57345/00
WyrokETPCz2006-01-10ECLI:CE:ECHR:2006:0110JUD005734500
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy obecność sędziego wojskowego w składzie Sądu Bezpieczeństwa Państwa, orzekającego w sprawach związanych z bezpieczeństwem narodowym, narusza prawo do niezależnego i bezstronnego sądu zgodnie z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że obecność sędziego wojskowego w składzie Sądu Bezpieczeństwa Państwa, który sądził skarżących za przestępstwa związane z bezpieczeństwem narodowym, budziła uzasadnione obawy co do niezależności i bezstronności tego sądu. Powołując się na swoje wcześniejsze orzecznictwo w podobnych sprawach przeciwko Turcji, ETPCz stwierdził, że taka struktura sądu nie spełnia wymogów art. 6 ust. 1 Konwencji, ponieważ mogła niepotrzebnie wpływać na postrzeganie bezstronności sądu przez skarżących. W konsekwencji, Trybunał uznał, że prawo skarżących do rzetelnego procesu przed niezależnym i bezstronnym sądem zostało naruszone.Stan faktyczny
Skarżący, Vahdettin Budak, Mehmet Emin Yalçın, Songül Karatağna i Tayyip Ölmez, zostali aresztowani i zatrzymani w Turcji w 1998 roku pod zarzutem członkostwa lub wspierania nielegalnej organizacji. Zostali skazani przez Sąd Bezpieczeństwa Państwa w Izmirze, w którego skład wchodził sędzia wojskowy, na kary pozbawienia wolności, w tym dożywocie dla jednego ze skarżących. Wyroki te zostały utrzymane w mocy przez Sąd Kasacyjny. Skarżący zarzucali, że nie mieli rzetelnego procesu przed niezależnym i bezstronnym sądem.Rozstrzygnięcie
1. Skargi dotyczące braku niezależnego i bezstronnego sądu, skazania na podstawie zeznań uzyskanych pod przymusem, odrzucenia dodatkowego śledztwa, braku dostępu do adwokata oraz niepowiadomienia o opinii Prokuratora Generalnego Sądu Kasacyjnego uznane za dopuszczalne; pozostała część skargi uznana za niedopuszczalną.
2. Stwierdzenie naruszenia art. 6 ust. 1 Konwencji w odniesieniu do niezależności i bezstronności Sądu Bezpieczeństwa Państwa w Izmirze.
3. Uznanie za zbędne rozpatrywanie pozostałych skarg na podstawie art. 6 Konwencji.
4. Stwierdzenie, że samo ustalenie naruszenia stanowi wystarczające zadośćuczynienie za wszelkie szkody niemajątkowe.
5. Zasądzenie od państwa pozwanego kwoty 1000 euro na pokrycie kosztów i wydatków, płatnej w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, wraz z odsetkami za zwłokę.
6. Odrzucenie pozostałych roszczeń o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
AVRUPA
OF EUROPE
KONSEYİ
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
DÖRDÜNCÜ DAİRE
BUDAK VE DİĞERLERİ – TÜRKİYE
(Başvuru no. 57345/00)
KARAR
STRAZBURG Ocak 2006
Bu karar AİHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen şartlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak, şekle
ilişkin değişiklik yapılabilir.
__________________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Haklan Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme'yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı'na atıfta bulunmak suretiyle ticari
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Budak ve Diğerleri – Türkiye davasında,
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (Dördüncü Daire),
Başkan Sir Nicolas BRATZA,
Yargıçlar J. CASADEVALL,
G. BONELLO,
R. TÜRMEN,
R. MARUSTE,
S. PAVLOVSCHI,
J. BORREGO BORREGO ve
Bölüm Sekreteri M. O’BOYLE’un katılımı ile kapalı oturumda 8 Aralık 2005 tarihinde
toplanmış ve anılan tarihte izleyen kararı vermiştir:
USUL
1. Dava, İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesi’nin (“Sözleşme”) 34.
maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, Vahdettin Budak, Mehmet Emin Yalçın,
Songül Karatağna ve Tayyip Ölmez (“başvuranlar”) isimli dört Türk vatandaşı tarafından, 21
Nisan 2000 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yapılan başvurudan (no. 57345/00)
kaynaklanmaktadır.
2. Başvuranlar, İzmir Barosu’na bağlı avukat T. Aslan tarafından temsil edilmiştir.
Türk Hükümeti (“Hükümet”) AİHM huzurundaki işlemler için bir Ajan tayin etmemiştir.
3. 7 Eylül 2004 tarihinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, başvurunun kısmen
kabuledilmez olduğuna karar vermiş ve başvuranların bağımsız ve tarafsız bir mahkeme
tarafından adil yargılanma haklarına ilişkin şikayeti Hükümet’e bildirmeye karar vermiştir.
AİHS’nin 29 § 3. maddesinin hükümleri uyarınca, AİHM, başvurunun esaslarını
kabuledilebilirliği ile birlikte incelemeye karar vermiştir.
4. 1 Kasım 2004 tarihinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Daire’lerinin yapısını
değiştirmiştir ( İç Tüzük 25 § 1. madde). Bu dava, yeni oluşturulmuş Dördüncü Daire’ye
verilmiştir.
5. Başvuran ve Hükümet esaslara ilişkin görüş bildirmişlerdir (İç Tüzük 59 § 1.
madde).
OLAYLAR
I. DAVA OLAYLARI
6. Başvuranlar sırasıyla 1977, 1976, 1974 ve 1968 doğumludurlar ve AİHM’ye
başvuruları sırasında Nazilli’de hapis cezalarını çekmekteydiler.
7. Antalya Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi polis memurları, sırasıyla 22
Şubat, 13 Mart, 12 Nisan ve 24 Nisan 1998 tarihlerinde, Tayyip Ölmez, Vahdettin Budak,
Songül Karatağna ve Mehmet Emin Yalçın’ı yakalamış ve onları gözaltına almışlardır.
8. Antalya Sulh Hukuk Mahkemesi, sırasıyla 27 Şubat, 22 Mart, 21 Nisan ve 29 Nisan tarihlerinde, Tayyip Ölmez, Vahdettin Budak, Songül Karatağna ve Mehmet Emin
Yalçın’ın tutuklu yargılanmalarını emretmiştir.
9. 24 Mart, 8 Mayıs, 17 Mayıs ve 22 Mayıs 1998 tarihli iddianameler ile İzmir Devlet
Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, Vahdettin Budak, Songül Karatağna ve Mehmet
Emin Yalçın’ı yasadışı bir örgüte üyelikle ve Tayyip Ölmez’i yasadışı bir örgüte yardım ve
yataklık yapmakla suçlamıştır. Vahdettin Budak’ın Ceza Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca
mahkum edilmesini ve cezalandırılmasını talep etmiştir. Songül Karatağna ve Mehmet Emin
Yalçın’a ilişkin olarak, Cumhuriyet Savcısı, Ceza Kanunu’nun 168 § 2. maddesi ve 3713
Sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca mahkum edilmelerini ve cezalandırılmalarını talep
etmiştir. Tayyip Ölmez hakkında ise, Cumhuriyet Savcısı, Ceza Kanunu’nun 169. maddesi ve Sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca mahkum edilmesini ve cezalandırılmasını talep
etmiştir.
10. 11 Kasım 1998 tarihinde, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuranları iddia
makamının talebine uygun biçimde mahkum etmiş ve Vahdettin Budak’ı ömür boyu, Songül
Karatağna ve Mehmet Emin Yalçın’ı on iki yıl ve altı ay ve Tayyip Ölmez’i beş yıl hapis
cezasına çarptırmıştır.
11. 11 Ekim 1999 tarihinde, Yargıtay, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin kararını
onamıştır. 2 Kasım 1999 tarihinde, Yargıtay’ın kararı İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi
kayıtlarına gönderilmiştir.
12. 29 Mart 2005 tarihinde, başvuranların temsilcisi AİHM’ye, Vahdettin Budak
dışında bütün başvuranların serbest bırakıldıklarını bildirmiştir.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK
13. Sözkonusu zamanda yürürlükte bulunan ilgili iç hukuk ve uygulama şu kararlarda
ortaya konmuştur: Özel – Türkiye (no. 42739/98, §§ 20-21, 7 Kasım 2002) ve Gençel –
Türkiye (no. 53431/99, §§ 11-12, 23 Ekim 2003).
14. 30 Haziran 2004 tarihinde resmi gazetede yayınlanan, 16 Haziran 2004 tarihli sayılı Kanun ile Devlet Güvenlik Mahkemeleri kaldırılmıştır.
HUKUK
I. AİHS’NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
15. Başvuranlar, kendilerini yargılayan ve mahkum eden İzmir Devlet Güvenlik
Mahkemesi heyetinde askeri hakim bulunması nedeniyle bağımsız ve tarafsız bir mahkeme
tarafından adil bir yargılama sağlanmadığından şikayetçi olmuşlardır. Ayrıca, baskı altında
alınan polis nezaretindeki ifadelerine dayanarak mahkum edildiklerini ve mahkemenin ek
soruşturma taleplerini reddettiğini ileri sürmüşlerdir. Cezai işlemlerin başlangıç aşamalarında
avukat yardımından mahrum bırakıldıklarını ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın yazılı
görüşünün kendilerine hiçbir zaman bildirilmediğini dolayısıyla karşı iddialarını ortaya
koyma imkanından yoksun kaldıklarını iddia etmişlerdir.
16. AİHS’nin 6. maddesine istinat etmişlerdir. Bu maddenin ilgili kısımları şöyledir:
“1. Herkes, … cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan,
yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının … hakkaniyete uygun ve
açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir.
3. Her sanık en azından aşağıdaki haklara sahiptir:
b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip olmak;
c) Kendi kendini savunmak veya kendi seçeceği bir savunmacının yardımından yararlanmak ve
eğer savunmacı tutmak için mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti
gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından
yararlanabilmek;”
A. Kabuledilebilirlik
17. Hükümet, AİHS’nin 35. maddesi uyarınca, başvuranların İzmir Devlet Güvenlik
Mahkemesi’nin bağımsızlık ve tarafsızlığına ilişkin şikayetlerinin iç hukuk yollarının
tüketilmemesi ve altı ay kuralına uyulmaması gerekçesiyle reddedilmesi gerektiğini ileri
sürmüştür. Bu hususta, başvuranların, yerel mahkemelere bu şikayetle başvurmadıklarını ileri
sürmüştür. Ayrıca, başvuranların, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin hüküm verdiği tarihten
itibaren altı ay içinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurularını yapmış olmaları
gerektiğini ileri sürmüştür.
18. AİHM, Hükümet’in benzer ön itirazlarını geçmişte incelemiş olduğunu ve bunları
reddettiğini yineler ( bkz. Vural – Türkiye, no. 56007/00, § 22, 21 Aralık 2004, Çolak –
Türkiye (no.1), no. 52898/99, §§ 24-27, 15 Temmuz 2004 ve Özdemir – Türkiye, no.
59659/00, § 26, 6 Şubat 2003). AİHM, bu davada, yukarıda anılan davalarda verdiği
hükümlerden farklı bir hüküm vermesini gerektirecek özel bir durum görmemektedir.
Yukarıda belirtilenlerin karşısında, AİHM, Hükümet’in bu başlık altındaki ön itirazlarını
reddeder.
19. Yerleşik içtihadı (bkz., birçok içtihadın yanı sıra, Çıraklar – Türkiye, 28 Ekim tarihli karar, Reports of Judgments and Decisions 1998-VII) ışığında ve kendisine
sunulan belgeler karşısında, AİHM, başvuranların şikayetlerinin, belirlenmesi esaslarının
incelenmesine bağlı olması gereken, AİHS bağlamında karmaşık hukuki ve olgusal konular
ortaya koyduğu kanısındadır. Dolayısıyla, AİHM, başvurunun bu kısmının, AİHS’nin 35 § 3.
maddesi anlamı dahilinde, temelsiz olmadığı kararına varmıştır. Kabuledilmez olduğuna karar
vermek için başka bir sebep görülmemiştir.
B. Esaslar
1. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı
20. AİHM, bu davadaki konularla benzer konular ortaya koyan çok sayıda dava
incelemiş ve AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlalini tespit etmiştir (bkz, yukarıda anılan, Özel,
§§ 33-34 ve yukarıda anılan, Özdemir, §§ 35-36).
21. Sözkonusu davaya ilişkin olarak, AİHM, Hükümet’in, farklı bir sonuca
götürebilecek herhangi bir delil veya iddia sunmadığını değerlendirir. “Milli güvenlik” ile
ilgili suçlar sebebiyle Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanan başvuranların, bünyesinde
askeri yargıç bulunduran bir heyet tarafından yargılanmaktan endişe duyması anlaşılabilir. O
nedenle, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin davanın niteliği ile ilgili olmayan etkenlerden
gereksiz yere etkilenmesinde haklı bir endişe duyabilirdi. Dolayısıyla, başvuranların,
sözkonusu mahkemenin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkındaki şüphelerinin yerinde olduğu
kabul edilebilir (bkz., Incal – Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, Reports 1998-IV, s. 1568,
§ 72, in fine).
22. Sonuç olarak, AİHM, başvuranları yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik
Mahkemesi’nin AİHS’nin 6 § 1. maddesi anlamı dahilinde bağımsız ve tarafsız bir mahkeme
olmadığını değerlendirir. Dolayısıyla, bu hüküm ihlal edilmiştir.
2. Yargılamanın adilliği
23. Başvuranların bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adil yargılanma
hakkının ihlal edildiği tespitini göz önünde bulundurarak, AİHM, yerel mahkemelerdeki
işlemlerin hakkaniyetine ilişkin AİHS’nin 6. maddesi uyarınca olan diğer şikayetleri
incelemenin gereksiz olduğunu değerlendirir (bkz., diğer içtihatların yanı sıra, yukarıda
anılan, Incal, § 74 ve Ükünç ve Güneş – Türkiye, no. 42775/98, § 26, 18 Aralık 2003).
II. AİHS’NİN İHLAL EDİLDİĞİNE İLİŞKİN DİĞER İDDİALAR
24. Başvuranlar, 29 Mart 2005 tarihli görüşlerinde, Yargıtay kararının gerekçeli
olmadığından şikayetçi olmuşlardır. Ayrıca, İzmir’den üç yüz kilometre uzaklıkta tutuklu
bulundurulmaları dolayısıyla savunmalarını hazırlamak amacıyla cezai yargılama süreci
sırasında temsilcilerinin onları düzenli olarak ziyaret etme imkanı olmadığından şikayetçi
olmuşlardır. AİHS’nin 6. maddesine istinat etmişlerdir.
25. AİHM; sözkonusu davada, nihai yerel mahkeme kararın, Yargıtay’ın ilk derece
mahkemesinin kararını onadığı tarih olan 11 Ekim 1999 tarihinde verildiğini gözlemler. Bu
karar, 2 Kasım 1999 tarihinde Devlet Güvenlik Mahkemesi kayıtlarına gönderilmiş, ancak, bu
şikayetler AİHM’ye 29 Mart 2005 tarihinde sunulmuştur.
26. Bu şikayetlerin geç yapıldığı ve AİHS’nin 35 §§ 1 ve 4. maddesine uygun olarak
reddedilmesi gerektiği kararını verir.
III. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
27. AİHS’nin 41. maddesi şöyledir:
“ Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek
Sözleşmeci Taraf’ın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,
zarar gören tarafın hakkaniyete uygun bir surette tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
28. Başvuranlar, toplam olarak, 50.000 Euro manevi tazminat talep etmişlerdir.
Başvuranlar, ayrıca, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yeniden yargılanmayı ve sayılı Kanun tarafından öngörülen değişikliklerin kaldırılmasını talep etmişlerdir.
29. Hükümet, başvuranlar tarafından talep edilen miktarlara itiraz etmiştir.
30. AİHM, bu bağlamda başvuranların uğradığı herhangi bir manevi zarara karşı, 6.
maddenin ihlalinin tespitinin, başlı başına yeterli tazmin oluşturduğunu değerlendirir (bkz.,
yukarıda anılan, Incal, s. 1575, § 82 ve yukarıda anılan, Çıraklar, § 45).
31. AİHM, sözkonusu davada olduğu gibi, bireyin, AİHS’nin bağımsızlık ve
tarafsızlık şartlarını karşılamayan bir mahkeme tarafından mahkum edildiği durumda,
istendiği takdirde, yeniden yargılamanın veya davanın yeniden açılmasının prensip itibariyle
ihlali telafi etmenin uygun bir yolunu temsil ettiğini değerlendirir (bkz. Öcalan – Türkiye
[BD], no. 46221/99, § 210, in fine, AİHM 2005-…).
B. Mahkeme masrafları
32. Başvuranlar, ayrıca, yerel mahkemelerde ve AİHM’de yapılan mahkeme
masraflarına karşılık 5.000 Euro talep etmiştir. Başvuranlar, taleplerini kanıtlayan herhangi
bir makbuz veya belge sunmamışlardır.
33. Hükümet başvuranlar tarafından talep edilen miktarlara itiraz etmiştir.
34. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadına göre, başvuran, ancak mahkeme
masraflarının zorunlu olarak ve gerçekten yapıldığı ve miktarının makul olduğu kanıtlandığı
durumda mahkeme masraflarının ödenmesi hakkına sahiptir. Bu davada, sahip olduğu
bilgileri ve yukarıdaki kriterleri gözönünde tutan AİHM, yerel işlemlerdeki mahkeme
masrafları talebini reddeder ve AİHM’deki işlemler karşılığında 1.000 Euro tazminat
ödenmesine karar vermeyi makul değerlendirir.
C. Gecikme faizi
35. AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere
uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun
olduğuna karar verir.
BU SEBEPLERLE, AİHM OYBİRLİĞİ İLE
1. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsız ve tarafsız olmaması dolayısıyla adil
yargılamanın reddedilmesi iddiasına, baskı altında alınan ifadelere dayandığı iddia edilen
mahkumiyetlere, ek soruşturmanın reddedilmesine, avukata erişimin olmamasına ve Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcısı’nın yazılı görüşünün bildirilmemesine ilişkin şikayetlerin
kabuledilebilir ve başvurunun geri kalanının kabuledilmez olduğuna;
2. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin şikayet
hususunda AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. Başvuranların AİHS’nin 6. maddesi uyarınca yapılan diğer şikayetlerini değerlendirmenin
gereksiz olduğuna;
4. Başvuranlar tarafından uğranan herhangi bir manevi zarara karşı ihlal tespitinin başlı başına
yeterli adil tazmin oluşturduğuna;
5. a) Sorumlu Devlet’in, AİHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten
itibaren üç ay içinde, başvuranlara, mahkeme masraflarına ilişkin olarak 1.000 Euro’yu
(bin Euro), tabi olabilecek her türlü vergi ve harçtan muaf olarak, ödeme günündeki kur
üzerinden Yeni Türk Lirası’na dönüştürerek ödemesine;
(b) Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin aşılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için
yukarıdaki miktarlara Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli faizinin üç puan
fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
6. Başvuranların adil tazmin talebinin kalanının reddine
KARAR VERİR.
İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3. maddesi
uyarınca 10 Ocak 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Michael O’BOYLE
Sekreter
Nicolas BRATZA
Başkan
6
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło