53672/00

WyrokETPCz2005-01-25ECLI:CE:ECHR:2005:0125JUD005367200

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania sądowego w sprawie o odszkodowanie za błąd medyczny naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał ocenił rozsądność terminu postępowania sądowego, biorąc pod uwagę złożoność sprawy, zachowanie skarżących i władz krajowych oraz znaczenie sprawy dla skarżących. Stwierdził, że choć sprawa dotyczyła roszczeń o błąd medyczny, co czyniło ją nieco złożoną, to jednak postępowanie przed sądem pierwszej instancji obejmowało tylko jedną rozprawę i opinię biegłego. Trybunał zauważył okresy bezczynności ze strony sądu administracyjnego, ale uznał, że nie prowadzi to do wniosku o nierozsądnym opóźnieniu. Trybunał podkreślił, że wymóg rozsądnego terminu dotyczy również sądów wyższych instancji, które powinny brać pod uwagę naturę i pilność sprawy. Ostatecznie Trybunał uznał, że łączny czas trwania postępowania (4 lata i 8 miesięcy) nie przekroczył rozsądnego terminu w rozumieniu art. 6 ust. 1 Konwencji.
Stan faktyczny
W 1987 roku córka skarżących, C.Ç., została poważnie ranna w wypadku, doznając poparzeń włosów i uszkodzenia skóry głowy. W 1992 roku przeszła operację plastyczną, po której jej stan się pogorszył, a wygląd fizyczny nie poprawił. W 1993 roku skarżący złożyli pozew o odszkodowanie za błąd medyczny przeciwko lekarzom, a następnie przeciwko Wydziałowi Medycyny Uniwersytetu Ege w sądzie administracyjnym. Sąd administracyjny oddalił ich roszczenie w 1996 roku, a odwołanie zostało odrzucone przez Radę Stanu w 1998 roku.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie orzekł, że nie doszło do naruszenia art. 6 ust. 1 Konwencji.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYİ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   İKİNCİ DAİRE   ÇAKMAK VE DİĞERLERİ- TÜRKİYE   (Başvuru no. 53672/00)   KARAR   (Özet Çeviri)   STRAZBURG   Ocak 2005   Bu karar Sözleşmenin 44/2 maddesinde belirtilen şartlar uyarınca kesinlik   kazanacaktır. Editör tarafından revizyona tabi tutulması mümkündür.   USULİ İŞLEMLER   Dava, Avrupa İnsan Hakları ve Temel Hürriyetler Sözleşmesi'nin ("Sözleşme")   34. maddesi uyarınca AİHM'ne, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, Ayhan Çakmak   ve Süreyya Çakmak isimli iki Türk vatandaşı ("başvuranlar") tarafından 2   Ağustos     tarihinde   yapılan   başvurudan   (no.   53672/00)   kaynaklanmaktadır.   Eylül 2003 tarihli bir kararla, Mahkeme başvurunun kabul edilebilir   olduğunu beyan etmiştir.   OLAYLAR   Başvuranlar sırasıyla 1952 ve 1959 doğumludur ve İzmir'de yaşamaktadır.   yılında, başvuranların kızı C. Ç bir kazada ağır yaralanmıştır. Saçları   yanmış ve saç derisi hasara uğramıştır.   Kasım 1992 tarihinde C.Ç saç dersindeki hasan tedavi amacıyla Ege   Üniversitesi Plastik Cerrahi Bölümü'nde cerrahi operasyon geçirmiştir.   Ocak 1992 tarihinde, C.Ç'nin durumu kötüleşince doktorlar ikinci bir   operasyon yapmışlardır. Ancak, C.Ç'nin fiziksel görünümünde operasyondan   sonra bir iyileşme olmamıştır.   Kasım 1993 tarihinde, başvuranlar operasyonu yapan doktorlar hakkında   İzmir İlk-Derece Hukuk Mahkemesi'nde dava açmıştır ve tıbbi hatadan   kaynaklanan maddi ve manevi kayıp tazminat için istemişlerdir.   Aralık 1993 tarihinde İzmir İlk-Derece Mahkemesi, görevlerini yaparken   memurların fiiliyatını inceleme yetkisi olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı   vermiştir.   Şubat 1994 tarihinde başvuranlar Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi (bundan   böyle "sanık" olarak anılacaktır) aleyhine İzmir idare Mahkemesi'nde dava   açmış ve tıbbi hatanın tazminini istemişlerdir.   Ocak 1995 tarihinde İzmir İdare Mahkemesi'nde bir duruşma yapılmış ve   mahkeme sanıktan başvuranların kızına yapılan operasyonla ilgili bütün   dosyaları sunmasını bildiren geçici bir karar vermiştir.   Nisan 1995 tarihinde sanık, operasyona ilişkin otuz yedi belge sunmuştur.   Kasım 1995 tarihinde bilirkişi raporu mahkemeye teslim edilmiştir.   _______________________________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür   Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve   yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür   Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Mart 1996 tarihinde İzmir idare Mahkemesi, bilirkişi raporuna dayanarak   C.Ç 'ye yapılan tedavide Tıp Fakültesi'nden kaynaklanan herhangi bir ihmal   belirtisi olmadığını gözlemlemiştir. Dolayısıyla mahkeme başvuranın tazminat   isteğini reddetmiştir.   Eylül 1996 tarihinde başvuranlar, ilk-derece mahkemesinin kararını temyiz   etme yoluna gitmiştir.   Ekim 1998 tarihinde Danıştay, duruşma yapmaksızın, başvuranların temyiz   talebini reddetmiştir.   HUKUK   I. AİHS MADDE 6 § 1'İN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI   Başvuranlar tazminat işlemlerinin AİHS Madde 6 § 1'in gerekli kıldığı "makul   süre"yi aştığı hususunda şikayetçi olmuşlardır, ilgili madde şu şekildedir:   "1. Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar... konusunda... yasayla   kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre   içinde, ...görülmesini istemek hakkına sahiptir."   AİHM, işlemlerin, Madde 6 § 1'de ifade bulan "makul süre" zorunluluğunu   yerine getirip getirmediğini belirlerken dikkate alınması gereken sürenin, 16   Şubat 1994 tarihinde başvuranların İzmir idare Mahkemesi'nde dava   açmalarıyla başlayıp 28 Ekim 1998 tarihinde Danıştay'ın ilk derece   mahkemesinin kararını onamasıyla sona erdiğini not etmiştir. Dolayısıyla,   sözkonusu işlemler, iki mahkeme huzurunda toplam dört yıl sekiz ay   sürmüştür.   Hükümet, davanın karmaşık olduğunu zira, tıbbi uzmanlarca izahat gerektiren   bazı tıbbi konular içerdiğini ifade etmiştir, idari ve yargı makamlarına   yüklenebilecek herhangi bir gecikmenin olmadığını belirtmiştir.   Başvuranlar, davanın karmaşık olmadığını zira, bir tazminat bedelinin   belirlenmesi ile ilgili olduğunu iddia etmişlerdir. Bu bağlamda, idare   mahkemesinin karar vermek için yalnızca bir duruşma yapması ve bir bilirkişi   görüşüne başvurması dikkate değerdir. Ayrıca, davanın niteliği, işlemlerin   hızla yapılmasını gerekli kılmıştır.   AİHM, işlemlerin süresinin uzunluğunun makuliyetinin, davanın şartlan   çerçevesinde, özellikle davanın karmaşıklığı ve AİHM içtihadıyla kesin ifade   bulan ölçütlere dayanarak, başvuranın ve ilgili makamların tutumları ile bu   anlaşmazlıkta başvuranın karşı karşıya olduğu riskleri dikkate alarak   değerlendirilmesi gerektiğini yinelemiştir (bkz. diğerlerinin yanı sıra, Sekin ve   Diğerleri - Türkiye, no. 26518, § 35, 22 Ocak 2004, ve Kranz -Polonya, no.   6214/02, § 33,17 Şubat 2004).   AİHM, davanın biraz karmaşık olduğunun düşünülebileceğini zira, tıbbi hata   iddiaları içerdiği kanısındadır. Ancak, ilk derece mahkemesinin karar verme   sürecinde yalnızca bir duruşma yaptığını ve bir bilirkişi görüşüne   başvurduğunu dikkate alır. Bu nedenle, işlemlerin uzunluğunun, yalnızca   davanın karmaşıklığı ile açıklanabileceği hususunda ikna olmamıştır.   Başvuranların tutumuna gelince, AİHM, başvuranların işlemlerin uzatılmasına   dair bir katkıda bulunmadıklarını dikkate alır. Hükümet, bunun aksi herhangi   bir görüş belirtmemiştir.   Yerel makamların tutumu ile ilgili olarak, AİHM, İzmir idare Mahkemesi'nin   davayı ele alış biçiminin, özellikle 8 Temmuz 1994 ve 27 Ocak 1995; 7 Nisan   ve 7 Kasım 1995 ile 23 Kasım 1995 ve 18 Mart 1996 tarihleri arasında   açıklaması yapılamayan faaliyetsizlik dönemleri göz önüne alındığında,   tenkitten muaf olmadığını belirtmiştir. Ancak, bu davadan önceki işlemlerin,   davanın makul olmayan bir gecikme ile yürütüldüğü sonucunu kaçınılmaz   kılmayacağını belirtir.   Ayrıca, AİHM, tarafların görüşleri ile birlikte davanın, dosyası gönderildikten   sonra Danıştay'da iki yıldan az bir süre beklediğini not eder. AİHM sürekli   olarak 6 § 1. maddenin, Sözleşmeci Devletlere kendi yargı sistemlerini,   mahkemelerinin AİHM'nin bütün gerektirdiklerini karşılayacak şekilde   düzenlemesi görevini yüklediğini öne sürmüştür; ki bunlara duruşmaları makul   bir sürede yapmak da dahildir. Bu yükümlülük yüksek mahkemeler için de   geçerlidir. Bununla birlikte, bu şekilde uygulandığında, ilk derece mahkemesi   için yorumlandığı gibi yorumlanamaz. Yüksek mahkemeler, kimi zaman   davaların listeye eklenmesi gibi salt kronolojik sıralamadan öte, bir davanın   niteliği veya gerektirdiği ivedilik gibi bazı hususları dikkate almakla yükümlüdür.   Ayrıca, 6. madde, adli işlemlerin hızla yapılmasını zorunlu kılarken, daha   genel anlamda, adaletin yerinde uygulanması ilkesine de vurgu yapar (bkz.   örneğin Gast ve Popp - Almanya, no. 29357/95, s. 487, § 75, AİHM 2000-11).   Buna göre, AİHM, bu davanın şartlan çerçevesinde, bu mahkemeden önceki   işlemlerin "makul süre" zorunluluğunu aştığının söylenebileceği kanısında   değildir (bkz.mutatis mutandis, Mehmet Kaya ve Diğerleri - Türkiye, no.   54335/00, § 25, 24 Haziran 2004, a contrario, Caillot - Fransa, no. 36932/97,   § 26, 4 Haziran 1999, Lambourdiere -Fransa, no. 37387/97, § 32, 2 Ağustos   2000, Domanska - Polonya, no. 74073/01, § 32, 25 Mayıs 2004, ve Nuri   Özkan - Türkiye, no. 50733/99, § 22, 9 Kasım 2004).   AtHM, başvuranların yerel mahkemelerde karşı karşıya olduğu riskleri de   dikkate almıştır. Davanın sonucunun onlar için önemli olmasına rağmen,   AİHM, işlemlerin uzunluğunun, bu şartlarda, başvuranların tazminat   taleplerinin hızla belirlenmesi istekleriyle mütenasip olduğu görüşündedir.   Davanın kendine özgü şartlarını dikkate alarak ve özellikle bir bütün olarak   işlemlerin süresini göz önünde bulundurarak AİHM, bu davada, AlHS'nin 6 § 1.   maddesinde ifade bulan "makul süre" zorunluluğuna uygun hareket edildiği   sonucuna ulaşmıştır.   YUKARIDAKİ GEREKÇELERE DAYANARAK AlHM OYBİRLİĞİYLE, AlHS'nin   § 1. maddesinin ihlal edilmediğine karar vermiştir.   İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme iç Tüzüğü 77 § 2 ve 3 uyarınca 25   Ocak 2004 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.   S.Dolte   J.-P.Costa   Sekreter   Başkan

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło