55391/00

WyrokETPCz2005-10-20ECLI:CE:ECHR:2005:1020JUD005539100

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy skazanie skarżących za propagandę separatystyczną naruszyło ich prawo do wolności wyrażania opinii z art. 10 Konwencji? Czy postępowanie przed Państwowym Sądem Bezpieczeństwa z udziałem sędziego wojskowego było rzetelne i czy jego długość naruszyła art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że skazanie skarżących za propagandę separatystyczną stanowiło nieproporcjonalną ingerencję w ich wolność wyrażania opinii, ponieważ ich wypowiedzi i plakaty nie nawoływały do przemocy ani zbrojnego oporu, a uzasadnienia sądów krajowych były niewystarczające do wykazania 'konieczności w społeczeństwie demokratycznym'. W odniesieniu do art. 6 ust. 1, ETPCz potwierdził swoje ugruntowane orzecznictwo, zgodnie z którym Państwowe Sądy Bezpieczeństwa (DGM) z udziałem sędziów wojskowych nie są niezawisłymi i bezstronnymi trybunałami. Ponadto, długość postępowania, trwającego ponad pięć lat w pierwszej instancji, była nadmierna, biorąc pod uwagę brak szczególnej złożoności sprawy i opóźnienia przypisywane władzom, co naruszyło wymóg 'rozsądnego terminu'.
Stan faktyczny
Skarżący, Osman Özçelik, Kemal Bilget, Kemal Okutan, Bahattin Günel i Murat Bozlak, byli członkami Partii Demokracji (DEP). W 1993 roku podpisali deklarację „Wezwanie Partii Demokracji do Pokoju” i przyczynili się do powstania plakatów „Nie wojna, lecz demokratyczne rozwiązanie”. K. Bilget wygłosił również przemówienie jako wiceprzewodniczący partii. Prokurator Państwowego Sądu Bezpieczeństwa w Ankarze oskarżył ich o propagandę separatystyczną na podstawie art. 8 § 1 ustawy antyterrorystycznej nr 3713. W 1998 roku DGM skazał ich na kary pozbawienia wolności (K. Bilget na dwa lata, pozostali na rok) oraz grzywny i zakaz opuszczania kraju. Wyrok został utrzymany w mocy przez Sąd Kasacyjny.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Stwierdza naruszenie art. 10 Konwencji. 2. Stwierdza naruszenie art. 6 § 1 Konwencji z powodu braku niezawisłości i bezstronności Państwowego Sądu Bezpieczeństwa. 3. Stwierdza naruszenie art. 6 § 1 Konwencji z powodu długości postępowania sądowego. 4. Zasądza na rzecz skarżącego K. Bilgeta 572 Euro tytułem szkody majątkowej i 7.500 Euro tytułem szkody niemajątkowej. 5. Zasądza na rzecz każdego z pozostałych czterech skarżących (Özçelik, Günel, Bozlak i Okutan) po 5.000 Euro tytułem szkody niemajątkowej. 6. Zasądza na rzecz skarżących łącznie 3.000 Euro tytułem kosztów i wydatków. 7. Oddala pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

C O N S E I L D E   L ' E U R O P E   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   OSMAN ÖZÇELĐK VE DĐĞERLERĐ - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 55391 / 00)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Ekim 2005   Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek   olup ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (55391 / 00) baꢀvuru no’lu davanın nedeni bu   ülke vatandaꢀları Osman Özçelik, Kemal Bilget, Kemal Okutan, Bahattin Günel ve Murat   Bozlak’ın (baꢀvuranlar) 28 Aralık 1999 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Komisyonu’na   Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuranlar Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Ankara Barosu   avukatlarından M. N. Özmen tarafından temsil edilmektedirler.   OLAYLAR   Đlk iki ve son baꢀvuran 1952, diğer baꢀvuranlar 1957 ve 1946 doğumlu olup Ankara’da ikamet   etmektedirler.   K. Bilget, 27 Haziran 1993 tarihinde Demokrasi Partisi’nin (DEP) olağan kongresi sırasında   Partinin baꢀkan yardımcısı sıfatıyla bir konuꢀma yapmıꢀtır.   Aynı yılın Ağustos ayında tüm baꢀvuranlar «Demokrasi Partisi’nin Barıꢀ Çağrısı» adlı bir   beyana imza atmıꢀlar ve «Savaꢀ Değil, Demokrat Çözüm» baꢀlıklı afiꢀlerin hazırlanmasına   katkıda bulunmuꢀlardır.   1. «Demokrasi Partisi’nin Barıꢀ Çağrısı» adlı beyan ve sözkonusu afiꢀler ile ilgili   yürütülen yargı süreci   Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı 4 Ekim 1993 tarihinde   «Demokrasi Partisi’nin Barıꢀ Çağrısı» adlı beyana imza atan ve «Savaꢀ Değil, Demokrat   Çözüm» sloganlı afiꢀleri hazırlayan baꢀvuranları ve DEP’in Đdare Kurulu üyesi on kiꢀiyi 3713   sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 8 § 1. maddesi uyarınca bölücülük propagandası yapma   suçu ile itham etmiꢀtir.   Cumhuriyet Savcısı, iddianamelerinde sözkonusu beyandan bazı alıntılara yer vermiꢀtir.   Kasım 1993 tarihinde aralarında askeri bir hakimin de yer aldığı Ankara DGM heyeti,   baꢀvuranlar Özçelik, Günel ve Bozlak’ı dinlemiꢀtir. Adı geçenler, haklarında yapılan   suçlamaları reddederek suçsuz olduklarını iddia etmiꢀler ayrıca sözü edilen beyanda barıꢀa ve   demokrasiye çağrıda bulunduklarını ileri sürmüꢀlerdir.   Aralık 1993 ve 27 Ocak 1994’te DGM, iki sanığın dinlenmesini kararlaꢀtırmıꢀ, kimi   sanıkların adres tespitlerinin yapılması için istinabe oluꢀturulmasını talep etmiꢀtir.   DGM, 3 Kasım 1994’te firari iki sanık için gıyabi tutuklama kararı almıꢀ, diğer tutuklu   sanığın mahkeme huzuruna çıkarılması emrini vermiꢀtir.   DGM, 22 Haziran 1995 tarihinde sanıklardan birinin istinabe karꢀısında vermiꢀ olduğu   ifadenin dava dosyasına eklenmesini kararlaꢀtırmıꢀ, dosyayı iki sanık hakkında verilen   tutuklama kararının iꢀleme konulması sırasında beklemeye almıꢀtır.   DGM, 1 Ağustos, 12 Eylül ve 26 Ekim 1995 tarihlerinde sanıklar hakkında alınan tevkif   müzekkeresi gelinceye kadar dava dosyasını bekletmiꢀtir.   2. K. Bilget hakkında yürütülen cezai süreç   Cumhuriyet Savcısı, 29 Kasım 1993 tarihinde 3713 sayılı Kanun’un 8 § 1. maddesi uyarınca   baꢀvuran Bilget’i ve diğer sekiz kiꢀiyi DEP kongresi sırasında yapmıꢀ oldukları konuꢀma   nedeniyle itham etmiꢀtir.   DGM, 28 Mart, 3 Mayıs, 6 Haziran ve 18 Temmuz 1995 tarihli duruꢀmalarda sanıklardan   birinin mahkeme karꢀısına çıkarılmasını, diğeri hakkında da ihzar müzekkeresi kesilmesini   kararlaꢀtırmıꢀtır.   DGM, 22 Ağustos ve 28 Eylül 1995 tarihlerinde önceki tevkif müzekkerelerinin ve adres   tespitlerinin yinelenmesini talep etmiꢀtir.   3. Đki yargı sürecinin birleꢀtirilmesi   DGM, 26 ve 28 Aralık 1995 tarihlerinde devam eden iki sürecin birleꢀtirilmesine karar   vermiꢀtir.   DGM, 14 Mart 1996 tarihli duruꢀmada sanıklardan birinin Đsviçre’de olduğunu, ikamet   adresinin belli olmadığını not etmiꢀ, bu sanığın kimlik ve adres bilgilerinin belirlenmesini,   önceki tevkif müzekkeresinin ifa edilmediğini belirterek yinelenmesini talep etmiꢀtir.   DGM, 5 Ağustos, 30 Eylül, 2 Aralık 1997, 10 ꢁubat ve 26 ꢁubat 1998 tarihlerinde gıyabi   tevkif müzekkeresini yineleyerek, bunların yanıtı gelinceye dek davayı beklemeye almıꢀtır.   Kasım 1998 tarihinde aralarında bir askeri hakimin de yer aldığı Devlet Güvenlik   Mahkemesi heyeti 4616 sayılı Kanun ile değiꢀtirilen 3713 sayılı Terörle Mücadele   Kanunu’nun 8 §1. maddesine dayalı olarak baꢀvuranları haklarında yapılan ithamlardan suçlu   bulmuꢀ ve K. Bilget’i iki yıl hapis ve 200.000.000 TL. [yaklaꢀık 572 Euro] para cezasına,   diğer baꢀvuranları bir yıl hapis ve 100.000.000 TL. [yaklaꢀık 286 Euro] para cezasına   çarptırmıꢀ ve bütün baꢀvuranların yurtdıꢀına çıkıꢀını yasaklamıꢀtır.   Haziran 1999 tarihinde Yargıtay bu hükmü onamıꢀtır.   Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı 28 Haziran 1999 tarihinde baꢀvuranların davanın yeniden   incelenmesi istemiyle yapmıꢀ oldukları baꢀvuruyu reddetmiꢀtir.   Baꢀvuranlar, 3 Eylül 1999 tarihli ve 4454 sayılı basın-yayın yoluyla iꢀlenen suçlar hakkında   Kanun’un yürürlüğe girmesini müteakip, haklarında verilen cezaların ertelenmesi talebiyle   Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne baꢀvurmuꢀlardır.   Üç sivil hakimden oluꢀan Devlet Güvenlik Mahkemesi heyeti 28 Mart 2000 tarihli kararında,   bir konuꢀma nedeniyle mahkum olan baꢀvuran Bilget’in mahkumiyet kararının 4454 sayılı   Kanun’un uygulama kapsamına girmediğini belirterek yapılan baꢀvuruyu reddetmiꢀ, bununla   birlikte baꢀvuranların cezalarının üç yıl süreyle ertelenmesini kararlaꢀtırmıꢀtır.   DGM, 6 Eylül 2002 tarihinde M. Bozlak’ın adli sicil kaydının silinmesi talebini reddetmiꢀtir.   Baꢀvuranın temyiz baꢀvurusunun ardından DGM 11 Eylül 2002 tarihinde adı geçenin adli   sicilinin kayıtlardan çıkarılmasına karar vermiꢀtir. Bununla birlikte, Yargıtay 17 Ekim 2002   tarihinde bu kararı bozmuꢀtur.   HUKUK AÇISINDAN   I. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuranlar haklarında verilen mahkumiyet kararı ile ifade özgürlüğü haklarının ihlal   edildiğini iddia ederek, AĐHS’nin 10. maddesini ileri sürmektedirler.   AĐHM, sözkonusu mahkumiyet kararının AĐHS’nin 10 § 2. maddesi ile güvence altına alınan   ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahaleyi oluꢀturduğu hususunda taraflar arasında bir ihtilafa   yer verilmediğini not etmektedir. Yapılan müdahalenin AĐHS’nin 10 § 2. maddesi uyarınca   kanun tarafından öngörüldüğüne, toprak bütünlüğünün korunması gibi meꢀru bir amacı   izlediğine itiraz edilmemektedir (Bkz. Yağmurdereli-Türkiye kararı, no: 29590/96, 40, 4   Haziran 2002). Bu husus dikkate alınmaktadır, bununla birlikte müdahalenin «demokratik bir   toplum için zorunluluk» oluꢀturup oluꢀturmadığının incelenmesi gerekmektedir.   AĐHM, sözkonusu beyanda yer alan terimlere, afiꢀlere ve bunların veriliꢀleri bakımından   dikkat çekmektedir. AĐHM bu bağlamda, davayı çevreleyen olayları, özellikle terörle   mücadeleye bağlı güçlükleri dikkate almaktadır.   Sözü edilen konuꢀma ve afiꢀler «emekçilere, insan hakları savunucularına ve barıꢀ severlere»   yönelik siyasi içerikli bir çağrıyı içermektedir. Asıl verilen mesaj özellikle güvenlik güçleri ile   PKK arasındaki ateꢀkese ve Kürt kimliğinin tanınmasına dayalıdır.   K. Bilget’in siyasi bir partinin bölge kongre toplantısı sırasında yapmıꢀ olduğu konuꢀma ile   ilgili AĐHM, ilgilinin bu partinin genel baꢀkan yardımcısı sıfatıyla delegelere partisinin   izlediği siyasi çizgiyi açıklamaya çalıꢀtığını gözlemlemektedir. Baꢀvuran özellikle «Biz, halk   olarak kürt halkı olarak, kürt emekçileri olarak kendimizi yönetme konusunda kendi   irademize sahip olma konusunda bu zamana kadar sınav olarak baꢀarılı bir sınav veremedik   (...) ben inanıyorum ki Kürt halkının acılarına, kürt halkının gözyaꢀlarına, kürt halkının   onuruna kürt halkının onuruna kürt halkının özgürlük tutkusuna Türk emekçilerinin Türkiye   emekçi sınıfının alın terini de katabilirsek merkezi iktidarı biz yönetiriz» görüꢀünü dile   getirmiꢀtir.   Devlet Güvenlik Mahkemesi 17 Kasım 1998 tarihli kararında, baꢀvuranların Türk   topraklarının bir bölümü üzerinde Kürdistan adı verilen bir devleti kurmak istedikleri   tespitinde bulunarak, bu sözlü ve yazılı ifadelerin Türkiye’nin toprak bütünlüğüne karꢀı   bölücülük propagandasını oluꢀturduğu sonucuna varmıꢀtır.   AĐHM, iç hukuk mercilerinin vermiꢀ oldukları kararlarda baꢀvuranların ifade özgürlüğüne   yönelik müdahalenin meꢀruiyeti için yeterli sayılamayan gerekçeleri incelemiꢀtir (Bkz.   mutatis mutandis, Sürek-Türkiye (no:4) kararı, no: 24762/94, § 58, 8 Temmuz 1999). AĐHM,   baꢀvuranların ne ꢀiddet kullanımını, ne silahlı direniꢀi teꢀvik eden bir konuꢀma yaptıklarını,   Türk siyasi hayatının aktörleri olarak kendilerine tanınan görev doğrultusunda görüꢀlerini   ifade ettiklerini gözlemlemektedir. AĐHM nezdinde dikkate alınması gereken temel unsur   budur (Bkz. a contrario, Sürek-Türkiye kararı (no:1), no: 26682/95, § 62, AĐHM 1999-IV, ve   Gerger-Türkiye kararı, no: 24919/94, § 50, 8 Temmuz 1999).   AĐHM, mevcut baꢀvuruda yer alan ꢀikayetlerin daha önceki kararlarda da yer aldığı ve   AĐHS’nin 10. maddesinin ihlali ile sonuçlandığı tespitinde bulunmaktadır (Bkz. özellikle sözü   edilen Đbrahim Aksoy kararı). AĐHM, mahkemenin yerleꢀik içtihadı ıꢀığında, yapılan   baꢀvuruda Hükümetin davanın seyrini farklı ꢀekilde sonuçlandıracak hiçbir tespiti ve delili   sunmadığını kaydetmektedir. AĐHM ayrıca, Hükümetin sahip olduğu baskın konumu   itibariyle, özellikle muhalif kanadın yönelttiği haksız eleꢀtiri ve saldırılara yanıt verecek baꢀka   çözüm yollarının olması halinde, cezai yollara baꢀvurmaması gerektiğinin altını çizmektedir   (Bkz, özellikle Incal-Türkiye kararı, 9 Haziran 1998, 1998-IV, § 54, sözü edilen   Yağmurdereli kararı, § 43).   Mevcut haliyle, baꢀvuranların mahkumiyeti öngörülen amaç doğrultusunda orantısızdır ve   «demokratik bir toplum için gereklilik» oluꢀturmamaktadır. Bu durumda, AĐHS’nin 10.   maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuranlar, kendilerini yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin «bağımsız   ve tarafsız» bir mahkeme olmadığını, bünyesinde bulunan askeri hakimin varlığı nedeniyle   adil bir yargılama güvencesini veremeyeceğini iddia etmektedirler. Baꢀvuranlar bu yönde   AĐHS’nin 6 § 1. maddesini ileri sürmektedirler.   A. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkında   AĐHM, daha önceki kararlarda da benzer pek çok ꢀikayetlerin dile getirildiğini ve bunların   AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını belirtmektedir. (Bkz. sözü edilen Özel   kararı, §§ 33-34, ve Özdemir kararı, no: 59659/00, §§ 35-36, 6 ꢁubat 2003).   AĐHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı ꢀekilde sonuçlandıracak hiçbir   tespiti ve delili sunmadığını incelemekte, bunun yanı sıra baꢀvuranların aralarında askeri bir   hakimin de yer aldığı Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin «ulusal güvenliğe» dayalı olarak   yapmıꢀ olduğu yargılama konusunda endiꢀe duymalarının anlaꢀılabilir olduğu tespitinde   bulunmaktadır. Üstelik bu durum, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin davanın gerekçesine   yabancı gerekçeler ıꢀığında baꢀvuranlar hakkında sebepsiz bir yargı kararı aldığı ꢀüphesine   varmalarına neden olmaktadır. Bu nedenle baꢀvuranların bu yargı makamının tarafsız ve   bağımsız olmadığı yönündeki ꢀüphelerinin dikkate alınması gerekmektedir. (sözü edilen Incal   kararı s. 1573, § 72 ).   AĐHM, baꢀvuranları yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin 6 § 1. maddesi   uyarınca bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı sonucuna varmıꢀtır.   B. Yargı sürecinin uzunluğu hakkında   AĐHM, dava konusu olaylar dikkate alındığında, AĐHS ve Mahkeme’nin yerleꢀik içtihadı   ıꢀığında yargı sürecinin makul olmadığı değerlendirmesinin yapılamayacağını savunmaktadır.   AĐHM, yargı sürecinin baꢀvuranların itham edildikleri 4 Ekim ve 29 Kasım 1993 tarihlerinde   baꢀladığını, 28 Haziran 1999’da Yargıtay’ın iki aꢀamalı yargı için verdiği kararla yaklaꢀık beꢀ   yıl dokuz ay sonra sona erdiğini not etmektedir.   AĐHM, yargı sürecinin makul yapısının dava koꢀullarını takiben ve mahkeme yerleꢀik   içtihatları, özellikle davanın karmaꢀıklığı, baꢀvuranın ve yetkililerin tutumu ve davayı izleyen   olaylar ıꢀığında değerlendirildiğini hatırlatmaktadır.   AĐHM, bununla birlikte sözkonusu yargı sürecinin yirmi bir sanığı kapsamasına karꢀın   karmaꢀık bir yapıda olmadığını not etmektedir; kovuꢀturma yapılan sanıklar aynı suçtan,   yazılı ve sözel olarak bölücülük propagandası yapma suçu ile itham edilmiꢀlerdir.   Baꢀvuranlara gelince, bu süreçteki hiçbir gecikme baꢀvuranlara yüklenmemelidir.   Yargı makamlarının tutumu ile ilgili olarak AĐHM, bu yavaꢀlığın yalnızca «makul süre»   sınırını aꢀan Devlet’e yüklenebileceğini hatırlatmaktadır (Bkz. özellikle, Gergouil-Fransa   kararı, no: 40111/98, § 19, 21 Mart 2000, ve Papachelas-Yunanistan kararı, no: 31423/96, §   40, AĐHM 1999-II).   Mevcut baꢀvuruda AĐHM, baꢀvuranlar hakkında yürütülen iki ayrı yargılamanın 3713 sayılı   Kanun’un 8 § 1. maddesi uyarınca olduğu, bu iki sürecin iki yıl gecikmenin ardından 26 ve 28   Aralık 1995 tarihlerinde Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin kararı ile birleꢀtirildiği   saptamasında bulunmaktadır.   Yargılama sürecindeki kimi uzatmalar 6 ꢁubat 1996 ve 26 ꢁubat 1998 tarihleri arasında   duruꢀma (on yedi rapor) tutanaklarının yeniden okunması, yaklaꢀık iki yıl boyunca bazı   sanıkların kimlik ve adres bilgilerinin tespit edilmesi, tevkif müzekkeresinin ifası ve ifadesine   baꢀvurulan sanıklar hakkında gıyabi kararlarını alan hukuk merciine yüklenebilir.   AĐHM ayrıca, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin yaklaꢀık beꢀ yıl sonra ilk derece mahkemesi   olarak 17 Kasım 1998 yılında kararını verebildiğini gözlemlemektedir.   Yargı sürecinin tamamı, özellikle ilk derece mahkemesi önündeki süre ve dava konusunun   özel bir karmaꢀıklığının olmadığı dikkate alındığında AĐHM, AĐHS’nin 6 § 1. maddesinde yer   alan «makul sürenin» aꢀıldığına itibar etmektedir.   Bu nedenle, bu hüküm ihlal edilmiꢀtir.   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI   A. Tazminat   Baꢀvuranlar, verilen para cezası ve sözkonusu mahkumiyet kararı ile maruz kaldıkları gelir   kaybıyla birlikte 237.240 Euro maddi zarara uğradıklarını iddia etmektedirler.   Baꢀvuranlar ayrıca manevi zarar için103.400 Euro talep etmektedirler.   Đddia edilen gelir kaybıyla ilgili olarak AĐHM, sunulan delillerin AĐHS’nin 10. maddesinin   ihlali ile baꢀvuranların uğradıkları gelir kaybını kesin olarak ispatlar nitelikte olmadığını   kaydetmektedir (Bkz. aynı anlamda, Karakoç ve diğerleri-Türkiye kararı, no: 27692/95,   28138/95 ve 28498/95, § 69, 15 Ocak 2002).   Bu nedenle, bu talebi reddetmektedir.   Özçelik, Günel, Bozlak ve Okutan hakkında verilen para cezasına iliꢀkin AĐHM, bu cezanın   ifasının 28 Mart 2000 tarihinde askıya alındığını hatırlatmaktadır. O halde bu talebin   reddedilmesi gerekir. Buna karꢀılık AĐHM, K. Bilget tarafından yapılan tecil talebinin Devlet   Güvenlik Mahkemesi tarafından reddedildiğini gözlemlemektedir. Bu durumda baꢀvurana   beraat ettiği miktarın tamamının ödenmesi gerekmektedir. Sonuç olarak, AĐHM K. Bilget’e   uğradığı maddi zararın tazmini için 572 Euro ödenmesini kararlaꢀtırmıꢀtır.   Manevi tazminatla ilgili olarak AĐHM, ilgililerin olayların koꢀulları nedeniyle bazı sıkıntılar   çektiklerini belirtmektedir. Mahkeme, AĐHS’nin 41. maddesince hakkaniyete uygun olarak bu   doğrultuda K. Bilget’e 7.500 Euro ve diğer dört baꢀvuranın her birine 5.000 Euro ödenmesine   karar vermiꢀtir.   AĐHM, bir baꢀvuran hakkında verilen mahkumiyetin, 6 § 1. maddesine göre tarafsız ve   bağımsız olmayan bir mahkeme tarafından verildiği görüꢀüne vardığında, prensip olarak en   uygun tazminin, zamanında, tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından baꢀvuranı yeniden   yargılamanın olacağı kanaatine varmaktadır (Bkz. sözü edilen Gençel kararı, § 27).   B. Masraf ve harcamalar   Baꢀvuranlar iç hukukta ve AĐHM nezdinde yapmıꢀ oldukları giderler için 7.290 Euro talep   etmekte, kanıtlayıcı belge niteliğinde Ankara Barosunun minimum avukatlık ücret tarifesini   ve çeviri masraflarına iliꢀkin makbuzu sunmaktadırlar.   Hükümet bu miktarlara karꢀı çıkmaktadır.   Sunulan deliller ve mahkemenin bu yöndeki yerleꢀik içtihadı dikkate alınarak AĐHM   baꢀvuranlara yapmıꢀ oldukları tüm masraf ve harcamalar için makul olarak toplam 3.000 Euro   ödenmesine itibar etmektedir.   C. Gecikme Faizi   AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3   puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;   2. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olmaması nedeniyle   AĐHS’nin 6 §1. maddesinin ihlal edildiğine;   3. Yargı sürecinin uzunluğu nedeniyle AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;   4. a) AĐHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek suretiyle Savunmacı   Hükümetin;   i.   baꢀvuran K. Bilget için 572 (beꢀ yüz yetmiꢀ iki) Euro maddi, 7.500 (yedi bin beꢀ   yüz) Euro manevi tazminat;   ii.   baꢀvuranlar Özçelik, Günel, Bozlak ve Okutan’ın her birine 5.000 (beꢀ bin) Euro   manevi tazminat;   iii.   iv.   masraf ve harcamalar için baꢀvuranlara toplam 3.000 (üç bin) Euro ödemesine ;   belirtilen miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;   b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez   Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faizin   uygulanmasına;   5. Adil tazmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢁTĐR   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.   maddelerine uygun olarak 20 Ekim 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.   8

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło