55955/00

WyrokETPCz2006-02-02ECLI:CE:ECHR:2006:0202JUD005595500

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy krewni zmarłej osoby mogą być uznani za ofiary naruszenia praw z art. 5 (prawo do wolności i bezpieczeństwa) i art. 6 (prawo do rzetelnego procesu) Konwencji, jeśli skarga została wniesiona po śmierci tej osoby i nie dotyczy okoliczności śmierci?
Ratio decidendi
Trybunał orzekł, że skarżący nie posiadali statusu ofiary w rozumieniu art. 34 Konwencji. Podkreślił, że system skarg indywidualnych nie obejmuje *action popularis* i wymaga, aby skarżący osobiście ucierpiał z powodu zarzucanego naruszenia. Prawa gwarantowane przez art. 5 i 6 Konwencji są prawami osobistymi i nieprzenoszalnymi, co oznacza, że krewni zmarłego nie mogą być uznani za ofiary naruszeń tych artykułów, chyba że skarga dotyczy okoliczności śmierci podnoszących kwestie z art. 2 Konwencji. W niniejszej sprawie skarżący nie wykazali, aby osobiście ucierpieli z powodu długości aresztu czy postępowania karnego prowadzonego przeciwko zmarłemu.
Stan faktyczny
Skarżący to krewni İhsana Biça, który został aresztowany w 1993 roku pod zarzutem przynależności do nielegalnej organizacji i udziału w ataku PKK. Został skazany na 12 lat i 6 miesięcy więzienia, ale wyrok został uchylony przez Sąd Kasacyjny. W trakcie ponownego postępowania, w którym pozostawał w areszcie, İhsan Biç zmarł w szpitalu w 1999 roku z powodu marskości wątroby. Skarżący wnieśli skargę do ETPCz w 2000 roku, zarzucając naruszenie art. 5 i 6 Konwencji w związku z długością aresztu i postępowania karnego przeciwko zmarłemu.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie uznał pozostałą część skargi za niedopuszczalną.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYİ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   ÜÇÜNCÜ DAİRE   BİÇ VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE   (Başvuru no. 55955/00)   KARAR   STRAZBURG   Şubat 2006   Bu karar AİHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen şartlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak,   üzerinde şekle ilişkin değişiklik yapılabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   OLAYLAR   Lahiye Biç, Resul Biç, Zehra Biç ve Hamdiye Biç isimli başvuranlar, sırasıyla 1962,   1982, 1984 ve 1993 doğumludur ve Diyarbakır’a bağlı Yukarıharım Köyü’nde ikamet   etmektedirler. 13 Ekim 1993 tarihinde, İhsan Biç, PKK tarafından askeri konvoya düzenlenen   saldırıya karıştığı şüphesiyle Bismil’de güvenlik güçleri tarafından yakalanmıştır. İhsan Biç, 8   Kasım 1993 tarihinde Cumhuriyet Savcısı huzuruna çıkarılmıştır. 1 Aralık 1993 tarihinde,   Cumhuriyet Savcısı, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde İhsan Biç’e yönelik cezai   işlemleri başlatmıştır. 19 Eylül 1995 tarihinde, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi, İhsan   Biç’in bir silahlı saldırıya katıldığı sonucuna varmak için yetersiz kanıt bulunduğu kanısına   varmış, ancak Biç’i yasadışı örgüt mensubu olmaktan suçlu bulmuştur. İhsan Biç, Türk Ceza   Kanunu’nun 168 § 2. maddesi uyarınca on iki yıl altı ay hapse mahkum edilmiştir. İhsan Biç,   Eylül 1995 tarihinde temyize gitmiştir. 2 Ekim 1996 tarihinde, Yargıtay, Devlet Güvenlik   Mahkemesi’nin kararını bozmuştur. Yargılama, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde   tekrar başlamıştır. Birinci derece mahkemesi, yargılama süresince İhsan Biç’in tutuklu   bulundurulmasına karar vermiştir. Bu süre zarfında İhsan Biç, bir mide rahatsızlığı nedeniyle   iki defa ameliyat olmuştur. Daha sonra kendisine Hepatit-B teşhisi konulmuş ve 9 Ekim 1999   tarihinde hastanede karaciğer sirozu nedeniyle vefat etmiştir. Diyarbakır Devlet Güvenlik   Mahkemesi, ölümünden sonra İhsan Biç’e yönelik cezai işlemlere devam edilmemesine karar   vermiştir.   HUKUK   AİHS’NİN 5. VE 6. MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI   Başvuranlar, AİHS’nin 5. maddesi kapsamında, İhsan Biç’in tutuklu yargılanma süresi   hakkında şkayette bulunmuşlardır. Ayrıca, AİHS’nin 6. maddesi çerçevesinde İhsan Biç’in   bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanmadığını ve kendisine yönelik   yargılamanın makul süreyi aştığını ileri sürmüşlerdir.   AİHM, 34. madde çerçevesinde başvuruda bulunabilmek için, bir kişinin, sivil toplum   örgütünün ya da kişi gruplarının “AİHS’de yer alan hakların … ihlalinin mağduru olduğunu”   iddia etmesi gerektiğini hatırlatır. 35 . madde ile öngörülen kabuledilebilirlik kurallarının,   belli bir esneklikle ve aşırı şekilcilik olmadan uygulanması gerektiği doğrudur; bunun yanı   sıra, 34. madde, başvuranın iddia edilen ihlalden zarar görmüş olduğunu iddia etmesi   gereklidir (bkz. Karner – Avusturya, no. 40016/98, § 25, AİHM 2003-IX ve Fairfield ve   Diğerleri – İngiltere, 24790/04, 8 Mart 2005). İnsan haklarının uygulanması çerçevesinde bir   anlaşma teşkil etmesi açısından, genel olarak, AİHS’nin konusunun ve amacının da dikkate   alınması; AİHS teminatlarını uygulanabilir ve etkili kılmak için temel hürriyetlerin   yorumlanması ve uygulanması gereklidir.   AİHM, AİHS’nin 34. maddesi kapsamında sunulmuş olan bireysel başvuru sisteminin,   action popularis başvuruları kapsamadığını hatırlatır. Mağdur kavramının, teoride, bağımsız   olarak yorumlanması gereklidir. Dolayısıyla, bir başvuranın, bir AİHS ihlali mağduru   olduğunu iddia edebilmesi için, şikayetçi olunan tedbirden direkt olarak zarar görmüş   olduğunu ortaya koyması gereklidir (bkz. Sanles ve Sanles – İspanya (karar), no. 48335/99,   Ekim 2000).   Davanın kendine özgü çartlarına bakıldığında, AİHM, İhsan Biç’in 9 Ekim 1999   tarihinde vefat ettiğini ve mevcut başvurunun, akrabaları tarafından, Biç’in ölümünden   yaklaşık olarak üç ay sonra, 17 Ocak 2000 tarihinde, AİHM’ye yapıldığını gözlemler. Bu   bağlamda, AİHM, yargılama sırasında bir başvuranın vefat ettiği çeşitli davalarda,   başvuranın, AİHM’de yargılamaya devam edilmesini istediğini dile getiren varisçi ya da   yakın aile fertlerinin ifadelerini dikkate aldığını hatırlatır (bkz. bu bağlamda, yukarıda anılan   Karner, ve Dalban – Romanya, [BD], no. 28114/95, § 39, AİHM 1999-VI). Ancak, AİHM,   bu davanın, başvuranlar tarafından başlatılan ve ancak ölümleri sonucunda akrabaları   tarafından takip edilen davalardan ayrı tutulması gerektiğini not eder.   AİHM, başvuranların iddia edilen ihlallerden (ne İhsan Biç’in tutukluluk halinin   uzunluğundan ne de kendisine yönelik işlemlerin uzunluğundan) kişisel olarak zarar   gördüklerini ileri sürmediklerinin, kendi ifadelerinden açıkça anlaşıldığını not eder. 5. ve 6.   maddeler kapsamındaki şikayetler, 1999’da karaciğer sirozundan ölen İhsan Biç adına   yapılmıştır.   AİHM, AİHS’nin 2. maddesinde yer alan hususların ortaya çıkmasına neden olan   şartlarda ölen kişilerin yakın akrabaları olan bireylerin, başvuruda bulunabileceklerini;   bunun, iddia edilen ihlalin niteliği ve AİHS sistemindeki en temel maddelerden birisinin etkili   uygulanmasına ilişkin mütalaalar ile düzenlenen özel bir durum olduğunu hatırlatır. Ancak,   AİHS’nin 5. ve 6. maddesi kapsamındaki şikayetler bu kapsama girmemektedir. Ayrıca,   (yukarıda anılan) Sanles ve Sanles kararında, AİHS’nin 5. maddesi ile teminat altına alınan   hakların, başkasına geçmeyen haklar kategorisine girdiği açıkça belirtilmiştir. Aynı şekilde,   Georgia Makri ve Diğerleri (Georgia Makri ve Diğerleri – Yunanistan (karar), no. 5977/03,   Mart 2005) kararında, AİHM, bir merhumun akrabalarının, yargılamanın uzunluğu (6.   madde) ve etkili hukuk yolu bulunmamasına (13. madde) ilişkin şikayetlerin mağdurları   olarak görülemeyeceğina karar vermiştir. Komisyon tarafından geçmişte benzer kararlar   alınmıştır (Kofler – İtalya, no. 8261/78, 9 Ekim 1982 tarihli Komisyon kararı, DR 30, s.5 ve   Nölkenbockhoff ve Bergman – Federal Almanya Cumuriyeti, no. 10300/89, 12 Aralık 1984   tarihli Komisyon kararı, DR 40, s. 9).   Bu davada, İhsan Biç, yasadışı bir örgüte mensup olduğu şüphesiyle tutuklu   yargılanmış ve daha sonra Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde kendisine yönelik cezai işlemler   başlatılmıştır. Dolayısıyla, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’ndeki cezai işlemler, bu   kişiyle çok yakından bağlantılıdır. Dava dosyasında, başvuranların, İhsan Biç’in   tutuklanmasından ya da cezai işlemlerin uzunluğundan zarar gördükleri sonucuna varmak için   hiçbir kanıt bulunmamaktadır. AİHM, bu davada, bu şikayetlerin dikkate alınmasını   gerektirecek hiçbir genel çıkar bulunmadığı kanısındadır.   Sonuç olarak, AİHM, bu davadaki başvuranların, AİHS’nin 34. maddesi çerçevesinde   uygun bir durumlarının bulunmadığı ve davanın, 35 §§ 3. ve 4. maddeler uyarınca AİHS   maddelerine ratione personae olarak uygun olmadığından reddedilmesi gerektiği sonucuna   varmıştır.   BU SEBEPLERDEN DOLAYI, AİHM OYBİRLİĞİYLE   Başvurunun kalan kısmının kabuledilmez olduğuna karar vermiştir.   İngilizce hazırlanmış, Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca 2   Şubat 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.   Vincent BERGER   Yazı İşleri Müdürü   Bostjan ZUPANCIC   Başkan   4

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło