56827/00

WyrokETPCz2006-11-09ECLI:CE:ECHR:2006:1109JUD005682700

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy proces cywila przed sądem wojskowym, składającym się z personelu wojskowego, naruszył prawo do niezależnego i bezstronnego sądu zgodnie z art. 6 ust. 1 Konwencji? Czy skazanie za rozpowszechnianie broszury dotyczącej sprzeciwu sumienia wobec służby wojskowej stanowiło nieproporcjonalną ingerencję w wolność wyrażania opinii zgodnie z art. 10 Konwencji?
Ratio decidendi
W odniesieniu do art. 6 ust. 1, Trybunał powtórzył swoje wcześniejsze ustalenia, że cywil sądzony przez sąd wojskowy złożony z personelu wojskowego za przestępstwo związane ze służbą wojskową może zasadnie obawiać się o bezstronność sądu, ponieważ armia może być postrzegana jako strona w sprawie. W kwestii art. 10, Trybunał uznał, że ingerencja w wolność wyrażania opinii była nieproporcjonalna, ponieważ treść broszury nie nawoływała do przemocy ani nienawiści, a okoliczności jej rozpowszechniania (w miejscu publicznym, a nie w obozie wojskowym) różniły się od przypadków, w których ograniczenia były uzasadnione. Surowość nałożonej kary również przyczyniła się do stwierdzenia nieproporcjonalności.
Stan faktyczny
Skarżący Koray Düzgören, dziennikarz, rozpowszechnił broszurę zawierającą oświadczenie sumienia osoby odmawiającej służby wojskowej. Złożył również petycję do prokuratora, prosząc o postawienie go w stan oskarżenia za to działanie. Został skazany przez Wojskowy Sąd Sztabu Generalnego w Ankarze na dwa miesiące więzienia i grzywnę za "zniechęcanie do służby wojskowej". Skarżący opuścił Turcję, aby uniknąć kary pozbawienia wolności.
Rozstrzygnięcie
Trybunał stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Trybunał stwierdził naruszenie art. 10 Konwencji. Trybunał uznał skargę dotyczącą art. 13 Konwencji za niedopuszczalną. Trybunał zasądził skarżącemu 2 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową oraz 1 500 EUR na pokrycie kosztów i wydatków.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ÜÇÜNCÜ DAĐRE   DÜZGÖREN - TÜRKĐYE   (B a ꢀvuru no. 56827/00)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐ SĐ   STRAZBURG   Kasım 2006   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44 § 2. Maddesi’nde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup   ꢀekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.   _____________________________________________________________________________________________   © T.C. Dıꢀiꢀleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları Genel   Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmı olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak   belirtilmi olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması ko ulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi   ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Davanın nedeni, Türk vatandaꢀı Koray Düzgören’in (“baꢀvuran”), Đnsan Haklarının ve   Temel Özgürlüklerinin Korunmasına Đliꢀkin Sözleꢀme’nin (“AĐHS”) 34. Maddesi uyarınca,   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 15 Ekim 1999 tarihinde   yapmıꢀ olduğu 56827/00 no’lu baꢀvurudur.   Baꢀvuran, Londra’da bulunan Kürt Đnsan Hakları Projesi’nden A. J. Stock, M. Muller, T.   Otty ve J. Gordon tarafından temsil edilmiꢀtir.   AĐHM (Đkinci Daire), 28 Eylül 2004 tarihinde, baꢀvuruyu kısmen kabuledilemez olarak   beyan etmiꢀ ve askeri mahkemenin bağımsız ve tarafsız olmadığı, baꢀvuranın ifade özgürlüğü   hakkına müdahale edildiği ve etkili baꢀvuru yollarının bulunmadığı iddialarıyla ilgili ꢀikayeti,   Hükümet’e bildirmeye karar vermiꢀtir. AĐHM, AĐHS’nin 29 § 3. Maddesi uyarınca,   baꢀvurunun esaslarını, kabuledilebilirliğiyle aynı anda incelemeye karar vermiꢀtir.   OLAYLAR   I. DAVANIN OLAYLARI   doğumlu baꢀvuran Londra’da ikamet etmektedir.   Gazeteci olan baꢀvuran, 1 Nisan 1998 tarihinde, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin   dıꢀında, vicdani redci O.M.Ü. ile ilgili broꢀür dağıtmıꢀtır. Baꢀvuran, ayrıca, broꢀürü, suç   iꢀlediği için aleyhinde dava açılması gerektiğini ifade eden bir dilekçe ile beraber Ankara   Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı’na da sunmuꢀtur.   “Düꢀünme özgürlüğü – düꢀünce suçuna karꢀı giriꢀim” baꢀlıklı broꢀür, O.M.Ü.’nün 1 Eylül   tarihinde yaptığı basın açıklamasını içermektedir. O.M.Ü., bu basın açıklaması   nedeniyle daha önce suçlu bulunup, mahkum olmuꢀtur. Broꢀürün ilgili kısımları aꢀağıdaki   gibidir:   Ön ve Son Söz:   “Biz, aꢀağıda imzası olan yayıncılar, içeriklerinden tümüyle bağımsız olarak, katılıp katılmadığımız   sorusunu dikkate almaksızın, hatta kimimiz bazı satırlara katılmadığımız halde, her türlü düꢀüncenin   özgürce ifade edilebilmesini savunmak amacıyla, bu “mahkum” metinlerin kamuoyuna iletilmesine aracılık   ediyoruz...”   O.M.Ü.’nün basın açıklaması:   “Đyi günler, Bugünkü basın toplantısını Đzmir Savaꢀ Karꢀıtları Derneği düzenlemedi. Bu toplantının   sorumluluğu yalnızca bana aittir. Bildiğiniz gibi Ankara Genelkurmay Mahkemesi önünde görülen ve “halkı   askerlikten soğutma” suçunu iꢀlediğim iddia edilen dava 29 Ağustos tarihinde sonuçlandı.   … Yargı yoluyla bizimle baꢀa çıkamayan ordu, bu biçimde savaꢀ karꢀıtlarını kamuoyu gözü önünden   kaçırabileceğini sanıyor. Her ꢀeyden önce ben asker kaçağı değilim, “Vicdani Redci”yim. Ne askerlik   yapmayı, ne de kaçmayı düꢀünüyorum. Kaçmam için hiçbir neden yok, çünkü insanların askere gitmeme   hakkını saklanıp gizlenmeden kullanabilmeleri gerektiğini savunuyorum.   Askerlik ꢁubesi’nde bana verilen … askerlik cüzdanını ꢀimdi burada sizlerin gözleri önünde   yakacağım…   Ben asker değilim ve asla olmayacağım. Elbet götürüleceğimin farkındayım, ama götürülene kadar,   artık kaç gün sürerse, yaꢀantımın akıꢀında hiçbir değiꢀiklik olmayacak. Beni zorla götürmek amacıyla   burada bulabilirler. Ancak kıꢀlada sonuna kadar direneceğimin ve hiçbir ꢀekilde askerlik yapmayacağımın   altını tekrar çiziyorum.”   Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, 1 Nisan 1998 tarihinde,   baꢀvuranın ifadesini almıꢀ, baꢀvuran burada dilekçesinin içeriğini yinelemiꢀtir. Baꢀvuran,   yukarıda sözü edilen broꢀürü basıp, dağıtarak, O.M.Ü.’nün mahkum olduğu suçun aynısını   iꢀlediğini savunmuꢀtur. Broꢀürün içeriğine katıldığını ifade etmiꢀtir. Ayrıca, Avrupa Đnsan   Hakları Mahkemesi’nin, vicdani redcilere atıfta bulunan kararları bulunduğuna iꢀaret etmiꢀtir.   Broꢀürün halkı askerlikten soğutma veya firar etmeye teꢀvik etme amacında olmadığını iddia   etmiꢀtir. Ek olarak, Hollanda’da, vicdani redcilerin askerlik yapmadığını, bunun yerine   kendilerine diğer iꢀlerin verildiğini belirtmiꢀtir. Gelecekte belki bunun Türkiye’de de   gerçekleꢀeceğini ifade etmiꢀtir. Baꢀvuran, amacının, Türkiye’de zorunlu askerlik hizmetinin   kaldırılmasını sağlamak olduğunu söyleyerek savunmasını bitirmiꢀtir.   Haziran 1998 tarihinde, Ankara Genelkurmay Baꢀkanlığı savcısı, baꢀvuranı halkı   askerlikten soğutmakla suçlayan bir iddianame sunmuꢀtur. Askeri Savcı, baꢀvuranın, Türk   Ceza Kanunu’nun 155. Maddesi ile Askeri Ceza Kanunu’nun 58. Maddesi uyarınca suçlu   bulunup cezalandırılmasını talep etmiꢀtir.   Baꢀvuran, belirlenemeyen bir tarihte, Ankara Genelkurmay Baꢀkanlığı Askeri   Mahkemesi’nde yargılanmaya baꢀlamıꢀtır. Yargılama sırasında, baꢀvuran, önceki   savunmasını yinelemiꢀtir. Özellikle, ifade özgürlüğünün savunucusu olduğunu ileri sürmüꢀ,   mahkemenin bağımsızlığını ve tarafsızlığını reddetmiꢀtir.   Mahkeme, 9 Mart 1999 tarihinde, baꢀvuranı suçlu bulmuꢀ, iki ay hapis ve 1.520.000 Türk   Lirası (olayların gerçekleꢀtiği sırada 3.5 Euro) para cezasına mahkum etmiꢀtir. Kararın   gerekçesinde mahkeme, davayı Anayasa ve iç hukuka uygun olarak ele alma yetkisi   bulunduğunu ve Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’nin, askeri mahkemelerin olağandıꢀı   mahkemeler olduğu sonucuna varan herhangi bir kuralı olmadığını belirtmiꢀtir. Esaslara   iliꢀkin olarak, mahkeme, baꢀvuranın, O.M.Ü.’nün mahkumiyetine neden olan basın   açıklamasını içeren broꢀür dağıtarak, bu broꢀürü Cumhuriyet Savcısı’na sunarak, Cumhuriyet   Savcısı’ndan dava açmasını isteyerek, eylemlerinin kasti olduğu ve suçu bilerek ve isteyerek   iꢀlediği kanısına varmıꢀtır. Mahkeme, Anayasa’nın 25. ve 26. Maddeleri, Avrupa Đnsan   Hakları Sözleꢀmesi’nin 10 § 2. Maddesi ile Đnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 29 § 2.   Maddesi’ne dayanarak, ifade özgürlüğü ile özgürce fikir yaymanın mutlak hak olmadığını   beyan etmiꢀtir. Mahkeme, Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddelerine atıfta bulunarak,   baꢀvuranın suçlandığı hükümlerin, ülkenin bütünlüğüne, ulusal güvenlik ve bağımsızlığa   yönelik tehditleri ortadan kaldırma amacını gütmekte olduğunu belirtmiꢀtir. Mahkeme, Türk   Ceza Kanunu’nun 155. Maddesi’nin uluslararası hukuka uygun olduğunu ve baꢀvuranın   davasının, Türk Ceza Kanunu’nun 155. Maddesi kapsamı içinde olduğunu gözlemlemiꢀtir.   Baꢀvuran, 9 Nisan 1999 tarihinde, Askeri Yargıtay’a temyiz baꢀvurusunda bulunmuꢀtur.   Dilekçesinde, baꢀvuran, Avrupa Đnan Hakları Sözleꢀmesi’nin 6. ve 10. Maddeleri’ne   dayanarak, askeri mahkeme tarafından yargılanmaması gerektiğini ve gerçekleꢀtirdiği eylemin   suç olarak değerlendirilemeyeceğini iddia etmiꢀtir.   Askeri Yargıtay, 25 Mayıs 1999 tarihinde Genelkurmay Baꢀkanlığı Askeri   Mahkemesi’nin kararını onamıꢀtır. Mahkeme, kararında, iç hukuk ile AĐHM’nin içtihatlarına   atıfta bulunarak, askeri mahkemelerin baꢀvuranı yargılamakta görevli ve yetkili olduklarına   karar vermiꢀ, Genelkurmay Baꢀkanlığı Askeri Mahkemesi’nin verdiği kararın yasalara uygun   olduğu sonucuna varmıꢀtır.   Baꢀvuran, hapse girmemek için, 17 Temmuz 1999 tarihinde Türkiye’yi terk etmiꢀtir.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran, kendisini yargılayan Genelkurmay Baꢀkanlığı Askeri Mahkemesi’nin, Milli   Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Baꢀkanlığı’nın atadığı ve bu kurumların emir ve   talimatlarına bağlı olan iki askeri hakim ve bir subaydan oluꢀtuğu gerekçesiyle, bağımsız ve   tarafsız bir mahkeme olarak değerlendirilemeyeceğinden yakınmıꢀtır. Bu bağlamda,   baꢀvuran, sivil bir kimse olarak, askeri bir mahkeme tarafından yargılanmaması gerektiğini   savunmuꢀtur. Baꢀvuranın dayandığı AĐHS’nin 6 § 1. Maddesi’nin ilgili kısmı aꢀağıdaki   gibidir:   “Herkes … kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuꢀ bağımsız   ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının … görülmesini istemek hakkına sahiptir.”   A. Kabuledilebilirlik   AĐHM, bu baꢀvurunun, AĐHS’nin 35 § 3. Maddesi kapsamında açıkça dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeder. Ayrıca, baꢀvurunun diğer bakımlardan da kabuledilemez olmadığını,   dolayısıyla kabuledilebilir olarak beyan edilmesi gerektiğini kaydeder.   B. Esaslar   Hükümet, Türkiye’de sivil bir kimsenin, ancak istisnai durumlarda askeri mahkemede   yargılandığını belirtmiꢀtir. Bu noktada, Hükümet, baꢀvuranın, askerlik hizmeti ile ilgili bir   suçla suçlanması nedeniyle askeri mahkeme huzurunda yargılandığını savunmuꢀtur. Hükümet   ayrıca, iç hukukun askeri mahkemelerin bağımsızlık ve tarafsızlığını garantiye almak için   gerekli koꢀulları sağladığını belirtmiꢀtir. Son olarak, Hükümet, 4963 Sayılı Kanun’un kabulü   ile T.C. Mevzuatının, AĐHS’ye uygun hale getirmek amacıyla değiꢀtirildiğine iꢀaret etmiꢀtir.   Baꢀvuran iddialarını sürdürmüꢀtür.   AĐHM, aynı tür mağduriyeti geçmiꢀte incelediğini ve Ergin - Türkiye (no.6, 47533/99, §   54) kararında, AĐHS’nin 6 § 1. Maddesi’nin ihlal edildiğini tespit ettiğini kaydetmektedir. Bu   kararda, AĐHM, yalnızca askerlerden oluꢀan bir mahkeme tarafından yargılanan, askerlik   hizmeti aleyhinde propaganda yapmak ile ilgili suçlardan sorumlu tutulan bir sivil olarak,   baꢀvuranın, davaya taraf biçiminde tanımlanabilecek ordu mensubu hakimler huzuruna çıkma   konusunda endiꢀeli olmasının anlaꢀılabilir olduğuna karar vermiꢀtir. Bu nedenle, baꢀvuran,   Genelkurmay Baꢀkanlığı Askeri Mahkemesi’nin, taraf olmasının getirdiği yükümlülüklerden,   olmaması gerektiği halde etkilenmesinden haklı olarak endiꢀe edebilir. Sonuç olarak,   baꢀvuranın mahkemenin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile ilgili ꢀüpheleri, tarafsız olarak   bakıldığında haklı olarak değerlendirilebilir (ibid).   AĐHM, bu davayı incelemiꢀ ve yukarıda belirtilen davada elde ettiği bulgulardan   sapmasına neden olacak hiçbir ayrıntı bulamamıꢀtır.   Bu nedenle AĐHS’nin 6 § 1. Maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran, broꢀür yayınlayıp dağıtmaktan suçlu bulunup, mahkum edilmesinin, AĐHS’nin   10. Maddesi’nin sağladığı ifade özgürlüğünü ihlal ettiğinden ꢀikayetçi olmuꢀtur. AĐHS’nin 10.   Maddesi’ne göre:   “1. Herkes görüꢀlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu   otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir almak ve vermek   özgürlüğünü de içerir. Bu madde, devletlerin radyo, televizyon ve sinema iꢀletmelerini bir izin rejimine   bağlı tutmalarına engel değildir.   2. Kullanılması görev ve sorumluluk yükleyen bu özgürlükler, demokratik bir toplumda, zorunlu tedbirler   niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu emniyetinin korunması, kamu   düzeninin sağlanması ve suç iꢀlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, baꢀkalarının ꢀöhret ve   haklarının korunması, veya yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması için yasayla öngörülen bazı   biçim koꢀullarına, sınırlamalara ve yaptırımlara bağlanabilir.”   A. Kabuledilebilirlik   AĐHM, bu ꢀikayetin, AĐHS’nin 35 § 3. Maddesi kapsamında açıkça dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeder. Ayrıca, baꢀka bakımlardan da kabuledilemez olmadığını, bu nedenle   kabuledilebilir olarak beyan edilmesi gerektiğini kaydeder.   B. Esaslar   AĐHM, Türk Ceza Kanunu’nun 155. Maddesi uyarınca suçlu bulunup, mahkum   edilmesinin, baꢀvuranın ifade özgürlüğü hakkına müdahale olduğunun, açık olduğunu ve   taraflar arasında anlaꢀmazlık teꢀkil etmediğini kaydeder. Ayrıca, müdahalenin kanun   tarafından öngörüldüğü ve düzensizliğin önlenmesi gibi meꢀru bir amaç güttüğü kanısındadır   (yukarıda anılan, Ergin (no.6), § 28). Bu nedenle, AĐHM, davayı, müdahalenin “demokratik   bir toplumda gerekli” olup olmadığı sorusuna indirgeyerek inceleyecektir.   Hükümet, Türkiye’de zorunlu askerlik hizmetinin, ulusal güvenlik ve kamu güvenliğini   korumak için gerekli olduğunu ileri sürmüꢀtür. Hükümet, yasalarca öngörülen bu zorunluluğa   karꢀı gerçekleꢀtirilecek herhangi bir eylemin, yasalara karꢀı gelmeye teꢀvik etmek olacağını   ifade etmiꢀtir. Bu bağlamda, baꢀvuranın, vicdani redci OM.U. ile ilgili broꢀürü kamusal   alanda dağıtarak, halkı askerlikten soğutma suçu iꢀlediğini kaydetmiꢀtir.   Baꢀvuran, Hükümet’in argümanlarını reddetmiꢀtir. Özellikle, broꢀür aracılığıyla bilgi   yaymanın, bilgi ve fikir yaymak için barıꢀçıl ve demokratik bir yol olduğunu ileri sürmüꢀtür.   AĐHM, 10. Madde ile ilgili kararlarında belirtilen genel ilkelerini yineler (özellikle bkz.   ꢁener – Türkiye, 26680/95, Öztürk – Türkiye [BD], 22479/93 ve Fressoz ve Roire – Fransa   [BD], 29183/95). AĐHM, bu davayı bu ilkeler ıꢀığında inceleyecektir.   AĐHM, ꢀikayet konusu müdahaleyi, broꢀürün içeriği ve dağıtıldığı koꢀulları da göz önüne   alarak, davanın tamamının ıꢀığında görmelidir. Özellikle, sözkonusu müdahalenin “güdülen   meꢀru amaçlarla orantılı”, ulusal makamların bu müdahaleyi haklı göstermek için ileri   sürdüğü nedenlerin ise “ilintili ve yeterli” olup olmadıklarına karar vermesi gerekmektedir   (bkz. Koç ve Tambaꢀ – Türkiye, 50934/99). Ayrıca, verilen cezaların niteliği ve ꢀiddeti de,   müdahalenin orantılılığını tayin etmede göz önünde bulundurulacak etmenlerdendir (bkz.   Skalka – Polonya, 43425/98).   AĐHM, bu davada, baꢀvuranın, özellikle, vicdani redci O.M.U.’nun, zorunlu askerlik   hizmetini yerine getirmeyi reddetmesinin nedenlerini anlattığı basın açıklamasını içeren bir   broꢀür dağıtmaktan suçlu bulunduğunu gözlemler. Genelkurmay Baꢀkanlığı Askeri   Mahkemesi, baꢀvuranın, bu broꢀürü dağıtarak halkı askerlikten soğuttuğuna karar vermiꢀtir.   AĐHM, sözkonusu broꢀürün içeriğini incelemiꢀtir. ꢁikayet konusu metinde kullanılan   sözcüklerin, metinde askerlik hizmeti ile ilgili düꢀmanca bir çağrıꢀım yapmasına karꢀın, bu   sözcüklerin, ꢀiddete, silahlı direniꢀe ya da ayaklanmaya teꢀvik etmediğine, nefret söylemi   olmadığına karar vermiꢀtir (bkz. Ergin (no. 6), § 34, karꢀıt karar Sürek – Türkiye (no. 1) [BD],   26682/95, Gerger – Türkiye [BD], 24919/94). Ek olarak, düꢀüncelerin açıklandığı koꢀullar,   düꢀüncelerin olası etkileri ile ilgili olarak, Arrowsmith davasından ayırt edilebilir. Arrowsmith   davasında, pasifist aktivist olan baꢀvuran, kısa süre sonra Kuzey Đrlanda’ya gönderilecek   birliklerin bulunduğu bir askeri kamptaki askerleri firar etmeye teꢀvik eden bir broꢀür   dağıtmıꢀtı (bkz. Arrowsmith – Đngiltere, no. 7050/75). Bu davada, rahatsızlık veren broꢀür,   Đstanbul’daki bir kamusal alanda dağıtılmıꢀtır. Broꢀür, ne biçimi ne de içeriği itibarıyla, derhal   askerden kaçmaya yönlendirmeyi amaçlamıꢀtır. AĐHM, bunların, tedbirin gerekliliğinin tayin   edilmesinde önemli etmenler olduğu görüꢀündedir.   Son olarak, AĐHM, iki ay hapis cezası baꢀta olmak üzere, baꢀvurana verilen cezanın sert   olduğu kanısındadır.   Bu gerçekler karꢀısında, AĐHM, Askeri Mahkeme’nin ileri sürdüğü nedenlerin, ilintili   olmalarına karꢀın, baꢀvuranın ifade özgürlüğü hakkına yapılan müdahaleyi haklı çıkarmak   için yeterli olarak değerlendirilemeyecekleri kanısındadır.   Yukarıda belirtilenler ıꢀığında, AĐHM, baꢀvurana verilen mahkumiyet ile cezanın,   güdülen amaçlarla orantısız olduğuna ve bu nedenle “demokratik bir toplumda gerekli”   olmadığına karar vermiꢀtir. Buna göre, AĐHS’nin 10. Maddesi ihlal edilmiꢀtir.   III. AĐHS’NIN 13. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran, mağduriyetine iliꢀkin olarak, AĐHS’nin 13. Maddesi kapsamında etkili baꢀvuru   yollarından yoksun bırakıldığından ꢀikayetçi olmuꢀtur. Bu Madde’ye göre:   “[Bu] Sözleꢀme’de tanınmıꢀ olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, ihlal fiili resmi görev yapan   kimseler tarafından bu sıfatlarına dayanılarak yapılmıꢀ da olsa, ulusal bir makama etkili bir baꢀvuru   yapabilme hakkına sahiptir.”   AĐHM, AĐHS’nin 13. Maddesi kapsamındaki çarenin, mutlaka baꢀarıyla sonuçlanacak bir   çare olacağı anlamına gelmediğini, yalnız, ꢀikayetin esaslarını inceleme yetkisi bulunan bir   makamın önündeki eriꢀilebilir bir çareden ibaret olduğunu yineler (bkz. The Islamic Republic   of Iran Shipping Lines – Türkiye, 40998/98). Bu davada, AĐHM, ulusal mahkemelerin,   baꢀvuranın ꢀikayetlerinin kabuledilebilirliğini, AĐHS’nin 13. Maddesi’nde belirtilen amaçlar   doğrultusunda etkili baꢀvuru yolları sağlayacak kadar yeterli derecede incelemiꢀ olmasından   tatmin olmuꢀtur. Baꢀvurunun bu kısmının, AĐHS’nin 35 § 3. Maddesi çerçevesinde açıkça   dayanaktan yoksun olduğu anlaꢀılmaktadır ve 35 § 4. Madde’ye uygun olarak reddedilmesi   gerekmektedir.   IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. Maddesi’ne göre:   “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci   Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete   uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   Baꢀvuran, maddi zararı için 60.000 Amerikan Doları (USD) (yaklaꢀık 46.207 EUR) talep   etmiꢀtir. Baꢀvuran, bu miktarın, mahkumiyetinin ardından iꢀten çıkarılmadan önce Kanal 8’de   aldığı yıllık maaꢀa tekabül ettiğini belirtmiꢀtir. Ayrıca baꢀvuran, 5.000 Euro manevi tazminat   talep etmiꢀtir.   Hükümet tazminat miktarlarına itiraz etmiꢀtir.   AĐHM, tespit edilen ihlal ile talep edilen maddi tazminat arasında nedensellik iliꢀkisi   bulamamaktadır. Bu nedenle bu talebi reddeder. Diğer yandan, AĐHM, manevi tazminat   olarak baꢀvurana 2.000 Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.   AĐHM, bir kimsenin, bu davada olduğu gibi, AĐHS’nin bağımsızlık ve tarafsızlık   koꢀullarını karꢀılamayan bir mahkeme tarafından mahkum edilmesi halinde, talep edildiği   takdirde yeniden dava açılması veya davanın yeniden görülmesinin, esas itibariyle ihlalin   telafi edilmesi için uygun bir yol olduğu kanısındadır (Öcalan – Türkiye, 46221/99 [BD]).   B. Mahkeme masrafları   Baꢀvuran, avukatları ile baꢀvurunun yapılmasına yardım eden Kürt Đnsan Hakları   Projesi’nin (KHRP) yaptığı mahkeme masrafları için 7.520 Đngiliz Sterlini (GBP) (yaklaꢀık   10.750 EUR) talep etmiꢀtir.   Hükümet miktara itiraz etmiꢀtir.   AĐHM, yalnız gerekli olduğu için ve gerçekten yapılan ve meblağ olarak makul olan   mahkeme masraflarına iliꢀkin olarak ödeme yapılmasına karar verebilir (örn. bkz. Sawicka –   Polonya, 37645/97). Elindeki bilgilere dayanarak yaptığı değerlendirme sonucunda ve   içtihadında yer alan ölçütleri gözönünde tutarak (bkz. özellikle yukarıda anılan Ergin (no. 6),   § 64), AĐHM, baꢀvurana, yapıldığı iddia edilen mahkeme masrafları için 1.500 EUR tazminat   ödenmesine karar vermiꢀtir.   C. Gecikme faizi   AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı   marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar   vermiꢀtir.   BU NEDENLERLE, AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Askeri Mahkeme’nin bağımsız ve tarafsız olmadığı ve baꢀvuranın ifade özgürlüğüne   müdahale edildiği iddialarına iliꢀkin olarak, ꢀikayetin kabuledilebilir, baꢀvurunun geri   kalanının ise kabuledilemez olduğuna;   2. AĐHS’nin 6 § 1. Maddesi’nin ihlal edildiğine;   3. AĐHS’nin 10. Maddesi’nin ihlal edildiğine;   4. (a) Sorumlu Devlet’in, aꢀağıdaki miktarları, AĐHS’nin 44 § 2. Maddesi’ne göre, nihai   kararın verildiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde uygulanan kur üzerinden   Đngiliz Sterlini’ne çevirerek, baꢀvuranın Đngiltere’de bulunan ve kendi belirleyeceği banka   hesabına yatırmasına:   i.   2.000 Euro (iki bin Euro) manevi tazminat;   ii.   iii.   mahkeme masrafları için 1.500 Euro (bin beꢀ yüz Euro);   yukarıdaki meblağlara uygulanabilecek tüm vergiler;   (b) yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona ermesinden, ödeme gününe kadar geçen süre   için, yukarıdaki miktarlara Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli faizinin üç   puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına karar vermiꢀtir.   5. Baꢀvuranın adil tazmin taleplerinin geri kalanını reddetmiꢀtir.   Đꢀbu karar, Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77. Maddesi’nin 2. ve   3. fıkraları uyarınca 9 Kasım 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.   Vincent BERGER   Zabıt Katibi   Boštjan M. ZUPANČIČ   Baꢀkan

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło