57343/00
WyrokETPCz2005-10-20ECLI:CE:ECHR:2005:1020JUD005734300
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy obecność sędziego wojskowego w składzie Sądu Bezpieczeństwa Państwa (DGM) w Turcji naruszyła prawo skarżących do rozpoznania sprawy przez niezawisły i bezstronny sąd w rozumieniu art. 6 ust. 1 Konwencji? Czy długość postępowania karnego przekroczyła „rozsądny termin” z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że obecność sędziego wojskowego w składzie Sądu Bezpieczeństwa Państwa (DGM) w sprawach dotyczących bezpieczeństwa narodowego obiektywnie uzasadniała obawy skarżących co do bezstronności i niezawisłości sądu. W konsekwencji, DGM nie spełniał wymogów „niezawisłego i bezstronnego sądu” w rozumieniu art. 6 ust. 1 Konwencji. Trybunał powołał się na swoje ugruntowane orzecznictwo w podobnych sprawach przeciwko Turcji. W odniesieniu do długości postępowania, Trybunał wziął pod uwagę złożoność sprawy, w której oskarżono 24 osoby o liczne przestępstwa związane z terroryzmem, i stwierdził, że czterolecie postępowanie, mimo kasacji, nie przekroczyło rozsądnego terminu.Stan faktyczny
Czterech tureckich obywateli, Doğan Hatun, Nüseyin Güçlü, Haci Yanık i Mehmet Çelik, zostało aresztowanych w latach 1995-1996 w ramach operacji przeciwko PKK. Oskarżono ich o członkostwo w organizacji terrorystycznej i pomoc jej, a także o szereg przestępstw, w tym ataki bombowe i morderstwa. Skarżący twierdzili, że ich zeznania zostały wymuszone torturami. Sąd Bezpieczeństwa Państwa (DGM), w skład którego wchodził sędzia wojskowy, skazał ich na kary pozbawienia wolności, w tym dożywocie. Sąd Kasacyjny uchylił wyrok raz, ale DGM ponownie wydał te same wyroki, które Sąd Kasacyjny ostatecznie zatwierdził w 1999 roku.Rozstrzygnięcie
Uznaje skargę za dopuszczalną. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu braku bezstronności i niezawisłości Sądu Bezpieczeństwa Państwa w Izmirze (DGM). Stwierdza brak naruszenia art. 6 ust. 1 Konwencji w odniesieniu do długości postępowania. Uznaje, że nie ma potrzeby badania pozostałych skarg na podstawie art. 6 Konwencji. Stwierdza, że niniejszy wyrok sam w sobie stanowi wystarczające słuszne zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową. Zasądza solidarnie na rzecz skarżących kwotę 1000 Euro tytułem kosztów i wydatków. Zasądza odsetki za zwłokę od powyższej kwoty według stopy Europejskiego Banku Centralnego powiększonej o trzy punkty procentowe. Oddala pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
C O N S E I L D E
L ' E U R O P E
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
HATUN VE DĐĞERLERĐ - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no:57343/00)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
Đꢀbu karar metni AĐHM Đçtüzüğü’nün 81. maddesine uygun olarak 1 Aralık 2005 tarihinde
düzeltilmiꢀtir.
STRAZBURG EKĐM 2005
Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde
kesinleꢀecek olup ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 57343/00 baꢀvuru no’lu davanın nedeni,
dört Türk vatandaꢀı Doğan Hatun, Nüseyin Güçlü, Haci Yanık ve Mehmet Çelik’in
(Baꢀvuranlar) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM), 20 Nisan 2000 tarihinde,
Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca
yapmıꢀ oldukları baꢀvurudur. Baꢀvuranlar, Đzmir Barosu avukatlarından T. Firat tarafından
temsil edilmektedirler.
OLAYLAR
Sırasıyla 1970, 1971, 1971 ve 1954 doğumlu baꢀvuranlar Đzmir’de ikamet
etmektedirler.
PKK aleyhine yürütülen operasyon çerçevesinde, baꢀvuranlar Hacı Yanık 28 Mayıs tarihinde, Hatun Doğan ve Hüseyin Güçlü 1 Haziran 1995 tarihinde ve Mehmet Çelik 26
ꢁubat 1996 tarihinde olmak üzere Đzmir Emniyet Müdürlüğü polisleri tarafından arda arda
yakalanmıꢀ ve gözaltına alınmıꢀlardır. Baꢀvuranlar polislere sözkonusu örgüt adına eylemlere
katıldıklarını itiraf etmiꢀlerdir.
Baꢀvuranlar öncelikle, Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet
Baꢀsavcısı tarafından dinlenmiꢀ, daha sonra DGM hakimi önüne çıkarılmıꢀlardır. DGM
hakimi baꢀvuranların tutuklu yargılanmasına karar vermiꢀtir. Hacı Yanık 9 Haziran 1995
tarihinde, Doğan Hatun ve Hüseyin Güçlü 14 Haziran 1995 tarihinde ve Mehmet Çelik 27
ꢁubat 1996 tarihinde tutuklanmıꢀlardır. Baꢀvuranlar hakim huzurunda gözaltı sırasında baskı
altında alınan ifadelerini yeniden dile getirerek gözleri bantlı olarak imzaladıklarını
belirtmiꢀlerdir.
DGM Cumhuriyet Baꢀsavcısı, 10 Temmuz 1995 tarihli iddianamesiyle, baꢀvuranlar
Doğan Hatun, Hüseyin Güçlü ve Hacı Yanık’ı, PKK üyesi olma ve sözkonusu örgüte yardım
ve yataklık yapma suçuyla itham ederek, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5.
maddesi ve Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 168§1 ve2, 369, 411, 522 ve 616§7 maddelerine
dayanarak aleyhlerinde ceza davası açmıꢀtır. Cumhuriyet Baꢀsavcısı, baꢀvuranları özellikle
Devlet’in bölünmez bütünlüğünü bozma ve ayrımcı cinayet eylemlerine katılmakla itham
ederek, Devlet’in bütünlüğüne karꢀı ağır hıyanet fiillerini öngören TCK’nın 125. maddesi
gereğince baꢀvuranların mahkum edilmesini istemiꢀtir.
Baꢀvuranlara isnat edilen fiiller arasında, kamu bankaları ya da kurumlarına karꢀı
yürütülen birçok bombalı saldırı, silahlı soygun, örgütün desteklenmesi için kürt kökenli
ailelerin kaçırılması, ormanların yakılması, örgüt içindeki iç hesaplaꢀma nedeniyle adam
öldürmeler, baꢀkalarına ait malların yağmalanması, sivillerin tehdit edilmesi ve zor
kullanılması yer almaktadır.
Belirtilmeyen daha sonraki bir tarihte baꢀvuran Mehmet Çelik, 3713 sayılı Kanun’un
5. ve TCK’nın 169. maddelerine dayanarak örgüte yardım ve yataklık yapmakla suçlanmıꢀtır.
Sözkonusu baꢀvuranın dosyası diğer baꢀvuranların dosyalarıyla birleꢀtirilmiꢀtir.
Baꢀvuranlar DGM huzurundaki yargılamada, suçsuz olduklarını ileri sürmüꢀlerdir. Bu
bakımdan baꢀvuranlar gözaltı sırasında, polislerin baskısı altında ifadelerinin alındığını
savunmuꢀlardır.
Biri askeri hakim olmak üzere üç hakimden oluꢀan DGM 22 Temmuz 1997 tarihli
kararla, baꢀvuranları kovuꢀturuldukları suçlardan suçlu bulmuꢀtur.
DGM Hacı Yanık’ı on sekiz yıl hapis ve 1.860.000 TL para cezasına, Doğan Hatun’u
yirmi dört yıl hapis, Hüseyin Güçlü’yü müebbet ağır hapis ve Mehmet Çelik’i üç yıl hapis
cezalarına çarptırmıꢀtır.
Baꢀvuranların suçluluğunu ortaya koymak amacıyla DGM, yargılamanın değiꢀik
aꢀamalarında alınan ifadelerini, tanık beyanlarını, yakalama ve arama tutanağını, olay yeri
tatbikatı tutanaklarını, el konulan belge ve silahları, otopsi raporlarını ve sanıkların birbiriyle
bağdaꢀan tanıklıklarını gözönünde bulundurmuꢀtur.
Yargıtay, 7 Temmuz 1998 tarihinde usul hatası gerekçesiyle kararı bozmuꢀ ve dosyayı
DGM’ye geri göndermiꢀtir.
DGM 3 Aralık 1998 tarihinde, dosyayı yeniden inceledikten sonra baꢀvuranların
aleyhinde verilen aynı cezaları yinelemiꢀtir.
Yargıtay 18 Ekim 1999 tarihinde son verilen kararı onamıꢀtır.
HUKUK AÇISINDAN
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuranlar, kendilerini mahkum eden DGM’nin, bünyesinde bir askeri hakim
bulundurması nedeniyle, kendilerine hakkaniyete uygun yargılamayı garanti eden “tarafsız ve
bağımsız bir mahkeme” olamayacağını iddia etmektedirler. Ayrıca baꢀvuranlar, DGM suça
iliꢀkin tespitini ön soruꢀturma aꢀamasında baskı altında, avukat olmadan alınan ifadelere
dayandırdığından
dolayı,
sözkonusu
mahkeme
önünde
adil
yargılanmadan
faydalanamadıklarını savunmaktadırlar. Baꢀvuranlar AĐHS’nin 6§1 ve 3 –c maddesinin ihlal
edildiğini ileri sürmektedirler.
Son olarak baꢀvuranlar, Hacı Yanık’ın 28 Mayıs 1995 tarihinde, Doğan Hatun ve
Hüseyin Güçlü’nün 1 Haziran 1995 tarihinde ve Mehmet Çelik’in 26 ꢁubat 1996 tarihinde
yakalanmalarıyla baꢀlayan ve 18 Ekim 1999 tarihinde son bulan cezai yargılamanın dört yıl
beꢀ ay sürdüğü ve böylece makul süreyi aꢀtığı kanaatindedirler. Baꢀvuranlar, AĐHS’nin 6§1
maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedirler.
A. Kabul edilebilirlik hakkında
Hükümet AĐHM’yi, Đzmir DGM’nin oluꢀumuna iliꢀkin ꢀikayeti, AĐHS’nin 35.
maddesinde öngörülen altı ay koꢀuluna riayet edilmediği gerekçesiyle reddetmeye davet
etmektedir. Hükümet, verilen kararın Yargıtay tarafından 18 Ekim 1999 tarihinde onandığını,
halbuki baꢀvurunun 20 Nisan 2000 tarihinde yapıldığını, dolayısıyla baꢀvurunun gecikmeli
olduğunu savunmaktadır.
AĐHM, Özdemir-Türkiye kararında (no: 59659/00, § 26, 6 ꢁubat 2003) benzer bir
itirazı reddettiğini hatırlatmaktadır. AĐHM, daha önce vardığı sonuca aykırı bir karar vermek
için hiçbir gerekçe görmemekte ve dolayısıyla Hükümet’in itirazını reddetmektedir.
AĐHM, içtihadından çıkan kriterler ıꢀığında (Bkz. özellikle 28 Ekim 1998 tarihli
Çıraklar-Türkiye kararı, 1998-VII) ve elinde bulunan unsurları gözönünde bulundurarak,
baꢀvurunun esastan incelenmesi gerektiğine kanaat getirmektedir. AĐHM, baꢀvurunun baꢀka
da hiçbir kabul edilemezlik gerekçesiyle ters düꢀmediğini saptamaktadır.
B. Esas hakkında
1. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin tarafsızlığı ve bağımsızlığı hakkında
AĐHM, geçmiꢀte mevcut davada olduğu gibi bir çok davada ortaya çıkan buna benzer
sorunları irdelemiꢀ ve AĐHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edildiği kanaatine varmıꢀtır (Bkz.
sözüedilen Özel, §§ 33-34, ve Özdemir-Türkiye, no: 59659/00, §§ 35-36, 6 ꢁubat 2003).
AĐHM, mevcut davayı incelemiꢀ ve Hükümet’in, sözkonusu durumu farklı bir sonuca
ulaꢀtırabilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğuna kanaat getirmektedir. “Milli güvenlik”’e
iliꢀkin suçlar hakkında DGM’ye çıkarılan baꢀvuranların, aralarında askeri hakimin de
bulunduğu mahkeme heyeti önüne çıkmaktan çekinmelerinin anlayıꢀla karꢀılanacağını
saptamaktadır. Bu nedenden dolayı, baꢀvuranlar, DGM’nin bu türden davalara ters düꢀen
değerlendirmelerle haksız yere yönlendirilmelerine izin vermesinden haklı olarak
çekinmektedirler. Böylece, bu mahkemenin tarafsızlığı ve bağımsızlığı hakkında baꢀvuranlar
tarafından duyulan ꢀüpheler objektif olarak kanıtlanmıꢀtır. (Incal-Türkiye, 9 Haziran 1998
tarihli karar, 1998- IV, S.1573, §72 in fine).
Sonuç olarak AĐHM, baꢀvuranları yargılayan Đzmir DGM’nin, AĐHS’nin 6§1 maddesi
uyarınca tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olmadığı sonucuna varmaktadır.
2. Cezai Yargılamanın adil olması hakkında
AĐHM, buna benzer davalarda, tarafsızlığı ve bağımsızlığı ortaya konulan bir
mahkemenin, her halükarda, yargılamasına tabi kiꢀilere adil yargılanmayı garanti
edemeyeceğine karar verdiğini hatırlatmaktadır.
AĐHM, baꢀvuranların davalarının tarafsız ve bağımsız bir mahkeme önünde görülmesi
hakkının ihlal edildiği tespitini gözönünde bulundurarak, AĐHM, mevcut ꢀikayetin
incelenmesine gerek olmadığı kanaatine varmıꢀtır (Bkz. diğerleri arasında, sözüedilen
Çıraklar, s. 3074, §44-45).
3. Cezai usul iꢀlemlerinin süresi hakkında
Hükümet, Haziran 1995 tarihinde baꢀlayan ve 18 Ekim 1999 tarihinde Yargıtay’ın
onay kararıyla sona eren cezai yargılamanın dört yıldan fazla sürdüğünü belirtmektedir.
Bu yönde Hükümet, davanın karmaꢀıklığını ve baꢀvuranların üzerine düꢀen
yükümlülüklerin niteliğini vurgulamaktadır. Hükümet özellikle, dava konusu cezai
yargılamanın, birçok suçtan haklarında soruꢀturma yapılan yirmi dört sanıkla ilgili olduğunu
ileri sürmektedir.
Baꢀvuranlar, baꢀka açıklama getirmeksizin ꢀikayetlerini yinelemektedirler.
AĐHM, yargılama süresinin makul yönünün dava koꢀulları gereğince ve AĐHM’nin
içtihadının yer verdiği, özellikle davanın karmaꢀıklığı, baꢀvuranın ve yetkili mercilerin
tutumları gibi kriterleri gözönünde bulundurarak değerlendirildiğini hatırlatmaktadır.
AĐHM, yetkili mahkemelerin, birçok suçtan ve yasa dıꢀı örgüt mensubu olmaktan
haklarında kovuꢀturma yapılan aralarında baꢀvuranların da bulunduğu yirmi dört sanık
hakkında dava yürüttüklerinden dolayı, dava konusu yargılamanın birtakım karmaꢀıklıklar
içerdiğini not etmektedir. Bu durum ve suçların niteliğinden dolayı, olay tatbikatı, delillerin
toplanması ve olaylara karıꢀan kiꢀilerden her biri ve bulundukları durumların tespit edilmesi
gibi uzun bir çalıꢀma gerektirmektedir.
Bu durumda AĐHM, Mayıs 1995 ve ꢁubat 1996 tarihleri arasında farklı tarihlerde
yakalanan baꢀvuranların dört yıldan fazla bir süre boyunca iki aꢀamalı yargılamaya tabi
olduklarını tespit etmektedir. Bu süre içinde karar, Yargıtay tarafından bir kez bozulup ilk
derece mahkemesine geri gönderilmiꢀtir.
Toplam yargılama süresini gözönüne alarak AĐHM, AĐHS’nin 6§1 maddesi anlamında
“makul sürenin” aꢀılmadığına kanaat getirmektedir.
Dolayısıyla sözkonusu hüküm ihlal edilmemiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Baꢀvuranlar, 275.000 Euro tutarında maddi ve manevi zarara uğradıklarını iddia
etmektedirler.
Hükümet aꢀırı bulduğu sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.
Đddia edilen maddi zarara iliꢀkin olarak AĐHM, yargılamada AĐHS’ye aykırılık mevcut
olmadığında, DGM önündeki yargılamanın sonucunun ne olacağı konusunda tahminde
bulunamayacağından baꢀvuranların bu bağlamdaki tazminat taleplerini kabul etmemiꢀtir (Bkz.
Findlay-Đngiltere, 25 ꢁubat 1997 tarihli karar, 1997-I, s.284, § 85).
Đddia edilen manevi zarara gelince AĐHM, dava ꢀartlarında, tespit edilen ihlalin
hakkaniyetli bir tatmin oluꢀturduğuna dikkati çekmektedir (sözüedilen Çıraklar kararı, s.
3074, § 49).
AĐHM, bir baꢀvuran hakkında verilen mahkumiyetin, 6§1 maddesine göre tarafsız ve
bağımsız olmayan bir mahkeme tarafından verildiği sonucuna vardığında, prensip olarak en
uygun tazminin, zamanında, tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından baꢀvuranı yeniden
yargılamanın olacağı kanaatine varmıꢀtır (Bkz. sözüedilen Gençel kararı, § 27).
B. Masraf ve Harcamalar
Baꢀvuranlar, AĐHM önünde yaptıkları masraf ve harcamalar için 10.000 Euro
istemektedirler. Baꢀvuranlar, sadece Hükümet’in görüꢀlerinin çevirisine ait bir belgeyi
sunmaktadırlar.
Hükümet, sözkonusu talebin dayanaktan yoksun olduğunu vurgulamaktadır. Hükümet
baꢀvurunun özel bir güçlük arz etmediğini ve Strazburg mahkemeleri huzuruna getirilen
davalar için öngörülen Türkiye’de yürürlükte olan tarifenin uygulanmasını istemektedir.
AĐHM, elinde bulunan unsurların tümünü ve konuya iliꢀkin içtihadını gözönünde
bulundurarak, yapılan bütün masraflar için 1.000 Euro’nun baꢀvuranlara ortaklaꢀa
ödenmesinin makul olacağına kanaat getirmektedir.
C. Gecikme faizi
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı basit faiz
oranına 3 puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Baꢀvurunun kabul edilebilir olduğuna;
2. Đzmir DGM’nin tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun olması nedeniyle AĐHS’nin
6§1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. Dava konusu yargılamanın süresi nedeniyle AĐHS’nin 6§1 maddesinin ihlal
edilmediğine;
4. AĐHS’nin 6. maddesine göre yapılan diğer ꢀikayetlerin incelenmesine gerek
olmadığına;
5. Đꢀbu kararın kendi baꢀına manevi zarar için yeterli adil tazmin oluꢀturduğuna;
6. a) Bu kararın, AĐHS’nin 44§2 maddesine göre kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay
içinde ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere
Savunmacı Hükümet’in, miktara yansıtılabilecek KDV ve pul, harç ve masraflar muaf
tutularak baꢀvuranlara masraf ve harcamalar için 1.000 Euro (bin Euro) ödemesine;
b) Belirtilen süre bitiminden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için, yukarıda
belirtilen tutara, Avrupa Merkez Bankası’nın kredi faiz oranına üç puan eklenmek
suretiyle gecikme faizi uygulanmasına;
7. Hakkaniyete uygun tazminata iliꢀkin diğer taleplerin reddine karar vermiꢀtir.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve 20 Ekim 2005 tarihinde, Đçtüzüğün 77. maddesinin ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.
6
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło