58922/00
WyrokETPCz2006-08-08ECLI:CE:ECHR:2006:0808JUD005892200
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania cywilnego o odszkodowanie, trwającego ponad dziewięć lat, naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że postępowanie cywilne, trwające ponad dziewięć lat i jeden miesiąc, było nadmiernie długie. Chociaż skarżący przyczynił się do początkowego zawieszenia sprawy cywilnej w oczekiwaniu na wynik postępowania karnego, Trybunał podkreślił, że sąd cywilny nie był związany orzeczeniem sądu karnego i nie było uzasadnienia dla dalszej bezczynności przez ponad dwa lata po uprawomocnieniu się wyroku karnego. Ponadto, Trybunał stwierdził, że postępowanie przed Sądem Kasacyjnym, w tym rozstrzyganie sporu o właściwość, również trwało zbyt długo. Państwo pozwane nie przedstawiło wystarczających wyjaśnień dla tych opóźnień, co doprowadziło do naruszenia art. 6 ust. 1 Konwencji.Stan faktyczny
Skarżący, Mustafa Türkoğlu, został ranny w wypadku przy pracy w 1993 roku. W 1994 roku prokurator wniósł akt oskarżenia przeciwko pracodawcy i brygadziście. W 1995 roku skarżący wniósł pozew cywilny o odszkodowanie, który został zawieszony na jego wniosek w oczekiwaniu na wynik sprawy karnej. W 1999 roku sąd karny skazał pracodawcę i brygadzistę. Sąd cywilny wydał wyrok w 2001 roku, który został uchylony przez Sąd Kasacyjny w 2003 roku z powodu błędu w właściwości. Po ponownym rozpoznaniu sprawy przez sąd pierwszej instancji (jako sąd pracy) w 2004 roku, wyrok został ponownie zaskarżony, a apelacja odrzucona z przyczyn formalnych.Rozstrzygnięcie
Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Zasądza 3 500 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową oraz 500 EUR tytułem kosztów i wydatków. Oddala pozostałą część roszczeń o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
A V R U P A
OF E U R O P E
KONSEYİ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
DÖRDÜNCÜ DAĐRE
MUSTAFA TÜRKOĞLU – TÜRKĐYE
(Baꢀvuru no. 58922/00)
KARAR
STRAZBURG Ağustos 2006
Bu karar AĐHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen ꢀartlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak, ꢀekle
iliꢀkin değiꢀiklik yapılabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Dava, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleꢀmesi’nin (“Sözleꢀme”) 34. maddesi
uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, bir Türk vatandaꢀı olan Mustafa Türkoğlu
tarafından, 23 Mayıs 2000 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne yapılan baꢀvurudan
(no. 58922/00) kaynaklanmaktadır.
Baꢀvuran, Ankara Barosu’na bağlı avukat Z. Aꢀçıoğlu tarafından temsil edilmiꢀtir.
OLAYLAR
Baꢀvuran 1978 doğumludur ve Van’da ikamet etmektedir. Ocak 1993 tarihinde, baꢀvuran, bir otelin inꢀaat alanında çalıꢀırken yaralanmıꢀtır.
A. Marmaris Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki iꢀlemler Mayıs 1994 tarihinde, Marmaris Asliye Ceza Mahkemesi (“ceza mahkemesi”)
Cumhuriyet Baꢀsavcısı, iꢀveren ve ustabaꢀı olan A.B. ve A.T. hakkında bir iddianame
sunmuꢀtur. Haziran 1995 tarihinde, baꢀvuran, Ceza Mahkemesi’ne bir dilekçe sunmuꢀ ve
müdahil ꢀikayetçi olarak iꢀlemlere müdahale etme talebinde bulunmuꢀtur. Ceza Mahkemesi
talebini kabul etmiꢀtir. Mart 1996 ve 25 Kasım 1996 tarihlerinde, Ceza Mahkemesi tarafından
görevlendirilen uzmanlar raporlarını sunmuꢀlardır. Raporlarında, A.B. ve E.C.’nin kazadan
sırasıyla %25 ve %75 oranında sorumlu olduklarını ifade etmiꢀlerdir. Kasım 1996 ve 25 Mayıs 1999 tarihleri arasında, Ceza Mahkemesi muhtelif
makamlar tarafından sunulan belgeleri incelemiꢀtir. Mayıs 1999 tarihinde, Ceza Mahkemesi, Ceza Kanunu’nun 459 § 2. maddesi
uyarınca, baꢀvuranın yaralanmasıyla sonuçlanan kazayı önlemek yönünde gerekli önlemleri
almadıkları gerekçesiyle iꢀveren ve ustabaꢀını mahkum etmiꢀtir. Ceza Mahkemesi, onları üç
ay hapis cezasına mahkum etmiꢀtir. Bu ceza para cezasına çevrilmiꢀtir. Böylece, E.T.,
375.000 Türk Lirası (yaklaꢀık 1 Euro) ve A.B., 123.333 Türk Lirası (yaklaꢀık 0.28 Euro) para
cezasına çarptırılmıꢀtır. Karar 6 Temmuz 1999 tarihinde kesinleꢀmiꢀtir.
B. Marmaris Asliye Hukuk Mahkemesi’ndeki iꢀlemler Nisan 1995 tarihinde, baꢀvuran, Marmaris Asliye Hukuk Mahkemesi’nde (“ilk
derece mahkemesi”) inꢀaat ꢀirketi hakkında tazminat davası açmıꢀtır. Kasım 1995 tarihinde, baꢀvuran, ilk derece mahkemesinden, Ceza Mahkemesi’nde
iꢀveren ve ustabaꢀı hakkında devam etmekte olan cezai iꢀlemlerin sonucunu beklemesini talep
etmiꢀtir. Mahkeme, cezai iꢀlemlerdeki dava dosyasını istemiꢀtir.
Ekim 1996 tarihinde, ilk derece mahkemesi, cezai iꢀlemlerin sonucunu bekleme
kararı almıꢀtır. ꢁubat 1998 tarihinde, baꢀvuran, ilk derece mahkemesinde inꢀaat ꢀirketi ve inꢀaatın
gerçekleꢀtiği otel hakkında ek tazminat davası açmıꢀtır.
Belirli olmayan bir tarihte, ilk derece mahkemesi iki davayı birleꢀtirmiꢀtir.
Bu esnada, 6 Temmuz 1999 tarihinde kesinleꢀen bir karar ile Ceza Mahkemesi,
iꢀveren ve ustabaꢀını mahkum etmiꢀtir. Nisan 1995 ve 18 Ekim 2001 tarihleri arasında, ilk derece mahkemesi, yirmi dört
duruꢀma düzenlemiꢀtir. Bu süre zarfında, mahkeme, baꢀvuran hakkında sağlık raporları ve
çeꢀitli idari makamlardan belgeler talep etmiꢀtir. Mahkeme uzman raporlarını incelemiꢀ ve iki
tanığın ifadelerini dinlemiꢀtir. Ekim 2001 tarihinde, ilk derece mahkemesi, baꢀvurana belirli bir miktar tazminat
ödenmesine karar vermiꢀtir. Aralık 2001 tarihinde, davalı taraf, ilk derece mahkemesinin kararına karꢀı
Yargıtay’a baꢀvurmuꢀtur. Mart 2003 tarihinde, Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını bozmuꢀ ve davaya
iꢀ mahkemelerinin bakması gerektiği kararını vermiꢀtir. Ekim 2003 tarihinde, Yargıtay, davalı tarafın düzeltme talebini reddetmiꢀtir. Ocak 2004 tarihinde, ilk derece mahkemesi, Đꢀ Mahkemesi sıfatıyla, Yargıtay’ın
kararına uymuꢀ ve baꢀvurana tazminat artı yasal oranda faiz ödenmesine karar vermiꢀtir. Ocak 2004 tarihinde, davalı taraf, Yargıtay’a baꢀvurmuꢀtur. Mayıs 2004 tarihinde, davalı tarafın temyiz baꢀvurusu, posta ücretlerini ödememiꢀ
olması gerekçesiyle reddedilmiꢀtir.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran, hukuk mahkemesindeki iꢀlemlerin süresinin Avrupa Đnsan Hakları
Sözleꢀmesi’nin 6 § 1. maddesinde öngörülen “makul süre” ꢀartıyla uyuꢀmamıꢀ olduğundan
ꢀikayetçi olmuꢀtur. Sözkonusu madde ꢀöyledir:
“Herkes, … medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, … konusunda karar verecek olan,
… [bir] mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, … görülmesini istemek hakkına sahiptir.”
Hükümet bu iddiaya itiraz etmiꢀtir.
A. Kabuledilebilirlik
Hükümet, AĐHM’den, Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin 35 § 3. maddesi uyarınca,
iç hukuk yollarının tüketilmesi ꢀartına ve altı ay kuralına uymadığı gerekçesiyle baꢀvuruyu
kabuledilmez bulmasını talep etmiꢀtir. Hükümet, AĐHM’ye baꢀvuru yapıldığı sırada ulusal
mahkemelerde tazminat davasının sürmekte olduğunu ileri sürmüꢀtür.
AĐHM, AĐHS kurumlarının yerleꢀik içtihadı uyarınca, iꢀlemlerin süresine iliꢀkin
ꢀikayetlerin sözkonusu iꢀlemlerin kesinleꢀmesinden önce kendisine sunulabileceğini
yinelemektedir (bkz. Todorov – Bulgaristan, no. 39832/98, 6 Kasım 2003). Dolayısıyla,
Hükümet’in itirazı reddedilmelidir.
AĐHM, AĐHS’nin 35 § 3. maddesi anlamı dahilinde baꢀvurunun temelsiz olmadığını
kaydetmiꢀtir. Ayrıca, baꢀka açılardan da kabuledilmez olmadığını kaydetmiꢀtir. Dolayısıyla,
kabuledilebilir olduğuna karar verilmelidir.
B. Esaslar
AĐHM, dikkate alınacak sürecin 12 Nisan 1995 tarihinde baꢀladığını ve Yargıtay’ın
temyiz talebini reddettiği tarih olan 20 Mayıs 2004 tarihinde sona erdiğini kaydetmektedir.
Đꢀlemler, davayı iki kere inceleyen üç yargı kademesinde dokuz yıl bir aydan fazla sürmüꢀtür.
Hükümet, ilk derece mahkemesinde yer alan ikinci duruꢀma sırasında, baꢀvuranın,
ceza mahkemesinde devam etmekte olan ceza davasının sonucunu beklemek maksadıyla
tazminat davasının durdurulması talebinde bulunduğunu ileri sürmüꢀtür. 8 Ekim 1996
tarihinde, ilk derece mahkemesi iꢀlemleri durdurmuꢀtur.
Ayrıca, Hükümet’in görüꢀüne göre, dava karmaꢀık bir niteliktedir. Hükümet, bu
bağlamda, 20 Mayıs 2004 tarihine kadar ilk derece mahkemesinin yirmi dört duruꢀma
düzenlemiꢀ, iki tanığın ifadelerini dinlemiꢀ ve idari makamlardan bazı belgeler talep etmiꢀ
olduğunu belirtmiꢀtir. Mahkeme, uzman raporlarını ve baꢀvuranın sağlık raporlarını
incelemiꢀtir.
Baꢀvuran, ilk derece mahkemesinin, altı yıl altı ay süreyle ceza davasının sonucunu
beklemesine gerek olmadığını iddia etmiꢀtir.
AĐHM, iꢀlemlerin süresinin makuliyetinin, dava olayları ıꢀığında ve davanın
karmaꢀıklığı, baꢀvuranın ve ilgili makamların tutumu ve tartıꢀmada baꢀvuran için neyin
tehlikede olduğu kriterlerine atfen değerlendirilmesi gerektiğini yinelemektedir (bkz.,
diğerlerinin yanı sıra, Yalman ve Diğerleri – Türkiye, no. 36110/97, 3 Haziran 2004).
AĐHM, bu davadaki konu ile benzer konular ortaya koyan davalarda sıklıkla AĐHS’nin § 1. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir (bkz. Frydlender – Fransa [BD], no.
30979/96).
AĐHM, baꢀvurana ödenecek tazminat miktarının belirlenmesi olan dava konusunun
karmaꢀık olmadığını değerlendirmiꢀtir.
Baꢀvuranın tutumu hususunda, AĐHM, baꢀvuranın, örneğin davanın durdurulmasını
talep ederek, iꢀlemlerin gecikmesinde bir derece etkili olmuꢀ olabileceğini ancak bunun
iꢀlemlerin toplam süresini haklı çıkaramayacağını gözlemlemiꢀtir.
Yetkililerin tutumu hususunda ise, AĐHM, baꢀvuranın talebi üzerine ilk derece
mahkemesinin ceza davasının sonucunu beklemek amacıyla tazminat davasını altı yıl altı ay
süreyle durdurduğunu kaydetmiꢀtir. Ceza Mahkemesi, kendisine 11 Mart 1996 ve 25 Kasım tarihlerinde sunulan uzman raporlarına dayanarak, kararını 25 Mayıs 1999 tarihinde
vermiꢀtir. Sözkonusu cezai iꢀlemler 6 Temmuz 1999 tarihinde kesinleꢀmiꢀtir.
Ancak, ilk derece mahkemesi, tazminat miktarını belirlemek amacıyla 18 Ekim 2001
tarihine kadar beklemiꢀtir. AĐHM, Hükümet’in, 6 Temmuz 1999 ve 18 Ekim 2001 tarihleri
arasında ilk derece mahkemesinin bir iꢀlemde bulunmamasına herhangi bir açıklama
getirmediğini kaydetmiꢀtir. Ceza Mahkemesi’nin 25 Mayıs 1999 tarihli kararında da
doğruladığı gibi baꢀvuranın uğradığı zarardan iꢀveren ve ustabaꢀı olan A.B. ve E.T. sorumlu
olduklarına göre, hukuk davasını iki yıl üç aydan daha fazla bir süreliğine ertelemek için bir
neden yoktur. Her halükarda, Türk yasaları uyarınca, ilk derece mahkemesi, ceza
mahkemelerinin kararlarına bağlı değildir ve bu nedenle, ilk derece mahkemesinin, ceza
davasının sonucunu beklemek amacıyla iꢀlemleri bu kadar uzun bir süreliğine durdurmasına
gerek yoktu.
Ayrıca, Yargıtay’daki iꢀlemler yaklaꢀık bir yıl dokuz ay sürmüꢀtür. AĐHM,
Yargıtay’ın, yargılama yetkisi uyuꢀmazlığı konusunda karar vermesinin on aydan fazla
sürdüğünü gözlemlemektedir. Đlk derece mahkemesinin davaya Đꢀ Mahkemesi sıfatıyla
bakmaması gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararını bozmuꢀtur. AĐHM, bu sürenin de
haddinden fazla olduğunu ve sorumlusunun yerel makamlar olduğunu değerlendirmiꢀtir.
AĐHM, bu bağlamda, AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin Sözleꢀmeci Devletlere, yasal
sistemlerini, mahkemelerinin bu sistemin gereklerine uyabileceği ꢀekilde düzenlemeleri
görevini yüklediğini yinelemiꢀtir. Bu gereklere, davanın makul süre içinde görülmesi
yükümlülüğü de dahildir (bkz., diğer kararların yanı sıra, Pélissier ve Sassi – Fransa [BD],
no. 25444/94).
AĐHM, bu konuya iliꢀkin içtihadını göz önünde tutarak, sözkonusu davada, iꢀlemlerin
süresinin haddinden fazla olduğunu ve “makul süre” ꢀartına uymadığını değerlendirmiꢀtir.
Dolayısıyla, 6 § 1. madde ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
AĐHS’nin 41. maddesi ꢀöyledir:
“ Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek
Sözleꢀmeci Taraf’ın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,
zarar gören tarafın hakkaniyete uygun bir surette tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
Baꢀvuran, 20.000 Euro maddi tazminat talep etmiꢀtir. Đlk derece mahkemesi tarafından
ödenmesine karar verilen tazminatın 2004 yılından daha önceki bir tarihte ödenmiꢀ olduğu
takdirde enflasyondan doğan maddi zarara uğramamıꢀ olacağını iddia etmiꢀtir.
Hükümet bu talebe itiraz etmiꢀtir. Baꢀvuran tarafından talep edilen miktarın haddinden
fazla olduğunu ileri sürmüꢀtür.
AĐHM, tespit edilen ihlal ve iddia edilen maddi tazminat arasında herhangi bir sebep
sonuç iliꢀkisi görmemektedir. Dolayısıyla, bu baꢀlık altında tazminat ödenmemesine karar
vermiꢀtir.
Baꢀvuran, aynı zamanda, toplam 30.000 Euro manevi tazminat talep etmiꢀtir.
Hükümet baꢀvuran tarafından talep edilen miktarın haddinden fazla olduğunu ileri
sürmüꢀtür.
AĐHM, baꢀvuranın, iꢀlemlerin süresi dolayısıyla, sıkıntı ve sinir gibi manevi zarara,
maruz kalmıꢀ olduğunu kabul eder ki bu tek baꢀına ihlal tespitiyle yeterli ꢀekilde telafi
edilemez. Dava olaylarını ve içtihadını gözönünde bulunduran AĐHM, baꢀvurana, bu baꢀlık
altında, 3.500 Euro tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir.
B. Mahkeme masrafları
Baꢀvuran, AĐHM’de yaptığı mahkeme masraflarını gösteren herhangi bir makbuz veya
fatura sunmamıꢀtır. Uygun miktarın belirlenmesini AĐHM’nin takdirine bırakmıꢀtır.
Hükümet, ancak zorunlu olarak ve gerçekten yapılan mahkeme masraflarının
ödenebileceğini ileri sürmüꢀtür. Bu bağlamda, baꢀvuranın ve temsilcisinin, mahkeme
masraflarını gösteren belgeler sunmadıklarını belirtmiꢀtir.
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi içtihadına göre, baꢀvuran, ancak, zorunlu olarak ve
gerçekten yapıldığı ve miktarının makul olduğu kanıtlandığı durumda mahkeme masraflarının
ödenmesi hakkına sahiptir. Bu davada, sahip olduğu bilgileri ve yukarıdaki kriterleri
gözönünde tutan AĐHM, AĐHM’deki iꢀlemler karꢀılığında 500 Euro tazminat ödenmesine
karar vermeyi makul değerlendirir.
C. Gecikme faizi
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere
uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun
olduğuna karar verir.
BU SEBEPLERLE, AĐHM OYBĐRLĐĞĐ ĐLE
1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. (a) Sorumlu Devlet’in, baꢀvurana, aꢀağıdaki miktarları, AĐHS’nin 44 § 2. maddesi
uyarınca kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme günündeki kur
üzerinden Yeni Türk Lirası’na dönüꢀtürmek üzere ödemesine:
(i) 3.500 Euro (üç bin beꢀ yüz Euro) manevi tazminat;
(ii) 500 Euro (beꢀ yüz Euro) mahkeme masrafları;
(iii) yukarıdaki miktarlara tabi olabilecek her türlü vergi;
(b) yukarıda belirtilen üç aylık sürenin aꢀılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için
yukarıdaki miktarlara Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli faizinin üç puan
fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Baꢀvuranın adil tazmin talebinin kalanının reddine
KARAR VERMĐꢁTĐR.
Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3. maddesi
uyarınca 8 Ağustos 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.
T.L. EARLY
Nicolas BRATZA
Yazı Đꢀleri Müdürü
Baꢀkan
6
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło