54916/00
WyrokETPCz2005-10-25ECLI:CE:ECHR:2005:1025JUD005491600
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy skazanie skarżącego za wypowiedzi w radiu i telewizji naruszyło jego prawo do wolności wypowiedzi (art. 10 Konwencji)? Czy Sąd Bezpieczeństwa Państwa, w skład którego wchodził sędzia wojskowy, był niezawisłym i bezstronnym sądem w rozumieniu art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że skazanie skarżącego za wypowiedzi, które nie nawoływały do przemocy ani nienawiści, stanowiło nieproporcjonalną ingerencję w jego wolność wypowiedzi i nie było "konieczne w społeczeństwie demokratycznym". W odniesieniu do art. 6 ust. 1, Trybunał potwierdził swoje wcześniejsze orzecznictwo, zgodnie z którym obecność sędziego wojskowego w składzie Sądu Bezpieczeństwa Państwa, orzekającego w sprawach dotyczących bezpieczeństwa narodowego, budzi uzasadnione wątpliwości co do bezstronności i niezawisłości sądu. W konsekwencji, DGM nie spełniał wymogów "niezawisłego i bezstronnego sądu" w rozumieniu Konwencji.Stan faktyczny
Skarżący, Vedad Bakır, urodzony w 1974 roku, w dniu 21 marca 1998 roku, podczas audycji radiowej i telewizyjnej na żywo, opowiedział o wydarzeniach, których był świadkiem podczas obchodów Newruz. Został oskarżony przez Prokuratora Republiki przy Sądzie Bezpieczeństwa Państwa w Diyarbakır na podstawie art. 312 § 2 Tureckiego Kodeksu Karnego o "podżeganie ludności do nienawiści i wrogości z uwagi na różnice społeczne, rasowe i regionalne". Sąd Bezpieczeństwa Państwa skazał go na rok i osiem miesięcy ciężkiego więzienia oraz grzywnę. Sąd Kasacyjny podtrzymał wyrok, a wykonanie kary zostało odroczone na mocy ustawy nr 4454.Rozstrzygnięcie
Trybunał stwierdza naruszenie art. 10 Konwencji. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu braku bezstronności i niezawisłości DGM. Uznaje, że nie ma potrzeby rozpatrywania skargi na podstawie art. 14 Konwencji. Zasądza na rzecz skarżącego 2 000 Euro tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 1 000 Euro tytułem zwrotu kosztów i wydatków. Odrzuca pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
BAKIR- TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no:54916/00)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG EKĐM 2005
Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde
kesinleꢀecek olup ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 54916/00 baꢀvuru no’lu davanın nedeni,
Türk vatandaꢀı Vedad Bakır’ın (Baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 7
Eylül 1999 tarihinde, Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözleꢀmesi’nin (AĐHS)
34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur. Baꢀvuran, Diyarbakır Barosu
avukatlarından C. Aydın tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
Baꢀvuran 1974 doğumlu olup Bitlis’de ikamet etmektedir.
Baꢀvuran 21 Mart 1998 tarihinde, Karacadağ Radyosu’nun davetlisi olarak canlı
yayında Nevruz (yeni yıl) kutlamaları sırasında tanık olduğu olayları anlatmıꢀtır. Radyo
yayını aynı anda televizyon kanalı MED TV tarafından da yayınlanmıꢀtır.
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Baꢀsavcısı 29 Haziran tarihli iddianameyle, aynı anda hem radyoda hem televizyonda yapılan yayında sarf
ettiği sözlerden dolayı baꢀvuranı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 312§2 maddesi gereğince
“halkı sosyal sınıf, ırk ve bölge farklılığı gözeterek kin ve düꢀmanlığa tahrik etmekle”
suçlamıꢀtır.
Baꢀvuran DGM huzurunda suçlamalara itiraz etmiꢀtir. Baꢀvuran, yayında yaptığı
konuꢀmanın gazetecilik görevinin bir parçası olduğunu ve sadece izleyici ve dinleyicilere
gerçekten meydana gelen olayları aktardığını ileri sürmüꢀtür.
DGM, 29 Eylül 1998 tarihinde, baꢀvuranı TCK’nın 312. maddesi gereğince bir yıl
sekiz ay ağır hapis ve 2.533.333 TL (1 Euro 50 cent) para cezasına çarptırmıꢀtır.
Baꢀvuran temyize gitmiꢀtir. Mesleğinin gazetecilik olduğunu hatırlatarak olayları
abartıya kaçmadan tamamen objektif olarak aktarmanın onun görevi olduğunu belirtmiꢀtir.
Baꢀvuran izleyici ve dinleyicilerin dünyada olup bitenler hakkında aydınlatılmaları gerektiğini
ve gösteriler yasal olmasa da, kamuoyunun kutlamaların yanısıra yetkililerin aldığı tedbirler
hakkında bilgi edinme hakkının bulunduğunu vurgulamıꢀtır.
Yargıtay 12 Nisan 1999 tarihli kararla baꢀvuranın yaptığı temyiz baꢀvurusunu
reddederek verilen kararı onamıꢀtır.
DGM 28 Ağustos 1999 tarihinde, yürürlüğe giren 4454 sayılı Kanun uyarınca,
baꢀvuran aleyhinde verilen cezanın infazının ertelenmesi kararı vermiꢀtir.
HUKUK AÇISINDAN
I. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran, hakkında verilen cezai mahkumiyet kararının ifade özgürlüğü hakkını ihlal
ettiğinden ꢀikayetçi olmaktadır. Baꢀvuran bu bakımdan AĐHS’nin 10. maddesini ileri
sürmektedir.
A. Kabul edilebilirlik hakkında
AĐHM, elinde bulunan unsurların tümünü gözönünde bulundurarak, baꢀvuranın
AĐHS’nin 10. maddesine göre yaptığı ꢀikayetin esastan incelenmesi gerektiğine kanaat
getirmektedir. AĐHM ꢀikayetin hiçbir kabul edilemezlik gerekçesiyle çeliꢀmediğini tespit
etmektedir.
B. Esas hakkında
AĐHM, dava konusu mahkumiyet kararının, 10§1 maddesinin güvence altına aldığı
baꢀvuranın ifade özgürlüğü hakkına müdahale oluꢀturmasının taraflar arasında ihtilaf konusu
olmadığını not etmektedir. Üstelik müdahalenin kanun tarafından öngörüldüğüne ve 10§2
maddesi bakımından milli güvenlik ve toprak bütünlüğünün korunması, düzenin
sağlanmasının yanısıra suçun önlenmesi gibi yasal amaç güttüğüne itiraz edilmemektedir
(Bkz. 4 Haziran 2002 tarihli Yağmurdereli-Türkiye kararı, no: 29590/96, §40). AĐHM, bu
değerlendirmeyi benimsemiꢀtir. Buna karꢀın uyuꢀmazlık, bu müdahalenin “demokratik bir
toplumda gerekli” olup olmadığı sorusuna dayanmaktadır.
AĐHM, geçmiꢀte mevcut davada olduğu gibi bir çok davada ortaya çıkan benzer
sorunları irdelemiꢀ ve AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiği kanaatine varmıꢀtır (Bkz.
Özellikle Ceylan-Türkiye, no: 23556/94, §38, 1999-IV, Öztürk-Türkiye, no: 22479/93, §74,
1999-VI, Đbrahim Aksoy-Türkiye, no: 28635/95, 30171/96 ve 34535/97, § 80, 10 Ekim 2000,
sözüedilen Karkın, §39, 23 Eylül 2003 ve Kızılyaprak-Türkiye, no: 27528/95, §43, 2 Ekim
2003).
AĐHM, içtihat kararları ıꢀığında mevcut davayı incelemiꢀ ve Hükümet’in, sözkonusu
durumu farklı bir sonuca ulaꢀtırabilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğuna kanaat
getirmektedir. AĐHM, baꢀvuranın kullandığı ifadelere ve yaptığı konuꢀmanın bağlamına önem
vermiꢀtir. Bu bağlamda, göreceği davanın bulunduğu koꢀulları ve özellikle terörle
mücadeleye bağlı zorlukları gözönünde bulundurmuꢀtur (Bkz. sözüedilen Đbrahim Aksoy, §60
ve 9 Haziran 1998 tarihli Incal-Türkiye kararı, 1998-IV, s.1568, §58).
Dava konusu söylem, olaylara tanıklık etmek ve Nevruz kutlamaları sırasında
güvenlik güçlerinin yürüttüğü operasyonların ꢀekli üzerinde eleꢀtiri yapmaktan ibarettir.
AĐHM, DGM’nin dava konusu söylemin halkı kin ve düꢀmanlığa teꢀvik edici ifadeler
içerdiğine kanaat getirdiğini belirtmektedir.
AĐHM, yerel mahkemelerin aldığı kararlarda bulunan ve baꢀvuranın ifade özgürlüğüne
yapılan müdahaleyi haklı göstermek için yeterli olmayan gerekçeleri incelemiꢀtir. (Bkz.
Mutatis mutandis, Sürek-Türkiye (no:4), no: 24762/94, §58, 1999-IV). AĐHM, sert üsluptaki
bazı sözler Türk Devleti hakkında negatif bir tablo çizse de, ne ꢀiddet kullanmaya, ne silahlı
mücadeleye, ne de ayaklanmaya teꢀvik eder nitelikte olmadığını ve AĐHM’nin gözünde,
dikkate alınması gereken baꢀlıca unsur olan konuꢀmanın kin güden bir konuꢀma olmadığını
gözlemlemiꢀtir (Bkz. a contrario, Sürek-Türkiye (no:1), no: 26682/95, §62, 1999-IV ve
Gerger-Türkiye, no:24919/94, §50, 8 Temmuz 1999).
AĐHM, müdahalenin oranını belirlemek sözkonusu olduğunda, verilen cezaların
niteliği ve ağırlığının da gözönünde bulundurulması gereken unsurlar olduğunu
belirtmektedir.
Bu durumda, baꢀvuran hakkında verilen mahkumiyet kararı hedeflenen amaçlarla
orantılı olmayıp, “demokratik toplumda gerekli” değildir. Dolayısıyla AĐHS’nin 10. maddesi
ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐYLE BERABER 14. MADDENĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ
ĐDDĐASI
Baꢀvuran AĐHS’nin 10. maddesiyle birlikte 14. maddeyi ileri sürerek, siyasi
görüꢀlerine dayanan ayrımcılıktan ꢀikayet etmektedir.
A. Kabul edilebilirlik hakkında
AĐHM, baꢀvuranın AĐHS’nin 14. maddesine göre yaptığı ꢀikayetin, esastan
incelenmesi gerektiği kanaatindedir. AĐHM ꢀikayetin hiçbir kabuledilemezlik gerekçesiyle
çeliꢀmediğini saptamaktadır.
B. Esas hakkında
Tekbaꢀına 10. maddenin ihlal edildiğine iliꢀkin vardığı sonucu gözönünde
bulundurarak, AĐHM, 14. maddeye göre yapılan ꢀikayeti incelemeye gerek olmadığına kanaat
getirmektedir.
III. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran, kendisini mahkum eden DGM’nin, bünyesinde bir askeri hakim
bulundurması nedeniyle, kendisine hakkaniyete uygun yargılamayı garanti eden “tarafsız ve
bağımsız bir mahkeme” olamayacağını iddia etmektedir. Baꢀvuran AĐHS’nin 6§1 maddesinin
ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
A. Kabul edilebilirlik hakkında
Hükümet AĐHM’yi, baꢀvuruyu AĐHS’nin 35. maddesi gereğince iç hukuk yollarının
tüketilmemesi gerekçesiyle reddetmeye davet etmektedir. Bu bakımdan Hükümet, baꢀvuranın
AĐHS’nin 6§1 maddesine göre yaptığı ꢀikayetini ulusal mahkemeler önündeki yargılamanın
hiçbir aꢀamasında dile getirmediğini savunmaktadır.
AĐHM, Özel davasında (sözüedilen, § 25) yapılan aynı itirazı reddettiğini
hatırlatmaktadır. AĐHM daha önce vardığı bu sonuca aykırı bir karar vermek için hiçbir
gerekçe görmemekte ve Hükümet’in itirazını reddetmektedir.
AĐHM, içtihadından çıkan kriterler ıꢀığında (Bkz. özellikle 28 Ekim 1998 tarihli
Çıraklar-Türkiye kararı, 1998-VII) ve elinde bulunan unsurların tümünü gözönüne alarak,
baꢀvuranın ꢀikayetlerinin esastan incelenmesi gerektiğine kanaat getirmektedir. AĐHM,
ꢀikayetlerin hiçbir kabul edilemezlik gerekçesiyle çeliꢀmediğini tespit etmektedir.
B. Esas hakkında
DGM’nin tarafsız ve bağımsız olması hakkında
AĐHM, geçmiꢀte mevcut davada olduğu gibi bir çok davada ortaya çıkan benzer
sorunları irdelemiꢀ ve AĐHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir (Bkz.
sözüedilen Özel, §§33-34 ve Özdemir-Türkiye kararı, no: 59659/00, §§35-36, 6 ꢁubat 2003).
AĐHM, mevcut davayı incelemiꢀ ve Hükümet’in, sözkonusu durumu farklı bir sonuca
ulaꢀtırabilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğuna kanaat getirmiꢀtir. AĐHM, “Milli
güvenlik”’e iliꢀkin suçlardan DGM önüne çıkarılan baꢀvuranın, aralarında askeri hakimin de
bulunduğu mahkeme heyeti önüne çıkmaktan çekinmesinin anlayıꢀla karꢀılanacağını
saptamaktadır. Bu nedenden dolayı, baꢀvuran, DGM’nin bu türden davalara ters düꢀen
değerlendirmelerle haksız yere yönlendirilmelerine izin vermesinden haklı olarak
çekinmektedir. Böylece, bu mahkemenin tarafsızlığı ve bağımsızlığı hakkında baꢀvuran
tarafından duyulan ꢀüphelerin objektif olarak kanıtlandığı düꢀünülebilir (sözüedilen Incal
kararı, §72 in fine).
AĐHM, baꢀvuranı yargılayıp mahkum ettiği sırada DGM’nin, 6§1 maddesi uyarınca
tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olmadığı sonucuna varmaktadır.
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Baꢀvuran, orduda mesleğinde ilerleme olanağını kaybettiğinden dolayı 9.183
Amerikan Doları (7. 553,67 Euro) maddi zarara uğradığını iddia etmektedir.
Baꢀvuran ayrıca 20.000 Dolar tutarındaki manevi zararının telafi edilmesini istemiꢀtir.
Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.
AĐHM, iddia edilen maddi zarar konusunda, baꢀvuranın iddialarının uydurma
olduğunu ve AĐHS’nin 10. maddesinin ihlalinden doğan kazanç kaybının miktarının kesin bir
ꢀekilde belirlenmesini sağlayacak güvenilir emarelere dayanmadığına kanaat getirmektedir.
Dolayısıyla AĐHM bu talebi reddetmiꢀtir.
AĐHM manevi tazminat konusunda ise, baꢀvuranın bir takım sıkıntılarının olabileceği
kanaatindedir. AĐHM hakkaniyete uygun olarak baꢀvurana 2.000 Euro verilmesine karar
vermiꢀtir.
AĐHM’ye göre, bir kimse bu davada olduğu gibi AĐHS’nin gerekli kıldığı tarafsızlık
ve bağımsızlık koꢀullarını yerine getirmeyen bir mahkeme tarafından mahkum edildiğinde,
sözkonusu kiꢀinin isteği üzerine yeni bir davanın ya da yargılamanın yeniden baꢀlatılması
tespit edilen ihlalin telafi edilmesi için ilke olarak en uygun yol teꢀkil etmektedir (Öcalan-
Türkiye, no: 46221/99, 2005-).
B. Masraf ve Harcamalar
Baꢀvuran ulusal mahkemeler ve AĐHM önünde yapılan masraf ve harcamalar için
4.418 Dolar istemektedir. Baꢀvuran hiçbir kanıt sunmamaktadır.
Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.
Elinde bulunan unsurları ve konuya iliꢀkin içtihadını gözönünde bulundurarak, AĐHM,
yapılan bütün masraflar için 1.000 Euro’nun makul olduğuna kanaat getirerek, bu miktarın
baꢀvurana ödenmesine hükmetmektedir.
C. Gecikme faizi
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz
oranına 3 puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK MAHKEME,
1. Baꢀvurunun kabul edilebilir olduğuna;
2. AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;
3. DGM’nin tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun olması nedeniyle AĐHS’nin 6§1
maddesinin ihlal edildiğine;
4. AĐHS’nin 14. maddesine göre yapılan ꢀikayetin incelenmesine gerek olmadığına;
5. a) Bu kararın, AĐHS’nin 44§2 maddesine göre kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet’in
baꢀvurana:
i. manevi tazminat için 2.000 Euro (iki bin Euro)
ii. masraf ve harcamalar için 1.000 Euro (bin Euro)
iii. miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödemesine;
b) Belirtilen süre bitiminden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için, yukarıda
belirtilen tutara, Avrupa Merkez Bankası’nın kredi faiz oranına yüzde üç puan eklenmek
suretiyle gecikme faizi uygulanmasına;
6. Hakkaniyete uygun tazminata iliꢀkin diğer taleplerin reddine karar vermiꢀtir.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve 25 Ekim 2005 tarihinde, Đçtüzüğün 77.
maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.
6
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło