54673/00
WyrokETPCz2006-02-02ECLI:CE:ECHR:2006:0202JUD005467300
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania sądowego w sprawie o odszkodowanie za bezprawne rozwiązanie umowy naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że postępowanie sądowe, trwające około sześciu lat i trzech miesięcy, było nadmiernie długie, naruszając tym samym art. 6 ust. 1 Konwencji. Trybunał nie uznał sprawy za szczególnie skomplikowaną ani nie dopatrzył się znaczącego przyczynienia się skarżącego do opóźnień. Kluczowym czynnikiem była bezczynność władz sądowych, w szczególności dwuletni okres, w którym sąd pierwszej instancji nie był w stanie powołać dodatkowej komisji biegłych, mimo że wcześniej zarządził jej powołanie. Trybunał podkreślił, że w braku rozsądnego wyjaśnienia ze strony rządu lub winy skarżącego, opóźnienie należy przypisać sądom krajowym.Stan faktyczny
Skarżący, Latif Fuat Öztürk, zawarł umowę z Gminą Izmir na budowę drogi, która została bezprawnie rozwiązana przez gminę. Sąd handlowy w Izmirze w 1992 r. uznał rozwiązanie umowy za niezgodne z prawem. W 1993 r. skarżący wniósł pozew o odszkodowanie, który trwał do 1999 r., przechodząc przez dwie instancje sądowe i obejmując powoływanie biegłych. Skarżący zmarł w 2003 r., a jego żona i dzieci kontynuowały postępowanie przed ETPCz.Rozstrzygnięcie
Skarga uznana za dopuszczalną. Stwierdzenie naruszenia art. 6 ust. 1 Konwencji. Zasądzenie 3 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową na rzecz bliskich skarżącego. Odrzucenie pozostałej części roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
OF EUROPE
AVRUPA
KONSEYĐ
EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi Kararı
LATĐF FUAT ÖZTÜRK/Türkiye Kararı*
Baꢀvuru No. 54673/00 Strazburg ꢁubat 2006
OLAYLAR
Baꢀvuran 1930 doğumludur. 23 Kasım 2003 tarihinde vefat etmesi üzerine eꢀ i
ve çocukları baꢀvuruyu sürdürmek istemiꢀlerdir.
Belirli olmayan bir tarihte, baꢀvuran, yol yapımına iliꢀkin olarak Đzmir Belediyesi
ile sözleꢀme imzalamıꢀtır. Yol yapımı sürmekteyken, Belediye, sözleꢀmeleri feshetmiꢀtir.
Đzmir Ticaret Mahkemesi, 16 Mart 1992 tarihli bir karar ile sözleꢀmelerin iptalinin
hukuka aykırı ve dolayısıyla geçersiz olduğuna karar vermiꢀtir.
Baꢀvuran, 2 Ekim 1992 tarihinde, Belediye’den mahkeme emrine uymasını
talep etmiꢀtir. Belediye bu talebi reddetmiꢀtir. Mart 1993 tarihinde, baꢀvuran, Đzmir Ticaret Mahkemesi’nde Belediye’ye karꢀı dava
açmıꢀ, sözleꢀmenin feshi dolayısıyla uğradığı zararlara karꢀılık tazminat talep etmiꢀtir. Ekim 1993 tarihinde, mahkeme, zararın miktarını belirlemek için bir bilirkiꢀ
i komisyonu tayin etmiꢀtir. 3 Mayıs 1994 tarihinde, bilirkiꢀi raporu dava dosyasına alınmıꢀtır.
Bu rapora her iki taraf da itiraz etmiꢀ olduğu için mahkeme, ek bilirkiꢀ i
raporu istemeye karar vermiꢀtir.
Komisyon oluꢀturulamadığı için ek bilirkiꢀi raporu düzenlenememiꢀtir. Mahkeme,
yeni bir bilirkiꢀi komisyonu belirlemiꢀtir. Aralık 1997 tarihinde, mahkeme, ikinci raporun alındığını teyit etmiꢀtir. Nisan 1998 tarihinde, mahkeme, baꢀ vuranın talebini kısmen kabul etmiꢀ
ve Belediye’nin ona belirli bir miktar para ödemesi emrini vermiꢀtir. Eylül 1998 tarihinde, baꢀvuran, ilk derece mahkemesinin kararını temyiz etmiꢀtir. Aralık 1998 tarihinde, Yargıtay, baꢀvuranın temyizini reddetmiꢀtir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Çok taraflı Siyasî Đꢀ ler
Genel Müdürlüğü tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam
olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri Bakanlığı
Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
ꢁubat 1999 tarihinde, baꢀvuran bu kararın düzeltilmesini talep etmiꢀtir. 7 Haziran tarihinde, Yargıtay, düzeltme talebini reddetmiꢀtir. Bu karar, baꢀvurana, 29 Temmuz tarihinde tebliğ edilmiꢀtir.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran, iꢀlemlerin süresinin Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin 6 § 1.
maddesinde öngörülen “makul süre” ꢀartıyla uyuꢀmamıꢀ olduğundan ꢀikayetçi olmuꢀtur,
sözkonusu madde ꢀöyledir:
“1. Herkes, … medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, … konusunda karar verecek olan, …
[bir] mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, … görülmesini istemek hakkına sahiptir.”
A. Kabuledilebilirlik
Hükümet, baꢀvuranın dul eꢀinin ve çocuklarının iddia edilen ihlalden etkilenmedikleri
ve bu nedenle AĐHS’nin 34. maddesinin anlamı dahilinde ihlalden zarar gören kiꢀiler
olduklarını iddia edemeyecekleri gerekçesiyle, davanın AĐHM kayıtlarından düꢀmesi
gerektiğini ileri sürmüꢀtür.
AĐHM, baꢀvuranın 3 Kasım 2003 tarihinde vefat ettiğini kaydeder. 6 Nisan 2004
tarihinde, eꢀi ve çocukları, baꢀvuruyu devam ettirme isteklerini bildirmiꢀlerdir. AĐHM,
iꢀlemler zarfında baꢀvuranın vefat ettiği bazı davalarda, AĐHM’de iꢀlemleri sürdürme
isteklerini bildiren, baꢀvuranın varislerinin veya yakın aile üyelerinin ifadelerini dikkate almıꢀ
olduğunu yineler. Bu davada, AĐHM, bu isteklerini açıkça bildirmelerinin dıꢀında, baꢀvuranın
dul eꢀinin ve çocuklarının, AĐHS’nin 6 § 1. maddesine aykırı olarak yakınları hakkındaki
iꢀlemlerin süresinin haddinden fazla sürdüğüne dair hüküm verilmesi konusunda yeterli meꢀru
hakları olduğunu değerlendirir. Dolayısıyla, Hükümet’in, davanın kayıttan düꢀmesi itirazı
reddedilmelidir (bkz., diğer birçok kararın yanı sıra, Dalban – Romanya [BD], no. 28114/95,
§ 39, AĐHM 1999-VI).
Hükümet, ayrıca, baꢀvurunun, altı ay kuralına uymama gerekçesiyle reddedilmesi
gerektiğini ileri sürmüꢀtür. Bu hususta, baꢀvuranın, Yargıtay’ın, temyiz talebini reddedip ilk
derece mahkemesinin kararını onadığı, kararının kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren altı
ay içinde, yani 12 ꢁubat 1999 tarihinde, baꢀvurusunu yapmıꢀ olması gerektiğini iddia etmiꢀtir.
Ayrıca, baꢀvuranın, AĐHS’nin 35. maddesi uyarınca olan iç hukuk yollarını tüketme
ꢀartına uymadığını ileri sürmüꢀtür, zira, baꢀvuran, iꢀlemlerin süresi hakkındaki ꢀikayetini
AĐHM’ye baꢀvurusu öncesinde yerel mahkemelere götürmemiꢀtir.
AĐHM, bu davanın hukuk mahkemeleri usulü ile ilgili olduğunu ve Türkiye’deki,
kararların düzeltilmesi ꢀeklindeki hukuk yolunun genelde benimsenen uluslararası hukuk
ilkelerinin anlamı dahilinde etkili bir iç hukuk yolu oluꢀturduğunu yineler (bkz. Molin Đnꢀaat
– Türkiye, no. 23762/94, 7 Eylül 1995 tarihli Komisyon kararı). Bu nedenle, Yargıtay’ın
temyize iliꢀkin kararının tebliğ tarihi, altı ay süre sınırının belirlenmesinde, baꢀlangıç noktası
olarak alınamaz. Bu davada, süre, düzeltme talebinin sonucunun baꢀvurana tebliğ edildiği
tarihten, yani 29 Temmuz 1999 tarihinden itibaren iꢀlemeye baꢀlamıꢀtır. Dolayısıyla,
Hükümet’in, altı ay kuralına uyulmaması itirazı reddedilmelidir.
AĐHM, ayrıca, Hükümet’in, iç hukuk yollarının tüketilmemesine iliꢀkin benzer ön
itirazlarını geçmiꢀte incelemiꢀ olduğunu ve onları reddettiğini yineler ( bkz. diğerlerinin yanı
sıra, Mete – Türkiye, no. 39327/02, § 19, 4 Ekim 2005).
Yukarıda belirtilenlerin ıꢀığında, AĐHM, bu ꢀikayetin, AĐHS bağlamında ciddi hukuki
ve esasa iliꢀkin sorular ortaya koyduğu kanısındadır. Dolayısıyla, AĐHM, baꢀvurunun,
AĐHS’nin 35 § 3. maddesi anlamı dahilinde temelsiz olmadığı sonucuna varmıꢀtır.
Kabuledilmez olduğuna karar vermek için baꢀka bir sebep görülmemiꢀtir.
B. Esaslar
AĐHM, dikkate alınacak sürecin, 4 Mart 1993 tarihinde baꢀladığını ve Yargıtay’ın
baꢀvuranın düzeltme talebini reddettiği 7 Haziran 1999 tarihinde sona erdiğini kaydeder. Đlk
derece mahkemesi ve Yargıtay’ın, sırasıyla, bir ve iki karar verdiği bu süreç böylece yaklaꢀık
altı yıl ve üç ay sürmüꢀtür.
Hükümet, iꢀlemlerin süresinin, makul süre ꢀartını aꢀmamıꢀ olduğunu ileri sürmüꢀtür.
Baꢀvuranın davasının, zararların hesaplanmasına iliꢀkin teknik uzmanlık gerektiren, karmaꢀık
bir dava olduğunu iddia etmiꢀtir. Tarafların davranıꢀları iꢀlemlerin uzamasına katkıda
bulunmuꢀtur, zira taraflar, erteleme ve yinelenen bilirkiꢀi raporu taleplerinde bulunmuꢀlardır.
Baꢀvuran iddialarını sürdürmüꢀtür.
AĐHM, iꢀlemlerin süresinin makuliyetinin, davanın olayları ıꢀığında ve davanın
karmaꢀıklığı, baꢀvuranın ve ilgili makamların davranıꢀı ve tartıꢀmada baꢀvuran için neyin
tehlikede olduğu kriterlerine atfen değerlendirilmesi gerektiğini yineler (bkz., diğer birçok
içtihadın yanı sıra, Frydlender – Fransa [BD], no. 30979/96, § 43, AĐHM 2000-VII).
AĐHM, bu davanın özellikle karmaꢀık olduğu düꢀüncesinde değildir. Baꢀvuranın
davranıꢀı hakkında ise, dava dosyasında iꢀlemlerin uzamasına kaydadeğer bir ꢀekilde katkıda
bulunduğuna dair bir gösterge yoktur. Adli makamların davranıꢀına iliꢀkin olarak ise, AĐHM,
davanın üç dizi iꢀleme iliꢀkin iki yargı alanı düzeyinde incelendiğini gözlemler. Her iki taraf
da önceki rapora itiraz etmiꢀ olduğu için mahkeme 18 Temmuz 1995 tarihinde ek bilirkiꢀi
raporu emri vermiꢀ olsa da, mahkemenin, bilirkiꢀi komisyonu oluꢀturulamadığı için ek
bilirkiꢀi raporu sağlamanın mümkün olmadığını ancak, 16 Mayıs 1997 tarihinde, neredeyse
iki yıl sonra, kabul ettiği gerçektir. AĐHM, bir geliꢀmenin olmadığı bu uzun dönemi göz ardı
edemez.
AĐHM, temyiz iꢀlemlerinden önce büyük bir gecikme olmamıꢀ olmasına rağmen, ilk
derece mahkemesindeki iꢀlemlerin beꢀ yıldan fazla sürdüğünü kaydeder. Hükümet tarafından
makul bir açıklamanın veya baꢀvuranın suçlanması gerektiğine dair herhangi bir göstergenin
olmaması halinde, gecikme, iꢀlemleri yürüten yerel mahkemelere atfedilebilir olarak
değerlendirilmelidir (bkz., mutatis mutandis, Günter – Türkiye, no. 52517/99,22 ꢁubat 2005,
Nuri Özkan – Türkiye, no. 50733/99, § 21, 9 Kasım 2004).
Yukarıda belirtilenlerin ıꢀığında ve konuya iliꢀkin içtihadını göz önünde tutarak,
AĐHM, iꢀlemlerin toplam süresinin (özellikle ilk derece mahkemesindeki beꢀ yıldan uzun olan
sürenin) “makul süre” ꢀartına uymuꢀ olduğu değerlendirilemez.
Dolayısıyla, AĐHS’nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. AVRUPA ĐNSAN HAKLARI SÖZLEꢁMESĐ’NĐN 41. MADDESĐNĐN
UYGULANMASI
AĐHS’nin 41. maddesi ꢀöyledir:
“Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun
bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
Baꢀvuran, yaklaꢀık olarak 214.000 Amerikan Doları maddi ve manevi tazminat talep
etmiꢀtir.
Hükümet bu talebe itiraz etmiꢀtir.
AĐHM, tespit edilen ihlal ve iddia edilen maddi tazminat arasında herhangi bir sebep
sonuç iliꢀkisi görmemekte, dolayısıyla, bu talebi reddetmektedir. Öte yandan, AĐHM,
baꢀvuranın, iꢀlemlerin süresi dolayısıyla, büyük olasılıkla, manevi zarara, örneğin sıkıntıya
maruz kalmıꢀ olduğunu değerlendirir. AĐHM, hakkaniyet temelinde karar vererek, baꢀvurana,
3.000 Euro manevi tazminat, artı bu miktara tabi olabilecek her türlü verginin ödenmesine
karar verir.
B. Mahkeme masrafları
Baꢀvuran, AĐHM huzurundaki iꢀlemlere iliꢀkin herhangi bir mahkeme masrafının
ödenmesini talep etmemiꢀtir.
BU SEBEPLERLE, AĐHM OYBĐRLĐĞĐ ĐLE
1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3.
(a) Sorumlu Devlet’in, AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinleꢀtiği
tarihten itibaren üç ay içinde, baꢀvuranın yakınlarına 3.000 Euro (üç bin Euro) manevi
tazminat, artı tabi olabilecek her türlü vergiyi, ödeme günündeki kur üzerinden Yeni Türk
Lirası’na dönüꢀtürerek, ödemesine;
(b) yukarıda belirtilen üç aylık sürenin aꢀılmasından ödeme gününe kadar
geçen süre için yukarıdaki miktarlara Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli
faizinin üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Baꢀvuranın adil tazmin talebinin kalanının reddine
KARAR VERĐR.
Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3. maddesi
uyarınca 2 ꢁubat 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.
Søren NIELSEN
Christos ROZAKIS
Yazı Đꢀleri Müdürü
Baꢀkan
4
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło