56497/00

WyrokETPCz2007-02-20ECLI:CE:ECHR:2007:0220JUD005649700

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy sześciodniowe zatrzymanie bez niezwłocznego postawienia przed sędzią oraz brak skutecznego środka odwoławczego w celu zakwestionowania legalności zatrzymania naruszyły art. 5 ust. 3 i 4 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał stwierdził naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji, uznając, że sześciodniowe zatrzymanie skarżącego bez postawienia go przed sędzią było nadmierne, nawet w kontekście śledztwa dotyczącego terroryzmu. Powołał się na precedens *Brogan i inni przeciwko Zjednoczonemu Królestwu*, gdzie czterodniowe i sześciogodzinne zatrzymanie bez kontroli sądowej zostało uznane za przekraczające dopuszczalne ramy. W odniesieniu do art. 5 ust. 4, Trybunał powtórzył swoje wcześniejsze ustalenia w podobnych sprawach, odrzucając argumenty rządu dotyczące istnienia skutecznych środków odwoławczych w prawie krajowym, co doprowadziło do stwierdzenia naruszenia.
Stan faktyczny
Skarżący, Osman Özçelik, urodzony w 1952 roku i zamieszkały w Ankarze, był wiceprezesem prokurdyjskiej partii HADEP. Został zatrzymany 21 lipca 1999 r. przez policję antyterrorystyczną w Ankarze w trakcie operacji przeciwko PKK, po tym jak próbował uciec. Był przetrzymywany przez sześć dni, podczas których był przesłuchiwany w związku z jego wypowiedziami w telewizji MED-TV. Prokurator zażądał jego aresztowania, ale sędzia nakazał jego zwolnienie 27 lipca 1999 r. Później, w 2002 roku, sąd krajowy odroczył wydanie ostatecznego wyroku na podstawie nowej ustawy.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Stwierdza, że skargi dotyczące niezwłocznego postawienia przed sędzią i możliwości kwestionowania legalności zatrzymania są dopuszczalne, a pozostała część skargi jest niedopuszczalna. 2. Stwierdza naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji. 3. Stwierdza naruszenie art. 5 ust. 4 Konwencji. 4. Zasądza na rzecz skarżącego 1 500 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową. 5. Zasądza na rzecz skarżącego 1 500 EUR tytułem zwrotu kosztów i wydatków. 6. Odrzuca pozostałą część żądania słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

yi FRÜf t4 /M&4İV HAKLARI MAHKEMESİ   DÖRDÜNCÜ DAİRE   ÖZÇELİK- TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru no: 56497/00)   KARAR   STRAZBURG   Şubat 2007   Bu karar, AİHS’rıin 44 § 2 MaddesVnde belirtilen şartlarla kesinlik kazanacaktır, ancak şekle   ilişkin değişiklikyapılabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USULÎ İŞLEMLER   Davanın nedeni, Türk vatandaşı olan Osman Özçelik’in (“başvuran”), İnsan Haklarını   ve Temel Hakları Korumaya Dair Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34, Maddesi uyarınca, 19 Ocak   tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptığı   başvurudur (başvuru no:56497/00).   OLAYLAR   DAVA OLAYLARI   Başvuran 1952 doğumlu olup Ankara’da ikamet etmektedir. Başvuran, sözkonusu   davaya neden olan olayların öncesinde, Kürt yanlısı HADEP’in (Halkın Demokrasi Partisi)   başkan yardımcısı olarak çalışmaktadır.   Başvuran, 21 Temmuz 1999 tarihinde, Ankara Emniyet Müdürlüğü terörle mücadele   şubesi polis memurları tarafından gözaltına alınmıştır. Dört polis memuru ve başvuran   tarafından imzalanan yakalama tutanağına göre, başvuran hakkında arama izni çıkarılmıştır.   Polis memurları, başvuranı gördüklerinde kimliğini göstermesini istemişlerdir. Ancak,   başvuran kaçmaya teşebbüs etmiştir.   3 T e m m u z 1 9 9 9 ta r ih in d e , A n k a r a E m n iy e t M ü d ü r lü ğ ü m ü d ü r y a r d ım c ıs ı, A n k a r a   Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı’na, başvuranın gözaltı süresinin   uzatılmasını talep eden bir mektup göndermiştir. Müdür yardımcısı, ayrıca, başvuranın 21   Temmuz 1999 tarihinde, PKK aleyhine yürütülen bir polis operasyonu sırasında gözaltına   alındığını, polisin henüz başvuranın detaylı sorgulamasını ve kanıt toplama sürecini   tamamlamadığını belirtmiştir.   Cumhuriyet Savcısı, emniyet müdürlüğünün talebini Ankara Devlet Güvenlik   Mahkemesi’ne iletmiştir. Aynı gün, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin tek hakimi gözaltı   süresinin 24 Temmuz 1999 tarihinde başlayarak 26 Temmuz 1999 dahil olmak üzere üç gün   süreyle uzatılmasına karar vermiştir. Başvuran, hakim önüne çıkmamıştır.   5 T e m m u z 1 9 9 9 t a r i h i n d e , A n k a r a E m n i y e t M ü d ü r l ü ğ ü t e r ö r l e m ü c a d e l e ş u b e s i n d e n   iki polis memuru, başvuranın ifadesini almıştır. Başvuran, özellikle, HADEP’in başkan   yardımcısı sıfatıyla Kürt yanlısı bir kanal olan MED-TV’de yayımlanan televizyon   programlarında vermiş olduğu ifadeler hakkında sorgulanmıştır.   Başvuran, 27 Temmuz 1999 tarihinde, aynı televizyon programlarında yapmış olduğu   açıklamalar konusunda kendisini sorgulayan Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi   Cumhuriyet Savcısı huzuruna çıkarılmıştır. Daha sonra, Cumhuriyet Savcısı, Ankara Devlet   Güvenlik Mahkemesi’nden başvuranın tutuklu yargılanması talebinde bulunmuştur.   Aynı gün, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesinin tek hakimi, iddia edilen suçun   niteliği ve kanıtları göz önünde bulundurarak, başvuranın gözaltından çıkarılması emrini   vermiştir.   A ğ u s to s 1 9 9 9 ta rih in d e , C u m h u riy e t S a v c ıs ı, A n k a ra D e v le t G ü v e n lik   Mahkemesinin, başvuranın MED-TV’de yayımlanan televizyon programları sırasında   yapmış olduğu açıklamalara dayanarak, başvuranı PKK üyelerine yardım ve yataklık etmekle   suçlayan bir ithamname çıkarmasını talep etmiştir.     Aralık 2000 tarihinde, 23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenen suçlardan dolayı şartla   salıverilmeye, dava ve cezaların ertelenmesine dair yeni kanun (kanun no. 4616) yürürlüğe   girmiştir.   5   Haziran 2002 tarihinde, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi, 4616 sayılı kanuna   uygun olarak, başvuran hakkında nihai hüküm vermeyi ertelemeye karar vermiştir. Mahkeme,   aynı kanunun 1 § 4 Maddesi uyarınca, başvuran aleyhindeki cezai takibatın ertelenebileceğine   ve bu karardan itibaren beş yıl içinde başvuranın benzer bir suçtan hüküm giymesi durumunda   nihai hüküm verilebileceğine karar vermiştir.   HUKUK   I. A İH S ’N İN 5 § 1 M A D D E S İ’N İN İH L A L E D İL D İĞ İ İD D İA S I   Başvuran, AİHS’nin 5 § 1 (c) Maddesi uyarınca, yakalanması için hiçbir geçerli şüphe   bulunmamasından dolayı, kanunsuz bir biçimde özgürlüğünden mahrum bırakılmasından   şikayetçi olmuştur. Başvuran, 5 § 1 (c) Maddesi’ni ileri sürmüştür.   Hükümet, bu şikayet üzerine yorum yapmamıştır.   AİHM, “geçerli şüphe” bulunmasının, tarafsız bir gözlemciyi söz konusu şahsın suçu   işlemiş olabileceği konusunda tatmin edebilecek kanıt veya bilginin varlığını gerektirdiğini   yinelemektedir (Fox, Campbell ve Hartley / Ingiltere, 30 Ağustos 1999 tarihli karar, A Serisi   no. 182, s. 16, § 32). Ancak, şüphe uyandıran kanıtların, cezai soruşturma sürecinin daha   sonraki bir safhasında karşımıza çıkan bir mahkumiyeti haklı çıkarmak veya bir suçlamada   bulunmak için gerekli kanıtlarla aynı seviyede olması gerekmez (Murray / İngiltere, 28 Ekim   tarihli karar, A Serisi no. 300-A, s. 27, § 55).   AİHM, başvuranın, PKK aleyhinde düzenlenen bir polis operasyonu sırasında   yakalandığım belirtmektedir. Başvuran tarafından imzalanan yakalama tutanağına göre,   başvuran aleyhinde bir arama izni çıkartılmış ve polis memurları başvurandan kimlik   göstermesini istediğinde, başvuran kaçmaya teşebbüs etmiştir.   AİHM, yukarıda bahsedilen öğelerin, başvuranın yakalanması için “geçerli şüphe”   bulunduğu sonucunu desteklemek için yeterli olduğu görüşündedir. Başvuran aleyhinde   yürütülen kovuşturmanın daha sonra ertelenmiş olması, tek başına, AİHS’nin 5 § 1 (c)   Maddesi uyarınca geçerli bir şüphenin varlığını kabul etmemek anlamına gelmemektedir.   AİHM, başvurunun bu kısmının, AÎHS’nin 35 §§ 3 ve 4 Maddesi uyarınca asılsız   olduğu sonucuna varmıştır.   II. AİHS’NİN 5 §§ 3 VE 4 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI   Başvuran, kanun tarafından kendisine adli yetki uygulama izni verilen bir yargıç veya   başka memurların huzuruna çıkarılmadan yedi gün boyunca gözaltında tutulmaktan şikayetçi   olmuştur. Başvuran, ayrıca, AİHS’nin 13. Maddesi uyarınca, polis gözetiminde tutulmasının   meşruluğunu sorgulamak için hiçbir iç hukuk yoluna sahip olmamasından şikayetçi olmuştur.   AİHM, başvuranın 13. Madde uyarınca yapmış olduğu şikayetin, AİHS’nin 5 § 4   Maddesi’ne göre incelenmesi gerektiği kanısındadır. AİHS’nin 5 §§ 3 ve 4 Maddesi:   “3. Bu maddenin l.c fıkrasında öngörülen koşullara uyarınca yakalanan veya tutulu durumda bulunan   herkes hemen bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmış diğer bir görevli önüne   çıkarılır; kendisinin makul bir süre içinde yargılanmaya veya adli kovuşturma sırasmda serbest   bırakılmaya hakkı vardır. Salıverilme, ilgilinin duruşmada hazır bulunmasını sağlayacak bir teminata   bağlanabilir.   4. Yakalama veya tutuklu dununda bulunma nedeniyle özgürlüğünden yoksun kılınan herkes, özgürlük   kısıtlamasının yasaya uygunluğu hakkında kısa bîr süre içinde karar vermesi ve yasaya aykırı görülmesi   halinde kendisini serbest bırakması için bir mahkemeye başvurma hakkma sahiptir.”   ( A. K a b u l e d ü e b i l i r l i k   Hükümet, AİHS’nin 35 § 1 Maddesi’nİn öngördüğü şekilde iç hukuk yollarının   tüketilmediği gerekçesiyle, başvurunun reddedilmedi gerektiğini bildirmiştir. Hükümet,   başvuranın, gözaltı süresinin uzatılması kararına itiraz etmek için yerel makamlar huzurunda   AİHS’nin 5. Maddesi’ne atıfta bulunmadığını iddia etmiştir. Hükümet, ayrıca, başvuranın 466   sayılı Kanun Dışt Yakalanan Veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında   Kanun uyarınca tazminat talebinde bulunabileceğini ileri sürmüştür.   AİHM, benzer davalardaki Hükümetin ilk itirazlarını inceleyip reddettiğini   belirtmektedir (bkz, örneğin, Öcalan/ Türkiye [GC], no. 46221/99, §§ 66-71, ECHR2005-...   ve Daş, yukarıda kaydedilen, § 18). AİHM , bu davada, hukuk ilminden ayrılmasını   gerektirecek hiçbir Özel koşul görmemektedir.   Sonuç olarak, AİHM, Hükümet’in ilk itirazlarını reddetmektedir.   i AİHM, AİHS’nin 35 § 3 Maddesi uyarınca başvurunun asılsız olmadığını   belirtmektedir. AİHM, ayrıca, başvurunun kabuledilebilir olmaması için hiçbir gerekçe   olmadığını belirtmektedir. Bu nedenle, başvurunun kabuledilebilirliği ilan edilmelidir.   B . E s a s l a r   1. AİHS’nin 5 § 3 Maddesi uyarınca başvuranın şikayeti   Hükümet, başvuranın gözaltında bulunma süresinin söz konusu zamanda yürürlükte   olan kanunlara uygun olduğunu ileri sürmüştür. Hükümet, ayrıca, ilgili iç hukukun AİHM’nin   hukuk ilmine uygun olarak değiştirildiğini iddia etmiştir.   Başvuran, iddialarını yinelemiştir.   AİHM, daha önceki bazı durumlarda, terör suçlarına ilişkin soruşturmanın şüphesiz ki   makamları bazı sorunlarla karşı karşıya bıraktığını zaten kabul etmiştir (bkz, Brogan ve   Diğerleri / İngiltere, 29 Kasım 1988, A Serisi no. 145-B, s. 33-34, § 61; Murray, yukarıda   kaydedilen, § 58; Demir ve Diğerleri / Türkiye, 23 E ylül 1998 tarihli karar, Hüküm ve Karar   Raporları 1998-VI, s. 2653, § 41). Ancak, bu, 5. Madde uyarınca, makamların terör suçu   olduğunu düşündükleri her durumda, yerel mahkemelerin etkin denetimine ve son olarak   AİHS’nin teftiş kurumlarına tabi olmaksızın şüphelileri yakalayıp onları polis gözetiminde   tutmak için kayıtsız şartsız yetkileri (carte blanche) olduğu anlamına gelmemektedir (bkz,   diğerleri arasında, Murray, yukarıda kaydedilen, § 58).   AİHM, başvuranın 21 Temmuz 1999 tarihinde gözaltına alınıp, 27 Temmuz 1999   tarihinde serbest bırakıldığını belirtmektedir. Buna göre, başvuran altı gün polis gözetiminde   tutulmuştur. AİHM, Brogan ve Diğerleri davasında, adli denetim olmadan dört gün altı saatlik   gözaltı süresinin, amacı toplum genelini terörizme karşı korumak olsa da, AİHS’nin 5 § 3   Maddesi’nde öngörülen süreye ilişkin sınırlamaların dışına çıktığı konusunda karar verdiğini   yinelemiştir (bkz, Brogan ve Diğerleri, yukarıda kaydedilen, s. 33, § 62).   Başvuranın suçlu bulunduğu eylemlerinin bir terör tehdidiyle bağlantılı olduğu   varsayılsa bile, AİHM, başvuranın bir hakim önüne çıkarılmadan altı gün boyunca   alıkonmasınm gerekli olduğunu kabul edemez.   Bu nedenle, AİHS’nin 5 § 3 Maddesinin ihlali sözkonusuduı*.   2. AİHS’nin 5 § 4 Maddesi uyarınca başvuranın şikayeti   Hükümet, söz konusu zamanda yürürlükte olan Ceza Muhakemeleri Usulü   Kanunu’nun 128. Maddesi’nin, gözaltında tutulmanın meşruluğunu sorgulamak için etkin bir   hukuk yolu sağladığım ifade etmiştir.   Başvuran, iddialarım yinelemiştir.   AİHM, bu davadakine benzer sorunlar içeren birçok davada, Hükümet’in sözü edilen   savunmasını reddettiğini ve AİHS’nin 5 § 4 Maddesi’nin ihlalini saptadığını yinelemektedir   (bkz, diğerleri arasında, Öcalan, yukarıda kaydedilen, § 76 ve, Sakık ve Diğerleri / Türkiye,   Kasım 1997 tarihli karar, Raporlar, 1 9 9 7 -V II, § 5 4 ). A İH M , b u d av ad a, y u k arıd a   bahsedilen davalarda vermiş olduğu kararlardan ayrılmak için hiçbir gerekçe görmemektedir.   AİHM, sonuç olarak, AİHS’nin 5 § 4 Maddesi’nin ihlal edildiğine karar vermiştir.   III. AİHS’NİN 6 § 2 MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI   Başvuran, AİHS’nin 6 § 2 Maddesi uyarınca, yakalanmasının ardından gazetelerde,   radyo ve televizyon kanallarında kendisinin suçlu olarak sunulduğu haberler yayımlanması   nedeniyle, suçluluğunun yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılma hakkının ihlal   edilmesinden şikayetçi olmuştur.   Hükümeti bu şikayet üzerine yorum yapmamıştır.   AİHM, başvuramn şikayetini destekleyen hiçbir kanıt sunmadığını belirtmektedir.   Başvuran ayrıca, makamların kendisini medyaya suçlu olarak bildirdiğini de iddia etmemiştir.   AİHM, bu nedenle, başvuranın bu konuyla ilgili şikayetini kanıtlamadığı görüşündedir.   AÎHM, AİHS’nin 35 § 3 ve 4. Maddeleri uyarınca, başvurunun bu kısmının asılsız   olduğuna karar vermiştir.   IV. AİHS’NİN 14 VE 18. MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI   Başvuran, AİHS’nin 5 ve 6. Maddeleri ile birlikte 14. Maddesi uyarınca, etnik kökeni   nedeniyle ayrımcılığa maruz bırakılmasından şikayetçi olmuştur. Başvuran, ayrıca, AİHS’nin   18. M addesi uyarınca, davalı D evlet’in, A İH S’yi ihlal ederek, haklarını kullanm ası ile ilgili   kısıtlamalar getirdiğini iddia etmiştir.   Hükümet, bu konulara değinmemiştir.   AİHM, başvuranın bu hükümler altındaki şikayetini kanıtlamadığım belirtmektedir.   AİHM, AİHS’nin 35 § 3 ve 4. Maddeleri uyarınca, bu şikayetlerin asılsız olduğu   kanısına varmıştır.   ( V . A İ H S ’ N İ N 4 1 . M A D D E S İ ’ N İ N U Y G U L A N M A S I   AİHS’nin 41. Maddesi:   “M ahkeme işbu Sözleşme ve protokollarmın ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci   Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun   bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   A. T a z m i n a t   Başvuran, maddi tazminat olarak 3,000 Euro, manevi tazminat olarak da 20,000 Euro   talep etmiştir.   Hükümet, bu taleplere itiraz etmiştir.   AİHM, saptanan ihlallerle talep edilen maddi tazminat arasında hiçbir nedensel bağ   görmemektedir. Bu nedenle, bu talebi reddetmektedir.   ( Öte yandan, AÎHM, bir ihlalin saptanmasıyla yeterince tazmin edilemeyecek bir   durum olan, başvuranın meşruluğunu sorgulama fırsatı olmaksızın altı gün gözaltında   bulunmasından kaynaklanan rahatsızlık,gibi manevi zarar gördüğünü kabul etmektedir.   AİHM, adil bir değerlendirme yaparak, başvurana manevi tazminat olarak 1,500 Euro   ödenmesine karar vermiştir.   B. M a sra f ve G iderler   Başvuran, ayrıca, AİHM önünde yapmış olduğu masraf ve giderler için 6,837 Euro   talep etmiştir.   Hükümet, bu taleplerin asılsız olduğunu belirtmiştir. Hükümet, bu iddiaları kanıtlamak   üzere başvuran tarafından hiçbir belge sunulmadığını ileri sürmüştür.   AÎHM’nin içtihadına göre, masraf ve giderlerin ancak gerçekten ve gerektiği şekilde   yapıldığının kanıtlanması ve miktar olarak makul olması durumunda, bu miktar başvurana   geri ö d e n ir ( b k z , Sawicka / Polonya, no. 37645/97, § 54, 1 Ekim 2002). Söz konusu davada,   AÎHM elindeki bilgiye ve yukarıdaki kriterlere dayanarak, AÎHM önünde yapılan işlemler   için 1,500 Euro ödenmesini uygun bulmaktadır.   C . G ecik m e F a izi   AİHM, gecikme faizinin, Avrupa Merkez Bankasinın uyguladığı faiz oranına üç puan   eklemek suretiyle oluşacak faiz oranına göre belirlenmesini uygun bulmuştur.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM OYBİRLİĞİYLE,   1. Makamların başvuranı zaman kaybetmeden bir hakim önüne çıkarmamasına ve   başvuranın gözaltında tutulmasının meşruluğunu sorgulayamamasına ilişkin   şikayetlerin kabuledilebilir, başvurunun kalan kısmının kabuledilmez olduğuna;   { 2. AİHS’nin 5 § 3 Maddesi’nİn ihlal edildiğine;   . A İH S ’n in 5 § 4 M a d d e s i’n İn ihlal edildiğine;   . ( a ) d a v a l ı D e v l e t ’ i n , b a ş v u r a n a , A İ H S ’ n i n 4 4 § 2 m a d d e s i u y a r ı n c a b u k a r a r ı n k e s i n l i k   kazandığı tarihten itibaren üç ay içinde, aşağıdaki miktarları ve bu miktarlara   konulabilecek bütün vergilen ödemesine (bu miktar, ödeme tarihinde uygulanan kur   üzerinden Türk Lirası’na çevrilecek);   i.   i i .   M an ev i tazm in at o larak 1 ,5 0 0 E u ro (b in b eş y ü z E u ro );   M a s r a f v e g i d e r l e r i ç i n 1 , 5 0 0 E u r o ( b i n b e ş y ü z E u r o ) ;   (b) ödeme tarihine kadar yukarıda bahsedilen üç ayın dolması halinde, yukarıdaki   miktarların üzerine, Avrupa Merkez Bankasinın gecikme döneminde uyguladığı faiz   oranına üç puan eklemek suretiyle oluşacak faiz oranına eşit miktarda basit faizin   ödenmesine karar vermiştir.   . B aşv u ran ın ad il tazm in taleb in in g eri k alan k ısm ın ın reddine karar vermiştir.   İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış olup 20 Şubat 2007 tarihinde, İçtüzüğün 77.   Maddesi’nİn 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.   T. L. E A R L Y   Bölüm Sekreteri   Nicolas BRATZA   Başkan   7

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 12.07.2026. · Źródło