5387/02
WyrokETPCz2009-04-28ECLI:CE:ECHR:2009:0428JUD000538702
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy skarżący został poddany nieludzkiemu lub poniżającemu traktowaniu przez funkcjonariuszy policji, a jeśli tak, to czy władze krajowe przeprowadziły skuteczne śledztwo w tej sprawie, zgodnie z art. 3 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że obrażenia skarżącego, potwierdzone raportem medycznym sporządzonym trzy dni po zdarzeniu, w połączeniu z niespójnymi zeznaniami policjantów i brakiem wiarygodnego wyjaśnienia ze strony rządu, wskazują na odpowiedzialność państwa za maltretowanie. W aspekcie proceduralnym, Trybunał stwierdził, że śledztwo nie było skuteczne, ponieważ zastosowanie ustawy nr 4616 doprowadziło do odroczenia wyroku i faktycznej bezkarności sprawców, uniemożliwiając ustalenie prawdy i pociągnięcie winnych do odpowiedzialności, co jest sprzeczne z wymogami art. 3 Konwencji.Stan faktyczny
10 marca 1998 roku policja dokonała nalotu na dom skarżącego w Diyarbakırze w poszukiwaniu jego brata. Podczas nalotu syn skarżącego, poszukiwany za pomoc organizacji nielegalnej, uciekł i został następnie aresztowany. Skarżący twierdził, że był maltretowany w swoim domu, w samochodzie policyjnym i na posterunku policji. Trzy dni później, 13 marca 1998 roku, skarżący złożył skargę do prokuratora i został poddany badaniu lekarskiemu, które wykazało obrażenia na jego ciele, w tym siniaki i otarcia.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie uznał skargę dotyczącą art. 3 Konwencji za dopuszczalną, a pozostałe skargi za niedopuszczalne. Stwierdził naruszenie art. 3 Konwencji w aspekcie materialnym (sześcioma głosami do jednego) oraz naruszenie art. 3 Konwencji w aspekcie proceduralnym (jednogłośnie). Trybunał zasądził skarżącemu 8 000 euro tytułem zadośćuczynienia za krzywdę moralną oraz 1 000 euro tytułem zwrotu kosztów i wydatków. Pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie zostały oddalone.Pełny tekst orzeczenia
_________
yf
^
CONSEIL ^
^
DE L'EUROPE *
_______________
AVRUPA
KONSEY
AVRUPA NSAN HAKLARI MAHKEMES D�RD�NC� DARE
KELEK�ER -T�RKYE DAVASI (Bavuru no:.5387/02)
KARARIN �ZET �EVRS
STRAZBURG 28 Nisan 2009
�bu karar A �H S'nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar �er�evesinde kesinleecektir. ekli d�zeltmelere fab i olab ilir.
___________________________________________________________________________________________ � T.C. Diileri Bakanlii, 2009 Bu gayriresmi �zet �eviri Diileri Bakanlii Avrupa Konseyi ve nsan Haklari Genel M�d�r Yardimcilii tarafindan yapilmi olup, Mahkeme'yi balamamaktadir. Bu �eviri, davanin adinin tam olarak belirtilmi olmasi ve yukaridaki telif hakki bilgisiyle beraber olmasi koulu ile Diileri Bakanlii Avrupa Konseyi ve nsan Haklari Genel M�d�r Yardimcilii'na atifta bulunmak suretiyle ticari olmayan ama�larla alintilanabilir.
USUL
T�rkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine a�ilan (5387/02) no'lu davanin nedeni (T.C. vatandai) | Sidik Kelek�ier'in_(bavuran) Avrupa nsan Haklari Mahkemesi'ne 07 Austos 2001
tarihinde nsan Haklari ve Temel �zg�rl�klerin Korunmasina ilikin S�zleme'nin (Avrupa nsan Haklari S�zlemesi - AHS) 34. maddesi uyarinca yapmi olduu bavurudur.
Bavuran, Diyarbakir Barosu avukatlarindan M.S. Tanrikulu tarafindan temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOULLARI
Bavuran, 1974 doumludur ve Diyarbakir'da ikamet etmektedir.
10 Mart 1998 g�n� sabahi, Diyarbakir Emniyet M�d�rl��ne bali polis g��leri bavuranin dolandiricilik su�undan aranan erkek kardeini tutuklamak �zere oturduu eve baskin d�zenlemilerdir. Bu baskin sirasinda, bavuranin yasadii bir �rg�te yardim ve yataklik etme su�undan aranan olu ka�mi ancak daha sonra yakalanarak tutuklanmitir.
13 Mart 1998 tarihinde bavuran, Diyarbakir Cumhuriyet Savcisina (� Cumhuriyet Savcisi �) su� duyulusunda bulunmutur. Bavuran polis memurlarinin 10 M ait 1998 tarihinde evine baskin d�zenlediklerini ve olunu tutukladiklarini iddia etmitir. Ayrica kendi evinde ve polis karakolunda k�t� muameleye maruz kaldiini �ne s�ren bavuran, Adli Tip Kurumu'na sevk edilerek yara izlerinin tespit edilmesini talep etmi ve su�lularin belirlenerek cezalandirilmasini istemitir.
Bavuran ayni g�n Cumhuriyet Savcisi tarafindan dinlenmitir.
Yine 13 Mart 1998 tarihinde bavuran, Adli Tip Kurumu Diyarbakir ube M�dtirl��'nde tibbi muayeneden ge�irilmitir. Bu muayene somasinda d�zenlenen raporda, sol gluteal �zerinde 15 x 15 cm boyutunda bir ekimoz, uyluk kemiinin sa tarafinda 10 x 7 cm boyutunda morumsu renkte bir ekimoz ve sol parietal �zerinde 1 x 1 cm boyutunda kabuk balami bir siyrik bulunduu kaydedilmitir. Doktor bu yaralar i�in yedi g�nl�k i g�remez raporu vermitir.
3 Nisan 1998 tarihinde bavuranin ei dinlenmi, ancak alman bu ifadenin tutanai dosyada yer almamitir. Bavuranin einin verdii ifadelere g�re, polis memurlari, air iittii i�in kendisine s�ylenenleri tam olarak anlamayan kocasini d�verek g�t�rm�lerdir.
Bavuranin olunu tutuklayan alti polis, 3 ubat ile 23 Haziran 1999 tarihleri arasinda ifade vermilerdir.
Polis memuru Adem, kapinin a�ilmasini beklerken bir kiinin evin arka tarafindan ka�tiini duyduklarini beyan etmitir. Olay yerinde bulunan t�m polis memurlari ka�an kiinin arkasindan komular ve bir m�ddet soma yakalamilardir. Polis memuru Adem ifadesinde bavuranin polis karakoluna g�t�r�lmediini belirtmitir.
)
Polis memuru �mer, bavuranin kapi �alindiktan birka� dakika sonra kapiyi a�tiini ifade etmitir. Ayni polis, bavurani kardei hakkinda sorgularken bir kiinin balkondan atlayarak ka�tiini g�rm�t�r. Bavuran, kendisine ka�an kiinin kim olduu sorulduunda onu tanimadiini s�ylemitir. Polis memuru �mer, bavurani d�vmediklerini ve karakola g�t�rmediklerini ifade etmitir.
Polis memuru G. Ahmet, hakkindaki iddialari reddetmitir.
Polis memuru Haan, bavuranin evine arabayla ulailamadiini belirtmi ve kendisinin [ilk] arabanin yaninda kaldiini, bavuranin olunun ka�tiini daha sonra polis arkadalarindan �rendiini, arkadalarinin bavuranin evine girip girmediklerini bilmediini ifade etmitir.
Polis memuru Hikmet, [ikinci] arabanin yaninda kaldiini ve bulunduu yerden evin giriinde polis arkadalarini se�ebildiim, bavuranin olunun ka�tiini g�rd��n� ve arkadalarini uyardiini, yaklaik bir saat sonra ka�an kiinin yakalandiini ifade etmitir. Ayni polis memuru, bavurani yakalamadiklarini ve eer yakalami olsalardi bunun tutanaa kaydedilmi olacaim, bavuranin belki olu hakkinda bilgi almak �zere kendi rizasiyla karakola gelmi olabileceini belirtmitir.
Polis memuru Sayim, bavuranin evine iki ekibin geldiini ifade etmitir. Kendisi evin �atisina konulanmi vaziyetteyken, bavuranin olunun ka�tiini haber aldiim ve hemen onun takibine gittiini bildirmitir. Ayni polis memuru ifadesinde, ka�an kii kovalanirken hangi polis arkadalarinin evin yaninda kaldiini bilmediini ve bavuranin karakola g�t�r�lmediini beyan etmitir.
24 Haziran 1999 tarihinde Cumhuriyet Savcisi, alti polis memurunu eski T�rk Ceza Kanunu'nun 245. maddesi temelinde k�t� muamele uygulamakla su�lamitir,
Diyarbakir Ceza Mahkemesi (� ceza mahkemesi �) �n�nde g�r�len yargilama �er�evesinde, polis memurlari Adem, �mer, G. Ahmet ve Hasaii'm ifadeleri istinabe yoluyla alinmitir.
Polis memuru Adem, kapinin a�ilmasini beklerken bavuranin olunun ka�tiini g�rd�klerini ve ka�an kiinin arkasindan kotuklarini, uzun bir takip sonrasinda yakaladiklarini ifade etmitir. Polis memuru Adem, bavurani hi�bir zaman g�rmediini ve ilgili ahisa k�t� muamele uygulamadiklarini eklemitir.
Polis memuru �mer, birka� dakika bekledikten sonra bavuran kapiyi araladiinda, olunun balkondan atlayarak ka�tiini g�rd�klerini ifade etmitir. Ayni polis memuruna g�re, bavuran, ka�an kiinin kim olduu kendisine sorulduunda onu tanimadiini s�ylemitir. Polis memuru �mer daha soma ka�an kiinin peinden gittiklerini ve bir daha bavurani g�rmediini belirtmitir.
Polis memuru G. Ahmet, bavuran kapiyi a�madan �nce kapinin �n�nde bir m�ddet beklediklerini, eve girdiklerinde bavuranin olunun balkondan atlayarak ka�tiini g�rd�klerini ve onun peinden kotuklarini ifade etmitir. Polis memuru G. Ahmet, bavurana k�t� muamele uyguladiklari y�n�ndeki iddialari reddetmitir.
Polis memuru Haan, hakkinda y�r�t�len su�lamalari reddetmitir.
Polis memuru Hikmet, 10 Kasim 1999 tarihinde ceza mahkemesi �n�nde g�r�len ilk durumada, cumhuriyet savcisina verdii ifadenin i�eriini dorulamitir.
Ceza mahkemesi, 8 ubat 2000 tarihli durumada polis memuru Sayim 'i dinlemi ve o da daha �nceki ifadesini dorulamitir. Bu duruma sonunda mahkeme, bavuranin m�dahil taraf oluturma talebini kabul etmitir. Bavuranin avukati, ceza mahkemesinin yetkisizlik karari alarak, davanin air ceza mahkemesine g�nderilmesini talep etmitir.
Ceza mahkemesi, 25 Nisan 2000 tarihinde bavuran hakkinda mahkemeye celp emri �ikartmitir. Mahkeme ayrica, dosyayi yazili talepname hazirlamasi i�in cumhuriyet savcisina g�nderme karari almitir.
Ceza Mahkemesi, 12 Eyl�l 2000 tarihinde cumhuriyet savcisinin ek soruturma talebini kismen hakli bulmutur. Ceza mahkemesi, bu anlamda bavuranin einin tanik olarak dinlenmek �zere mahkemeye �airilmasina h�kmetmitir. Kimlik tespiti i�in fotoraflarin ibraziyla ilgili olarak ise mahkeme, �nce bavurana saniklari tehis edip edemeyeceini sormayi kararlatirmitir. Mahkeme ayrica, bavuranin durumasindan sonra ratione materiae yetkisi hakkinda karar vermitir.
Ceza mahkemesi, 28 Mart 2001 tarihli durumada bavuranin ifadelerini dinlemitir. Bavuran, yaptii su� duyurusu ile cumhuriyet savcisina verdii ifadenin i�eriini yinelemitir. Ceza mahkemesi duruma sonunda saniklara isnad edilen su�lamalarin 4616 sayili yasasanin uygulama alanina girdiini kaydetmi ve bu nedenle dava hakkinda kararin ertelenmesine h�kmetmitir.
8 Nisan 2003 tarihinde, Air Ceza Mahkemesi bavuranin itirazini reddetmitir.
HUKUK
I. AHS'NN 3 VE 13. MADDELERNN HL�L EDLD DDASI HAKKINDA
Bavuran, polis aracinda ve karakolda k�t� muameleye maruz kaldiini iddia etmekte ve s�z konusu muameleyi ikayet etmek i�in etkili bir yol bulunmadiindan ik�yet�i olmaktadir. Bavuran bu anlamda AHS'nin 3 ve 13. maddelerine atifta bulunmaktadir.
AHM, bu ik�yetlerin AHS'nin 3. maddesi bakimindan incelenmesini uygun g�rmektedir :
A. Kabuledilebilirlie ilikin
H�k�met, bavuranin bir tazminat elde etmek �zere i� hukukta �ng�r�len idari ve sivil bavuru yollarini kullanmadiim ve dolayisiyla i� hukuk yollarini t�ketme artini yerine getirmediini savunmaktadir.
AHM, bavuranin cumhuriyet savcisina su� duyurusunda bulunduunu not etmektedir. Bavuran bunu yaparken, etkili ve yeterli bir bavuru yolunu oluturan � ikayet dilek�esi ile bavuru yolu �nu se�mitir, �stelik bavuranlarin, tazminat davasi a�arak bir kez daha g�rd�kleri zararin telafisini salamaya �alima zorunluluklari da bulunmamaktadir (.Bulgaristan aleyhim Assenov ve dierleri davasi, 28 Ekim 1998, prg. 86, Karar ve
h�k�mlerin derlemesi 1998-VIII, ve, daha yakin bir tarihte, T�rkiye aleyhine �zg�r ve �amli davasi, n� 13903/02, prg. 18, 4 Aralik 2007). Bu nedenle AHM H�k�metin iddiasini reddetmektedir.
Taraflarin t�m bu arg�manlari iiinda AHM, bavurunun bu incelenme aamasinda, olgu ve hukuk y�n�nden ��z�mlenemeyecek bir�ok ciddi soruyu beraberinde getirmesi dolayisiyla s�z konusu ik�yetin esastan incelenmesi gerektii kanaatine varmaktadir. Bunun sonucu olarak, ATHS'nin 35. maddesinin 3. paragrafi �er�evesinde bavurunun dayanaktan yoksun olmadiini kaydeden AHM, baka bir kabuledilemezlik unsurunun da bulunmadiini tespit etmektedir. Bu nedenle bavurunun kabu�edilebilir ilan edilmesi uygun olacaktir.
B. Esasa ilikin
Bavuran, evinde tutuklandiini, polis karakoluna g�t�r�ld��n� ve serbest birakilmadan �nce orada iki saat kadar g�zaltinda tutulduunu ileri s�rmektedir. Evinde, polis aracinda ve karakolda darp edildiini savunan bavuran, buna ilaveten g�zalti ilemiyle ilgili tutanak tutulmadiini ve kayitlara ge�irilmediini iddia etmektedir. Bavuran ayrica iddialariyla ilgili etkili bir soruturma yapilmadiindan ik�yet�i olmaktadir. Bavuran bu konuda, kamu davasinin su� duyurusundan yaklaik bir yil soma a�ildiini ve polis memurlarinin darp ve yaralamayla su�landiklarim kaydetmektedir. Bavurana g�re, polis memurlari ikence su�lamasiyla yargilanmaliydi. Son olarak bavuran, ceza mahkemesinin davayi erteleme karari alarak, k�t� muamele faillerinin cezasiz kalmasina meydan verdiini ileri s�rmektedir.
H�k�mete g�re, bavuranin tutuklandii ve polisin elindeyken k�t� muamele g�rd�� her t�rl� makul �phenin �tesinde kanitlanamamiti!*. H�k�met, bavuranin ancak olaylardan �� g�n sonra su� duyurusunda bulunduunu AHM 'nin dikkatine sunmaktadir. H�k�metin kanaatine g�re, yine ihtilafli olaylardan �� g�n soma d�zenlenen tibbi rapor da bavuranin her t�rl� makul �phenin �tesinde polis memurlari tarafindan k�t� muameleye maruz kaldiina delil tekil etmemektedir. Yine H�k�mete g�re, polis memurlarinin ifadelerine bakildiinda, ka�an kiinin yakalanmasiyla megul olduklari ve bavurani karakola g�t�rmedikleri anlailmaktadir. H�k�met, bavuranin yaptii su� duyurusunun ardindan cumhuriyet savcisinin derh�l harekete ge�tiini ve bavuranin iddialariyla ilgili etkili bir soruturma y�r�tt��n� ve bu soruturma sonunda alti polis memurunun su�lu bulunarak haklarinda ceza yargilamasi balatildiini eklemektedir.
1. K�t� muamele iddialari hakkinda
AHM, k�t� muamele iddialarinin uygun delil unsurlariyla desteklenmesi gerektiini hatirlatmaktadir (bakiniz, mutatis mutandis, Almanya aleyhine Klaas davasi, 22 Eyl�l 1993, prg. 30, seri A n� 269). ddia edilen olaylarin ortaya konulmasi i�in AHM, "her t�rl� makul �phenin �tesinde" delil ilkesinden yararlanmaktadir; b�yle bir delil ancak bir dizi emare veya yeterince ciddi, kesin ve tutarli ��r�t�lemez karineler sonucunda ortaya �ikabilir (Birleik Krallik alyhne M anda davasi, 18 Ocak 1978, prg. 161, seri A n� 25).
Mevcut davada taraflar, olay g�n�nde, yani 10 Mart 1998 tarihinde polislerin bavuranin evinde bulunduuna itiraz etmemektedir. Bu tarihte, alti polis memuru erkek kardeini tutuklamak �zere bavuranin evine baskin d�zenlemilerdir. Bu baskin sirasinda, bavuranin yasadii bir �rg�te yardim ve yatakliktan aranan olu �nce ka�mi, ancak daha sonra yakalanmitir.
Taraflar olayin meydana geli eklini yorumlarken fakliliklar ortaya �ikmaktadir. Bavuran, polislerin kendisini karakola g�t�rd�klerini, yaklaik iki saat g�zaltinda tuttuklarini ve daha sonra serbest biraktiklarini ileri s�rmektedir. Bavuran, evinde, polis aracinda ve karakolda darp edildiini iddia etmektedir. H�k�met ise, bavuranin kesinlikle tutuklanmadiini ve karakola g�t�r�lmediini, dolayisiyla k�t� muameleye maruz kalmadiini iddia etmektedir.
AHM, 13 Mart 1998 tarihinde, yaiii polis memurlarinin evine baskin d�zenledii tarihten ti� g�n sonra bavuranin evinde ve polis karakolunda k�t� muameleye maruz kaldii gerek�esiyle cumhuriyet savcisina su� duyurusunda bulunduunu kaydetmektedir. Ayni g�n cumhuriyet savcisina ifade veren bavuran, su� duyurusunun i�eriini dorulami ve kendisini g�t�ren polis aracinda ve karakolda k�t� muameleye maruz kaldiini yinelemitir. Yine ayni g�n, bavuran Adli Tip Kurumu Diyarbakir ube M�d�rl��nde tibbi kontrolden ge�irilmitir. Burada d�zenlenen tibbi rapora g�re, v�cudunda bir�ok yara izi tespit edilmitir.
Bu tibbi raporun olaylardan �� g�n sonra d�zenlenmi olmasi yara izlerinin tam olarak ne zaman meydana geldii hakkinda kesin bir bilgi vermese de, AHM 'in kanaatine g�re, bavuranin v�cudunda tespit edilen morumsu renkte ekimozlai*, yine de �� g�n �nce maruz kaldii k�t� muameleden geri kalan izler olabilir. Kabuk balami yara izleri i�in de durum farkli deildir. AHM'e g�re, s�z konusu tibbi rapor yaralarin k�keni hakkinda kesin bir tespit yapma imk�ni tanimasa da, ilgili ahsin iddialarini inandirici kilmaktadir.
Bavuranin s�z konusu k�t� muameleden ancak �� g�n sonra ik�yet�i olmasi hususunda AHM, ilgili ahsin bu gecikmeyi kendi durumundan �ok tutuklanan olunun geleceiyle ilgilenmesine baladiini kaydetmektedir. Durum b�yle olunca, bavurani bu davraniindan dolayi su�layamayiz. Ayrica AHM, bu gecikmeye fazla �nem atfetmenin gereksiz olduu kanaatindedir, zira herhal�karda bu gecikme ilgili ahsin iddialarini reddetmek i�in yeterli sayilamaz (bakiniz, mutatis mutemdis, Macaristan aleyhine Balogh davasi, n� 47940/99, prg. 49, 20 Temmuz 2004 ve, a contrario, Polonya aleyhine 01szewski davasi (karar), n� 55264/00,13 Kasim 2003).
Ayrica, dosyadaki unsurlara bakildiinda, bavuranin einin polisler geldiinde evde olduu ve polis memurlarinin kocasina vurduunu ve onu g�t�rd�klerini s�yledii anlailmaktadir.
Cumhuriyet savcisi, y�r�tt�� soruturma �er�evesinde ilgili polis memurlarinin ifadesini almitir. Polis memurlari ayiii zamanda ceza mahkemesi tarafindan da dinlenmitir. Polis memurlarinin verdikleri ifadelerin, bavuranin evine nasil girdikleri ve baskinin nasil cereyan ettii konusunda ve daha somaki gelimelerle ilgili bazi �elikiler i�erdiini kaydetmek yerinde olacaktir.
AHM, cumhuriyet savcisinin cezai soruturma sonunda elde ettii kanit unsurlari iiinda, bavuranin iddialariyla ilgili olarak ceza mahkemesi �n�nde ceza davasi a�ma gerei duyduunu not etmektedir. Bununla birlikte AHM, bu yargilamanin bavuranin v�cudunda g�r�len yara izlerinin nasil meydana geldiini aydinlatmadiini ve 4616 sayili yasa uyarinca kararin ertelendiini g�zlemlemektedir. Bu durum, bavuranin v�cudunda belirlenen yaralarinin k�kenini aydinlatma imk�nini tamamen ortadan kaldirmitir.
Takdirine sunulan t�m unsurlari g�z �n�ne aldiinda ve H�k�metin kabu�edilebilir bir a�iklama yapamamasi karisinda AHM, Savunmaci Devletin bavuranin v�cudunda g�zlemlenen yaralardan sorumlu olduu kanaatine varmaktadir.
Bu itibarla, AHS'nin 3. maddesi esas bakimindan ihl�l edilmitir.
2. Soruturmanin etkinlii hakkinda
AHM, bir kimse polis memurlarinca veya benzer hizmetlerdeki dier devlet g�revlilerince AHS'nin 3. maddesine aykiri muamelelere maruz kaldiini savunulabilir bir ekilde iddia ettiinde, s�zkonusu h�km�n etkili resmi bir soruturmayi zorunlu kildii kanaatindedir (Assenov ve dierleri, ilgili b�l�m, prg. 102). Bu soruturma, sorumlularin belirlenmesi ve cezalandirilmasi ile sonu�lanmalidir ayet b�le olmazsa insanlik dii ve onur kirici her t�rl� ikence ve cezanin yasaklanmasi asli �nem taimasina ramen, uygulamada etkisiz hale gelir ki bazi durumlarda kamu g�revlilerinin bir t�r cezai muafiyetten yararlanarak denetimlerine birakilmi kimselerin haklarini ayaklar altina almasi m�mk�n olur (Fransa aleyhine Caloc davasi, n� 33951/96, prg. 89, CEDH 2000-IX, ve T�rkiye aleyhine Bati ve dierleri davasi, n� 33097/96 ve 57834/00, prg. 134, CEDH 2004-IV (alintilar)). Bunun �tesinde, AHM, bir Devlet g�revlisinin ikence veya k�t� muameleyle su�landii durumlarda, "etkili bavuru"nun ama�lari �er�evesinde, cezai ilemlerin ve h�k�m verme s�recinin zaman aimina uramamasinin ve aftan yararlanamamasinin b�y�k �nem taidiina iaret etmektedir {T�rkiye aleyhine Abdiilsamet Yaman davasi, n� 32446/96, prg. 55, 2 Kasim 2004).
Mevcut davada, bavuranin su� duyurusunda bulunmasindan sonra bir soruturma yapilmi ve alti polis memuru hakkinda ceza mahkemesi �n�nde etkili bir ceza yargilamasi y�r�t�lm�t�r. Bununla birlikte, s�z konusu yargilama kararin ertelenmesiyle sonu�lanmi ve b�ylece bavuranin iddialarinin ger�ekliini ispatlama imk�ni ortadan kaldirilmitir. Demek oluyor ki, s�z konusu yargilama 4616 sayili yasanin uygulanmasi dolayisiyla sonuca ulaamamitir ve bu da iddetin failleri i�in sanal bir dokunulmazlik yaratmaktadir (bakiniz, mutatis mutandis, Bati ve dierleri, ilgili b�l�m, prg. 147, Abdiilsamet Yaman, ilgili b�l�m, prg. 59, ve, daha yakin zamana ait, T�rkiye aleyhine Mustafa Karabulut davasi, n� 40803/02, prg. 34, 20 Kasim 2007). Bu balamda AHM, daha �nce de T�rkiye ile ilgili bir�ok davada, ceza sisteminin sertlikten uzak olduunu ve Devlet g�revlileri hakkinda a�ilan ceza davalarinin 4616 sayili yasa uyarinca ertelenmesi suretiyle faillerin yasadii davranilarda bulunmalarini etkili bir ekilde �nleyecek caydirici bir g�� oluturamadiini tespit etmitir (bakiniz, dierleri arasindan, T�rkiye aleyhine Orhan Kur davasi, n� 32577/02, prg. 48, 3 Haziran 2008). AHM, mevcut davada farkli bir sonuca varmak i�in herhangi bir neden g�rmemektedir.
Yukaridaki unsurlar iiinda AHM, mevcut davada y�r�t�len soruturmanin AHS'nin 3. maddesi anlaminda etkili sayilamayacai kanaatine varmaktadir.
Bu itibarla, AHS'nin 3. maddesi usul bakimindan ihl�l edilmitir.
II. AHS'NN 5. MADDESNN HL�L EDLD DDASI HAKKINDA
Bavuran, su� ilediinden �phelenilmesini gerektirecek makul bir neden olmadii halde yakalanmasindan ve hangi nedenle yakalandiinin da kendisine bildirilmemesinden ik�yet�i olmaktadir. Bavuran AHS'nin 5/lc) ve 2. maddelerine atifta bulunmaktadir.
Davanin kabuledilebilirlii ve esasiyla ilgili g�zlemlerinde bavuran, ayrica bu h�km�n 3., 4. ve 5. paragraflarinin ihl�l edildiini ileri s�rmektedir.
AHM, bavuran tarafindan iddia edilen olaylarin 10 Mart 1998 tarihinde, yani bu bavurunun sunulduu 7 Austos 2001 tarihinden alti aydan fazla bir s�re �nce meydana geldiini
g�zlemlemektedir. Bunun sonucu olarak, bavurunun bu b�l�m� gecikmi kabul edilerek, AHS'nin 35. Maddesinin 1. ve 4.paragraflari uyarinca reddedilmelidir.
III. AHS'NN 14. MADDESNN HL�L EDLD DDASI HAKKINDA
Bavuran son olarak, oluna atfedilen yasadii �rg�t �yelii y�z�nden AHS'nin 14. maddesi anlaminda bir ayrimcilia maruz birakildiindan ik�yet�i olmaktadir.
AHM, bu ik�yeti bavuranin anlattii ekliyle incelemitir. Elinde bulunan t�m unsurlari g�z �n�ne alan AHM, bu anlamda AHS ve Protokolleri tarafindan teminat altina alinan hak ve �zg�rl�klerden hi�birinin ihl�l edilmediini tespit etmektedir.
Bu itibarla, s�z konusu ik�yet a�ik�a dayanaktan yoksun olduundan, AHS'nin 35/3 ve 4. maddeleri uyarinca reddedilmelidir.
IV. AHS'NN 41. MADDESNN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Bavuran maruz kaldii manevi zarar i�in 55.000 Euro talep etmektedir.
H�k�met, s�zkonusu iddiaya kari �ikmaktadir.
Hakkaniyete uygun olarak, AHM, bavurana, 8.000 Euro manevi tazminat �denmesine h�kmetmitir.
B. Yargilama masraf ve giderleri
Bavuran, 3.500 Euro avukatlik masraflari olarak ve posta, telefon, faks ve fotokopi masraflari olarak da Avrupa Konseyi tarafindan adli yardim olarak �denen miktari talep etmektedir. Belge olarak bavuran, avukatlik saat �creti makbuzu ile avukatlik �cret s�zlemesini sunmaktadir.
H�k�met, s�zkonusu iddialara itiraz etmektedir.
AHM i�tihadina g�re bir bavuran yargilama masraf ve giderlerinin geri �demesini ancak ger�eklii, gereklilii ve oranlarinin makul yapisi oitaya konduu s�rece elde edebilir. Mevcut davada sahip olduu unsurlari ve yukarida s�z� edilen kriterleri g�z �n�ne alarak AHM, t�m masraflar i�in bavurana 1.000 Euro �denmesini makul olacaina h�kmetmektedir.
C. Gecikme faizi
AHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankasi'nin marjinal kredi faizlerine uyguladii orana �� puanlik bir arti eklenerek belirlenmesine h�kmetmektedir.
BU GEREK�ELERE DAYALI OLARAK, AHM, 1. Oybirliiyle bavurunun AHS'nin 3. maddesi kapsaminda yapilan ikayete ilikin kisminin kabuledilebilir, geri kalan kisminin kabuledilemez olduuna; 2. Bire kari alti oyla AHS'nin 3, maddesinin esas bakimindan ihlal edildiine; 3. Oybirliiyle AHS'nin 3, maddesinin usul bakimindan ihlal edildiine; 4. Bire kari alti oyla; a) AHS'nin 44/2 maddesi gereince kararin kesinletii tarihten itibaren �� ay i�inde, �deme tarihindeki d�viz kum �zerinden T�rk Lirasi'na �evrilmek �zere, her t�rl� vergiden m uaf tutularak, Savunmaci Devlet tarafindan bavurana 8.000 Euro (sekiz bin Euro) manevi tazminat �denmesine; b) s�zkonusu s�renin bittii tarihten itibaren �demenin yapilmasina kadar H�k�met tarafindan, Avrupa Merkez Bankasi'nin o donem i�in ge�erli olan faiz oraninin �� puan fazlasina eit oranda basit faiz uygulanmasina; 5. Oybirliiyle; a) AHS'nin 44/2 maddesi gereince kararin kesinletii tarihten itibaren �� ay i�inde, �deme tarihindeki d�viz kum �zerinden T�rk Lirasi'na �evrilmek �zere, her t�rl� vergiden m uaf tutularak, Savunmaci Devlet tarafindan bavurana yargilama masraf ve giderleri olarak 1.000 Euro (bin Euro) �denmesine; b) s�zkonusu s�renin bittii tarihten itibaren �demenin yapilmasina kadar H�k�met tarafindan, Avrupa Merkez Bankasi'nin o d�nem i�in ge�erli olan faiz oraninin �� puan fazlasina eit oranda basit faiz uygulanmasina; 6. Adil tatmine ilikin dier t�m taleplerin reddine;
KARAR YERMTR.
bu karar Fransizca olarak hazirlanmi ve AHM'niii i� t�z��n�n 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarina uygun olarak 28 Nisan 2009 tarihinde yazili olarak bildirilmitir. Mevcut karar ekinde, A�HS'nin 45. maddesinin 2. paragrafi ve �t�z��n 74. maddesinin 2. paragrafina uygun olarak Yargi� Karaka'in kismi ayrik oy g�r�� bulunmaktadir.
9
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło