57299/00
WyrokETPCz2006-04-27ECLI:CE:ECHR:2006:0427JUD005729900
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy skład Sądu Bezpieczeństwa Państwa z udziałem sędziego wojskowego naruszył prawo do niezawisłego i bezstronnego sądu z art. 6 ust. 1 Konwencji, oraz czy skazanie skarżących za publikację deklaracji politycznej stanowiło nieproporcjonalną ingerencję w ich wolność wyrażania opinii z art. 10 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał stwierdził, że obecność sędziego wojskowego w składzie Sądu Bezpieczeństwa Państwa, który skazał skarżących, budziła uzasadnione wątpliwości co do jego niezawisłości i bezstronności, naruszając tym samym art. 6 ust. 1 Konwencji. W odniesieniu do art. 10 Konwencji, Trybunał uznał, że choć deklaracja skarżących zawierała ostrą krytykę polityki państwa i mogła pośrednio podżegać do wrogości, to jednak nie nawoływała do przemocy ani zbrojnego oporu. Skazanie na karę pozbawienia wolności i grzywnę, a także związane z tym ograniczenia, były nieproporcjonalne do realizowanego celu i nie były konieczne w społeczeństwie demokratycznym, co stanowiło naruszenie wolności wyrażania opinii.Stan faktyczny
Dziewięciu skarżących, obywateli Turcji, członków lokalnej organizacji Partii Demokracji Ludowej (HADEP), podpisało w sierpniu i wrześniu 1996 r. deklarację zatytułowaną „Otwarty list do pokoju i braterstwa”, zwracającą uwagę na kwestię kurdyjską w Turcji. Deklaracja, zawierająca cytaty z Koranu, została wysłana do władz i opublikowana w gazetach oraz biuletynie partyjnym. 17 września 1998 r. Sąd Bezpieczeństwa Państwa skazał każdego skarżącego na dwa lata pozbawienia wolności i grzywnę za propagandę przeciwko integralności państwa i podżeganie do nienawiści na podstawie art. 312 § 2 Tureckiego Kodeksu Karnego. Po siedmiu miesiącach pozbawienia wolności skarżący zostali warunkowo zwolnieni na mocy ustawy o amnestii.Rozstrzygnięcie
Trybunał, jednomyślnie, stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Trybunał, jednomyślnie, stwierdza naruszenie art. 10 Konwencji. Trybunał zasądza każdemu skarżącemu 6 000 EUR tytułem szkody niemajątkowej oraz łącznie 2 000 EUR tytułem kosztów i wydatków. Trybunał odrzuca pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
C O N S E I L D E
L ' E U R O P E
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
V A R L I V E D ĐĞERLERĐ - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no: 57299/00)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Nisan 2006
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup,
ꢀekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (57299/00) baꢀvuru no’lu davanın nedeni bu ülkenin
dokuz vatandaꢀı Abdullah Mehmet Varlı, Kazım Yakmaz, Mehmet Reꢀit Irgat, Mehmet
Yağmur, Kerem Soylu, Ali ꢁola, Reꢀit Koçeroğlu, Đsmet Kılıçarslan ve Mehmet Gürkey’in
(baꢀvuranlar) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 6 Ağustos 1999 tarihinde Avrupa Đnsan
Hakları Sözleꢀmesi’nin Temel Đnsan Haklarını güvence altına alan 34. maddesi uyarınca
yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur. Baꢀvuranlar Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde
Londra’da avukat A. Stock tarafından temsil edilmektedirler.
OLAYLAR
Baꢀvuranlar Abdullah Mehmet Varlı, Kazım Yakmaz, Mehmet Reꢀit Irgat, Mehmet Yağmur,
Kerem Soylu, Ali ꢁola, Reꢀit Koçeroğlu, Đsmet Kılıçarslan ve Mehmet Gürkey T.C. vatandaꢀı
olup sırasıyla 1939, 1938, 1948, 1935, 1945, 1955, 1947, 1932 ve 1935 doğumludur.
Olayların meydana geldiği dönemde Abdullah Mehmet Varlı ve Mehmet Yağmur Ankara’da,
Mehmet Reꢀit Irgat ve Đsmet Kılıçarslan Đzmir’de, Kazım Yakmaz, Kerem Soylu, Ali ꢁola ve
Reꢀit Koçeroğlu Bursa, Đstanbul, Adana ve Mersin’de ikamet etmekteydi.
Olayların meydana geldiği sırada, baꢀvuranlar Halkın Demokrasi Partisi’nin (HADEP) yerel
teꢀkilatı üyesiydiler. Mehmet Yağmur bu partinin sempatizanlarındandı.
Baꢀvuranlar, Ağustos ve Eylül 1996 tarihlerinde Türkiye’deki Kürt sorununa dikkat çekmek
amacıyla «Barıꢀa ve kardeꢀliğe açık mektup» baꢀlıklı bir bildiriye imza atmıꢀtır. Hepsi Đmam
Hatip Lisesi mezunu baꢀvuranlar sözkonusu yazıdaki görüꢀlerini desteklemek amacıyla
Kuran’dan ayetlere yer vermiꢀlerdir. Bu yazı Kasım 1996 tarihinde HADEP aracılığıyla
Cumhurbaꢀkanlığı’na, Baꢀbakanlığa ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne iletilmiꢀ, aynı
zamanda Cumhuriyet ve Zaman gazetelerinde yayımlanmıꢀtır.
Bu yazının dört sayfası HADEP’in aylık bülteni Ocak 1997 sayısında yayımlanmıꢀtır. Mayıs 1997 tarihinde Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı özellikle bu
yazının bazı bölümlerine atıfta bulunarak TCK’nın 312 § 2. ve Anayasa’nın 3. maddesi
uyarınca baꢀvuranların mahkumiyetlerini talep etmiꢀtir.
Devlet Güvenlik Mahkemesi 17 Eylül 1998 tarihinde, Devletin bölünmez bütünlüğüne karꢀı
propaganda yaptıkları, ırk ve bölge ayrımı yaparak halkı kin ve düꢀmanlığa kıꢀkırttıkları ve
Türk ulusu bünyesinde Kürt ulusunun varlığından söz ettikleri gerekçesiyle TCK’nın 312 § 2.
maddesi gereğince baꢀvuranların her birini iki yıl hapis ve 1.720.000 TL. para cezasına
çarptırmıꢀtır. Mahkeme ayrıca sözü edilen bültenin tüm baskılarının toplatılmasını
kararlaꢀtırmıꢀtır.
Baꢀvuranların 8 ꢁubat 1999 tarihli temyiz baꢀvurusu üzerine Yargıtay ilk derece
mahkemesi’nin kararını onamıꢀtır. Bu karar baꢀvuranlara tebliğ edilmemiꢀtir.
TBMM tarafından 28 Nisan 1999 tarihinde kabul edilen Af Yasası uyarınca baꢀvuranlar yedi
aylık hapis cezasının ardından ꢀartlı olarak serbest bırakılmıꢀlardır. Cezanın infazı ile ilintili
yeni yasaya göre baꢀvuranların üç yıl içinde benzer suçu iꢀlememeleri gerekmektedir.
HUKUK AÇISINDAN
I. AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuranlar kendilerini mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bünyesinde askeri bir
hakimi bulundurması nedeniyle bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan yoksun bulunduğundan
ꢀikayetçi olmakta, AĐHS’nin 6 § 1. maddesini hatırlatmaktadırlar.
Mahkeme daha önceki kararlarda buna benzer pek çok ꢀikayetlerin dile getirildiğini ve
bunların AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını belirtmektedir (Bkz. Özel-
Türkiye kararı, no: 42739/98 7 Kasım 2002 ve Özdemir-Türkiye kararı, no: 59659/00, 6 ꢁubat
2003).
AĐHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı ꢀekilde sonuçlandıracak hiçbir
tespiti ve delili sunmadığını kaydetmekte, bunun yanı sıra aralarında askeri bir hakimin de yer
aldığı Devlet Güvenlik Mahkemesi karꢀısında baꢀvuranların TCK’da ve Terörle Mücadele
Kanunu’nda yer alan suçlardan yargılanması konusunda endiꢀe duymalarının anlaꢀılabilir
olduğu tespitinde bulunmaktadır. Baꢀvuranlar, haklarında açılan davada Devlet Güvenlik
Mahkemesi’nin kararını yabancı gerekçelere dayandırdığı yönünde bir ꢀüphe duyabilir. Bu
nedenle baꢀvuranların bu yargı makamının tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki
ꢀüphelerinin dikkate alınması gerekmektedir (Bkz. Incal-Türkiye kararı 9 Haziran 1998).
AĐHM, baꢀvuranları yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin AĐHS’nin 6 §
1. maddesi uyarınca bağımsız ve tarafsız olmadığı sonucuna varmıꢀtır.
II. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuranlar mahkumiyetlerinin ifade özgürlüğünün ihlaline yol açtığından ꢀikayetçi olmakta,
bu yönde AĐHS’nin 10. maddesine göndermede bulunmaktadırlar.
AĐHM daha önce de mevcut baꢀvurudakine benzer sorunların dile getirildiği ve bunun
AĐHS’nin 10. maddesinin ihlaline yol açtığı tespitini yapmaktadır (Bkz. Yurttaꢀ-Türkiye no:
25143/94 ve 27098/95 27 Mayıs 2004, Ceylan-Türkiye kararı no: 22479/93, Öztürk-Türkiye
kararı no: 28635/95, Karkın-Türkiye kararı, no: 43928/98, 23 Eylül 2003, ve Kızılyaprak-
Türkiye kararı, no: 27528/95, 2 Ekim 2003).
AĐHM, mevcut baꢀvuruyu mahkemenin yerleꢀik içtihadı ıꢀığında incelemiꢀ ve Hükümetin
davanın farklı sonuçlandırılmasına yal açacak hiçbir tespiti ve delili sunmadığına itibar
etmiꢀtir. AĐHM, bahse konu yazıda yer alan ifadelere ve bunların kullanım bağlamına
özellikle dikkat etmiꢀ, bu doğrultuda terörle mücadeleye bağlı özel zorlukları dikkate almıꢀtır.
Sözü edilen bildiriye siyasi bir partinin yerel teꢀkilatı üyesi ve bölge insanı olan baꢀvuranlar
imza atmıꢀ ve bu yazı Cumhurbaꢀkanlığı gibi değiꢀik makamlara gönderilmesinin ve iki
gazetede yayımlanmasının ardından bir soruꢀturma konusu olmaksızın adı geçen partinin
aylık bülteninde yayımlanmıꢀtır. Baꢀvuranlar makalede Kürt kökenli vatandaꢀların ağır ve
ciddi iddialarına dayalı olarak Hükümeti sert bir biçimde eleꢀtirmiꢀ, dinsel buyruklar adına bu
duruma son verilmesi çağrısında bulunmuꢀlardır.
AĐHM, ulusal mahkemelerin sözü edilen makalede yer alan terimlerin din ve etnik kökene
dayalı bir ayrımcılıkla halkı tahrik ederek Devletin bölünmez bütünlüğünü bozmayı
amaçladığına kanaat getirdiklerini hatırlatmaktadır.
AĐHM, iç hukuk mercilerinin vermiꢀ oldukları kararlardaki gerekçeleri incelemiꢀ ve bunların
baꢀvuranların ifade özgürlüğüne yapılan müdahaleyi meꢀru kılmaya yetmediğine itibar
etmiꢀtir (Bkz. mutatis mutandis, Yurttaꢀ ve Sürek-Türkiye kararı). AĐHM, sözkonusu
bildirideki bazı bölümlerin çok sert bir üslupla Türkiye Cumhuriyeti’nin Kürt sorununda
izlediği politikanın en olumsuz yönlerini ortaya koyan bir tabloyu çizdiğini ve dolaylı yoldan
düꢀmanlığa tahrik ettiğini gözlemlemektedir. Bununla birlikte AĐHM, baꢀvuranların ne ꢀiddet
kullanımını, silahlı direniꢀi, ne ayaklanmayı teꢀvik eden bir söylemde bulunduklarını, bölge
insanı ve siyasi bir partinin üyeleri sıfatıyla Türk sosyal hayatının aktörleri olarak kendilerine
tanınan görev çerçevesinde görüꢀlerini ifade ettiklerini not etmektedir. AĐHM nezdinde
dikkate alınacak temel unsur budur. Öte yandan, «sosyal bir ihtiyacı karꢀılama» kıstasından
doğan yerleꢀik içtihadı doğrultusunda AĐHM, baꢀvuranlar hakkında yürütülen cezai
soruꢀturmanın makalenin yayımlanmasından altı ay sonra baꢀlatıldığı tespitini yapmaktadır.
AĐHM, yapılan müdahalenin orantılılığı sözkonusu olduğunda verilen cezanın niteliğinin ve
ağırlığının kaydedilmesi gerekli hususlar arasında yer aldığını hatırlatmaktadır.
Bu çerçevede, baꢀvuranlar iki yıl hapis ve para cezasına çarptırılmıꢀlar, yedi aylık hapis
cezasının ardından Af Yasasından yararlanarak serbest bırakılmıꢀlardır. Suçun tekerrür etmesi
halinde, baꢀvuranların kalan cezayı çekme riskleri bulunmaktaydı. AĐHM ayrıca, yürürlükte
bulunan yasanın baꢀvuranlar gibi TCK’nın 312 § 2. maddesi uyarınca mahkum olan kiꢀilerin
toplanma özgürlüğüne iliꢀkin kayda değer kısıtlamaları öngördüğünü gözlemlemektedir.
Baꢀvuranların mahkum edilmesi, öngörülen meꢀru amaçlarla orantılı bulunmamakta ve
«demokratik bir toplum için gereklilik» arz etmemektedir. Bu nedenle, AĐHS’nin 10. maddesi
ihlal edilmiꢀtir.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI
A. Tazminat
Baꢀvuranların her biri maddi tazminat talep etmektedir: Varlı, Yakmaz ve Köçeroğlu 30.000
Euro, Irgat, Yağmur, Soylu, Sola, Kılıçarslan ve Görkey 25.000 Euro istemekte, baꢀvuranların
her biri ayrıca 25.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.
AĐHM, ihlal kararının tespiti ile iddia edilen maddi tazminat arasında hiçbir illiyet bağı
kuramamakta, bu talebi reddetmektedir. Buna karꢀın, dava olaylarının manevi bir zarara yol
açtığını hatırlatır. AĐHM davanın değiꢀik koꢀulları dikkate alındığında ve AĐHS’nin 41.
maddesi gereğince hakkaniyete uygun olarak manevi tazminat baꢀlığında baꢀvuranların her
birine 6.000 Euro ödenmesini kararlaꢀtırmıꢀtır.
AĐHM’ye göre bu baꢀvurudaki gibi, Sözleꢀme tarafından öngörülen bağımsızlık ve tarafsızlık
koꢀullarını yerine getirmeyen bir mahkeme tarafından mahkumiyet kararı alındığında,
ilgilinin talebi doğrultusunda yeni bir sürecin ya da yargılamanın baꢀlatılması ilke olarak
tespit edilen ihlalin giderilmesi bakımından uygun bir yöntemi oluꢀturur.
B. Masraf ve harcamalar
Baꢀvuranlar AĐHM nezdinde yapmıꢀ oldukları yargı giderleri için 9.400 Euro talep
etmektedirler.
Hükümet bu miktarı aꢀırı olarak nitelendirmiꢀtir.
AĐHM’nin yerleꢀik içtihadına göre bir baꢀvuranın gerçekliğini ve gerekliliğini ispat ettiği
makul orandaki yargı giderleri karꢀılanmaktadır. Mevcut baꢀvuruda yer alan unsurlar ve sözü
edilen içtihat ıꢀığında, AĐHM tüm yargı giderleri için baꢀvuranlara birlikte 2.000 Euro’nun
ödenmesine karar vermiꢀtir.
C. Gecikme Faizi
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3
puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;
2. AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AĐHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf
olmak üzere Savunmacı Hükümetin baꢀvuranların her birine manevi tazminat olarak 6.000
(altı bin) Euro ve yargı giderleri için baꢀvuranlara birlikte 2.000 (iki bin) Euro ödemesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan
fazlasına eꢀit oranda faizin uygulanmasına;
4. Adil tazmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMĐꢀTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin Đç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.
maddelerine uygun olarak 27 Nisan 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.
5
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło