55373/00

WyrokETPCz2006-04-11ECLI:CE:ECHR:2006:0411JUD005537300

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy sąd bezpieczeństwa państwa (DGM) z udziałem sędziego wojskowego stanowił niezawisły i bezstronny sąd w rozumieniu art. 6 ust. 1 Konwencji, a także czy brak dostępu do adwokata w postępowaniu przygotowawczym naruszył prawo do rzetelnego procesu?
Ratio decidendi
Trybunał stwierdził, że Sąd Bezpieczeństwa Państwa (DGM) w Izmirze, który skazał skarżącego, nie spełniał wymogów niezawisłości i bezstronności wynikających z art. 6 ust. 1 Konwencji. Uzasadnieniem było to, że skład sądu obejmował sędziego wojskowego, co w sprawach dotyczących bezpieczeństwa narodowego budziło uzasadnione obawy co do jego bezstronności. Trybunał odwołał się do swojej ugruntowanej linii orzeczniczej w podobnych sprawach przeciwko Turcji, uznając, że obecność sędziego wojskowego w DGM obiektywnie uzasadniała wątpliwości skarżącego co do niezawisłości i bezstronności sądu. W konsekwencji, sąd, który nie spełnia tych wymogów, nie może zapewnić rzetelnego procesu. Z uwagi na stwierdzenie naruszenia prawa do niezawisłego i bezstronnego sądu, Trybunał uznał za zbędne badanie pozostałych skarg na podstawie art. 6.
Stan faktyczny
Skarżący, Fikri Demir, obywatel turecki urodzony w 1971 roku, został aresztowany 2 czerwca 1995 roku przez policję w Izmirze pod zarzutem przynależności do PKK. Prokurator Sądu Bezpieczeństwa Państwa (DGM) w Izmirze oskarżył go o członkostwo w nielegalnej organizacji mającej na celu naruszenie integralności terytorialnej kraju. DGM skazał go na karę śmierci 22 lipca 1997 roku, która po uchyleniu przez Sąd Kasacyjny z powodu błędu proceduralnego, została ponownie orzeczona przez DGM 3 grudnia 1998 roku i zatwierdzona przez Sąd Kasacyjny 18 października 1999 roku. Po zniesieniu kary śmierci w Turcji, wyrok skarżącego został zamieniony na dożywotnie pozbawienie wolności.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu braku bezstronności i niezawisłości Sądu Bezpieczeństwa Państwa w Izmirze. 2. Stwierdza, że nie ma potrzeby badania innych skarg na podstawie art. 6 Konwencji. 3. Zasądza na rzecz skarżącego kwotę 1000 EUR tytułem kosztów i wydatków, pomniejszoną o 685 EUR otrzymane w ramach pomocy prawnej, płatną w lirach tureckich według kursu wymiany w dniu płatności, wolną od wszelkich podatków. 4. Zasądza odsetki za zwłokę od wskazanej kwoty. 5. Odrzuca pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

C O N S E I L D E   L ' E U R O P E   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   FĐKRĐ DEMĐR - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no:55373/00)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   NĐSAN 2006   Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde   kesinleꢀecek olup ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın   adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri   Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari   olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 55373/00 baꢀvuru no’lu davanın nedeni, Türk   vatandaꢀı Fikri Demir’in (Baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 5 Ocak   tarihinde, Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34.   maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur. Adli yardımdan faydalanan baꢀvuran, AĐHM   önünde Đzmir Barosu avukatlarından M. Đꢀeri tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   Baꢀvuran 1971 doğumludur.   Baꢀvuran, 2 Haziran 1995 tarihinde Đzmir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele   ꢁubesi polisleri tarafından gözaltına alınmıꢀtır. Baꢀvuran PKK’ya mensup olmakla itham   edilmiꢀtir.   Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Baꢀsavcısı, 10 Temmuz 1995   tarihinde baꢀvuranı ve diğer yirmi üç sanığı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 125. maddesinin   öngördüğü ülkenin toprak bütünlüğünü bozmayı amaçlayan yasadıꢀı örgüte mensup olma   suçu ile itham etmiꢀtir.   DGM, 22 Temmuz 1997 tarihinde baꢀvuranı üzerine atılı fiillerden suçlu bulmuꢀ ve   idam cezasına çarptırmıꢀtır.   Yargıtay 7 Temmuz 1998 tarihinde ilk derece mahkemesi kararını usul hatası   gerekçesiyle bozmuꢀtur.   DGM 3 Aralık 1998 tarihinde daha önce verdiği kararı yinelemiꢀtir.   Yargıtay 18 Ekim 1999 tarihinde verilen bu kararı onamıꢀtır.   Türkiye’de idam cezasının kaldırılmasının ardından baꢀvuranın cezası ömür boyu ağır   hapis cezasına çevrilmiꢀtir.   HUKUK AÇISINDAN   I. AĐHS’NĐN 6§1 VE 3 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran, kendisini yargılayan ve mahkum eden DGM’nin, bir yandan bünyesinde   askeri hakim bulundurması, diğer yandan gözaltındayken hazırlık soruꢀturması sırasında   avukatın bulunmaması nedeniyle kendisine adil yargılanmayı sağlayacak “tarafsız ve   bağımsız” bir mahkeme oluꢀturmadığını iddia etmektedir. Baꢀvuran ayrıca, Yargıtay   Cumhuriyet Baꢀsavcısı tebliğnamesinin kendisine tebliğ edilmediğinden ꢀikayetçi olmaktadır.   Baꢀvuran AĐHS’nin 6§1 ve 3 maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.   A. DGM’nin tarafsız ve bağımsız olması hakkında   AĐHM, bu durumda ortaya çıkan sorunlara benzer sorunları birçok kez irdelemiꢀ ve   AĐHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir (Bkz. sözüedilen Özel, §§33-34 ve 6   ꢁubat 2003 tarihli Özdemir-Türkiye kararı, no: 59659/00, §§35-36).   AĐHM, mevcut davayı incelemiꢀ ve Hükümet’in, sözkonusu durumu farklı bir sonuca   ulaꢀtırabilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğuna kanaat getirmektedir. AĐHM, “milli   güvenliğe” iliꢀkin suçlardan DGM önüne çıkarılan baꢀvuranın, aralarında askeri hakimin de   bulunduğu mahkeme heyeti önüne çıkmaktan çekinmesinin anlayıꢀla karꢀılanacağını   saptamaktadır. Bu nedenden dolayı, baꢀvuran, DGM’nin bu türden davalara ters düꢀen   değerlendirmelerle haksız yere yönlendirilmelerine izin vermesinden haklı olarak   çekinmektedir. Böylece, bu mahkemenin tarafsızlığı ve bağımsızlığı hakkında baꢀvuran   tarafından duyulan ꢀüphelerin objektif olarak kanıtlandığı düꢀünülebilir (9 Haziran 1998   tarihli Incal-Türkiye kararı, 1998-IV, s.1573, §72 in fine).   AĐHM, baꢀvuranı yargılayıp mahkum ettiği sırada DGM’nin, 6§1 maddesi uyarınca   tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olmadığı sonucuna varmaktadır.   B. Cezai Yargılama Usulünün Hakkaniyeti Hakkında   AĐHM, benzer davalarda, tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun olduğu ortaya   konulan bir mahkemenin, her olasılıkta, kendi yargısına tabi kiꢀilere hakkaniyetli bir yargı   sağlayamayacağı hükmüne varıldığını hatırlatmıꢀtır.   AĐHM, baꢀvuranın tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından dinlenme hakkının   ihlal edilmesi sonucu gözönünde bulundurulursa, AĐHS’nin 6. maddesine göre yapılan diğer   ꢀikayeti incelemeye gerek olmadığına kanaat getirmektedir (Bkz. diğerleri arasında, 28 Ekim   tarihli Çıraklar-Türkiye kararı, 1998-VII, §§ 44-45).   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   A. Tazminat   Baꢀvuran, 50.000 Euro tutarında manevi zarara uğradığını iddia etmektedir.   Hükümet bu iddiaya itiraz etmektedir.   AĐHM, dava koꢀullarında ihlal tespitinin kendi baꢀına yeterli adil tazmin   oluꢀturduğuna kanaat getirmektedir (Çıraklar-Türkiye, 28 Ekim 1998 tarihli karar, 1998-VII,   s. 3074, § 49).   AĐHM’ye göre, bir kimse bu davada olduğu gibi AĐHS’nin gerekli kıldığı tarafsızlık   ve bağımsızlık koꢀullarını yerine getirmeyen bir mahkeme tarafından mahkum edildiğinde,   sözkonusu kiꢀinin isteği üzerine yeni bir davanın ya da yargılamanın yeniden baꢀlatılması,   tespit edilen ihlalin telafi edilmesi için ilke olarak en uygun yolu teꢀkil etmektedir (Bkz.   Öcalan-Türkiye, no: 46221/99, § 210 in fine, AĐHM 2005-).   B. Masraf ve Harcamalar   Baꢀvuran, AĐHM önünde yapılan masraf ve harcamalar için 3.000 Euro istemektedir.   Baꢀvuran hiçbir kanıt sunmamaktadır.   Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.   AĐHM, elinde bulunan unsurları ve konuya iliꢀkin içtihadını gözönünde bulundurarak,   yapılan bütün masraflar için 1.000 Euro’dan adli yardım adı altında Avrupa Konseyi’nden   alınan 685 Euro düꢀürülerek kalan miktarın baꢀvurana ödenmesinin makul olduğuna kanaat   getirmektedir.   C. Gecikme faizi   AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz   oranına 3 puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK MAHKEME OYBĐRLĐĞĐYLE;   1. Đzmir DGM’nin tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun olması nedeniyle AĐHS’nin 6§1   maddesinin ihlal edildiğine;   2. AĐHS’nin 6. maddesine göre yapılan diğer ꢀikayetlerin incelenmesine gerek olmadığına;   3. a) Bu kararın, AĐHS’nin 44§2 maddesine göre kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet’in,   yargılama giderleri için, miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak, 1.000   Euro’dan adli yardım adı altında alınan 685 Euro düꢀürülerek kalan miktarın baꢀvurana   ödemesine;   b) Belirtilen süre bitiminden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için, yukarıda   belirtilen tutara, Avrupa Merkez Bankası’nın kredi faiz oranına yüzde üç puan eklenmek   suretiyle gecikme faizi uygulanmasına;   4. Hakkaniyete uygun tazminata iliꢀkin diğer taleplerin reddine karar vermiꢀtir.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve 11 Nisan 2006 tarihinde, Đçtüzüğün 77.   maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.   4

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło