54672/00

WyrokETPCz2005-09-22ECLI:CE:ECHR:2005:0922JUD005467200

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania sądowego w sprawie o odszkodowanie z tytułu wypadku przy pracy naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji? Czy postępowanie sądowe było rzetelne zgodnie z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że postępowanie sądowe w sprawie o odszkodowanie z tytułu wypadku przy pracy, trwające około pięciu lat i pięciu miesięcy w dwóch instancjach, było nadmiernie długie. Stwierdzono, że sprawa nie była szczególnie skomplikowana, a opóźnienia, w tym ponad osiemnastomiesięczne oczekiwanie na raport instytucji ubezpieczeń społecznych, nie mogły być przypisane skarżącemu. Trybunał podkreślił, że sprawy dotyczące zatrudnienia wymagają szczególnej staranności, co dodatkowo uzasadnia stwierdzenie naruszenia prawa do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie. W kwestii rzetelności procesu, Trybunał przypomniał, że interpretacja i stosowanie prawa krajowego należy do sądów krajowych, a niezadowolenie skarżącego z wyniku sprawy nie jest wystarczające do stwierdzenia naruszenia art. 6 ust. 1.
Stan faktyczny
Skarżący, Hüseyin Ertürk, został zwolniony z pracy w banku w 1993 roku. W 1994 roku wniósł pozew o odszkodowanie z tytułu wypadku przy pracy z 1985 roku, twierdząc, że uderzenie w kolano doprowadziło do problemów zdrowotnych, w tym utraty słuchu, pogorszenia wzroku i depresji. Sądy krajowe, po trwającym ponad pięć lat postępowaniu, oddaliły jego roszczenie, uznając brak związku przyczynowego między wypadkiem a jego stanem zdrowia.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznaje skargę dotyczącą długości postępowania za dopuszczalną, a pozostałe skargi za niedopuszczalne. 2. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Zasądza na rzecz skarżącego 3 000 EUR za szkodę niemajątkową oraz 180 EUR za koszty i wydatki, płatne w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, wraz z odsetkami ustawowymi. 4. Oddala pozostałe żądania słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   HÜSEYĐN ERTÜRK - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 54672/00)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Eylül 2005   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup,.   ꢀekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (54672/00) baꢀvuru no’lu davanın nedeni   T.C. vatandaꢀı Hüseyin Ertürk’ün (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 8 Aralık   tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin Temel Đnsan Haklarını güvence altına   alan 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   OLAYLAR   Baꢀvuran 1957 doğumlu olup, Đstanbul’da ikamet etmektedir.   Baꢀvuran, 19 Ekim 1981 yılından bu yana çalıꢀtığı T. Đꢀ Bankası’ndaki iꢀinden Đꢀ Kanunu’nun   13. ve 14. maddelerinin uygulanması doğrultusunda 5 Nisan 1993 tarihinde çıkarılmıꢀ, kıdem   tazminatı ve yazılı bildirim kendisine iletilmiꢀtir.   Baꢀvuran 11 Ocak 1994 tarihinde, 10 Ocak 1985 tarihli iꢀ kazası sonucu oluꢀan zararın tazmin   edilmesi istemiyle Đstanbul Đꢀ Mahkemesi’nde (Mahkeme) tazminat davası açmıꢀtır. O tarihte   sol dizini çalıꢀma masasındaki metal çekmeceye çarptığını, bu yaralanma nedeniyle   «sinoviyal düğümü»’nün meydana geldiğini ileri süren baꢀvuran, sağlık durumunun giderek   kötüleꢀtiğini ve aynı zamanda iꢀitme yetisini kısmen yitirdiğini, iꢀten çıkarılmasının zımni   olarak % 45 oranında iꢀitme kaybına yol açtığını iddia etmiꢀtir. Baꢀvuran, bununla birlikte   görme bozukluğu, kronik depresyon ve endiꢀe halini belirtir bir sağlık raporunu sunmuꢀtur.   Mahkeme, 22 Mart 1994 tarihinde ilk duruꢀmayı gerçekleꢀtirmiꢀ ve baꢀvurandan SSK’ya   giderek iddia ettiği sağlık sorunlarının iꢀ kazası sonucu oluꢀup oluꢀmadığını tetkik ettirmesini   talep etmiꢀtir.   Mahkeme, 22 Mart 1994’ten 4 Ekim 1995’e kadar sekiz duruꢀma yapmıꢀ, duruꢀmalar   boyunca SSK raporunun alınmadığını tespit ederek bu yönde çağrı yapılması gerektiğini   kaydetmiꢀtir. Bu son tarihte sözkonusu raporun dosyaya eklendiğini belirten Mahkeme,   tanıkları dinlemiꢀ, vakıf senedinin dosyaya eklenmesini kararlaꢀtırmıꢀtır.   Mahkeme, 7 Aralık 1995, 7 Mart ve 23 Mayıs 1996 tarihlerindeki duruꢀmalar sırasında görgü   tanıklarını dinlemiꢀtir.   Mahkeme, 10 Eylül 1996 tarihinden 13 Nisan 1999’a kadar on beꢀ duruꢀma   gerçekleꢀtirmiꢀtir.   Baꢀvuranın avukatı 19 Kasım 1996 tarihinde mesleki gerekçelerle duruꢀma tutanağını ve 30   Ocak 1997 tarihinde baꢀvuranın sağlık raporlarına yer verilen ara kararı talep etmiꢀtir.   Baꢀvuranın temsilcisi, 8 Nisan 1997 tarihinde Mahkeme’ye yazılı olarak müvekkili ile ilgili   beꢀ sağlık kurumunun dosyalarını gönderdiğini, bunlardan üç tanesinin belgelerin olmadığı   yanıtını verdiğini ifade etmiꢀtir. Avukat, dosyanın Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesini talep   etmiꢀ, duruꢀmada bulunmama gerekçesini mesleki zorunluluklara bağlamıꢀtır.   Bankanın hukuki temsilcisi, 17 Haziran 1997 tarihinde mesleki gerekçelerle duruꢀma   tutanağını istemiꢀtir.   Baꢀvuranın avukatı, 16 Eylül 1997 Mahkeme’ye davadan çekildiği bilgisini iletmiꢀtir.   Baꢀvuran 18 Aralık 1997 tarihindeki duruꢀmada hazır bulunmuꢀ, avukat tutma imkânının   bulunmadığını belirterek Mahkeme’ye Barodan tayin edilecek bir avukat aracılığıyla temsil   edilmek istediğini beyan etmiꢀtir.   Mahkeme tarafından iꢀ güvenliği koꢀulları ve sağlık sorunları hakkında görevlendirilen   uzman 23 Mart 1998 tarihinde raporunu hazırlamıꢀ, buna göre 506 sayılı Kanun’un 11/A-a-b   maddesine uygun olarak iꢀ yerinde ve çalıꢀma sırasında meydana gelmesi doğrultusunda   baꢀvuranın kazasının iꢀ kazası olarak sayılabileceğini ifade etmiꢀtir.   Bununla birlikte, Mahkeme tarafından talep edilen ve 11 Mayıs 1998 tarihinde hazırlanan   tamamlayıcı bilirkiꢀi raporunda kazanın tamamen tesadüfi olduğu ve kusurun ne bankaya ne   de baꢀvurana yüklenebileceği sonucu çıkmıꢀtır.   Mahkeme, 16 Temmuz 1998 tarihinde bir adli tıp uzmanının görevlendirilmesini ve   baꢀvuranın sağlık durumu derecesinin mağdur olduğunu iddia ettiği kaza ile ilintili olup   olmadığının tespit edilmesini talep etmiꢀtir.   Baꢀvuran Mahkeme’ye göndermiꢀ olduğu 4 Kasım 1998 tarihli yazıda Mahkeme tarafından   istenilen doğrultuda bağımsız uzman doktorların bulunmaması nedeniyle bu talebi reddetme   gerekçesini belirtmiꢀtir. Baꢀvuran 12 Nisan 1999 tarihinde Mahkeme’nin dosyada yer alan   raporlara dayalı olarak karara hükmetmesini istemiꢀtir.   Mahkeme, 13 Nisan 1999 tarihinde almıꢀ olduğu kararla, sunulan unsurlar ıꢀığında sözü   edilen kaza ile sağlık yetersizliği arasında hiçbir illiyet bağı bulunmadığını dikkate alarak   baꢀvuranın tazminat talebini reddetmiꢀtir.   Yargıtay 22 Haziran 1999 tarihinde Đlk derece mahkemesi’nin kararını onamıꢀtır.   HUKUK AÇISINDAN   I. AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   AĐHS’nin 6., 4., ve 18. maddelerine atıfta bulunan baꢀvuran hakkaniyete uygun olarak   yargılanmadığından ve yargı süresinin uzunluğundan ꢀikayetçi olmaktadır.   AĐHM, baꢀvuran tarafından öne sürülen iddiaların daha ziyade Sözleꢀme’nin 6. maddesinin   uygulama alanına girdiğini, bu nedenle yapılan ꢀikayetleri bu çerçevede inceleyeceğini   kaydetmektedir.   A. Yargı sürecinin uzunluğu hakkında   Baꢀvuran, yargı sürecinin uzunluğu ile AĐHS’nin 6 § 1. maddesinde öngörülen «makul süre»   ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.   Hükümet, bu iddiaya karꢀı çıkmakta ve davanın karmaꢀık bir yapısının olduğunun bilinmesi   gerektiğini ve her ꢀeyden önce avukatının birçok defa duruꢀma tutanağını talep etmesi   nedeniyle gecikmenin baꢀvurandan kaynaklandığını ifade etmektedir.   Dikkate alınacak dönem 11 Ocak 1994’te baꢀlamakta ve 22 Haziran 1999’da sona ermektedir.   Bu süreç iki mahkeme için yaklaꢀık beꢀ yıl beꢀ ay sürmüꢀtür.   1. Kabuledilebilirlik hakkında   AĐHM, bu ꢀikayetin AĐHS’nin 35 § 3. maddesi uyarınca temelden yoksun olmadığı tespitinde   bulunmaktadır. Baꢀka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi tespit edilmemiꢀtir.   2. Esas hakkında   AĐHM, yargı sürecinin makul yapısının dava koꢀullarını takiben ve mahkeme yerleꢀik   içtihatları, özellikle davanın karmaꢀıklığı, baꢀvuranın ve yetkili mercilerin tutumu ve   ilgililerin sözü edilen davadaki giriꢀimleri ıꢀığında değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (Bkz.   diğerleri arasında Frydlender-Fransa kararı, no: 30979/96, § 43, AĐHM 2000-VII). Mahkeme   ayrıca gösterilecek özel ihtimamın itilaflı durum için önem arz ettiğini eklemektedir (Bkz.   Ruotolo-Đtalya kararı, 27 ꢁubat 1992, seri: A no:230-D, s. 39, § 17).   AĐHM, daha önce de mevcut baꢀvurudakine benzer sorunların AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin   ihlaline yol açtığını kaydetmektedir (Bkz. sözü edilen Frydlender kararı).   AĐHM, Mahkemeye sunulan unsurları incelenmesinden, davanın özel bir karmaꢀık yapısı   bulunmadığı ve sözkonusu yargı sürecinin uzunluğunun baꢀvuranın tutumu ile   açıklanamayacağı tespitinde bulunmaktadır. Sosyal Sigortalar Kurumu’nun raporunun   beklenmesi on sekiz aydan fazla sürmüꢀtür. Ulusal yargı makamlarına yüklenebilecek böylesi   bir yavaꢀlık AĐHS’ye aykırı olan makul süre aꢀımı tespitine götürmektedir.   Ayrıca, davaya olan yaklaꢀım ilgili bakımından dikkate alınması gereken unsurlar arasındadır.   (Bkz. diğerleri arasında, Zimmermann ve Steiner-Đsviçre kararı, 13 Temmuz 1983, seri: A no:   66, § 24, ve Alenet de Ribemont-Fransa kararı, 10 ꢁubat 1995, seri: A no: 308, § 47). Mevcut   baꢀvuruda, iꢀ alanında bir itilaf sözkonusu olduğundan özel bir itina göstermek gerekir (Sözü   edilen Ruotolo, kararı s. 39, § 17).   Bu nedenle, AĐHS’nin 6 § 1. maddesi bu bakımdan ihlal edilmiꢀtir.   B. Yargılamanın adilliği hakkında   Baꢀvuran, aynı zamanda yargılamanın hakkaniyete uygun olmadığından ꢀikayetçi olmaktadır.   AĐHM, baꢀvuranın iç hukuktaki mahkemelerin yapmıꢀ olduğu ꢀikayetin gerekçelerini dikkate   almadan verdikleri karara itiraz ettiğini hatırlatmaktadır. AĐHM, her ꢀeyden önce ulusal   yetkililere ve özellikle yargı organlarına iç hukuku yorumlama ve uygulama yükümlülüğünün   düꢀtüğünü hatırlatmaktadır (Bkz. Schenk-Đsviçre kararı 12 Temmuz 1988, seri: A no:140, s.   29, § 45).   Bu bağlamda, AĐHM ulusal yargının baꢀvuranın davasını rahatça dile getirme imkânının   bulunduğu yargı sürecinin sonunda kararını verdiğini hatırlatmaktadır. Baꢀvuranın Đꢀ   Mahkemesi’nin almıꢀ olduğu karardan memnun olmaması AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlali   için yeterli değildir. Bu ꢀartlarda, dava dosyasının incelenmesinden görüldüğü üzere izlenen   sürecin bütünü bakımından AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine dair hiçbir sonuç   çıkmamaktadır (Bkz. diğerleri arasında Dambreville-Fransa kararı, no: 51866/99, 13 Mayıs   2001).   Bu ꢀikayetin dayanaktan yoksun olması nedeniyle AĐHS’nin 35 §§ 3. ve 4. maddeleri   bakımından reddedilmesi gerekmektedir.   II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI   A. Tazminat   Baꢀvuran, uğradığı maddi ve manevi zarar için 50.000.000.000 TL. talep etmektedir.   Hükümet, bu miktara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM, mevcut davada sadece yargı sürecinin uzunluğu nedeniyle AĐHS’nin 6. maddesinin   ihlal edildiğini hatırlatmaktadır. Yalnızca bu ihlalden kaynaklanan zararlar sonucu itibariyle   tazmin edilir.   AĐHM, yargı sürecinin uzunluğunun «makul süreyi» aꢀması ile baꢀvuranın manevi zararının   giderilmesi için bir tazminatın ödenmesini haklı çıkardığına itibar etmektedir.   AĐHS’nin 41. maddesinde yer aldığı ꢀekliyle hakkaniyete uygun olarak baꢀvurana 3.000 Euro   ödenmesi kararlaꢀtırılmıꢀtır.   B. Masraf ve harcamalar   Baꢀvuran, AĐHM nezdinde yapmıꢀ olduğu masraf ve harcamalar için 295.400.000 TL. talep   etmektedir.   Mahkemenin bu yöndeki yerleꢀik içtihadına göre bir baꢀvuran yapmıꢀ olduğu masraf ve   harcamaların gerçekliğini ve gerekliliğini makul oranlarda ortaya koyduğu ölçüde bu yönde   bir tazminat elde edebilir. Mevcut durumda sunulan deliller ve görüꢀler ıꢀığında AĐHM, talep   edilen miktarın bütünü üzerinde uzlaꢀmak gerektiği kanısındadır.   C. Gecikme Faizi   AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3   puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Yargı sürecinin uzunluğuna dair ꢀikayetin kabuledilebilir, bunun dıꢀındakilerin   kabuledilemez olduğuna;   2. AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;   3. a) AĐHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden   Y.T.L.’ye çevrilmek suretiyle, Savunmacı Hükümetin baꢀvurana;   i.   manevi zarar için 3.000 (üç bin) Euro;   ii.   iii.   masraf ve harcamalar için 180 (yüz seksen) Euro ödemesine;   belirtilen miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;   b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez   Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faizin   uygulanmasına;   4. Adil tazmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.   maddelerine uygun olarak 22 Eylül 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.   6

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło