5400/02

WyrokETPCz2005-10-25ECLI:CE:ECHR:2005:1025JUD000540002

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania karnego, trwającego ponad dziesięć lat, naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał przypomniał, że rozsądny termin postępowania ocenia się na podstawie okoliczności sprawy, uwzględniając złożoność sprawy, zachowanie skarżącego oraz władz krajowych. Stwierdził, że w niniejszej sprawie, trwającej ponad dziesięć lat (od 9 listopada 1990 r. do 20 czerwca 2001 r.), pomimo argumentów rządu o złożoności i zachowaniu skarżącego, okres ten był nadmierny i nie spełniał wymogu "rozsądnego terminu" zgodnie z art. 6 ust. 1 Konwencji oraz ugruntowanym orzecznictwem Trybunału.
Stan faktyczny
Skarżący, Mustafa Eser, urodzony w 1945 roku, był burmistrzem Hereke. 9 listopada 1990 roku został oskarżony wraz z sześcioma innymi osobami o sprzeniewierzenie na podstawie art. 203§1 Tureckiego Kodeksu Karnego. Postępowanie karne na szczeblu krajowym trwało około dziesięciu lat i siedmiu miesięcy, obejmując liczne rozprawy, dwukrotne uchylenie wyroków przez Sąd Kasacyjny (Yargıtay) i ponowne rozpoznania, zanim zapadł ostateczny wyrok skazujący.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę za dopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Zasądził na rzecz skarżącego 2 500 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 500 EUR tytułem zwrotu kosztów i wydatków. 4. Oddalił pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

C O N S E I L D E   L ' E U R O P E   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ESER- TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no:5400/02)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Ekim 2005   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup   bazı ꢀekli düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (5400/02) baꢀvuru no’lu davanın nedeni,   bu ülke vatandaꢀı Mustafa Eser’in (baꢀvuran) 19 Ekim 2001 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları   Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM)   yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi önünde, Đstanbul Barosu avukatlarından   H. Kaplan tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   Baꢀvuran 1945 doğumludur. Olayların geçtiği dönemde Hereke Belediye baꢀkanıdır.   Kasım 1990 tarihinde, baꢀvuran ve altı kiꢀi Türk Ceza Kanunu’nun 203§1   maddesine dayanılarak zimmet suçuyla ve bu suça iꢀtirakle suçlanmıꢀlardır.   Mart 1991 tarihinde, Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesi savunmalarını dinlemiꢀtir.   Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesi belediye makamlarından bilgi istemiꢀ ve dava dosyasının   Kartal Ağır Ceza Mahkemesi’ne iletilmesini talep etmiꢀtir.   Haziran 1991 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, baꢀvuranın belediye   meclisinin toplantı tutanaklarının dosyaya dahil edilme isteği kabul edilmiꢀtir.   Haziran 1992 tarihinde, Kartal Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın dosyası   incelendikten sonra, Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesi iki davanın birleꢀtirilmesine gerek   olmadığına karar vermiꢀtir.   Temmuz 1993 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi tanıklar için celp müzekkeresi   çıkarmıꢀ ve Cumhuriyet Savcısından bir tanığın adresinin tespit edilmesini istemiꢀtir.   Ekim 1993 ile 4 Nisan 1994 tarihleri arasında yapılan üç duruꢀma sırasında, Ağır   Ceza Mahkemesi sekiz tanığın beyanlarını dinlemiꢀtir.   Mayıs 1994 tarihinde, baꢀvuranın avukatı ifadeleri alınmayan tanıkların   Sayıꢀtay’da görülen dava çerçevesinde dinlendiklerini belirtmektedir. Dinlenen tanıkların   beyanları yeterli olduğu için dosyanın görüꢀ vermesi amacıyla Cumhuriyet Savcısı’na sevk   edilmesi gerektiği söylenmiꢀtir. Mahkeme tanıkların adreslerinin tespit edilmesi hususundaki   isteğini yinelemiꢀ ve duruꢀmanın ertelenmesine karar vermiꢀtir.   Ekim 1994 tarihinde Cumhuriyet Savcısı ek bilgi istemiꢀtir, bu istek 14 Aralık   tarihinde Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yerine getirilmiꢀtir.   Temmuz 1995 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi, savunma dilekçelerini sunmaları   için sanıklara süre vermiꢀtir.   Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki yirmi yedi duruꢀma sırasında, baꢀvuran yirmi defa   duruꢀmaya katılmamıꢀtır.   Temmuz 1995 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi sanıkların savunma dilekçelerini   almıꢀ ve savunmaları dinlemiꢀ, duruꢀma sonunda, görevi kötüye kullanmak olarak   nitelendirdiği baꢀvurana isnat edilen olayların, zamanaꢀımına uğradığına karar vermiꢀtir.   Mahkeme, belediye çalıꢀanlarının delil yetersizliğinden beraatlarına karar vermiꢀ ve davanın,   Kartal Ağır Ceza Mahkemesi tarafından benzer olaylardan yargılanıp hapis cezasına mahkum   edilen ve cezası ertelenen belediye muhasebecisi ile ilgili olan kısmını reddetmiꢀtir.   Mayıs 1996 tarihinde, Yargıtay, kararın, baꢀvuranla birlikte belediye muhasebecisi   ile ilgili olan kısmını bozmuꢀtur.   Ekim 1996 ile 17 Mart 1997 tarihlerinde düzenlenen beꢀ duruꢀmadan birisi   sanıkların talebi üzerine ertelenmiꢀtir.   Nisan 1997 tarihli duruꢀma sonunda, Ağır Ceza Mahkemesi baꢀvuranın zimmet   suçu iꢀlediğine karar vermiꢀ ve baꢀvuranı dokuz yıl, sekiz ay yirmi gün ağır hapis ve zimmete   geçirilen tutar üzerinden ağır para cezasına mahkum etmiꢀtir.   Mayıs 1998, Yargıtay bu kararı bozmuꢀtur.   Ekim 1998 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi, Cumhuriyet Savcısı’nın kararlarını   almıꢀtır. Baꢀvuranın tanıkların dinlenmesi yönünde talebini haklı bulmuꢀ ve zimmetine   geçirdiği miktarların ödenmesi için baꢀvurana süre tanımıꢀtır.   Ocak 1999 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi bir tanığın ifadesini dinlemiꢀtir. Đkinci   tanığın belirtilen adreste ikamet etmediğinden dolayı bulunamadığını belirtmiꢀ ve adresinin   tespit edilmesini istemiꢀtir. Duruꢀmaya katılmayan üçüncü tanık aleyhine celp müzekkeresi   çıkarmıꢀtır.   Nisan 1999 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi bir tanığın halen bulunamadığını   gözlemlemiꢀ ve adresinin tespit edilmesi için araꢀtırma yapılmasını talep etmiꢀtir. baꢀvuranın   dilekçesi üzerine, bu kiꢀinin belediyedeki görevinin süresi hakkında Belediye makamlarından   bilgi istemiꢀtir.   Temmuz 1999 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi, tanığın adresinin tespit edilebilmesi   için sanıkların avukatlarına ek süre vermiꢀtir.   ꢁubat 2000 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi baꢀvuranın avukatlarının savunmalarını   dinlemiꢀtir.   ꢁubat 2000 tarihinde yapılan duruꢀma sırasında, Ağır Ceza Mahkemesi zimmete   geçirilen tutarların ödendiğini belirten ödendi belgesini dosyaya eklemiꢀ ve ödemenin yapılıp   yapılmadığının kontrol edilmesi amacıyla Hereke Belediyesi’nin banka hesaplarının   incelenmesini istemiꢀtir.   Mart 2000 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi, baꢀvuranı altı yıl beꢀ ay yirmi gün   hapis ve ağır para cezasına mahkum etmiꢀtir.   Haziran 2001 tarihinde Yargıtay bu kararı onamıꢀtır.   HUKUK AÇISINDAN   I. AĐHS’NĐN 6 § 1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran dava süresinin, AĐHS’nin 6§1 maddesinde belirtilen “makul süre” ilkesini   ihlal ettiğini iddia etmektedir.   Hükümet davanın karmaꢀıklık arz ettiğini belirtmekte ve baꢀvuranın   yükümlülüklerinin altını çizmektedir. Baꢀvuranın duruꢀmalara katılmamıꢀ olması dava   süresini yavaꢀlatmıꢀtır. Davanın seyrinde makamların etkisiz olduğu söylenemez, sonuç   olarak dava süresinin AĐHS ve AĐHM içtihadı uyarınca makul olmadığının   söylenemeyeceğini belirtmektedir.   Değerlendirmeye alınacak dönem 9 Kasım 1990 tarihinde baꢀlamıꢀ ve 20 Haziran   tarihinde sona ermiꢀtir. Altı duruꢀma yapılmıꢀ ve dava yaklaꢀık on yıl yedi ay   sürmüꢀtür.   A. Kabuledilebilirlik hakkında   AĐHM, baꢀvurunun, AĐHS’nin 35 § 3. maddesine göre açıkça dayanaktan yoksun   olarak ilan edilemeyeceğini belirtmektedir. Kabuledilemezliğe iliꢀkin baꢀka hiçbir gerekçe   bulunmamaktadır.   B. Esas hakkında   AĐHM bir yargılama süresinin makul olup olmadığının, davanın koꢀullarına göre ve   baꢀta davanın karmaꢀıklığı olmak üzere, AĐHM tarafından benimsenen kriterler ile baꢀvuran   ve yetkili mercilerin tutumları dikkate alınarak değerlendirildiğini hatırlatır (Bkz., diğerleri   arasında, Pélissier ve Sassi-Fransa [GC], no: 25444/94, § 67, CEDH 1999-II).   AĐHM daha önce buna benzer soruları gündeme getiren birçok dava incelediğini ve   bunların AĐHS’nin 6§1. maddesinin ihlali yönünde sonuçlandığını ortaya koymaktadır ( Bkz.   Pélissier ve Sassi, adıgeçen, ve Dereci-Türkiye, no:77845/01, 24 Mayıs 2005).   AĐHM mevcut davayı incelemiꢀ ve Hükümet’in davayı farklı ꢀekilde sonuçlandıracak   hiçbir olgu ve kanıt sunmadığı kanaatine varmıꢀtır. Bu konudaki içtihadı uyarınca, dava   konusu yargılama süresinin aꢀırı olduğuna ve “makul süre” koꢀuluna riayet etmediğine karar   vermiꢀtir.   Dolayısıyla AĐHS’nin 6 § 1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   AĐHS’nin 41. maddesinde belirtilen unsurlar.   A. Tazminat   Baꢀvuran 20.000 Euro (yirmi bin) maddi tazminat, 30.000 Euro (otuz bin) manevi   tazminat talep etmektedir.   Hükümet bu taleplere itiraz etmektedir.   AĐHM, tespit edilen ihlaller ile baꢀvuranların ꢀikayetçi olduğu maddi tazminat   arasında nedensellik bağı bulunmadığından, maddi tazminat talebini kabul etmemiꢀtir. Buna   karꢀılık manevi tazminat olarak 2.500 Euro (iki bin beꢀ yüz) ödenmesine karar vermiꢀtir.   B. Masraf ve Harcamalar   Baꢀvuran, AĐHM nezdinde yaptığı masraf ve harcamalar için 15.000 Euro (on beꢀ bin)   tazminat talebinde bulunmaktadır.   Hükümet bu iddialara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM, içtihatları uyarınca, ancak gerçekten yapılan ve makul bir miktardaki masraf   ve harcamaların geri ödenebileceğini hatırlatır. Dolayısıyla masraf ve harcamalar için 500   Euro (beꢀ yüz) ödenmesine karar vermiꢀtir.   C. Gecikme Faizi   AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz   oranına üç puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğine;   3. a) AĐHS’nin 44§2. maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay   içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ye çevrilmek üzere ve miktara   yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak, Savunmacı Hükümet tarafından   baꢀvurana, manevi tazminat için 2.500 Euro (iki bin beꢀ yüz), masraf ve harcamalar   için 500 Euro (beꢀ yüz) ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar   Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz   oranının üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   4. Adil tazminata iliꢀkin diğer taleplerin reddine;   karar vermiꢀtir.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve   3. fıkralarına uygun olarak 25 Ekim 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło