59246/00

WyrokETPCz2006-05-04ECLI:CE:ECHR:2006:0504JUD005924600

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy pozbawienie wolności skarżącego w okresie od 8 do 13 stycznia 1999 roku, w tym przedłużenie aresztu przez prokuratora bez decyzji sądowej oraz długość zatrzymania, naruszyło prawo do wolności i bezpieczeństwa osobistego, w szczególności art. 5 ust. 1 lit. c i art. 5 ust. 3 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał stwierdził naruszenie art. 5 ust. 1 lit. c Konwencji, ponieważ prokuratura przedłużyła areszt skarżącego na okres przekraczający cztery dni bez decyzji sądowej, co było niezgodne z obowiązującymi przepisami krajowymi, które przewidywały możliwość przedłużenia do siedmiu dni tylko na wniosek prokuratora i decyzją sędziego. W konsekwencji, zatrzymanie nie było zgodne z prawem. Naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji zostało stwierdzone, ponieważ zatrzymanie skarżącego trwało około pięciu dni bez doprowadzenia przed sędziego, co przekroczyło bezwzględne granice czasowe określone w tym przepisie, zgodnie z wcześniejszym orzecznictwem Trybunału.
Stan faktyczny
Skarżący, Zeki Rüzgar, został zatrzymany 8 stycznia 1999 roku w Ankarze w związku z podejrzeniem przynależności do nielegalnej organizacji DHKP/C. Tego samego dnia przeszukano jego biuro adwokackie i dom. Prokuratura przedłużyła jego areszt do 13 stycznia 1999 roku bez decyzji sądowej. 13 stycznia 1999 roku skarżący został doprowadzony przed sędziego, który zarządził areszt tymczasowy. Skarżący został skazany przez Sąd Bezpieczeństwa Państwa (DGM) na 15 lat więzienia, ale wyrok ten został uchylony przez Sąd Kasacyjny. Po zniesieniu DGM, sprawa jest w toku przed Sądem Karnym Ciężkim w Ankarze.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznaje pozostałą część skargi za dopuszczalną. 2. Stwierdza naruszenie art. 5 ust. 1 lit. c Konwencji. 3. Stwierdza naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji. 4. Zasądza skarżącemu 2 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 1 000 EUR tytułem kosztów i wydatków, płatne w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku. 5. Odrzuca pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

C O N S E I L D E   L ' E U R O P E   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   RÜZGAR - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no:59246/00)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   MAYIS 2006   Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde   kesinleꢀecek olup ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 59246/00 baꢀvuru no’lu davanın nedeni, Türk   vatandaꢀı Zeki Rüzgar’ın (Baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 8   Temmuz 1999 tarihinde, Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözleꢀmesi’nin (AĐHS)   34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur. Baꢀvuran, Ankara Barosu avukatlarından S.   Kozağaçli, B. Vangölü, B. Aꢀçi, M. Narin, S. Ceylan ve E. Paydak tarafından temsil   edilmektedir.   OLAYLAR   doğumlu baꢀvuran, Ankara’da ikamet etmektedir.   Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ꢁubesi’ne bağlı polisler, 8 Ocak 1999   günü saat 15:30’da baꢀvurana ait avukatlık bürosunu aramıꢀlardır. Daha sonra saat 17:30’da,   Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Baꢀsavcısı ve baꢀvuranın hazır   bulunduğu sırada evini aramıꢀlardır.   Aynı gün baꢀvuran, Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltına alınmıꢀ ve daha sonra yasadıꢀı   DHKP/C’ye (Devrimci Halk Kurtuluꢀ Partisi/Cephesi) mensup olmaktan hakkında inceleme   baꢀlatılmıꢀtır.   Cumhuriyet Baꢀsavcılığı, 11 Ocak 1999 tarihinde 4229 sayılı Kanun tarafından   değiꢀtirildiği ꢀekliyle 2845 sayılı Kanun’un 16§2 maddesi hükümlerine dayanarak, baꢀvuranın   gözaltı süresini 13 Ocak 1999 tarihine kadar uzatmıꢀtır. Bu uzatma kararında, baꢀvuranın   yakalandığı ve gözaltına alındığı tarih olarak 9 Ocak 1999 tarihi belirtilmektedir.   Baꢀvuran, 13 Ocak 1999 tarihinde, Ankara DGM yedek hakimine sevk edilmiꢀtir.   DGM hakimi, baꢀvuranın tutuklu yargılanmasına karar vermiꢀtir.   Cumhuriyet Baꢀsavcılığı, baꢀvuranı ve diğer iki sanığı suç örgütüne mensup olmakla   suçlayarak, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 168§1 maddesi gereğince mahkum edilmesini   istemiꢀtir.   DGM, 17 Haziran 1999 tarihinde baꢀvuranın serbest bırakılması kararı vermiꢀtir.   DGM, 30 Aralık 1999 tarihinde baꢀvuranı yasadıꢀı örgüte mensup olmaktan suçlu   bulmuꢀ ve TCK’nın 168§2 ve 3713 sayılı Kanun’un 5. maddeleri gereğince on beꢀ yıl hapis   cezasına çarptırmıꢀtır.   Baꢀvuran 4 Ekim 2000 tarihinde temyize gitmiꢀtir.   Yargıtay, 26 Ekim 2000 tarihinde temyiz baꢀvurusunu kabul ederek, ilk derece   mahkemesi kararını bozmuꢀ ve dava dosyasını geri göndermiꢀtir.   Ceza Muhakemeleri Kanunu’ndaki (CMUK) değiꢀiklik ve DGM’lerin kaldırılmasını   öngören 5190 sayılı Kanun, 16 Haziran 2004 tarihinde kabul edilmiꢀtir. Bu Kanun,   DGM’lerin yerini, yetkileri Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenecek olan   Ağır Ceza Mahkemeleri’nin almasını öngörmektedir.   Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, 2 Temmuz 2004 tarihinde, sekiz bölgede on   sekiz Ağır Ceza Mahkemesi kurulması kararı vermiꢀtir. Böylelikle Kurul, Ankara’da bulunan   iki DGM yerine bir Ağır Ceza Mahkemesi kurulması kararı almıꢀ ve Mahkeme’nin yanısıra   burada görev yapacak hakim ve savcıların yetkilerini belirlemiꢀtir.   Dava, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi önünde askıdadır.   HUKUK AÇISINDAN   I. AĐHS’NĐN 5§1 VE 3 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran, 8 Ocak 1999 tarihinden 13 Ocak 1999 tarihine kadar özgürlüğünden   mahrum bırakılmasının, AĐHS’nin 5§1 ve 3 maddesini ihlal ettiğini iddia etmektedir.   Baꢀvuran, gözaltı süresini 13 Ocak 1999 tarihine kadar uzatan 11 Ocak 1999 tarihli   Cumhuriyet Baꢀsavcılığı kararının, hakim kararı olmaksızın iç hukuk kurallarını ihlal ederek   gözaltı süresini dört günün üzerine çıkardığından dolayı meꢀru olmadığını savunmaktadır.   Ayrıca baꢀvuran, 8 Ocak 1999 günü 15:30’da (yaklaꢀık olarak) baꢀlayan ve 13 Ocak 1999   tarihinde saat 14’de sona eren, yani yaklaꢀık beꢀ gün olan gözaltı süresinden ꢀikayetçi   olmaktadır.   Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.   A. Kabuledilebilirlik Hakkında   AĐHM, ꢀikayetlerin AĐHS’nin 35§3 maddesi uyarınca açıkça dayanaktan yoksun   olmadığı tespitinde bulunarak, kabuledilemez bulunması için baꢀka hiçbir gerekçe   bulunmadığını belirtmektedir. Dolayısıyla ꢀikayetleri kabuledilebilir ilan etmek uygun   olacaktır.   B. Esas Hakkında   1. AĐHS’nin 5§1 –c maddesine göre yapılan ꢀikayet hakkında   Hükümet, baꢀvuranın gözaltında tutulmasının olayların meydana geldiği dönemdeki   kanun hükümlerine uygun olduğunu savunmaktadır. Baꢀvuran 8 Ocak 1999 tarihinde saat   16:30’da yakalanmıꢀ ve gözaltı süresinin uzatılmasında, öngörülen yasal süre geçilmemiꢀtir.   Süre uzatımı yasal yollardan ve yetkili DGM hakimi kararıyla gerçekleꢀtirilmiꢀtir. Ayrıca   baꢀvuran verilen uzatma kararına itiraz edebilirdi, ancak bunu yapmamıꢀtır.   Baꢀvuran, bu açıklamalara itiraz etmekte ve Cumhuriyet Baꢀsavcılığı’nın adli karar   olmaksızın alabileceğini iddia ettiği gözaltı süresinin uzatılması kararını alarak yetki ve   görevlerini aꢀtığını savunmaktadır. Böylece baꢀvuran, makul süre zarfında hakim önüne   çıkarılmadığına kanaat getirmektedir.   AĐHM, “yasal yolların” izlenmesi de dahil olmak üzere, tutukluk halinin “meꢀruluğu”   konusunda, AĐHS’nin esas olarak ulusal mevzuata göndermede bulunduğunu ve usul ile   birlikte esasa iliꢀkin kuralların da gözlemlenmesi zorunluluğuna da yer verdiğini   hatırlatmaktadır. Ancak bunun yanısıra AĐHS, her türlü özgürlükten yoksun bırakmanın,   keyfiyete karꢀı kiꢀinin korunması olan 5. maddenin amacına uygun olmasını gerekli   kılmaktadır (Bkz. Wassink-Hollanda, 27 Eylül 1990 tarihli karar).   Bu durumda baꢀvuran, 8 Ocak 1999 tarihinde yakalanarak gözaltına alınmıꢀtır. AĐHM,   dosyadaki belgelerden Cumhuriyet Baꢀsavcılığı’nın, 11 Ocak 1999 günü bu gözaltı süresinin,   baꢀvuranın DGM yedek hakimi önüne çıkarıldığı 13 Ocak 1999 tarihine kadar uzatılması   kararı aldığını tespit etmektedir. Gözaltı süresinin uzatılması kararı, 2845 sayılı Kanunu’nun   16§1 maddesi hükümleri uyarınca alınmıꢀtır.   Bu bağlamda AĐHM, olayların meydana geldiği dönemde yürürlükte olan kanun   hükümleri gereğince, DGM’lerin yetki alanına giren müꢀterek suç gerekçesiyle kovuꢀturulan   bir sanığın gözaltı süresinin, Cumhuriyet Baꢀsavcılığı kararıyla dört güne çıkarılabileceğini   tespit etmektedir. Soruꢀturmada duyulacak ihtiyaçlara göre bu süre, Cumhuriyet   Baꢀsavcılığı’nın talebi üzerine ve hakim kararıyla yedi güne çıkarılabilir.   Cumhuriyet Baꢀsavcılığı yetkisi dahilinde ve hukuki karar olmaksızın baꢀvuranın   gözaltı süresini dört günün üzerinde uzatmıꢀtır. Bu nedenle dava konusu gözaltının yasal   kurallara riayet edilerek gerçekleꢀtirildiği düꢀünülemez (Zeynep Avcı-Türkiye, no: 37021/97).   Dolayısıyla AĐHS’nin 5§1 –c maddesi ihlal edilmiꢀtir.   2. AĐHS’nin 5§3 maddesine göre yapılan ꢀikayet hakkında   Hükümet, baꢀvuranın hemen hakim önüne çıkarıldığına ve dava konusu gözaltı   süresinin Anayasa’ya, olayların meydana geldiği dönemde yürürlükte olan mevzuata ve   AĐHM içtihadına uygun olduğuna kanidir (Karakurt-Türkiye, no: 45718/99, 20 Eylül 2005).   Buna ek olarak, yetkili makamlar, yargılamanın takip edilmesinde gerekli her türlü özeni   göstermiꢀlerdir.   Baꢀvuran bu açıklamalara itiraz etmektedir.   Bu durumda, dava konusu gözaltı 8 Ocak 1999 tarihinde baꢀlamıꢀ ve 13 Ocak 1999   tarihinde, yani baꢀvuranın tutuklanmasıyla beꢀ gün sonra sona ermiꢀtir.   Oysa AĐHM, Brogan ve diğerleri-Birleꢀik Krallık (29 Kasım 1988 tarihli karar)   kararında, adli müdahale olmaksızın dört gün altı saatlik gözaltı süresinin, teröre karꢀı   toplumu koruma amaçlı olsa da, 5§3 maddesinde belirlenen kesin zaman sınırlarını aꢀtığına   karar vermiꢀtir.   Dolayısıyla AĐHS’nin 5§3 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   A. Tazminat   Baꢀvuran, aleyhinde baꢀlatılan cezai yargılamanın ulusal mahkemeler önünde askıda   olduğundan dolayı rakamını belirtemediği bir maddi zarara uğradığını savunmaktadır. Ayrıca   baꢀvuran, uğradığı manevi zarar için 50.000 Euro istemektedir.   Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.   AĐHM, hakkaniyete uygun olarak manevi zarar adı altında baꢀvurana 2.000 Euro   ödenmesinin uygun olacağına kanaat getirmektedir.   B. Masraf ve Harcamalar   AĐHM içtihadına göre, bir baꢀvurana masraf ve harcamalar ancak, gerçekliği,   gerekliliği ve makul oranda oldukları ortaya konulduğu sürece ödenir. Bu davada AĐHM,   elinde bulunan unsurları ve yukarıda belirtilen kriterleri gözönüne alarak AĐHM önündeki   yargılama için 1.000 Euro’nun baꢀvurana ödenmesinin makul olduğuna kanaat getirmektedir.   C. Gecikme Faizi   AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz   oranına 3 puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun geri kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 5§1 –c maddesinin ihlal edildiğine;   3. AĐHS’nin 5§3 maddesinin ihlal edildiğine;   4. a) Bu kararın, AĐHS’nin 44§2 maddesine göre kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet’in   baꢀvurana, manevi tazminat için 2.000 Euro (iki bin) ve masraf ve harcamalar için 1.000   Euro’yu (bin) miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödemesine;   b) Belirtilen süre bitiminden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için, yukarıda   belirtilen tutarlara, Avrupa Merkez Bankası’nın kredi faiz oranına yüzde üç puan eklenmek   suretiyle gecikme faizi uygulanmasına;   5. Hakkaniyete uygun tazminata iliꢀkin diğer taleplerin reddine karar vermiꢀtir.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve 4 Mayıs 2006 tarihinde, Đçtüzüğün 77.   maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło