5701/02
WyrokETPCz2005-10-20ECLI:CE:ECHR:2005:1020JUD000570102
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy długość aresztu śledczego skarżącej oraz długość postępowania karnego naruszyły prawo do wolności i bezpieczeństwa osobistego oraz prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie, zgodnie z art. 5 ust. 3 i art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
W odniesieniu do art. 5 ust. 3, Trybunał podkreślił, że obowiązek zapewnienia, by areszt śledczy nie przekraczał rozsądnego terminu, spoczywa na władzach krajowych, które muszą przedstawić konkretne powody uzasadniające dalsze pozbawienie wolności, wykraczające poza samo istnienie uzasadnionego podejrzenia. Stwierdził, że sądy krajowe wielokrotnie przedłużały areszt, posługując się ogólnymi i stereotypowymi sformułowaniami, takimi jak „charakter przestępstwa, stan dowodów i długość aresztu”, bez analizy konkretnych ryzyk. W odniesieniu do art. 6 ust. 1, Trybunał uznał, że postępowanie karne, które trwało ponad 8 lat i nadal było w toku w pierwszej instancji, było nadmiernie długie, a Rząd nie przedstawił żadnych argumentów uzasadniających taką przewlekłość.Stan faktyczny
Gönül Karagöz, obywatelka Turcji, została aresztowana 22 lutego 1997 roku pod zarzutem członkostwa w nielegalnej organizacji zbrojnej MLKP. Była przetrzymywana w areszcie śledczym przez ponad 4 lata i 4 miesiące, do 29 czerwca 2001 roku. W październiku 2002 roku została skazana na 12 lat i 6 miesięcy więzienia. Wyrok ten został uchylony przez Sąd Kasacyjny w styczniu 2004 roku, a sprawa została przekazana do ponownego rozpoznania. Postępowanie karne nadal trwało w momencie wydania wyroku ETPCz.Rozstrzygnięcie
ETPCz jednogłośnie:
1. Uznaje pozostałą część skargi za dopuszczalną.
2. Stwierdza naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji.
3. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji.
4. Zasądza na rzecz skarżącej 7 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 2 500 EUR na pokrycie kosztów i wydatków.
5. Oddala pozostałą część żądania słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
AVRUPA
OF EUROPE
KONSEYİ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ÜÇÜNCÜ DAĐRE
KARAGÖZ - TÜRKĐYE
(Baꢀvuru no: 5701/02)
KARAR
STRAZBURG Ekim 2005
Bu karar, AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kesinlik kazanacaktır. Üzerinde ꢀekle iliꢀkin
değiꢀiklik yapılabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Karagöz – Türkiye Davası’nda,
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (Üçüncü Daire),
Baꢀkan B.M.ZUPANCIC,
Yargıçlar J. HEFIGAN,
L. CAFLISCH,
R. TÜRMEN,
C. BĐRSAN,
M. TSATSA-NIKOLOVSKA,
V.ZAGREBELSKY
ve Bölüm Sekreteri V.BERGER’in katılımı ile 29 Eylül 2005 tarihinde kapalı oturumda
toplanmıꢀ ve anılan tarihte izleyen kararı vermiꢀtir:
USUL
1.Dava, Gönül Karagöz (“baꢀvuran”) isimli Türk vatandaꢀının, 25 Aralık 2001 tarihinde,
Đnsan Hakları ve Temel Hürriyetlerin Korunması Sözleꢀmesi’nin 34. maddesine dayanarak
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine AĐHM’ye yaptığı baꢀvurudan (no. 5701/02)
kaynaklanmaktadır.
2. Baꢀvuran, Đstanbul Barosu’na bağlı E. Kanar ve Y. Baꢀara isimli avukat tarafından temsil
edilmiꢀtir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) AĐHM’deki yargılamalar için bir Ajan tayin
etmemiꢀtir.
3.Baꢀvuran, polis gözaltında bulunduğu ve tutuklu yargılandığı sürelerin, AĐHS’nin makul
süre ꢀartını aꢀtığını iddia etmiꢀtir. Ayrıca, kendisine yönelik cezai iꢀlemlerin uzun sürdüğünü
ifade etmiꢀtir.
4.27 Mayıs 2004 tarihinde, AĐHM, baꢀvurunun kısmen kabuledilebilir olduğunu ilan etmiꢀ ve
tutuklu yargılanma süresi ile cezai iꢀlemlere iliꢀkin ꢀikayeti, Hükümet’e bildirmeye karar
vermiꢀtir.
5. 1 Kasım 2004 tarihinde, AĐHM, Dairelerinin kompozisyonunu değiꢀtirmiꢀtir (25 § 1.
madde). Bu dava, yeni oluꢀturulmuꢀ olan Üçüncü Daire’ye tevzi edilmiꢀtir (52 § 1. madde).
6.24 Mart 2005 tarihinde, AĐHS’nin 29 § 3. maddesinin hükümleri çerçevesinde, AĐHM,
baꢀvurunun esaslarını, kabuledilebilirliği ile aynı anda incelemeye karar vermiꢀtir.
7.Baꢀvuran ve Hükümet, kabuledilebilirlik ve esaslara iliꢀkin ayrı ayrı görüꢀ bildirmiꢀtir (59 §
1. madde).
OLAYLAR
8.Baꢀvuran 1974 doğumludur ve Đstanbul’da ikamet etmektedir.
9.22 ꢁubat 1997 tarihinde, baꢀvuran, Đstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele
ꢁubesi’ne bağlı polisler tarafından yakalanmıꢀ ve yasa dıꢀı silahlı bir örgüt olan MLKP
(Marksist Leninist Komünist Partisi)’ne üye olduğu ꢀüphesiyle gözaltına alınmıꢀtır.
10.6 Mart 1997 tarihinde, baꢀvuran Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (“Devlet Güvenlik
Mahkemesi”) hakimi huzuruna çıkarılmıꢀtır. Ardından, hakim baꢀvuranın tutuklu
yargılanmasına karar vermiꢀtir.
11.10 Mart 1997 tarihinde, baꢀvuran, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde tutuklu
yargılanmasına itiraz etmiꢀtir. Baꢀvuran, dilekçesinde, adresinin bilindiğini ve kaçma ya da
kanıtlara zarar verme ihtimalinin bulunmadığını ifade etmiꢀtir. Devlet Güvenlik Mahkemesi,
verilmiꢀ olan tutuklu yargılanma kararını onaylayarak baꢀvuranın itirazlarını reddetmiꢀtir.
12.18 Mart 1997 tarihinde, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı, 23 kiꢀi ile birlikte
baꢀvuranı, MLKP mensubu olmak ve patlayıcı madde bulundurmakla suçlayan iddianamesini
aynı mahkemeye sunmuꢀtur. Cumhuriyet Savcısı, baꢀvuranın, Türk Ceza Kanunu’nun 168 §
1. ve 264 § 5. maddeleri ile 3713 no’lu Kanun’nun 5. maddesi uyarınca cezalandırılmasını
talep etmiꢀtir (Terörle Mücadele Kanunu).
13.1 Nisan 1997 tarihinde, Devlet Güvenlik Mahkemesi, baꢀvuranın yargılanmasına baꢀlamıꢀ
ve itham edildiği suçları dikkate alarak tutuklu yargılanmasının devam etmesine karar
vermiꢀtir.
14.8 Ekim 1997 tarihinde, mahkeme, baꢀvuranın ifadesini almıꢀ ve baꢀvuran kendisine
yöneltilen suçları reddetmiꢀtir. Baꢀvuran, ayrıca baskı ile alındığını iddia ederek, poliste
verdiği ifadesinin doğruluğuna itiraz etmiꢀtir. Aynı duruꢀmada, mahkeme “suçun niteliği,
dava dosyasının içeriği ve delil yetersizliği” gerekçesiyle baꢀvuranın tutukluluk halinin devam
etmesine karar vermiꢀtir.
15.3 Aralık 1997 tarihli duruꢀmada, mahkeme baꢀvuranla birlikte suçlananlar arasından bir
kiꢀi tarafından çağrılan üç tanığın ifadesini almıꢀtır. Baꢀvurana el yazısı ile yazılmıꢀ belgeler
gösterilmiꢀtir. Baꢀvuran, bunların kendisine ait olduğunu ve kitaplardan alınmıꢀ notlarla ilgili
olduğunu kabul etmiꢀtir. Aynı duruꢀmada, mahkeme, bir hırsızlık olayında kullanılmıꢀ olan
bir aracın sahibinin, müdahil müꢀteki olarak alınmasını kabul etmiꢀtir.Mahkeme ayrıca,
baꢀvuran ve diğer suçlananlara yönelik ön soruꢀturmayı yürüten polislere yönelik cezai
iꢀlemlerin sonucu için Đstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nden bilgi istemeye karar vermiꢀtir.
Duruꢀma sonrasında, mahkeme, “suçun niteliği, kanıtların durumu ve tutukluluk süresi”ni
gerekçe göstererek baꢀvuranın tutuksuz yargılanma talebini reddetmiꢀtir.
16.11 ꢁubat 1998 tarihinde, mahkeme, baꢀvuranla birlikte yargılanan iki kiꢀinin davalarını,
dosyadan ayırmaya karar vermiꢀ ve bunları Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin diğer
dairelerinde sürmekte olan davalarla birleꢀtirmeye karar vermiꢀtir. Duruꢀma sonunda,
mahkeme, “suçun niteliği, kanıtların durumu ve tutukluluk süresi”ni gerekçe gösterek
baꢀvuranın tutukluluk halinin devam etmesine karar vermiꢀtir.
17.29 Mayıs 1998 tarihinde, mahkeme, 19 Mayıs 1996 gösterilerinde polis tarafından çekilen
fotoğrafları baꢀvurana göstermiꢀtir. Baꢀvuran, gösteriye katıldığını ve fotoğrafta yer aldığını
kabul etmiꢀtir. Aynı duruꢀmada, mahkeme yukarıda anılan gerekçelerden dolayı baꢀvuranın
tutuksuz yargılanma talebini reddetmiꢀtir.
18.31 Temmuz 1998 tarihinde, iddia makamı, davanın esaslarına iliꢀkin görüꢀlerini bildirmiꢀ
ve baꢀvuranın MLKP üyesi olmaktan ötürü cezalandırılmasını talep etmiꢀtir. Mahkeme,
savunmaya görüꢀ bildirmek için on beꢀ gün süre tanımıꢀtır. Duruꢀma sonunda, “suçun niteliği,
kanıtların durumu ve karar aꢀamasında olunduğu” gerekçesiyle baꢀvuranın tutuklu
yargılanmasının devamına karar vermiꢀtir.
19.Baꢀvuran, 30 Eylül ve 27 Kasım 1998 tarihli duruꢀmalara kendi isteğiyle katılmamıꢀtır.
Mahkeme, sonraki duruꢀmalarda yazılı veya bizatihi savunmasını bildirmesi için baꢀvurana
yazı göndermiꢀtir. Ayrıca, “suçun niteliği, kanıtların durumu ve tutukluluk süresi”ni gerekçe
göstererek baꢀvuranın tutukluluk halinin devam etmesine karar vermiꢀtir.
20.17 ꢁubat ve 9 Temmuz 1999 tarihli duruꢀmalarda, mahkeme, Đstanbul 7. Ağır Ceza
Mahkemesi’nden talep edilen bilginin gönderilmediğini not etmiꢀtir. Dolayısıyla, daha
evvelki talebi yinelemiꢀtir. Ayrıca, aynı gerekçelerden dolayı, yani “suçun niteliği, kanıtların
durumu ve tutukluluk süresi”ni gerekçe göstererek, baꢀvuranın tutukluluk halinin devam
etmesine karar vermiꢀtir.
21.22 Eylül ve 1 Aralık 1999 tarihli duruꢀmalarda, mahkeme, Đstanbul 7. Ağır Ceza
Mahkemesi tarafından gönderilen ve polislere yönelik cezai soruꢀturmanın halen devam
ettiğini bildiren yazıları not etmiꢀtir. Mahkeme, iꢀlemlerin sonucuna iliꢀkin yeni bilgi ile,
verildiğinde, kararın bir kopyasının kendilerine iletilmesini talep ettiği yazıları Đstanbul 7.
Ağır Ceza Mahkemesi’ne göndermiꢀtir.
22.11 ꢁubat 2000 tarihinde, baꢀvuranın avukatı, AĐHM’nin içtihadına atıfta bulunmuꢀ ve
baꢀvuranın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasına karar vermiꢀtir. Bu talebe itiraz
edilmiꢀtir.
23.21 Nisan 2000 tarihinde, mahkeme aynı yazıyı Đstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi’ne
göndermeye karar vermiꢀtir.
24.21 Haziran 2000 tarihinde baꢀvuranın avukatı, mahkemeye müvekkilinin kırk aydır tutuklu
bulundurulduğunu ve bunun AĐHM’nin içtihadına aykırı olduğunu hatırlatmıꢀtır. Mahkeme,
“suçun niteliği, kanıtların durumu ve tutukluluk süresi”ni gerekçe göstererek baꢀvuranın
tutukluluk halinin devam etmesine karar vermiꢀtir.
25.18 Nisan 2001 tarihli duruꢀmada, mahkeme, heyet üyelerinden birinin muhalefet ꢀerhi ile,
baꢀvuranın tutukluluk halinin devam etmesine karar vermiꢀtir. Muhalefet ꢀerhi ꢀöyledir:
“Davalılara iliꢀkin kanıtlar dosyada toplandığından, dolayısıyla bunlara zarar verme ihtimali
bulunmadığından ve davalıların tutuklu kaldıkları süre yeterince uzun olduğundan, saygıdeğer
çoğunluğun tutukluluk halinin uzatılmasına iliꢀkin görüꢀüne itiraz ediyorum.”
26.29 Haziran 2001 tarihinde, mahkeme, sağlık sorunları sebebiyle baꢀvuranın serbest
bırakılmasına karar vermiꢀtir.
27.16 Ekim 2002 tarihinde, baꢀvuran, yasadıꢀı silahlı bir örgüte mensup olmaktan hüküm
giymiꢀ ve on iki yıl altı ay hapis cezasına çarptırılmıꢀtır.
28.Baꢀvuran temyize gitmiꢀtir.
29.15 Ocak 2004 tarihinde, Yargıtay, Đstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde baꢀvuran ve diğer
sanıklara yönelik ön soruꢀturmayı yürüten polislere iliꢀkin cezai iꢀlemlerin sonucunu
beklemeden ve dikkate almadan karar verdiği gerekçesiyle Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin
baꢀvuranı mahkum ettiği kararını bozmuꢀtur. Dava dosyası, yeniden incelenmek üzere
Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne gönderilmiꢀtir.
30.17 Mart 2004 tarihinde, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi baꢀvuranın yargılanmasına
baꢀlamıꢀtır. Đstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yaptığı talebini yinelemiꢀtir.
31.Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin kaldırılmasından sonra, dava, Đstanbul 11. Ağır
Ceza Mahkemesi’ne nakledilmiꢀtir ve halen sürmektedir.
HUKUK
I.AĐHS’NĐN 5 § 3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
32.Baꢀvuran, tutuklu yargılanmasının süresinin, AĐHS’nin 5 § 3. maddesinde ifade bulan
“makul süre” ꢀartını ihlal ettiğini öne sürerek ꢀikayetçi olmuꢀtur; sözkonusu madde ꢀöyledir:
“Bu maddenin 1.c fıkrasında öngörülen koꢀullar uyarınca yakalanan veya tutulu durumda
bulunan herkes hemen bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmıꢀ diğer bir
görevli önüne çıkarılır; kendisinin makul bir süre içinde yargılanmaya veya adli kovuꢀturma
sırasında serbest bırakılmaya hakkı vardır. Salıverilme, ilgilinin duruꢀmada hazır bulunmasını
sağlayacak bir teminata bağlanabilir.”
33.Hükümet, bu iddiaya itiraz etmiꢀtir.
A.Kabuledilebilirlik
34.AĐHM, sözkonusu ꢀikayetin, AĐHS’nin 5 § 3. maddesi çerçevesinde temelsiz olmadığını
not eder. Ayrıca, herhangi bir gerekçeden dolayı kabuledilmez olmadığını not eder.
Dolayısıyla kabuledilebilir ilan edilmesi gereklidir.
B.Esaslar
35.Hükümet, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin, baꢀvuranın tutuklu yargılanmasını sebepsiz
olarak uzatmadığını belirtmiꢀtir. Baꢀvuranın itham edildiği suç, ciddi bir suç idi, tutuklu
yargılanması da baꢀka suçlar iꢀlemesini ve bunları iꢀledikten sonra kaçmasını engellemek için
gerekli idi. Devlet Güvenlik Mahkemesi, baꢀvuranın kaçmasına ve kanıtları ve izleri yok
etmesine iliꢀkin çok ciddi risk bulunduğunu dikkate almıꢀtır. Ayrıca, baꢀvuranın tutuklu
yargılanmasına iliꢀkin kamu ilgisi mevcuttu, zira kendisine yüklenen suçun ciddi bir niteliği
bulunmaktaydı.
36.Baꢀvuran, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin, kendisinin kanıtlara zarar verme veya
kaçma ihtimali üzerinde durmaksızın, tutuksuz yargılanmaya iliꢀkin yaptığı çok sayıda talebi
reddettiğinde, “suçun niteliği, kanıtların durumu ve tutukluluk süresi”ni gerekçe gösterdiğini
ileri sürmüꢀtür.
37.AĐHM, öncelikle, belirli bir davada, suçlanan ꢀahsın tutuklu yargılanma süresinin makul
süreyi geçmemesinin sağlanmasının, ulusal yargı makamlarının görevi olduğunu tekrarlar. Bu
amaçla, masumiyet karinesi ilkesini gerektiği gibi dikkate alarak, bireysel özgürlüğe saygı
kuralından sapmayı haklı gösteren, kamu yararı açısından gerekli olan bir durumun varlığının
lehinde veya aleyhindeki tüm olguları incelemeli ve bunları serbest bırakılma baꢀvurularına
iliꢀkin kararlarında ortaya koymalıdırlar. AĐHM, bu kararlardaki gerekçeleri ve baꢀvuranın
baꢀvurularında değindiği belirli olguları temel alarak, AĐHS’nin 5 § 3. maddesinin ihlal edilip
edilmediğini belirlemelidir (bkz. Assenov ve Diğerleri - Bulgaristan, 28 Ekim 1998 kararı,
Reports of Judgments and Decisions 1998-VIII, § 154).
38.Yakalanmıꢀ kiꢀinin bir suç iꢀlemiꢀ olduğuna dair makul ꢀüphenin bulunması, devam eden
tutukluluk halinin geçerliliği için bir sine qua non durumudur, ancak bir süre sonra bu yeterli
olmaz. AĐHM’nin, bu durumda, yargı makamlarının özgürlüğün elden alınmasını haklı
çıkarmak bağlamında atıfta bulunduğu diğer gerekçeleri belirlemesi gereklidir (bkz
diğerlerinin yanı sıra, Ilijkov - Bulgaristan, no. 33977/96, § 26 Temmuz 2001, ve Labita -
Đtalya [BD], no. 26772/95, §§ 152-153, AĐHM 2000-IV).
39.AĐHM, bu davada, dikkate alınacak sürenin, 22 ꢁubat 1997’de baꢀlayıp, baꢀvuranın serbest
bırakıldığı 29 Haziran 2001’de sona erdiğini not etmiꢀtir. Dolayısıyla, bu süre, 4 yıl 4 aydan
fazla sürmüꢀtür. Bu süre zarfında, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi “suçun niteliği,
kanıtların durumu ve tutukluluk süresi” gibi benzer, kalıp ifadelerle baꢀvuranın tutukluluk
süresini uzatmıꢀtır. Bir defasında, dava hakkında karar verileceğini belirtmiꢀtir (18. paragraf).
40.AĐHM, baꢀvurana yönelik suçun ciddiyetini ve ilgili cezanın ağırlığını not eder. Ancak,
kaçma tehlikesinin yalnızca karꢀı karꢀıya olunan cezanın ağırlığı temelinde değil, bu tür bir
tehlikenin varlığını teyit eden veya onun tutuklu yargılanmayı haklı göstermeyecek kadar
küçük olduğunu gösteren baꢀka unsurlar temelinde de incelenmesi gerektiğini hatırlatır (bkz
Muller - Fransa, 17 Mart 1997 kararı, Reports 1997 II; Letellier - Fransa, 26 Haziran 1991,
Seri A no. 201, § 43). Bu açıdan, AĐHM, yerel mahkemenin baꢀvuranın tutuklu
yargılanmasını uzatma kararlarında bu nitelikte yeterli gerekçenin bulunmadığını not eder.
41.Davanın karar aꢀamasında olduğu gerekçesine gelince, AĐHM, yerel mahkemenin bu
gerekçeyi açıkladığından beri altı yıldan fazla bir sürenin geçtiğini ve baꢀvurana yönelik cezai
iꢀlemlerin birinci derece yargılamada halen devam ettiğini not eder (31. paragraf).
42.Son olarak, genelde, “kanıtların durumu” ifadesinin, ciddi suç emarelerinin mevcudiyeti
bağlamında, alakalı bir unsur olabilmesine rağmen, bu davada, kendi baꢀına, baꢀvuranın
ꢀikayetçi olduğu tutukluluk süresini haklı çıkaramaz (bkz yukarıda anılan Letellier; Tomasi -
Fransa, 27 Ağustos 1992 kararı, Seri A no. 241-A; Mansur - Türkiye, 8 Haziran 1995, Seri A
no. 319-B, § 55, ve Demirel - Türkiye, no. 39324/98, § 59, 28 Ocak 2003).
43.Yukarıdaki mülahazalar, AĐHM’nin, mahkemenin kalıplaꢀmıꢀ gerekçesi karꢀısında,
baꢀvuranın 4 yıl 4 aydan fazla süren yargılama öncesi tutukluluk süresinin, haklı olduğunun
ispatlanmadığı sonucuna varması için yeterlidir.
Dolayısıyla, AĐHS’nin 5 § 3. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II.AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
44.Baꢀvuran ayrıca, kendisine yönelik cezai iꢀlemlerin, AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin
gerektirdiği gibi makul bir süre için sonuçlandırılmadığını belirterek ꢀikayetçi olmuꢀtır.
Sözkonusu maddenin ilgili bölümleri ꢀöyledir:
“Herkes, …, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan
… bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, …, görülmesini istemek hakkına
sahiptir…”
45.Hükümet, bu iddiaya itiraz etmiꢀtir.
A.Kabuledilebilirlik
46.AĐHM, bu ꢀikayetin, belirlenmesi, esasların incelenmesini gerektiren, AĐHS çerçevesinde
ciddi olgusal ve hukuki konular ortaya koyduğu kanısındadır. Dolayısıyla, baꢀvurunun bu
bölümünün AĐHS’nin 35 § 3. maddesi kapsamında temelsiz olmadığı sonucuna varmıꢀtır.
Kabuledilmez olduğunun ilanı için baꢀka hiçbir gerekçe tespit edilmemiꢀtir.
B.Esaslar
47.Hükümet, davanın süresinin, yargı mercilerinin ihmali sebebiyle gereksiz yere
uzatılmadığını belirtmiꢀtir. Baꢀvuranla birlikte yargılanan diğer sanıkların sayısı ve kanıt
toplamanın güçlüğü dikkate alındığında, dava karmaꢀık bir dava idi ve tebligat süreci
baꢀvuranın yargılanmasının uzamasına sebebiyet vermiꢀti.
48.Baꢀvuran, iddiasını muhafaza etmiꢀtir.
49.AĐHM, baꢀvurana yönelik cezai iꢀlemlerin 22 ꢁubat 1997’de baꢀvuranın yakalanmasıyla
baꢀladığını ve halen birinci derece mahkemesinde devam ettiğini gözlemler. Dolayısıyla,
halihazırda 8 yıldan fazla sürmüꢀtür.
50.AĐHM, bu baꢀvurudakine benzer konular ortaya koyan davalarda sıklıkla AĐHS’nin 6 § 1.
maddesinin ihlal edildiğini tespit ettiğini tekrarlar (bkz. Örneğin, Pelissier ve Sassi - Fransa
[BD], no. 25444/94, § 67, AĐHM 1999-II, ve Dereci - Türkiye, no. 77845/01, 24 Mayıs 2005).
51.Kendisine iletilen tüm belgeleri inceleyerek, AĐHM, Hükümet’in bu davada farklı bir
sonuca varmayı sağlayacak herhangi bir olgu veya argüman ortaya koymadığı sonucuna
varmıꢀtır. Konuya iliꢀkin içtihadını dikkate alarak, AĐHM, bu davada iꢀlemlerin uzunluğunun
aꢀırı olduğunu ve “makul üsre” ꢀartını karꢀılamadığı kanısına varmıꢀtır.
Dolayısıyla, AĐHS’nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
III.AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
52.AĐHS’nin 41. maddesi ꢀöyledir:
“
Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek
Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği
takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A.Tazminat
53.Baꢀvuran, 100.000 YTL maddi, 50.000 YTL manevi tazminat talep etmiꢀtir.
54.Hükümet, bu taleplere itiraz etmiꢀtir.
55.AĐHM, tespit edilen ihlalle talep edilen maddi tazminat arasında herhangi bir sebep sonuç
bağ bulmamaktadır; dolayısıyla maddi tazminat talebini reddeder. Öte yandan, baꢀvurana
7.000 Euro manevi tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir.
B.Mahkeme masrafları
56.Baꢀvuran, ayrıca, iletiꢀim ve çeviri masrafları için 500 YTL, yerel iꢀlemler ve AĐHM’deki
iꢀlemler sırasında yapılan adli masraflar için 25.500 YTL talep etmiꢀtir. Bu ikinci meblağın,
avukatının ziyaret ve seyahat masrafları ile baꢀvuruyu ve kabuledilebilirlikle esaslara iliꢀkin
görüꢀleri hazırlamak bağlamında AĐHM’deki iꢀlemlere iliꢀkin olarak otuz beꢀ saatlik
çalıꢀmayı kapsadığını belirtmiꢀtir. Hukuki mümessilinin, AĐHM’ye yapılan baꢀvurular için
Đstanbul Barosu’nun tavsiye ettiği çizelgeyi uyguladığını iddia etmiꢀtir.
57.Hükümet, baꢀvuranın bu baꢀlık altındaki talebine itiraz etmiꢀtir.
58.AĐHM’nin içtihadına göre, bir baꢀvuran, masraf ve harcamalarının ancak gerçekten ve
gerektiği için yapıldığı ve miktar açısından makul olduğunun kanıtlanması halinde bunların
ödenmesine hak kazanacaktır (Sawicka - Polonya, no. 37645/97, § 54, 1 Ekim 2002). Bu
davada, elindeki bilgileri ve yukarıdaki ölçütleri dikkate alarak, AĐHM, masraf ve harcamalar
için 2.500 Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.
C.Gecikme faizi
59. AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı
faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar vermiꢀtir.
YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,
1.Baꢀvurunun kalan kısmın kabulüne;
2.AĐHS’nin 5 § 3. maddesinin ihlal edildiğine;
3.AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;
4.(a)Sorumlu Devlet’in, AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinleꢀtiği tarihten
itibaren üç ay içinde, baꢀvurana, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Yeni Türk
Lirası’na çevrilmek üzere aꢀağıdaki meblağları ödemesine;
(i)7.000 (yedi bin Euro) manevi tazminat;
(ii)mahkeme masrafları için 2.500 (iki bin beꢀ yüz Euro);
(iii)yukarıdaki miktarlara uygulanabilecek her türlü vergi;
(b) yukarıda anılan üç aylık sürenin aꢀılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için Avrupa
Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle
elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;
5.Baꢀvuranın adil tazmin talebinin kalan kısmının reddine
KARAR VERMĐꢀTĐR.
Đngilizce hazırlanmıꢀ, Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca 20
Ekim 2005 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.
Vincent BERGER
Sekreter
Bostjan ZUPANCIC
Baꢀkan
9
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 15.07.2026. · Źródło