54814/00

WyrokETPCz2005-10-11ECLI:CE:ECHR:2005:1011JUD005481400

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy turecki Sąd Bezpieczeństwa Państwa (DGM), w skład którego wchodził sędzia wojskowy, był niezawisłym i bezstronnym sądem w rozumieniu art. 6 ust. 1 Konwencji, a tym samym, czy postępowanie przed nim naruszyło prawo skarżących do rzetelnego procesu?
Ratio decidendi
Trybunał stwierdził, że Sąd Bezpieczeństwa Państwa (DGM), w skład którego wchodził sędzia wojskowy, nie spełniał wymogów niezależności i bezstronności określonych w art. 6 ust. 1 Konwencji. Trybunał konsekwentnie utrzymywał w swoim orzecznictwie, że obecność sędziego wojskowego w składzie sądu cywilnego, zwłaszcza w sprawach dotyczących bezpieczeństwa państwa, budzi uzasadnione wątpliwości co do jego niezawisłości i bezstronności w oczach oskarżonych. W związku z tym, Trybunał uznał, że skarżący nie mieli zapewnionego prawa do rzetelnego procesu przed niezawisłym i bezstronnym sądem.
Stan faktyczny
Skarżący, Vahap Eşidir i pięciu innych, urodzeni między 1942 a 1973 rokiem, byli członkami partii politycznej HADEP. Zostali aresztowani we wrześniu 1997 roku. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) skazał ich 6 maja 1998 roku na trzy lata i dziewięć miesięcy więzienia oraz trzyletni zakaz pełnienia funkcji publicznych na podstawie art. 169 Tureckiego Kodeksu Karnego, za pomoc i podżeganie do działalności separatystycznej. Sąd Najwyższy (Yargıtay) podtrzymał wyrok 14 grudnia 1999 roku. Skarżący zarzucali, że DGM nie był niezależny i bezstronny, a także że ich skazanie naruszyło wolność wypowiedzi i zrzeszania się.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednomyślnie: 1. Uznał skargi dotyczące art. 6 Konwencji za dopuszczalne. 2. Uznał skargi dotyczące art. 9, 10 i 11 w związku z art. 14 Konwencji za niedopuszczalne. 3. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu braku niezależności i bezstronności Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi. 4. Uznał, że nie ma potrzeby rozpatrywania pozostałych skarg dotyczących art. 6 Konwencji. 5. Stwierdził, że samo stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające słuszne zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową. 6. Zasądził od Rządu pozwanego na rzecz skarżących łącznie 1 500 EUR tytułem kosztów i wydatków. 7. Oddalił pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

C O N S E I L D E   L ' E U R O P E   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   EꢀĐDĐR VE DĐĞERLERĐ - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢁvuru no: 54814/00)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Ekim 2005   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup,.   ꢀekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (54814/00) baꢀvuru no’lu davanın nedeni bu   ülke vatandaꢀları Vahap Eꢀidir, Zeki Baꢀar, Mehmet Sıddık Aksaç, Kenan Ayaz, Nihat Yaꢀlı,   ve Mehmet Ersin Derince’nin (baꢀvuranlar) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 28 Aralık   tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin Temel Đnsan Haklarını güvence altına   alan 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur. Baꢀvuranlar Avrupa Đnsan Hakları   Mahkemesi (AĐHM) önünde Ankara barosu avukatlarından Levent Kanat tarafından temsil   edilmektedirler.   OLAYLAR   Đlk dört baꢀvuran sırasıyla 1942, 1973, 1963 ve 1969 doğumlu ve Bolu, Van, Muꢀ ve Siirt’te   ikamet etmektedir. Son iki baꢀvuran 1959 doğumlu olup, Diyarbakır’da ikamet etmektedir.   Olayların meydana geldiği dönemde baꢀvuranların hepsi siyasi bir parti olan Halkın   Demokrasi Partisi’nin (HADEP) Bolu il teꢀkilatı kurucu üyesiydi. Vahap Eꢀidir, Mehmet   Sıddık Aksaç, Nihat Yaꢀlı ve Mehmet Ersin Derince partinin aktif idari kurulu üyesi, Kenan   Ayaz, il teꢀkilatı sorumlusu ve Zeki Baꢀar gençlik teꢀkilatı üyesiydi.   Baꢀvuran Kenan Ayaz 17 Eylül 1997 tarihinde, baꢀvuranlar Vahap Eꢀidir, Mehmet Sıddık   Aksaç, Nihat Yaꢀlı ve Mehmet Ersin Derince ise 23 Eylül 1997’de ve Zeki Baꢀar 24 Eylül   1997’de yakalanarak gözaltına alınmıꢀlardır. Ev ve iꢀyerlerinde aramalar düzenlenmiꢀ,   Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) yetkili hakimi gözaltı sonrasında baꢀvuranların   tutukluluk hallerinin devamına karar vermiꢀtir.   DGM, 6 Mayıs 1998 tarihli kararında, TCK’nın 169. maddesinin uygulanmasına istinaden   bölücü bir çeteye yardım ve yataklık etme suçundan baꢀvuranların her birini üç yıl dokuz ay   hapis cezasına çarptırmıꢀ ve üç yıl süreyle kamu hizmetinden men etmiꢀtir. DGM,   baꢀvuranların eylemlerini genel olarak değerlendirmiꢀ, HADEP bünyesinde partinin yerel   ꢀubesinin duvarlarına silahlı çete liderlerinin resimlerini asmak, bölücü çetenin inisiyatifiyle   kurulan televizyon kanalından yayınlar yapmak ve parti üyesi olmayan gençleri bu yayınları   izlemeye davet etmek suretiyle gerçekleꢀtirilen bu faaliyetlerin bölücü silahlı bir çetenin   eylemlerini kolaylaꢀtırdığı tespitinde bulunmuꢀtur. Adıgeçenler aynı zamanda ellerinde çeꢀitli   yayınlar bulundurmuꢀlar, güvenlik güçleri ile çıkan çatıꢀmada ölen çete üyelerinin   fotoğraflarını takvimlere baꢀmıꢀlar, silahlı çetenin propagandasını yapan yayınlar yapmıꢀlar,   parti panolarında PKK’nın renkleri olan kırmızı, sarı, yeꢀil renkleri kullanmıꢀlardır. DGM,   gerekçelerinde video kaset görüntülerindeki bazı bölümlerden ve yayınlarda kullanılan kimi   ifadelerden alıntılar yapmıꢀtır.   Baꢀvuranlar Yargıtay’da temyize giderek bir duruꢀma yapılması talebinde bulunmuꢀlar,   Kürtçe kanıtların yeminli Türk tercümanlar tarafından tam olarak doğru çevrilmediğini ileri   sürmüꢀlerdir.   Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı 14 Aralık 1999 tarihli duruꢀma sırasında temyize iliꢀkin   mütalaalarını sunmuꢀ ve yapılan talebi reddetmiꢀtir. Duruꢀma sonunda Yargıtay DGM’nin 6   Mayıs 1998 tarihli kararını onamıꢀtır.   HUKUK AÇISINDAN   I. KABULEDĐLEBĐLĐRLĐK HAKKINDA   A. AĐHS’nin 6. maddesi   Baꢀvuranlar kendilerini yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin   «tarafsız ve bağımsız» bir mahkeme olmadığını, bünyesinde askeri hakimi bulundurması   nedeniyle hakkaniyete uygun bir yargılamayı güvence altına alamayacağını ileri   sürmektedirler.   Baꢀvuranlar aynı zamanda, bir yanda Kürtçe delillerin çevirisinin yeminli tercümanlar   tarafından tam olarak yerine getirilmemesi, diğer yanda savunmalarını zamanında etkili bir   ꢀekilde hazırlamalarına mahal verecek Yargıtay Cumhuriyet Savcısı’nın tebliğnamesinin   tebliğ edilmemesi doğrultusunda adil bir yargılanma yapılmadığını öne sürmektedirler.   Baꢀvuranlar bu yönde AĐHS’nin 6 §§ 1. ve 3. maddelerinin ihlal edildiğini iddia   etmektedirler.   Hükümet altı ay kuralına riayet edilmediği gerekçesiyle AĐHS’nin 35. maddesi uyarınca   DGM’nin yapısına dair itirazın Mahkemece reddedilmesi gerektiğini savunmuꢀ, sözkonusu   mahkemenin bağımsız ve tarafsız olmadığına iliꢀkin ꢀikayetle ilgili olarak iç hukukta nihai   kararın yine bu mahkeme tarafından alındığını eklemiꢀtir. Hükümet, olayların meydana   geldiği dönemdeki iç hukuka göre ne DGM’nin ne Yargıtay’ın Devlet Güvenlik   Mahkemelerinin yapısına iliꢀkin görüꢀ bildirme yetkisine sahip olduğunu belirterek,   baꢀvuranların iç hukuk yollarının yetersiz olduğuna kanaat getirdiği andan itibaren altı ay   içerisinde yani DGM’nin 6 Mayıs 1998 tarihinde aldığı kararından itibaren baꢀvuruda   bulunması gerektiğinin altını çizmektedir. Hükümet bu yönde Mahkeme’nin yerleꢀik   içtihadına göndermede bulunmaktadır (Bkz.Kalan-Türkiye kararı no: 73561/01, 2 Ekim   2001).   AĐHM, Özdemir-Türkiye (no:59659/00 § 26, 6 ꢁubat 2003) davasındaki benzer itirazı   reddettiğini hatırlatmaktadır. AĐHM, bu sonucu değiꢀtirecek hiçbir gerekçe görmemekte ve   Hükümetin itirazını reddetmektedir.   AĐHM, mahkemenin bu yöndeki içtihatları (Bkz. Çıraklar-Türkiye kararı, 28 Ekim 1998,   1998-VII) ve mahkemeye sunulan unsurlar ıꢀığında bu ꢀikayetlerin esas bakımından   incelenmesi gerektiğine itibar etmektedir. Baꢀvurunun kabuledilemez bulunması için bir   gerekçe tespit edilmemiꢀtir.   B. AĐHS’nin 9., 10., ve 11. maddeleriyle birlikte 14. maddesi   Baꢀvuranlar mahkumiyetlerinin düꢀünce, ifade ve dernek kurma özgürlüğüne yönelik bir   ihlali oluꢀturduğunu ileri sürmekte ve bu noktada AĐHS’nin 9., 10., ve 11. maddeleriyle   birlikte 14. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmektedirler.   AĐHM, bu ꢀikayetlerin 10. madde baꢀlığı altında 14. maddeyle birlikte incelenmesi   gerektiğine itibar etmektedir.   Hükümet, yapılan aramalarda ele geçirilen belgelerin ve kayıtların basit, zararsız ve barıꢀçıl   bir düꢀüncenin ifadesini değil, en ince ayrıntısına kadar hazırlanan bir bölücülük   propagandasını amaçladığını savunmaktadır. Zana-Türkiye kararına (25 Kasım 1997 tarihli   karar, 1997-VII, s. 14, § 58) atıfta bulunan Hükümet, ele geçirilen belgelerin ve görsel-iꢀitsel   kayıtların ꢀiddeti ve düꢀmanlığı teꢀvik ettiğini ve baꢀvuranların mahkumiyetlerinin bu noktada   demokratik bir toplum için gereklilik arz ettiğini eklemektedir.   AĐHM, ulusal yargı mercilerinin baꢀvuranların silahlı bir çete tarafından sürdürülecek   mücadeleyi öven, görsel-iꢀitsel kayıtlar yoluyla bu yasadıꢀı örgüte destek vermeye hazır   olduklarını belirtir faaliyetlerini genel olarak değerlendirmesinin ve tespitinin ardından   gerekçelerini TCK’nın 169. maddesine dayandırdığını not etmektedir.   Mahkemeye sunulan unsurlar ıꢀığında AĐHM, baꢀvuranların düꢀüncelerini ifade etmeleri veya   bir toplantıya katılmaları nedeniyle değil, Türk hukukunda «terörist» olarak nitelendirilen   yasadıꢀı bir örgüte yardım ve yataklık ettikleri için mahkum edildiklerini gözlemlemektedir.   Bu nedenle ilgililerin mahkumiyeti 10. maddede yer alan haklara yönelik bir müdahaleyi   oluꢀturmamaktadır (Bkz.diğerleri arasında Kılıç-Türkiye kararı no: 48498/98, 8 Temmuz   2003, Aksaç-Türkiye kararı, no: 41956/98, 15 Ocak 2004, ve ꢁirin-Türkiye kararı, no:   47328/99, 27 Nisan 2004).   14. maddenin bu açıdan ayrı tutulmasını gerektirecek hiçbir durum mevcut değildir.   Baꢀvurunun bu bölümünün dayanaktan yoksun bulunması nedeniyle AĐHS’nin 35 §§ 3. ve 4.   maddesinin uygulanmasına istinaden reddedilmesi gerekmektedir.   II. ESAS HAKKINDA   1. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkında   Hükümet bir ihlalin olduğu iddiasına karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM daha önceki kararlarda buna benzer pek çok ꢀikayetlerin dile getirildiğini ve bunların   AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını belirtmektedir. (Bkz. söz edilen Özel   kararı, §§ 33-34, ve Özdemir kararı, §§ 35-36).   AĐHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı ꢀekilde sonuçlandıracak hiçbir   tespiti ve delili sunmadığını incelemekte, bunun yanı sıra baꢀvuranların aralarında askeri bir   hakimin de yer aldığı Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin «ulusal güvenliğe» dayalı olarak   yapmıꢀ olduğu yargılama konusunda endiꢀe duymalarının anlaꢀılabilir olduğu tespitinde   bulunmaktadır. Üstelik Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin davanın gerekçesine yabancı   mülahazalar ıꢀığında baꢀvuranlar hakkında sebepsiz bir yargı kararı aldığı sonucuna   varmalarına neden olmaktadır. Bu nedenle baꢀvuranların bu yargı makamının tarafsız ve   bağımsız olmadığı yönündeki ꢀüphelerinin dikkate alınması gerekmektedir. (sözü edilen Incal   kararı s. 1573, § 72 ).   AĐHM, baꢀvuranları yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin 6 § 1. maddesi   uyarınca bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı sonucuna varmıꢀtır.   Bu nedenle AĐHS’nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.   2. Yargı Sürecinin adilliği hakkında   AĐHM, daha önce de benzer kararlarda dile getirdiği üzere bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan   yoksun bir mahkemenin kendi yargısına tabi olan kiꢀilere her halükârda adil bir yargılamayı   garanti edemeyeceği hükmüne varıldığını hatırlatmaktadır.   Baꢀvuranların bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğinin   tespiti ıꢀığında, Mahkeme mevcut ꢀikayeti incelemeyi gerekli görmemektedir (Bkz. diğerleri   arasında sözü edilen Çıraklar kararı, s. 3074, §§ 44-45).   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI   A. Tazminat   Baꢀvuranlar maddi bir zarara maruz kaldıklarını ileri sürmektedirler. V. Eꢀidir 40.000 Euro,   Z.Baꢀar, Kenan Ayaz, Nihat Yaꢀlı, M.E. Derince ve S. Aksaç’ın her biri 30.000 Euro’ya denk   düꢀen gelir kaybına uğradığını iddia etmektedir.   Baꢀvuranlar ayrıca manevi tazminat talebinde bulunmaktadırlar. V. Eꢀidir 25.000 Euro,   Z.Baꢀar, Kenan Ayaz, Nihat Yaꢀlı, M.E. Derince ve S. Aksaç’ın her biri 15.000 Euro talep   etmektedir.   Đddia edilen maddi tazminata iliꢀkin olarak AĐHM, Devlet Güvenlik Mahkemesi önündeki   sürecin Sözleꢀme’nin ihlali meydana gelmeseydi nasıl sonuçlanacağına iliꢀkin bir yargıda   bulunamayacağından baꢀvuranlara bu yönde bir tazminat ödenmesini gerekli görmemektedir.   (Findlay-Đngiltere kararı, 25 ꢁubat 1997, s.284, § 85).   Manevi tazminatla ilgili olarak AĐHM, olayların mevcut koꢀulları dikkate alındığında ihlal   kararının tespitinin adil tazmin için baꢀlı baꢀına yeterli olduğuna karar vermiꢀtir. (Sözü edilen   Çıraklar kararı, s. 3074, § 49).   Sözleꢀme tarafından öngörülen bağımsızlık ve tarafsızlık koꢀullarını yerine getirmeyen bir   mahkeme tarafından mevcut davadaki gibi hususi bir mahkumiyet kararı alındığında, ilgilinin   talebi doğrultusunda yeni bir sürecin ya da yargılamanın baꢀlatılması ilke olarak tespit edilen   ihlalin giderilmesi bakımından uygun bir yöntemi oluꢀturur (Bkz. Öcalan-Türkiye Büyük   Daire kararı, no: 46221/99, AĐHM 2005-...).   B. Masraf ve harcamalar   Baꢀvuranlar iç hukukta ve AĐHM yetkili organları nezdinde yapmıꢀ oldukları masraf ve   harcamalar için 13.250 Euro talep etmektedirler. Baꢀvuranlar kanıtlayıcı belge niteliğinde   Ankara Barosu’nun avukatlık ücreti tarifesini sunmaktadırlar.   AĐHM, baꢀvuranların Sözleꢀme’ye iliꢀkin ꢀikayetlerini kısmi olarak ortaya koyduklarını ve   AĐHS’nin 41. maddesi uyarınca yalnızca yapılan masraf ve harcamaların gerçekten yapıldığı   ve gerekli olduğu hallerde bir ödeme yapıldığını hatırlatmaktadır. AĐHM, makul olarak tüm   harcamalar için baꢀvuranlara toplam 1.500 Euro verilmesini kararlaꢀtırmıꢀtır.   C. Gecikme Faizi   AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3   puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. AĐHS’nin 6. maddesine iliꢀkin yapılan ꢀikayetlerin kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 9.,10.,11., maddeleriyle birlikte 14. maddesine yönelik ꢀikayetlerin   kabuledilemez olduğuna;   3. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan yoksun olması   nedeniyle AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;   4. AĐHS’nin 6. maddesine dair diğer ꢀikayetlerin incelenmesine gerek olmadığına;   5. Mevcut kararın manevi zarar için baꢀlı baꢀına adil tazmini oluꢀturduğuna;   6. a) AĐHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden   Y.T.L.’ye çevrilmek suretiyle, masraf ve harcamalar için Savunmacı Hükümetin baꢀvuranlara   toplam 1.500 (bin beꢀ yüz) Euro’yu ödemesine;   b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez   Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faizin   uygulanmasına;   7. Adil tazmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.   maddelerine uygun olarak 11 Ekim 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.   6

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło