifadeleri   Hükümet, baꢀvuranın iddialarına itiraz etmiꢀtir. Özellikle de baꢀvuranın kötü muamele   iddiasına iliꢀkin ayrıntıları anlatmadığını ve tıbbi raporda kaydedilen yaraların baꢀvuranın bir   grup insan tarafından dövülmesi sonucu oluꢀtuğunu ileri sürmüꢀtür.   Baꢀvuran, konuyla ilgili tıbbi raporlarda görüldüğü gibi, tutukluluğu ve gözaltında   bulunduğu süre boyunca kötü muameleye tabi tutulduğunu ileri sürmüꢀtür. Baꢀvuran,   polislerin adli takibat yapılmasını önlemek için linç hikayesini uydurduğunu iddia etmiꢀtir.   Ayrıca, polis memurları nadiren kötü muameleden dolayı kovuꢀturulduğu için, resmi ꢀikayette   bulunmasının önüne geçildiğini ileri sürmüꢀtür.   B. AĐHM’nin değerlendirmesi   AĐHM, kötü muamele iddialarının uygun kanıtlarla desteklenmesi gerektiğini   hatırlatmaktadır (bkz, özellikle, Tanrıkulu ve Diğerleri / Türkiye, no. 45907/99, 22 Ekim   2002). AĐHM, bu tür kanıtları değerlendirirken genellikle “makul ꢀüphenin ötesinde”   standardını uygulamaktadır. Ancak, böyle bir kanıt yeterince güçlü, açık ve anlamlı   çıkarımların veya çürütülemeyen benzer karinelerin varlığı ile ortaya konabilir (bkz, Đrlanda /   Đngiltere, 18 Ocak 1978 tarihli karar, A Serisi no. 25, s. 64-65, 161. paragraf in fine).   1. Gözaltındayken kötü muamelede bulunulduğu iddiası   Baꢀvuranın gözaltı süresinin son günü (8 Mart 1999) hazırlanan tıbbi raporda, kötü   muameleye maruz kalma sonucu oluꢀmuꢀ olabilecek çok sayıda yara olduğu kaydedilmiꢀtir.   Baꢀta saptanan küçük bir ꢀiꢀlik ve yaraların biraz daha kötü durumda olması dıꢀında, bu tıbbi   rapor yaraların yeri ve tipi bakımından baꢀvuranın yakalandığı gün (7 Mart 1999) verilen   raporla büyük ölçüde aynıdır. Sonuç olarak, AĐHM, 8 Mart 1999 tarihli tıbbi raporda   kaydedilen belirtilerin baꢀvuranın gözaltında bulunduğu sırada kötü muameleye tabi tutulduğu   yönündeki iddialarını kanıtlamak için yetersiz olduğu görüꢀündedir. Çünkü, baꢀvuran iddia   ettiği kötü muamelenin tipi veya ꢀekliyle ilgili olarak, gözaltı sonrasında hazırlanan ikinci   tıbbi raporda kaydedilen bulguların bu iddiayı doğrulayıp doğrulamadığını değerlendirmesine   olanak vermek için AĐHM’ye hiçbir ayrıntı bildirmemiꢀtir.   Sonuç olarak, baꢀvuranın vermiꢀ olduğu bilgi, AĐHM’nin, makul ꢀüphenin ötesinde,   baꢀvuranın iddia ettiği gibi gözaltındayken kötü muameleye tabi tutulduğu yönünde karar   vermesini sağlayacak kadar kati veya ikna edici değildir.   AĐHM, baꢀvurunun bu kısmının dayanaktan yoksun olduğuna ve AĐHS’nin 35.   maddesinin 3. ve 4. paragrafları gereğince reddedilmesi gerektiğine karar vermiꢀtir.   2. Yakalanma sırasında kötü muamelede bulunulduğu iddiası   AĐHM, özgürlüğünden mahrum bırakılan bir kiꢀiyle ilgili olarak, kiꢀinin kendi   davranıꢀının kesinlikle gerekli kılmadığı durumda ꢀiddete baꢀvurulmasının onur kırıcı bir   davranıꢀ olduğunu ve esas itibariyle 3. maddeye ters düꢀtüğünü hatırlatmaktadır (bkz, Ribitsch   / Avusturya, 4 Aralık 1995 tarihli karar, A Serisi no. 336, s. 26, 38. paragraf, ve Krastanov /   Bulgaristan, no. 50222/99, 53. paragraf, 30 Eylül 2004).   AĐHM, baꢀvuranın yaralarının 7 Mart 1999 tarihli tıbbi raporda kaydedildiği gibi o   tarihte oluꢀtuğuna tarafların itiraz etmediklerini gözlemlemektedir. Ancak, taraflar bu   yaraların aslında nasıl ortaya çıktığı konusunda farklı ꢀeyler anlatmıꢀlardır.   AĐHM, baꢀvuranın hem yerel mahkemeler hem de AĐHM huzurunda vermiꢀ olduğu   çeliꢀkili ifadelerin, iddialarının gerçekliği hakkında ꢀüphe uyandırdığı ve Hükümet’in vermiꢀ   olduğu bilgiyi inanılır kıldığı görüꢀündedir. Bu bakımdan, baꢀvuranın, yerel mahkemeler   huzurunda yalnızca polis memuru M.D.’nin olayları anlatıꢀ ꢀekline itiraz ettiği 9 ꢁubat 2000   tarihinde, yakalanma sırasında kötü muameleye tabi tutulduğundan bahsettiği kaydedilmiꢀtir.   Baꢀvuran, bunun öncesinde, linç giriꢀiminde bulunulduğunu inkar ederken, kendisini   yakalayan polis memurları tarafından güç kullanıldığı konusunda herhangi bir ꢀey   söylememiꢀtir. Yakalandığı gün dahil olmak üzere cezai takibat boyunca baꢀvuranın bir   avukat tarafından temsil edilmesi nedeniyle, AĐHM, atlanan bu kısmın çarpıcı olduğunu   düꢀünmektedir. Baꢀvuran, AĐHM huzurunda, yakalanması sırasında kötü muameleye tabi   tutulduğu iddiasının ayrıntıları konusunda sessiz kalmıꢀtır. AĐHM, ayrıca, baꢀvuranın 10   Kasım 1999 tarihli mektubunda, gözaltındayken polis memurları tarafından kötü muameleye   tabi tutulduğu iddiası öncesinde bir grup insan tarafından dövüldüğünü itiraf ettiğini   gözlemlemektedir.   Yukarıda anlatılanlar gözönünde bulundurulduğunda, dava dosyasındaki kanıtlar,   makul ꢀüphenin ötesinde, tutuklandıktan sonra baꢀvurana karꢀı ꢀiddet uygulandığını   göstermemektedir. Buna göre, baꢀvurunun bu kısmı da dayanaktan yoksun olup AĐHS’nin 35.   maddesinin 3. ve 4. paragrafları gereğince reddedilmelidir.   II. AĐHS’NĐN 5/3 VE 6/2 MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran, gözaltı süresinin çok uzun olduğu ve bunun sonucunda suçsuz varsayılma   hakkının ihlal edildiği konusunda ꢀikayetçi olmuꢀtur. ꢁikayetini 5. ve 6. maddelere   dayandırmıꢀtır.   AĐHM, bu ꢀikayetin yalnızca 5/3 maddesi dikkate alınarak incelenmesi gerektiği   görüꢀündedir.   Hükümet, baꢀvuranın iddialarına itiraz etmiꢀtir.   AĐHM, baꢀvuranın tutuklu kaldığı sürenin, yakalanmasıyla birlikte 7 Mart 1999   tarihinde baꢀladığını ve tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığı 9 ꢁubat 2000 tarihinde   sona erdiğini gözlemlemektedir. Dolayısıyla, tutukluluk on bir ay sürmüꢀtür.   AĐHM, kendisine sunulan belgelerin tamamını inceledikten ve konuyla ilgili içtihadını   değerlendirdikten sonra (bkz, örneğin, Sevgin ve Đnce / Türkiye, no. 46262/99, 61. paragraf, 20   Eylül 2005; Ilijkov / Bulgaristan, no. 33977/96, 77. paragraf, 26 Temmuz 2001; Labita /   Đtalya [GC], no. 26772/95, 152-153. paragraflar, AĐHM 2000-IV; Smirnova / Rusya, no.   46133/99 ve 48183/99, 59. paragraf, AĐHM 2003-IX (alıntılar) ve; Sağat ve Diğerleri /   Türkiye, no. 8036/02, 6 Mart 2007), baꢀvuranın tutukluluk süresinin 5/3 maddesinin   öngördüğü makul süreyi aꢀmadığını düꢀünmektedir. AĐHM, bu sonuca varırken baꢀvuran   aleyhindeki suçlamayı, tutukluluğunun sürmesi için mahkemelerin sunduğu gerekçeleri ve   gözaltı süresinin tamamını dikkate almıꢀtır.   Buna göre, baꢀvurunun bu kısmı dayanaktan yoksun olup AĐHS’nin 35. maddesinin 3.   ve 4. paragrafları gereğince reddedilmelidir.   III. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran, cezai takibat süresinin 6/1 maddesinde öngörülen “makul süre” ꢀartına   uymadığı konusunda ꢀikayetçi olmuꢀtur.   A. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru   bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.   B. Esas   Hükümet, baꢀvuranın iddialarına itiraz etmiꢀtir.   Baꢀvuran, iddialarında ısrar etmiꢀtir.   AĐHM, dikkate alınması gereken sürenin baꢀvuranın yakalanıp gözaltına alındığı 7   Mart 1999 tarihinde baꢀladığını gözlemlemektedir. Taraflarca sunulduğu üzere dava   dosyasında yer alan bilgiden, davanın hala ilk derece mahkemesi önünde beklemede olduğu   anlaꢀılmaktadır. Bu kararın alındığı tarih itibariyle, dava baꢀlayalı sekiz yıl yedi aydan fazla   süre geçmiꢀtir.   AĐHM, sözkonusu baꢀvurudakine benzer sorunlar içeren davalarda genellikle 6/1   maddesinin ihlalini saptamıꢀtır (bkz, özellikle, Sertkaya / Türkiye, no. 77113/01, 20-21.   paragraflar, 22 Haziran 2006, ve Mehmet Güneꢀ / Türkiye, no. 61908/00, 31. paragraf, 21   Eylül 2006).   AĐHM, kendisine sunulan belgelerin tamamını inceledikten ve konuyla ilgili içtihadını   değerlendirdikten sonra, sözkonusu davada, takibatın çok uzun sürdüğünü ve “makul süre”   ꢀartının yerine getirilmediğini düꢀünmektedir.   Buna göre, AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve Protokollerinin ihlal   edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen   telafi edebiliyorsa, AĐHS, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın   adil tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   Baꢀvuran, maddi ve manevi tazminat olarak, toplamda 50,000 Yeni Türk Lirası   (yaklaꢀık 30,250 Euro) talep etmiꢀtir.   Hükümet, bu miktara itiraz etmiꢀtir.   AĐHM, talep edilen maddi tazminat ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı   bulunmadığını kaydederek bu talebi reddeder. Ancak, adil temellere dayanarak   değerlendirmede bulunan AĐHM, manevi tazminat olarak 5,000 Euro ödenmesine karar verir.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuran, ayrıca, yerel mahkemeler ile AĐHM huzurunda yapılan yargılama masraf ve   giderleri için toplamda 12,400 YTL (yaklaꢀık 7,500 Euro) talep etmiꢀtir. Baꢀvuran, talebini   Đstanbul Barolar Birliği’nin 2005 yılı ücret cetveline dayandırmıꢀtır. Ancak, herhangi bir   makbuz veya ilgili diğer belgeleri sunmamıꢀtır.   Hükümet, bu miktara itiraz etmiꢀtir.   Baꢀvuran, AĐHM Đçtüzüğü’nün 60. maddesi gereğince talebini desteklemek üzere   herhangi bir belge sunmadığı için, AĐHM bu baꢀlık altında herhangi bir ödeme yapılmasını   öngörmemektedir.   C. Gecikme Faizi   AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz   oranına üç puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE   1. Yargılamanın uzun sürmesine iliꢀkin yapılan ꢀikayetin kabuledilebilir, baꢀvurunun   kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;   2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;   3. (a)AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren   üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek   üzere ve her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet tarafından   baꢀvurana manevi tazminat olarak 5,000 Euro (beꢀ bin Euro) ödenmesine;   (b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin   yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal   kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   4. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermiꢀtir.   Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77/2. ve 3. maddeleri   gereğince 20 Kasım 2007 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   9

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło