54335/00
WyrokETPCz2004-06-24ECLI:CE:ECHR:2004:0624JUD005433500
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy obecność sędziego wojskowego w składzie sądu bezpieczeństwa państwa (DGM) narusza prawo do bezstronnego i niezawisłego sądu z art. 6 ust. 1 Konwencji? Czy długość postępowania karnego naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał, odwołując się do swojego wcześniejszego orzecznictwa, stwierdził, że obecność sędziego wojskowego w składzie sądu bezpieczeństwa państwa (DGM) w sprawach cywilnych narusza zasadę bezstronności i niezawisłości sądu, gwarantowaną przez art. 6 ust. 1 Konwencji. Trybunał uznał, że obawy skarżących co do bezstronności DGM były obiektywnie uzasadnione, ponieważ skład sądu mógł prowadzić do stronniczych ocen. W kwestii długości postępowania, Trybunał uznał sprawę za złożoną ze względu na liczbę oskarżonych i charakter zarzutów, a mimo pewnych opóźnień ze strony organów krajowych, nie stwierdził, by ogólny czas trwania postępowania przekroczył „rozsądny termin”.Stan faktyczny
Skarżący, obywatele Turcji, zostali aresztowani 17 i 18 listopada 1993 roku pod zarzutem przynależności do nielegalnej organizacji PKK lub udzielania jej pomocy. Zostali skazani przez Państwowy Sąd Bezpieczeństwa (DGM) w Izmirze na kary pozbawienia wolności. Wyroki te zostały dwukrotnie zaskarżone do Sądu Kasacyjnego (Yargıtay), który za drugim razem je utrzymał, kończąc postępowanie 7 czerwca 1999 roku.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu braku bezstronności i niezawisłości Państwowego Sądu Bezpieczeństwa. Trybunał jednogłośnie stwierdził brak naruszenia art. 6 ust. 1 Konwencji w odniesieniu do długości postępowania. Trybunał uznał, że nie ma potrzeby badania pozostałych skarg na podstawie art. 6 Konwencji. Stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową. Trybunał zasądził 2 000 EUR na pokrycie kosztów i wydatków.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYİ
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
Mehmet Kaya ve diğerleri --TÜRKİYE DÂVASI
(Başvuru no:54335/00)
N İH A İ KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ '
İŞLEMLER
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (no:54335/00) başvuru noTu davanın nedeni
Türkiye Cumhuriyeti uyruklu Mehmet Kaya, Fuat Ay, Ekrem Şahin, Sabri Yıldız ve Fevzi
Yıldız (“Başvuranlar”), 1 Ekim 1999 tarihinde însan Haklan ve Temel Özgürlükleri
Sözleşmesinin ”AÎHS” (“Sözleşme”) 34. maddesi gereğince Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesine “AİHM” yaptığı başvurudur.
Başvuranlar avukat yardımından yararlanarak İzmir’de avukat olan Sn. M. İşeıi
tarafından temsil edilmişlerdir.
AÎHM, 10 Nisan 2003 tarihinde başvuruyu kısmen kabul edilemez bulmuş ve geri
kalanının Hükümete tebliğ edilmesi kararı almıştır. AÎHM, AÎHS’nin 29§3 maddesini öne
sürerek davanın kabul edilebilirliğiyle beraber esasımn da görülmesi kararı vermiştir.
OLAYLAR
î. DAVA KOŞULLARI
Sırasıyla 1954, 1974, 1962, 1975 ve 1967 doğumlu başvuranlar, 17 e 18 Kasım 1993
tarihlerinde mensubu oldukları yasa dışı örgüt olan PKK’ya yardım ve yataklık yaptıkları
şüphesiyle tutuklanarak göz altına alınmıştır.
Başvuranlar, 30 Kasım 1993 tarihinde haklarında tutuklanma kararı alan İzmir Devlet
Güvenlik Mahkemesi “DGM” hakimi önüne çıkarılmıştır.
DGM Cumhuriyet Başsavcısı 30 Aralık 1993 tarihinde birinci başvurana söz konusu
Ö r g ü t ü n y ö n e t i c i s i o l m a k l a , i k i n c i v e ü ç ü n c ü b a ş v u r a n a m e n s u b u o l m a k l a •v e d i ğ e r l e r i n i
yardım ve yataklık etmekle suçlayarak Türk Ceza kanunun “TCK” 168 ve 169. maddeleri ve sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5. maddesine dayanarak DGMMe ceza davası
açmıştır.
DGM 18 Aralık 1995 tarihli kararla birinci ve ikinci başvuranı TCK’nun 168§2
maddesine ve 3713 sayılı kanunun 5. maddesine dayanarak yasadışı örgüte mensup olmaktan
on iki yıl altı ay ve diğerlerini TCK’nun 169. maddesine ve 3713 sayılı kanunun 5. maddesine
dayanarak bu örgüte yardım ve yataklık yapmaktan iiç yıl dokuz ay hapis cezasına
çarptırmıştır.
Yargıtay 19 Ocak 1998 tarihli kararla soruşturmanın yetersizliği ve savunma hakkının
tanınmaması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.
____________________________________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2004. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür
Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamama1ktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve
yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür
Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
başvuranın da aralarında bulunduğu otuz beş sanığı kapsamaktadır. Tanıkların ve müdahil
tarafların mahkemeye gelmemesi ve iki kez Yargıtay’a temyize gidilmesi muhakeme
usulünün uzamasına neden olmuştur. Son olarak başvuranlar altı duruşmaya katılmayı
reddederek muhakeme usulünün yavaş ilerlemesine neden olmuşlardır.
Hükümet bu koşulların muhakeme usulünün süresini açıkladığını ve adli makamların
hiç bir ihmalinin bulunmadığım belirtmiştir.
Başvuranlar hükümetin iddialarına itiraz etmiştir,
AİHM, göz önünde bulundurulması gereken sürenin başvuranların tutuklandığı tarih
olan 17 ve 18 Kasım 1993 tarihlerinde başladığı ve Yargıtay’ın aldığı karar tarihi olan 7
Haziran 1999 tarihinde sona erdiği sonucuna varmıştır.
AİHM, muhakeme usulü süresinin makul olup olmadığını değerlendirmek için
özellikle davanın karmaşıklığı, başvuranın ve yetkili makamların tutumu gibi içtihatmm yer
verdiği kriterleri göz önünde bulundurmanın gerekli olduğunu hatırlatmıştır (Bkz. Pelissier ve
Sassi-Fransa, no: 25444/94, §67, 1999-11).
AİHM, yetkili mahkemelerin yasadışı bir çok suçtan haklarında kovuşturma yapılan
başvuranın da aralarında bulunduğu otuz beş sanığı kapsayan bir davaya bakması nedeniyle
dava konusu ceza muhakemeleri usulünün karmaşık olduğunu saptamıştır. Bu koşul ve
suçların niteliği olayların yeniden tasarlanması, kanıtların toplanması ve her müdahil tarafın
üzerine düşen yükümlülüklerinin tespiti gibi uzun bir çalışmayı gerektirmektedir.
AİHM, başvuranların tutumu hakkında, bu kişilerin muhakeme usulü süresinin
uzamasına neden olduklarının ortaya çıkarılmadığını saptamıştır.
AİHM, adli makamların tutumu hakkında, ilk temyize gidildiğinde Yargıtay önündeki
yargılamanın iki yıl bir ay sürdüğünü saptamıştır. Bu da oldukça uzun bir süredir. Ancak,
AİHM, muhakeme usulünün ivedi olmaması dışında, yerel makamların faaliyet göstermediği
bir dönemin bulunmadığını saptamıştir. Sonuç olarak ilk derece mahkemesi ve ikinci temyizin
ardmdan Yargıtay önündeki muhakeme usulünün süresi eleştirilemez.
AİHM, muhakeme usulünün genel süresini göz önünde bulundurduğunda “makul
sürenin” aşılmadığı dolayısıyla AİHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edilmediği kanaatine
varmıştır.
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
Sözleşmenin 41. maddesi gereğince,
A. Manevi Tazminat
Başvuranlar, manevi tazminat adı altında birinci ve ikinci başvuranların her biri için 10 euros (EUR) ve diğer üç başvuranların lıer biri için 5 000 euros (EUR) talep etmişlerdir.
Hükümet bu iddialara itiraz etmiştir.
AİHM, dava şartlarında, tespit edilen ihlalin hakkaniyetli bir tatmin oluşturduğuna
dikkati çekmektedir (sözü edilen Çıraklar kararı, S. 3074, §49).
AÎHM, bir başvuran hakkında verilen mahkumiyetin, 6§1 maddesine göre tarafsız ve
bağımsız olmayan bir mahkeme tarafından verildiği sonucuna vardığında, prensip olarak en
uygun tazminin, zamanında, tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından başvuranı yeniden
yargılamanın olacağı kanaatine varmıştır (Bkz. sözü edilen Gençel kararı, § 27).
B. M asraf ve Harcam alar
Başvuranlar, hiçbir gerekçe göstermeksizin AİHM’deki işlemlere ilişkin masraf ve
harcamalar için 3 000 EUR talep etmişlerdir.
DGM 6 Ağustos 1998 tarihli kararla davanın ikinci defa görülmesinden soıua
başvuranlar hakkında daha önce alman hapis kararlarını yinelemiştir.
Yargıtay 7 Haziran 1999 tarihli kararla itiraz edilen kararı onamıştır.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHS’NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İMHASI
Başvuranlar, kendilerini mahkum eden DGM’nin, bünyesinde bir askeri hakim
bulundurması nedeniyle, kendilerine hakkaniyete uygun yargılamayı garanti eden “tarafsız ve
bağımsız bir mahkeme” olamayacağım iddia etmişlerdir.
Başvuranlar, DGM ve Yargıtay önündeki muhakeme usulünün hakkaniyetten yoksun
olduğunu belirterek göz altı sırasında avukatları olmadan alınan ifadelerine dayanarak ceza
aldıklarından ve Yargıtay tebliğnamesinin kendilerine ulaştırılmadığından şikayetçi
olmuşlardır.
Başvuranlar son olarak davalarının makul sürede görülmediğini dolayısıyla AİHS’nin
6§1 v e 3 e) m a d d e s i n i n i h l a l e d i l d i ğ i n i ö n e s ü r m ü ş le r d i r ,
1. Devlet Güvenlik M alskemesİHİm farafsızüığı ve bağımsızlığı kaldunda
AİHM geçmişte, mevcut davada olduğu gibi oıtaya çıkan buna benzer sorunları
irdelemiş ve AİHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edildiği kanaatine varmıştır (Bkz. Özel, sözü
edilen, §§ 33-34, ve Özdemir, §§ 35-36).
AİHM, mevcut davayı incelemiş ve Hükümetin, söz konusu durumda farklı bir sonuca
*ulaştırabilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğu kanaatine varmıştır. TCK’nun öngördüğü
ve cezalandırdığı suçlar haklanda DGM’ye çıkarılan başvuranların, aralarında askeri hakimin
de bulunduğu mahkeme heyeti önüne çıkmaktan çekinmesinin anlayışla karşılanacağını
belirtmiştir. Bu nedenden dolayı, başvuranlar, DGM’nin bu türden davalara ters düşen
değerlendirmelerle haksız yere yönlendirilmesine izin vermesinden çekinmiştir. Böylece, bu
mahkemenin tarafsızlığı ve bağımsızlığı hakkında başvuranlar tarafından duyulan şüpheler
objektif olarak kanıtlanmıştır. (Iııcal-Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, 1998- IV, S. 1573,
§72 infine),
AİHM, sonuç olarak başvuranları yargılayan DGM’nin AÎHS’ııin 6§1 maddesi
uyarınca tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olmadığı kanaatine varmıştır. . G ö z a l t ı sırasında avukat foulumraaması ve tebliğnamenîn ulaşmamağı hakkında
• AÎHM, benzer davalarda, tarafsız ve bağımsız olduğu ortaya konulan bir mahkemenin,
her olasılıkta, kendi yargısına tabi kişilere hakkaniyetli bir yargı sağlayamayacağı hükmüne
varıldığım hatırlatmıştır.
Başvuranların, tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından dinlenme haklarının ihlali
sonucu göz önünde bulundurulursa, Mahkeme, işbu şikayetleri incelemeye gerek olmadığı
kanaatine varmıştır (Bkz. Çn'aklar-Türkiye,28 Ekim 1998 tarihli karar, 1998-VII S. 3074,
§§44-45). . M u h a k e m e usulünün süresi hakkında
Hükümet davanın karmaşıklığını ve başvuranların yerine getirmesi gereken
yükümlülüklerin niteliğini öne sürmüştür. Dava konusu ceza muhakemeleri usulü, yasadışı
örgüte mensup olmak ve yardım ve yataklık yapmaktan haklarında kovuşturma yapılan
V * • >'•
Hükümet bu iddialara itiraz etmiştir.
, j AÎHM, konu lıakkmda elinde bulunan unsurlar ve içtihatlar göz Önünde bulundurarak,
mahkemedeki işlemler için 2 000 EUR tutarının başvuranlara tahsis edilmesinin uygun
olacağı kanaatime varmıştır.
C. Temerrüt faizi
AÎHM, Avrupa Merkez Bankasinın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı basit
faize dayalı olarak %3 ’lük bir faiz oranı uygulanacağım belirtmektedir.
BU SEBEPLERDEN ÖTÜRÜ MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE
Başvurunun geri kalanının kabul edilebilir olduğuna;
DGM’nin tarafsız ve bağımsız olmaması nedeniyle Sözleşmenin 6§1 maddesinin ihlal
edildiğine;
Muhakeme usulü süresi nedeniyle AÎHS ’nin 6§1 maddesinin ihlal edilmediğine;
AÎHS ’nin 6. maddesine ilişkin diğer şikayetlerin incelenmemesine;
Mevcut kararın tek başına manevi tazminat için yeterli olduğuna;
v.-.
a ) B u k a r a r ı n , A Î H S ’ n i n 4 4 § 2 m a d d e s i n e g ö r e k e s i n l e ş t i ğ i t a r i h t e n i t i b a r e n ü ç a y
içinde, miktara yansıtılabilecek KDV ve pul, harç ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki
döviz kuru üzerinden TL’sına çevrilmek üzere mahkeme masrafları için Savunmacı
Hükümetin 2 000 EUR’yu( iki bin euro ) başvuranlara ödemesine;
b) Belirtilen süre bitiminden Ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için, yukanda
belirtilen tutara, Avrupa Merkez Bankasının kredi faiz oranına yüzde üç puan eklenmek
suretiyle gecikme faizi uygulanmasına;
karar vermiştir.
Hakkaniyete uygun tazminata ilişkin diğer taleplerin reddine karar vermiştir.
îşbu karar Fransızca olarak verilmiş ve 24 Haziran 2004 tarihinde, İçtüzüğün
77.maddesinin 2.ve 3, fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
4
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło