57172/00

WyrokETPCz2005-12-22ECLI:CE:ECHR:2005:1222JUD005717200

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy obecność sędziego wojskowego w składzie Sądu Bezpieczeństwa Państwa naruszała prawo do niezależnego i bezstronnego sądu, gwarantowane przez art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że obecność sędziego wojskowego w składzie Sądu Bezpieczeństwa Państwa, który orzekał w sprawach dotyczących bezpieczeństwa narodowego, budziła uzasadnione obawy co do niezależności i bezstronności tego sądu. Skarżący mieli prawo obawiać się, że sąd mógł być kierowany względami pozamerytorycznymi. ETPCz, odwołując się do swojego ugruntowanego orzecznictwa w podobnych sprawach przeciwko Turcji, stwierdził, że taki skład sądu nie spełniał wymogów art. 6 ust. 1 Konwencji. W konsekwencji, sąd nie mógł zagwarantować sprawiedliwego procesu.
Stan faktyczny
Skarżący, Hikmet Yılmaz (ur. 1967) i Ali Durç (ur. 1974), obywatele Turcji, zostali skazani przez Sąd Bezpieczeństwa Państwa w Izmirze odpowiednio na 30 i 25 lat ciężkiego więzienia oraz kary grzywny. W momencie składania skargi przebywali w więzieniu Nazilli. Skazanie nastąpiło w związku z zarzutami dotyczącymi bezpieczeństwa narodowego.
Rozstrzygnięcie
Skargi dotyczące niezależności i bezstronności Sądu Bezpieczeństwa Państwa oraz rzetelności postępowania uznano za dopuszczalne. Pozostałe skargi uznano za niedopuszczalne. Stwierdzono naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu braku niezależności i bezstronności Sądu Bezpieczeństwa Państwa. Nie uznano za konieczne rozpatrywania innych skarg na podstawie art. 6 Konwencji. Stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową. Zasądzono 1000 EUR na pokrycie kosztów i wydatków. Odrzucono pozostałe żądania słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

C O N S E I L D E   L ' E U R O P E   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   YILMAZ VE DURÇ - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 57172/00)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Aralık 2005   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup   ꢀekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (57172/00) baꢀvuru no’lu davanın nedeni bu ülke   vatandaꢀları Hükmet Yılmaz ve Ali Durç’un (baꢀvuranlar) Avrupa Đnsan Hakları   Mahkemesi’ne 29 Aralık 1999 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) Temel   Đnsan Haklarını güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuranlar, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Đzmir Barosu avukatlarından   Mustafa Đꢀeri tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   Baꢀvuranlar, Hikmet Yılmaz ve Ali Durç T.C. vatandaꢀı olup sırasıyla 1967 ve 1974   doğumludurlar. Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından sırasıyla 30 ve 25 yıl ağır hapis   cezasına ve para cezalarına çarptırılmıꢀlardır. Baꢀvurunun yapıldığı sırada baꢀvuranlar Nazilli   Cezaevi’nde tutuklu bulunmaktaydı.   HUKUK AÇISINDAN   I. KABULEDĐLEBĐLĐRLĐK HAKKINDA   A. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin tarafsızlığına, bağımsızlığına ve ayrıca yargılamanın   adilliğine dair ꢀikayetler   Baꢀvuranlar kendilerini yargılayıp mahkum eden Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin   bünyesindeki askeri hakimin varlığı nedeniyle bağımsız ve tarafsız olmadığını   belirtmektedirler.   Baꢀvuranlar Yargıtay önündeki sürecin adil olmadığını dile getirmekte, bu yönde gözaltında   bulundukları süre boyunca avukat bulundurma hakkından yararlanamadıklarını ve baskı   altında vermiꢀ oldukları ifadelere dayalı olarak mahkum edildiklerini ileri sürmektedirler.   Baꢀvuranlar ayrıca, Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısının görüꢀünün kendilerine   bildirilmediğinden ꢀikayetçi olmaktadırlar.   Baꢀvuranlar bu çerçevede, AĐHS’nin 6 §§ 1 ve 3 b) ve c) maddelerinin ihlal edildiğini öne   sürmektedirler.   Hükümet, iki açıdan itirazda bulunmaktadır. Đlk olarak, AĐHM’den iç hukuk yollarının   tüketilmemesi nedeniyle AĐHS’nin 35. maddesi uyarınca baꢀvuruyu reddetmesini talep   etmektedir. Hükümet bu bağlamda, baꢀvuranların 6 § 1. maddeye yönelik ꢀikayetlerini iç   hukukta yargı mercileri önünde dile getirmediklerini savunmaktadır.   AĐHM, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin yapısıyla ilgili olarak, benzer itirazın daha önce   (Özel-Türkiye, § 25) kararında reddedildiğini hatırlatmakta, mevcut davada bu gerekçeyi   değiꢀtirecek hiçbir hususun bulunmadığını eklemektedir. Üstelik, iç hukukta geçse de   Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısının görüꢀünün tebliğ edilmemesinde de aynı görüꢀ   uygulanabilir.   Yasal temsilci olmadan poliste alınan ifadelerin kullanılmasına iliꢀkin AĐHM, baꢀvuranların   DGM önünde polisin elde ettiği ifadelere karꢀı çıkarak iç hukuk yollarını tükettiklerini   gözlemlemektedir.   Bu nedenle AĐHM, Hükümetin itirazını reddetmektedir.   Hükümet ikinci olarak, altı ay kuralına iki bakımdan riayet edilmediğini hatırlatmaktadır.   Hükümet öncelikle, DGM’nin bağımsız ve tarafsız olmadığına iliꢀkin ꢀikayetle ilgili iç   hukuktaki kararın yine bu mahkeme tarafından alındığını savunmaktadır. Hükümet bu   doğrultuda, olayların meydana geldiği dönemdeki iç hukuka göre ne DGM’nin ne de   Yargıtay’ın Devlet Güvenlik Mahkemelerinin yapısına dair görüꢀ bildirme yetkisine sahip   olduğunu belirtmekte, baꢀvuranların iç hukuk yollarının yetersiz olduğuna kanaat getirdiği   andan itibaren altı ay içerisinde yani Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin karar tarihi olan 15   Aralık 1998 tarihinden itibaren baꢀvuruda bulunması gerektiği sonucunu çıkarmaktadır.   Fakat, baꢀvuru 29 Aralık 1999 tarihinde yapılmıꢀtır. Hükümet bu sava dayalı olarak   AĐHM’nin yerleꢀik içtihatına atıfta bulunmaktadır (Bkz. Kalan-Türkiye kararı, no: 73561/01,   Ekim 2001).   Hükümet ayrıca, gözaltında avukat bulunmamasının olayların meydana geldiği dönemdeki iç   hukuktan ileri geldiğini savunmakta ve baꢀvuranların gözaltına alındıkları tarihten itibaren altı   ay içinde baꢀvurularını yapabileceklerini kaydetmektedir.   Yapılan itirazın ilk bölümü ile ilgili AĐHM, benzer itirazı Özdemir-Türkiye (no: 59659/00, §   26, 6 ꢁubat 2003) kararında reddettiğini hatırlatmaktadır. Bu davada bu sonucu değiꢀtirecek   hiçbir unsur yer almamaktadır.   AĐHS’nin 6 § 3 b), c) maddesinde mağdur sıfatı nihai mahkumiyet kararından, ki Yargıtay   kararı, itibaren oluꢀtuğuna göre yukarıda sözü edilen düꢀünce kıyasen itirazın ikinci bölümüne   uygulanabilir.   Bu nedenle AĐHM, Hükümetin itirazını reddetmektedir.   AĐHM, mahkemenin yerleꢀik içtihatları ıꢀığında ve sunulan delillerin tamamını göz önünde   bulundurarak, baꢀvuranların Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsız ve tarafsız olmadığı,   gözaltında avukat bulundurma hakkından yararlanılmaması nedeniyle yargılamanın   hakkaniyete uygun gerçekleꢀmediği ve Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın görüꢀünün tebliğ   edilmediği yönündeki ꢀikayetlerinin esastan incelenmesi gerektiğine itibar etmektedir.   Baꢀvurunun kabuledilemez bulunması için hiçbir gerekçe tespit edilmemiꢀtir.   B. Diğer ꢀikayetler   Baꢀvuranlar AĐHS’nin 14. maddesine göndermede bulunarak, özellikle savunma haklarında   ve DGM önündeki yargılama süreci boyunca umumi hukuka daha az elveriꢀli ceza rejiminde   özel uygulamaya tabi tutulduğundan ꢀikayetçi olmaktadır. Baꢀvuranlar, yargı sürecinin   uzunluğundan ꢀikayetçi olmakta ve AĐHS’nin 6 § 1. maddesini ileri sürmekte, ayrıca Türk   yargısının ilgili tanıkların doğrudan sorgulanmasını öngörmemesi nedeniyle hakkaniyete   uygun bir yargılamanın gerçekleꢀmediğinden yakınmaktadırlar.   Mahkemeye sunulan delilleri ve öne sürülen iddiaları değerlendirmekle yetkili olduğu ölçüde   inceleyen AĐHM, baꢀvuranların bu ꢀikayetlerinde hiçbir ihlal tespit etmemiꢀtir. ꢁikayetin bu   bölümünün AĐHS’nin 35 §§ 3. ve 4. maddeleri uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.   II. ESAS HAKKINDA   A. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkında   AĐHM, daha önceki kararlarda buna benzer pek çok ꢀikayetlerin dile getirildiğini ve bunların   AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını belirtmektedir. (Bkz. söz edilen Özel   kararı, §§ 33-34, ve Özdemir-Türkiye kararı, no: 59659/00, 6 ꢁubat §§ 35-36).   AĐHM, mevcut davayı incelemiꢀ ve Hükümet’in, halihazır durumda farklı bir sonuca   ulaꢀılmasını gerektirebilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğuna kanaat getirmiꢀtir. AĐHM,   “milli güvenliğe” iliꢀkin suçlardan DGM önüne çıkarılan baꢀvuranın, aralarında askeri   hakimin de bulunduğu mahkeme heyeti önüne çıkmaktan çekinmesinin anlaꢀılabileceğini,   baꢀvuranın, DGM’nin davanın içeriğine yabancı değerlendirmelere yönlendirilmiꢀ olabileceği   yönünde haklı bir endiꢀesi olabileceğini saptamıꢀtır. Böylece, bu mahkemenin tarafsızlığı ve   bağımsızlığı hakkında baꢀvuran tarafından duyulan ꢀüphelerin objektif olarak kanıtlandığı   değerlendirilebilir (Incal –Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, Derleme 1998-IV, s. 1573, §   in fine).   AĐHM, baꢀvuranları yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin AĐHS’nin 6 §   1. maddesi uyarınca bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğini taꢀımadığı sonucuna   varmıꢀtır.   2. Devlet Güvenlik Mahkemesi önündeki yargı sürecinin adilliği hakkında   Hükümet bir ihlal olduğu tespitine karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM, daha önce de benzer kararlarda dile getirdiği üzere bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan   yoksun bir mahkemenin kendi yargısına tabi olan kiꢀilere her halükârda adil bir yargılamayı   garanti edemeyeceği hükmüne varıldığını hatırlatmaktadır.   Bu yöndeki bir ihlalin tespiti ıꢀığında, Mahkeme baꢀvuranın adil yargılanma hakkının ihlal   edildiği ꢀikayetini ayrıca incelemeyi gerekli görmemektedir. (Bkz. diğerleri arasında sözü   edilen Çıraklar-Türkiye kararı, 28 Ekim 1998, 1998-VII, s. 3074, §§ 44-45).   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI   A. Maddi ve manevi tazminat   Baꢀvuranlar maddi zarar için hiçbir miktar talep etmemektedirler. Manevi tazminat için H.   Yılmaz 25.000 Euro, A.Durç 20.000 Euro talep etmektedir.   Hükümet bu miktarlara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM, olayların mevcut koꢀulları dikkate alındığında, ihlal kararının tespitinin manevi   tazminat için baꢀlı baꢀına yeterli olacağına itibar etmektedir (Bkz. sözü edilen Çıraklar kararı,   s. 3074, § 49).   B. Masraf ve harcamalar   Baꢀvuranlar, iç hukukta ve AĐHM nezdinde yapmıꢀ oldukları yargı giderleri için 3.000 Euro   talep etmektedirler.   Hükümet bu miktarlara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM, sunulan deliller ve Mahkemenin bu yöndeki yerleꢀik içtihadı doğrultusunda   hakkaniyete uygun olarak, baꢀvuranlara masraf ve harcamalar için toplam 1.000 Euro   ödenmesine karar vermiꢀtir.   C. Gecikme Faizi   Gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı   faiz oranının 3 puan fazlası uygulanacaktır.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığına, tarafsızlığına ve bu yargı makamı   önündeki yargılamanın adil olmadığı yönelik ꢀikayetlerin kabuledilebilir olduğuna;   2. Bunun dıꢀında kalan ꢀikayetlerin kabuledilemez olduğuna;   3. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğinde olmaması   nedeniyle AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;   4. AĐHS’nin 6. maddesine iliꢀkin diğer ꢀikayetlerin incelenmesine gerek olmadığına;   5. Mevcut kararın baꢀlı baꢀına manevi bir tazmini oluꢀturduğuna;   6. a) AĐHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf   tutulmak üzere Savunmacı Hükümetin masraf ve harcamalara iliꢀkin baꢀvuranlara birlikte   1.000 (bin) Euro ödemesine;   b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez   Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faizin   uygulanmasına;   7. Adil tazmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.   maddelerine uygun olarak 22 Aralık 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.   6

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 15.07.2026. · Źródło