57965/00

WyrokETPCz2006-04-20ECLI:CE:ECHR:2006:0420JUD005796500

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy obecność sędziego wojskowego w składzie sądu bezpieczeństwa państwa narusza prawo do niezawisłego i bezstronnego sądu z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że obecność sędziego wojskowego w składzie cywilnego Państwowego Sądu Bezpieczeństwa, orzekającego w sprawach karnych, budzi uzasadnione i obiektywnie usprawiedliwione wątpliwości co do niezawisłości i bezstronności tego sądu. Trybunał wielokrotnie stwierdzał, że sądy bezpieczeństwa państwa w Turcji, w których skład wchodzili sędziowie wojskowi, nie spełniały wymogów art. 6 ust. 1 Konwencji. W konsekwencji, skarżący nie miał zapewnionego prawa do rzetelnego procesu przed niezawisłym i bezstronnym sądem. Trybunał nie znalazł żadnych faktów ani dowodów przedstawionych przez Rząd, które mogłyby prowadzić do odmiennego wniosku w niniejszej sprawie.
Stan faktyczny
Skarżący, İbrahim Yayan, został aresztowany 1 sierpnia 1996 r. pod zarzutem członkostwa w nielegalnej organizacji zbrojnej THKP-C oraz popełnienia aktów terrorystycznych. Został skazany przez Państwowy Sąd Bezpieczeństwa w Izmirze, w którego składzie zasiadał sędzia wojskowy. Skarżący twierdził, że jego zeznania zostały wymuszone przez policję. Wyrok został uchylony przez Sąd Kasacyjny, ale Państwowy Sąd Bezpieczeństwa ponownie skazał skarżącego, a Sąd Kasacyjny podtrzymał ten wyrok.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Stwierdza, że pozostała część skargi jest dopuszczalna. 2. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu braku niezawisłości i bezstronności Państwowego Sądu Bezpieczeństwa w Izmirze. 3. Stwierdza, że nie ma potrzeby badania pozostałych zarzutów na podstawie art. 6 Konwencji. 4. Stwierdza, że nie ma potrzeby zasądzania słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYİ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   İBRAHİM YAYAN- TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru no: 57965/00)   KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ   STRAZBURG   Nisan 2006   İşbu karar AİHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli   bazı düzeltmelere tabi olabilir.   __________________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Haklan Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme'yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın   adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri   Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı'na atıfta bulunmak suretiyle ticari   olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (57965/00) başvuru no’lu davanın nedeni bu   ülke vatandaşı olan İbrahim Yayan’ın (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne   (AİHM) 10 Mayıs 2000 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin temel insan haklarını   güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.   Başvuran, AİHM önünde İzmir Barosu avukatlarından Ahmet Öztürk tarafından temsil   edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVA KOŞULLARI   Başvuran, 1 Ağustos 1996 tarihinde, yasadışı silahlı örgüt olan THKP-C’ye üye   olduğu şüphesiyle yakalanarak İzmir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’nde   gözaltına alınmıştır.   Ağustos 1996 tarihinde, Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı   tarafından dinlenen başvuran, DGM yedek hakime sevk edilmiş ve tutuklanmıştır.   Cumhuriyet Başsavcısı, 21 Ekim 1996 tarihinde, başvuranı aralarında askeri bir   hakimin bulunduğu DGM’de itham etmiştir. Cumhuriyet Başsavcısı, THKP-C üyesi olmak,   bir banka şubesine el yapımı bomba atmak, yukarıda adı geçen örgüt adına pankart asmak   suçları ile itham ettiği başvuranın Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 264. ve 168 § 2. maddesi ve   sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca mahkum edilmesini talep   etmiştir.   Başvuran, DGM’de aleyhindeki bütün suçlamaları reddetmiştir. Başvuran ifadesinin   polis tarafından zorla alındığını iddia etmektedir. Başvuran ayrıca, Cumhuriyet Başsavcısı ve   DGM yedek hakimi karşısında bu ifadesini yinelemek zorunda kaldığını eklemektedir.   Mart 1998 tarihinde, DGM başvuranı, yasadışı silahlı örgüte üye olmak suçundan   yirmi yıl on ay, el yapımı bomba saldırısında bulunmak suçundan üç yıl, sekiz ay ve on üç   gün hapis cezasına mahkum etmiştir.   Yargıtay, 10 Kasım 1998 tarihli kararla kararı bozmuştur.   DGM, 13 Nisan 1999 tarihinde, başvuranı bir kez daha isnat edilen fiillerden suçlu   bulmuştur. DGM, el yapımı bomba saldırısında bulunmak suçundan verilen cezayı aynen   kabul etmiş, yasadışı silahlı örgüte üye olmak suçundan verilen cezayı ise on iki yıl altı ay   hapis cezası olarak değiştirmiştir.   Başvuran, verilen kararın bozulması amacıyla temyiz başvurusunda bulunmuştur.   Yargıtay, 15 Kasım 1999 tarihli bir kararla verilen kararı onamıştır.   HUKUK AÇISINDAN   I. AİHS’NİN 6. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA   Başvuran, kendisini yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin   bünyesinde bir askeri hakim bulunması nedeniyle “bağımsız ve tarafsız bir mahkeme”   tarafından adilce yargılanmadığı iddiasında bulunmaktadır.   Başvuran, bir avukat tarafından temsil edilmeden, gözaltı sırasında edinilen bilgilere   dayanılarak mahkum edildiğini ileri sürerek yargılamanın adil olmadığını dile getirmektedir.   Başvuran ayrıca, savunmasını hazırlamak için kendisine zaman verilmediğinden ve kolaylık   sağlanmadığından şikayetçi olmaktadır.   Başvuran bu itibarla AİHS’nin 6 §§ 1. maddesine ve 3. maddesinin b), c), d) bentlerine   atıfta bulunmaktadır.   A. Kabul edilebilirlik hakkında   Hükümet, DGM’nin bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan yoksun olduğuna ilişkin şikâyetle   ilgili olarak alınan nihai iç hukuk kararının, aynı Mahkeme tarafından ilk derecede verilen   karar olduğunu belirtmektedir. Bu itibarla, Hükümet, Yargıtay’ın bu şikayete ilişkin olarak   görüş bildirme yetkisinin olmadığını ve bu nedenle temyiz yolunun açıklanan durumu çözüme   kavuşturabilecek etkili bir iç hukuk yolunu teşkil etmediğini ifade etmektedir.   Hükümet, başvuranın, ilk derece mahkemesi kararının verildiği 26 Mart 1998   tarihinden itibaren hesaplanması gereken altı ay içerisinde başvurusunu yapması gerektiğini   vurgulamaktadır.   AİHM, benzer bir itirazı Özdemir-Türkiye (no: 59659/00, §§ 24-26, 6 Şubat 2003)   davasında reddettiğini hatırlatmaktadır. AİHM, bu kararından ayrılmasını gerektirecek hiçbir   neden görmemektedir bu nedenle Hükümet’in itirazını reddetmektedir.   AİHM, içtihadından doğan kriterler uyarınca (Bkz. özellikle Çıraklar-Türkiye, 28   Ekim 1998 tarihli karar, Derleme Kararlar ve Hükümler 1998-VII) ve elindeki mevcut   unsurları dikkate alarak başvurunun esastan incelenmesi gerektiğine karar vermiştir. Başka   hiçbir kabul edilemezlik gerekçesi bulunmamaktadır.   B. Esas hakkında   1. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı Hakkında   AİHM, daha önce buna benzer şikayetlerin dile getirildiği birçok dava incelediğini ve   bunların AİHS’nin 6 § 1 maddesinin ihlali yönünde sonuçlandığını ortaya koymaktadır (bkz.   adıgeçen Özel, § § 33-34, ve Özdemir no:59659/00 ,§§ 35-36, 6 Şubat 2003).   AİHM mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak   hiçbir olgu ve delil sunmadığı kanaatine varmıştır. AİHM, Ceza Kanunu’nda öngörülen ve   cezalandırılan suçlardan ötürü Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanan başvuranın,   aralarında asker kökenli bir hakimin yer aldığı mahkeme önüne çıkma konusunda endişe   duymasının anlaşılabilir olduğu kanısındadır. Dolayısıyla başvuran, Devlet Güvenlik   Mahkemesi’nin davanın gerekçesine yabancı mülahazalar ışığında sebepsiz bir yargı kararı   almasından haklı olarak kaygı duymaktadır. Bu nedenle başvuranın, bu yargı merciinin   tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki şüphelerinin, nesnel bir biçimde haklı gerekçelere   dayandığı kabul edilebilir (Incal –Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, Derleme Hükümler ve   Kararlar 1998-IV, s. 1573, § 72).   AİHM, başvuranı yargılayıp mahkum eden İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin,   AİHS’nin 6 § 1 maddesinde öngörülen bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğini taşımadığı   sonucuna varmıştır.   2. Yargılamanın adilliği konusunda   Hükümet, yargılamanın adil olup olmadığı ve savunma hakkına riayet edilip   edilmediği hususunun, ceza davasının bütünü dikkate alınarak tespit edildiğini belirtmektedir.   Hükümet, başvuranı mahkum eden kararın yalnızca başvuranın ifadelerine değil aynı   zamanda dosyada yer alan diğer unsurlara dayandığını belirtmektedir. Ayrıca Hükümet,   başvuranın gözaltı sırasında, DGM’de ve Yargıtay’da bir avukat tarafından temsil edildiğini   ifade etmektedir.   Başvuran bu konuda görüş bildirmemiştir.   AİHM, daha önceki benzer davalarda da dile getirildiği üzere, tarafsızlıktan ve   bağımsızlıktan yoksun bir mahkemenin, hiçbir surette, yargı yetkisi altındaki kişilere adil bir   yargılama süreci temin edebileceğinin varsayılamayacağını hatırlatır.   Başvuranın, davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde görülmesi hakkının   ihlal edildiği tespiti ışığında, AİHM, savunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin diğer şikayeti   incelemeye gerek olmadığı kanaatine varmıştır (Bkz., diğerleri arasında, adıgeçen, Çıraklar,   s. 3074, §§ 44-45).   II. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI HAKKINDA   Başvuranın, belirtilen süre içerisinde görüşlerini sunmamış olmasından dolayı AİHM,   adil tazmin adı altında herhangi bir ödemenin yapılmasının gerekli olmadığına karar   vermiştir.   AİHM, bir başvuran hakkında mahkumiyet kararı veren mahkemenin, AİHS   bakımından tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olmadığı sonucuna vardığında, en uygun   tazminin, prensip olarak, başvuranın gerekli zaman içinde, tarafsız ve bağımsız bir mahkeme   tarafından yeniden yargılanması olacağı kanaatindedir (adı geçen, Gençel, § 27).   BU GEREKÇELERE DAYANARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,   1. Başvurunun geri kalan kısmının kabul edilebilir olduğuna;   2. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksun olması   nedeniyle AİHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğine;   3. AİHS’nin 6. maddesi uyarınca yapılan diğer şikayetlerin incelenmesine gerek   olmadığına;   4. Başvurana adil tazmin adı altında herhangi bir ödemenin yapılmasına gerek   olmadığına;   karar vermiştir.   İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77§§ 2 ve 3   maddesine uygun olarak 20 Nisan 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło