55913/00

WyrokETPCz2006-12-05ECLI:CE:ECHR:2006:1205JUD005591300

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy obecność sędziego wojskowego w Sądzie Bezpieczeństwa Państwa narusza prawo do niezawisłego i bezstronnego sądu z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał, odwołując się do swojego ugruntowanego orzecznictwa dotyczącego Sądów Bezpieczeństwa Państwa w Turcji, stwierdził, że obecność sędziego wojskowego w składzie orzekającym takiego sądu narusza zasadę niezawisłości i bezstronności sądu, gwarantowaną przez art. 6 ust. 1 Konwencji. Trybunał uznał, że taka struktura sądu nie zapewnia wystarczających gwarancji niezależności od władzy wykonawczej, co jest kluczowe dla rzetelnego procesu. W kwestii długości postępowania, Trybunał uznał, że okres 3 lat i 8 miesięcy w dwóch instancjach, biorąc pod uwagę złożoność sprawy, nie był nadmierny.
Stan faktyczny
Skarżący, Hıdır Durmaz, został aresztowany w 1995 roku w Mersin pod zarzutem przynależności do nielegalnej organizacji. Twierdził, że był torturowany podczas zatrzymania, co zostało zgłoszone prokuratorowi, ale śledztwo w tej sprawie zostało umorzone bez powiadomienia skarżącego. Został skazany przez Sąd Bezpieczeństwa Państwa w Adanie na 14 lat i 7 miesięcy więzienia, a wyrok został utrzymany w mocy przez Sąd Kasacyjny w 1999 roku. W 2004 roku jego wyrok został zawieszony, a on sam zwolniony na mocy nowego Kodeksu Karnego.
Rozstrzygnięcie
1. Skarga dotycząca niezawisłości i bezstronności sądu uznana za dopuszczalną, pozostała część skargi za niedopuszczalną. 2. Stwierdzono naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji w odniesieniu do niezawisłości i bezstronności Sądu Bezpieczeństwa Państwa w Adanie. 3. Stwierdzono brak naruszenia art. 6 Konwencji w odniesieniu do długości postępowania karnego. 4. Nie uznano za konieczne rozpatrywanie pozostałych skarg skarżącego dotyczących rzetelności procesu na podstawie art. 6 Konwencji. 5. Stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające zadośćuczynienie za wszelkie szkody niemajątkowe. 6. Zasądzono 1 000 EUR na pokrycie kosztów i wydatków. 7. Oddalono pozostałą część roszczenia skarżącego o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   A V R U P A   OF E U R O P E   KONSEYİ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   DÖRDÜNCÜ DAĐRE   HIDIR DURMAZ - TÜRKĐYE   (Baꢀvuru no. 55913/00)   KARAR   STRAZBURG   Aralık 2006   Bu karar AĐHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen ꢀartlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak,   üzerinde ꢀekle iliꢀkin değiꢀiklik yapılabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın   adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri   Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari   olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Dava, Hıdır Durmaz (“baꢀvuran”) isimli Türk vatandaꢀının, 18 Ekim 1999 tarihinde,   Đnsan Hakları ve Temel Hürriyetlerin Korunması Sözleꢀmesi’nin (“Sözleꢀme”) 34. maddesine   dayanarak Türkiye Cumhuriyeti aleyhine AĐHM’ye yaptığı baꢀvurudan (No. 55913/00)   kaynaklanmaktadır.   OLAYLAR   I.   DAVA OLAYLARI   Baꢀvuran 1954 doğumludur. AĐHM’ye baꢀvurduğu tarihte Ceyhan Cezaevi’nde   tutukludur. Baꢀvuran, 11 Ağustos 1995 tarihinde, TKP/ML-TIKKO isimli yasadıꢀı örgüte üye   olduğu ꢀüphesiyle Mersin’de yakalanmıꢀ ve gözaltına alınmıꢀtır. Aynı tarihte, Mersin Devlet   Hastanesi’nde doktor muayenesinden geçmiꢀ ve vücudunda kötü muamele izine   rastlanmamıꢀtır. 23 Ağustos 1995 tarihinde, Mersin Devlet Hastanesi’nde tekrar doktor   muayenesinden geçmiꢀ ve vücudunda kötü muamele izine rastlanmamıꢀtır. 24 Ağustos 1995   tarihinde, baꢀvuran Devlet Güvenlik Mahkemesi hakimi huzuruna çıkarılmıꢀ ve hakim   baꢀvuranın tutuklu yargılanmasına karar vermiꢀtir. Konya Devlet Güvenlik Mahkemesi   Cumhuriyet Savcısı, 20 Eylül 1995 tarihli iddianamesinde, baꢀvuranı yasadıꢀı bir örgüte üye   olmakla suçlamıꢀtır. Suçlar, Türk Ceza Kanunu’nun 168 § 1. maddesi ile 3713 sayılı   Kanun’un 5. maddesi çerçevesinde yapılmıꢀtır. 12 Ekim 1995 tarihinde, baꢀvuran, Mersin   Cumhuriyet Savcısına (bundan böyle “Savcı” olarak anılacaktır) bir dilekçe yazmıꢀ ve   gözaltında iꢀkenceye kötü muameleye maruz kaldığını iddia etmiꢀtir. Belirli olmayan bir   tarihte, Savcı baꢀvuranın iddialarına yönelik bir soruꢀturma baꢀlatmıꢀtır. 16 Ekim 1995   tarihinde, baꢀvuran ve diğer iki sanığa yönelik cezai takibat Konya Devlet Güvenlik   Mahkemesi’nde baꢀlamıꢀtır. 13 Kasım 1995 tarihinde, Savcı baꢀvuranın ifadesini almıꢀtır.   Baꢀvuran özellikle, asıldığını, kendisine elektrik verildiğini ve hortumlu suyla tazyikli su   verildiğini belirtmiꢀtir. Ayrıca, sorgulama esnasında, ellerine ve ayaklarına sert bir nesneyle   vurulduğunu ifade etmiꢀtir. Son olarak, olaya tanıklık eden dört kiꢀinin isimlerini vermiꢀtir.   Kasım 1995 tarihinde, Savcının talebi üzerine, baꢀvuran Konya Adli Tıp Kurumu doktoru   tarafından muayene edilmiꢀtir. Doktor, kol altlarında yüzeysel sıyrıklar, sağ el parmaklarının   birinde yaklaꢀık 1mm kadar iyileꢀmiꢀ bir yara tespit etmiꢀtir. Ayrıca, baꢀvuranın penisinde   1*2 mm kadar pigment kaybı tespit etmiꢀtir. Savcı, baꢀvuranı 17 Kasım 1995 ve 3 Aralık   tarihlerinde sorgulayan iki polis memurunun ifadesini almıꢀtır. Her iki polis de   baꢀvuranın iddialarını yalanlamıꢀtır. Savcı ayrıca, tanık olan üç kiꢀinin de ifadelerini almıꢀtır   (D.B., Y.A. ve M.U.).Bu tanıkların hepsi, özellikle, gözaltındayken baꢀvuranın kol altlarının   kanadığını gördüklerini   belirtmiꢀlerdir. 28 Kasım 1995 tarihinde birinci derece   mahkemesinde yapılan duruꢀmada baꢀvuranın tanıkları dinlenmiꢀtir. Dört tanık (D.B., Y.A.,   M.U. ve A.Ö) baꢀvuranı Emniyet Müdürlüğü’nde alıkonulduğu sürede gördüklerini ve   yüzünde ve koltuk altlarında çürükler olduğunu ifade etmiꢀtir. Đꢀlemler devam ederken,   Konya Devlet Güvenlik Mahkemesi, baꢀvurana yönelik iꢀlemleri, aynı örgüte üye olmakla   suçlanan diğer kiꢀilere yönelik açılan davalarla birleꢀtirmeye karar vermiꢀtir. 12 Haziran 1997   tarihinde, Konya Devlet Güvenlik Mahkemesi 19 Mayıs 1997 tarihinde 4210 sayılı Kanun’la   feshedildiğinden, davaya bakma yetkisi Adana Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne geçmiꢀtir. 4   Aralık 1997 tarihinde, 11 ve 23 Ağustos 195 tarihli sağlık raporlarını ve15 Kasım 1995 tarihli   sağlık raporundaki bulguların kötü muameleden kaynaklanıp kaynaklanmadığının   belirlenmesinin mümkün olmadığını dikkate alarak, baꢀvuranı sorgulayan iki polise yönelik   soruꢀturma açılmamasına karar vermiꢀtir. Savcı, bu bağlamda, iddiaları destekleyecek yeterli   kanıt olmadığını tespit etmiꢀtir. Karar baꢀvurana tebliğ edilmemiꢀtir. 12 Haziran 1007 ile 14   Temmuz 1998 tarihleri arasında, Adana Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde, belirli aralıklarla   on altı duruꢀma yapılmıꢀtır. 14 Temmuz 1998 tarihinde, Adana Devlet Güvenlik Mahkemesi,   baꢀvuranı suçlandığı üzere mahkum etmiꢀ ve on dört yıl yedi ay hapis cezasına çarptırmıꢀtır.   Nisan 1999 tarihlerinde, Yargıtay birinci derece mahkemesinin kararını onamıꢀtır.   Baꢀvuranın temsilcisi duruꢀmaya gelmemiꢀtir. 24 Aralık 2004 tarihinde, Adana Ağır Ceza   Mahkemesi, baꢀvuranın mahkumiyetinin ertelenmesine ve yeni Ceza Kanunu uyarınca serbest   bırakılmasına hükmetmiꢀtir.   HUKUK   I.   AĐHS’NĐN 3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran, AĐHS’nin 3. maddesine aykırı olarak, gözaltında olduğu sürede iꢀkenceye   maruz kaldığını ileri sürerek ꢀikayetçi olmuꢀtur. Bu maddeye göre:   “Hiç kimse iꢀkenceye, insanlık dıꢀı ya da onur kırıcı ceza veya iꢀlemlere tabi   tutulamaz.”   Hükümet, AĐHM’den, AĐHS’nin 35 § 1. maddesi uyarınca iç hukuk yolları   tüketilmediğinden baꢀvurunun bu kısmının kabuledilemez ilan edilmesini talep etmiꢀtir.   Baꢀvuranın, Cumhuriyet Savcısının takipsizlik kararına itiraz etmediğini ve iddia edilen   zararın tazmini için hukuk ya da ceza mahkemelerinde dava açabileceğini de belirtmiꢀtir.   Baꢀvuran, Cumhuriyet Savcısı’nın kararının kendisine iletilmediğini iddia etmiꢀtir.   Her halükarda buna karꢀı bir dava açmanın baꢀarısızlıkla sonuçlanacağını zira Türkiye’de   iꢀkence yapanların kovuꢀturulmadığını ileri sürmüꢀtür.   AĐHM, Cumhuriyet Savcılarının takipsizlik kararlarına yönelik bir davanın, prensipte,   AĐHS’nin 35 § 1. maddesi kapsamında etkili ve ulaꢀılabilir bir hukuk yolu teꢀkil ettiğini   tekrarlar (bkz özellikle Saraç – Türkiye, no. 35841/97, 2 Eylül 2004; Nuray ꢁen – Türkiye, no.   41478/98, 30 Nisan 2002).   Bu davada, baꢀvuran, Cumhuriyet Savcısının kararına itiraz etmemiꢀtir. Takipsizlik   kararının baꢀvurana resmi olarak tebliğ edilmemesine rağmen, AĐHM, daha gayretli   davranmıꢀ olsalardı baꢀvuran ve/veya temsilcisinin karardan daha erken haberleri olabileceği   kanısındadır. Bu bağlamda, ilgili iç hukuk çerçevesinde, baꢀvuranın Cumhuriyet Savcısının   kararına itiraz etmek için beꢀ yılı olduğunu not eder. Davanın kendine özgü koꢀulları içinde,   AĐHM, baꢀvuranı, iç hukuk yollarını tüketmek için, Cumhuriyet Savcısı’nın takipsizlik   kararına itiraz etme yükümlülüğünden muaf tutacak hiçbir özel koꢀul tespit etmemiꢀtir.   Bu ꢀartlar altında, AĐHM, Hükümet’in baꢀvuranın iç hukuk yollarını tüketmediğine   dair itirazını kabul eder. Buna göre, baꢀvurunun bu bölümünün AĐHS’nin 35 §§ 1. ve 4.   maddeleri uyarınca reddedilmesi gereklidir.   II. AĐHS’NĐN 5. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran, tutukluluk süresinin, AĐHS’nin 5 § 3. maddesi kapsamındaki “makul süre”   ꢀartını aꢀtığını ileri sürerek ꢀikayetçi olmuꢀtur. Sözkonusu maddeye göre:   “Bu maddenin 1.c fıkrasında öngörülen koꢀullara uyarınca yakalanan veya tutulu   durumda bulunan herkes hemen bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmıꢀ   diğer bir görevli önüne çıkarılır; kendisinin makul bir süre içinde yargılanmaya veya adli   kovuꢀturma sırasında serbest bırakılmaya hakkı vardır. Salıverilme, ilgilinin duruꢀmada hazır   bulunmasını sağlayacak bir teminata bağlanabilir.”   Hükümet, baꢀvuranın tutuklu olarak geçirdiği süre, yerel mahkemenin verdiği   karardaki süreden düꢀüldüğü için baꢀvuranın AĐHS’nin 34. maddesi kapsamında artık mağdur   olmadığını ileri sürmüꢀtür.   AĐHM, sonradan verilen cezanın bir parçası olarak tutuklu yargılanmanın 5 § 3.   maddenin ihlal edilmesini ortadan kaldırmadığını ancak yalnızca 41. madde çerçevesinde   maruz kalınan zararın kısıtlanması temelinde sonuçları olabileceğini tekrarlar (bkz. Engel ve   Diğerleri – Hollanda, 8 Haziran 1976, Kirman – Türkiye, no. 61440/00, 5 Nisan 2005). Buna   göre, baꢀvurunun bu kısmının, AĐHS’nin 35 §§ 1. ve 4. maddeleri uyarınca, altı kuralına   uymadığından reddedilmesi gereklidir.   III.AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran, kendisini yargılayıp mahkum eden Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi   heyetinde askeri hakim bulunmasından dolayı bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından   adil yargılanmadığını ileri sürerek ꢀikayetçi olmuꢀtur. Ayrıca, kendisine yönelik suçlamaların   niteliği ve sebebine iliꢀkin olarak kendisine bilgi verilmediğini ve savunma hazırlamak için   yeterli zaman ve imkanının bulunmadığını ileri sürerek ꢀikayetçi olmuꢀtur. Son olarak,   kendisine yönelik cezai takibatın süresinin haddinden fazla olduğunu iddia etmiꢀtir. Baꢀvuran,   AĐHS’nin 6 §§ 1. ve 3 (a) ve (b) maddelerine atıfta bulunmuꢀtur. Sözkonusu maddelere göre:   “Herkes, … cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek   olan, yasayla kurulmuꢀ bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre   içinde, hakkaniyete uygun …olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir.   3. Her sanık en azından aꢀağıdaki haklara sahiptir:   a) Kendisine yöneltilen suçlamanın niteliği ve nedeninden en kısa zamanda, anladığı   bir dille ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek;   b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip olmak;”   A. Kabuledilebilirlik   Yerleꢀik içtihadı ıꢀığında (bkz. diğerlerinin yanı sıra Çıraklar – Türkiye, 28 Ekim   1998) ve kendisine sunulmuꢀ olan belgeler temelinde, AĐHM, baꢀvuranın ꢀikâyetlerinin,   belirlenmesi, esasların incelenmesine dayalı olan, karmaꢀık hukuki ve olgusal konular ortaya   koyduğu kanısındadır. Dolayısıyla, AĐHM, baꢀvurunun, AĐHS’nin 35 § 3. maddesi   bağlamında temelden yoksun olmadığı sonucuna varmıꢀtır. Kabuledilmez olduğunun ilanı   için baꢀka hiçbir gerekçe tespit edilmemiꢀtir.   B. Esaslar   1.Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı   AĐHM, bu davadakine benzer konular ortaya koyan pek çok dava incelemiꢀ ve   AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine hükmetmiꢀtir (bkz yukarıda anılan Özel, ve   Özdemir – Türkiye, no. 59659/00, 6 ꢁubat 2003).   AĐHM, bu davada farklı bir sonuca varmak için hiçbir neden görmemektedir. Buna   göre, AĐHM, 6 § 1. maddenin ihlal edildiği sonucuna varmıꢀtır   2.Yargılamanın adilliği   Baꢀvuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adil olarak yargılanma   hakkının ihlal edildiğine iliꢀkin ihlalini dikkate alarak, AĐHM, AĐHS’nin 6. maddesi   kapsamında yerel mahkemelerdeki yargılamanın adilliğine iliꢀkin ꢀikâyetleri incelemenin   gerekli olmadığı kanısına varmıꢀtır (bkz. diğerlerinin yanı sıra, Incal – Türkiye, 9 Haziran   1998).   3.Yargılama süresi   AĐHM, ele alınacak sürenin baꢀvuranın yakalanarak gözaltına alındığı 11 Ağustos   tarihinde baꢀlayıp, Yargıtay’ın Adana Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin kararını onadığı   Nisan 1999 tarihinde sona erdiğini gözlemler. Dolayısıyla sözkonusu süre, iki kademede   üç yıl sekiz ay sürmüꢀtür.   Toplam yargılama süresini inceleyerek ve davanın biraz karmaꢀık olduğunu, sanık   sayısını ve davanın iki yargı kademesinde incelendiğini dikkate alarak, AĐHM, birinci derece   mahkemesinin baꢀvuranın davasını diğer ilgili cezai takibatla birleꢀtirme kararlarıyla bir süre   uzamıꢀ olmasına rağmen, bu davadaki yargılama süresinin, uzun olmadığı kanısındadır.   AĐHM ayrıca,   davanın Adana Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne gönderilmesinden   kaynaklanan ciddi bir gecikme olmadığını tespit etmiꢀtir.   Davanın kendine özgü koꢀulları dikkate alındığında, AĐHM, AĐHS’nin 6 § 1.   maddesindeki “makul süre” ꢀartının bu davada yerine getirildiğini tespit etmiꢀtir. Sonuç   olarak, AĐHM, yargılama uzunluğuna iliꢀkin olarak 6 § 1. maddenin ihlal edilmediği kanısına   varmıꢀtır.   IV.AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. maddesi ꢀöyledir:   “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili   Yüksek Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme,   gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   Baꢀvuran, 7,500 Euro manevi tazminat talep etmiꢀtir.   Hükümet, bu meblağa itiraz etmiꢀtir.   AĐHM, bu bağlamda, bir 6. madde ihlalinin, bu bağlamda baꢀvuranın maruz kaldığı   her türlü manevi zarar için baꢀlı baꢀına yeterli tazminat teꢀkil edeceği kanısındadır (bkz Incal,   ve Çıraklar).   B. Mahkeme masrafları   Baꢀvuran ayrıca, yerel mahkemeler ve AĐHM’deki masraflar için toplam 7,863 Euro   talep etmiꢀtir. Baꢀvuran, temsilcisi tarafından ve Konya Barolar Birliği’nin ücret listesine   dayanılarak hazırlanan bir çizelge sunmuꢀtur. Ancak, iddialarını destekleyecek hiçbir makbuz   ya da fatura sunmamıꢀtır.   Hükümet, bu meblağa itiraz etmiꢀtir.   AĐHM içtihadına göre, bir baꢀvuran, ancak gerçekten ve gerektiği için yapıldığı ve   miktar açısından makul olduğu ortaya konulur ise masrafların geri ödenmesine hak   kazanabilir. Bu davada, elindeki bilgiler ve yukarıdaki ölçütler dikkate alınarak, AĐHM, yerel   mahkemelerde yapılan mahkeme masraflarını reddetmiꢀ ve AĐHM’deki masraflar için ise   1.000 Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.   C.Gecikme faizi   AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere   uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar   vermiꢀtir.   YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanmasına iliꢀkin ꢀikâyetini   kabuledilebilir, baꢀvurunun kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;   2. Adana Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığına iliꢀkin olarak   AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;   3.Cezai yargılamanın süresine iliꢀkin olarak AĐHS’nin 6. maddesinin ihlal edilmediğine;   4.Baꢀvuranın, AĐHS’nin 6. maddesi kapsamındaki adil yargılamaya iliꢀkin ꢀikayetlerinin   incelenmesinin gerekli olmadığına;   5.Bir ihlal tespitinin baꢀvuranın maruz kaldığı her türlü manevi zarar için adil tazmin teꢀkil   ettiğine;   6.   (a) Sorumlu Devlet’in, AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinleꢀtiği tarihten   itibaren üç ay içinde, baꢀvurana, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden yeni Türk   Lirası’na çevrilmek üzere mahkeme masrafları için 1.000 Euro (bin Euro) ve uygulanabilecek   her türlü vergiyi ödemesine;   (b) yukarıda anılan üç aylık sürenin aꢀılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için   Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek   suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;   7. Baꢀvuranın adil tazmin talebinin kalan kısmının reddine karar vermiꢀtir.   Đngilizce hazırlanmıꢀ, Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca 5   Aralık 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.   T.L. EARLY   Nicolas BRATZA   Yazı Đꢀleri Müdürü   Baꢀkan   6

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 12.07.2026. · Źródło