59640/00
WyrokETPCz2005-11-29ECLI:CE:ECHR:2005:1129JUD005964000
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy skład sądu bezpieczeństwa państwa, w którym zasiadał sędzia wojskowy, naruszał prawo do niezawisłego i bezstronnego sądu z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał przypomniał swoje ugruntowane orzecznictwo, zgodnie z którym sądy bezpieczeństwa państwa w Turcji, w których składzie zasiadali sędziowie wojskowi, nie spełniały wymogów niezawisłości i bezstronności określonych w art. 6 ust. 1 Konwencji. Obecność sędziego wojskowego w składzie sądu, orzekającego w sprawach karnych, budziła uzasadnione obawy co do niezależności sądu od władzy wykonawczej i jego bezstronności. Trybunał uznał, że rząd nie przedstawił żadnych nowych argumentów, które mogłyby zmienić to ustalenie.Stan faktyczny
Skarżąca, Evrim Çiftçi, została aresztowana 15 stycznia 1997 r. w Stambule pod zarzutem przynależności do nielegalnej organizacji DHP. 19 stycznia 1997 r. podpisała dokument potwierdzający przynależność, a 29 stycznia 1997 r. została tymczasowo aresztowana przez Stambulski Sąd Bezpieczeństwa Państwa (DGM). Mimo zaprzeczenia zarzutom, 19 października 1998 r. DGM skazał ją na trzy lata i dziewięć miesięcy pozbawienia wolności. Wyrok ten został utrzymany w mocy przez Sąd Kasacyjny 28 lutego 2000 r.Rozstrzygnięcie
Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu braku niezawisłości i bezstronności Stambulskiego Sądu Bezpieczeństwa Państwa.
Nie uznaje za konieczne odrębne rozpatrywanie innej skargi dotyczącej art. 6 Konwencji.
Stwierdza, że samo stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające słuszne zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową.
Zasądza na rzecz skarżącej 1500 EUR tytułem kosztów i wydatków.
Oddala pozostałe żądania słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYİ
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
EVRİM ÇİFTÇİ - TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no: 59640/00)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG Kasım 2005
İşbu karar AİHS’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup,
şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (59640/00) başvuru no’lu davanın nedeni
T.C. vatandaşı Evrim Çiftçi’nin (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne 2 Haziran tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Temel İnsan Haklarını güvence altına
alan 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
OLAYLAR
Başvuran, 15 Ocak 1997 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi
ekipleri tarafından yasadışı örgüt DHP (Devrimci Halk Partisi) üyesi olma suçuyla
yakalanarak gözaltına alınmıştır.
Başvuran, 19 Ocak 1997 tarihinde DHP’ye bağlı olduğunu teyit eden belgeyi imzalamıştır.
Başvuran 29 Ocak 1997 tarihinde önce İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM)
Cumhuriyet Savcısı, ardından DGM yetkili hakimi karşısına çıkarılmış, yetkili hakim
kararıyla tutuklu yargılanmasına karar verilmiştir.
Cumhuriyet Savcısı ve yetkili hakim karşısında başvuran hakkında yapılan suçlamaları
reddetmiştir.
Cumhuriyet Savcısı 3 Nisan 1997 tarihinde başvuranı silahlı bir çeteye katılma suçu ile itham
etmiş, TCK’nın 169. ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddeleri uyarınca
mahkumiyetini talep etmiştir.
Başvuran 6 Haziran 1997 tarihinde şartlı salıverilme hakkından yararlanmıştır.
DGM, 19 Ekim 1998 tarihli bir kararla başvuranı üç yıl dokuz ay hapis cezasına çarptırmıştır.
Mahkeme kararında, kanıt unsurlarının, arama tutanaklarının ve bilirkişi raporlarının
Cumhuriyet Savcısı’nın iddialarını teyit eder nitelikte olduğuna hükmetmiştir.
Başvuran Yargıtay’da temyize gitmiştir. Yargıtay 28 Şubat 2000 tarihinde İlk derece
mahkemesi’nin kararını onamıştır.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHS’NİN 6 § 1. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, bünyesinde askeri bir hakimi bulundurması nedeniyle İstanbul Devlet Güvenlik
Mahkemesi’nin tarafsız ve bağımsız bir mahkeme niteliğini taşımadığını ve adil bir yargılama
güvencesini sağlayamayacağını iddia etmektedir.
Başvuran, İlk derece mahkemesi’ndeki yargılama sırasında avukat bulundurma hakkından
yararlanamaması nedeniyle davanın hakkaniyete uygun olmadığını iddia etmekte, bu
doğrultuda AİHS’nin 6 § 1. maddesini öne sürmektedir.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
Hükümet, DGM’nin bağımsız ve tarafsız bir yapıda olmadığına ilişkin şikayetle ilgili nihai
kararın yine bu mahkeme tarafından verildiğini ifade etmektedir. Hükümet bu doğrultuda
olayların meydana geldiği dönemdeki iç hukuka göre Yargıtay’ın Devlet Güvenlik
Mahkemeleri’nin yapısına dair görüş bildirme yetkisinin bulunmadığını, temyiz başvurusunun
iç hukukta bu sorunu giderecek etkili bir başvuru olmadığını savunmaktadır. Bu nedenle
başvuranın DGM’nin 19 Ekim 1998 tarihinde vermiş olduğu kararından itibaren altı ay
içerisinde başvuruda bulunması gerekirdi.
Başvuran bu tespite karşı çıkmaktadır.
AİHM, benzer şikayetlerin Özdemir-Türkiye davasında da dile getirildiğini hatırlatmış,
(no:59659/00 § 26, 6 Şubat 2003) bu neticeyi değiştirecek hiçbir unsurun bulunmadığı
sonucuna varmıştır. Dolayısıyla Hükümetin yapmış olduğu itiraz reddedilmektedir.
AİHM, mahkemenin bu yöndeki içtihatları (Bkz. Incal-Türkiye kararı 9 Haziran 1998, 1998-
IV ve Çıraklar-Türkiye kararı, 28 Ekim 1998, 1998-VII) ve mahkemeye sunulan unsurlar
ışığında başvurunun esas bakımından incelenmesi gerektiğine itibar etmekte ve başvuruyu
kabuledilemez bulmak için bir gerekçe bulunmadığını eklemektedir.
B. Esasa ilişkin
1. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığına ve tarafsızlığına ilişkin
Mahkeme daha önceki kararlarda buna benzer pek çok şikayetlerin dile getirildiğini ve
bunların AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını belirtmektedir. (Bkz. söz edilen
Özel kararı, §§ 33-34, ve Özdemir kararı, §§ 35-36).
AİHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir
tespiti ve delili sunmadığını kaydetmekte, bunun yanı sıra aralarında askeri bir hakimin de yer
aldığı Devlet Güvenlik Mahkemesi karşısında başvuranın TCK’ya dayalı suçlardan
yargılanması konusunda endişe duymasının anlaşılabilir olduğu tespitinde bulunmaktadır.
Başvuran, hakkında açılan davada Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin kararını yabancı
gerekçelere dayandırdığı şüphesini duyabilir. Bu nedenle başvuranın bu yargı makamının
tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki şüphelerinin dikkate alınması gerekmektedir. (sözü
edilen Incal kararı s. 1573, § 72 ).
AİHM, başvuranı yargılayıp mahkum eden İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin
AİHS’nin 6 § 1. maddesi uyarınca bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğini taşımadığı
sonucuna varmıştır.
2. Yargı Sürecinin adilliği hakkında
AİHM, daha önce de benzer kararlarda dile getirdiği üzere bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan
yoksun bir mahkemenin kendi yargısına tabi olan kişilere her halükârda adil bir yargılamayı
garanti edemeyeceği hükmüne varıldığını hatırlatmaktadır.
Bu yöndeki bir ihlalin tespiti ışığında, Mahkeme başvuranın adil yargılanma hakkının ihlal
edildiği şikayetini ayrıca incelemeyi gerekli görmemektedir. (Bkz. diğerleri arasında sözü
edilen Çıraklar kararı, s. 3074, §§ 44-45).
II. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI
A. Maddi ve Manevi Tazminat
Başvuran uğradığı maddi zararda takdiri AİHM’ye bırakmaktadır. Manevi zarar olarak,
50.000 Fransız Frangı (FF), yaklaşık 7.622 Euro talep etmektedir.
Hükümet bu miktarları aşırı olarak nitelendirmektedir.
İddia edilen maddi tazminata ilişkin olarak AİHM, Devlet Güvenlik Mahkemesi önündeki
sürecin Sözleşme’nin ihlali meydana gelmeseydi nasıl sonuçlanacağına ilişkin bir yargıda
bulunamayacağından başvuranlara bu yönde bir tazminat ödenmesini gerekli görmemektedir.
(Findlay-İngiltere kararı, 25 Şubat 1997, s.284, § 85).
Manevi tazminatla ilgili olarak AİHM, olayların mevcut koşulları dikkate alındığında ihlal
kararının tespitinin adil tazmin için başlı başına yeterli olduğuna karar vermiştir. (Sözü edilen
Çıraklar kararı, s. 3074, § 49).
Sözleşme tarafından öngörülen bağımsızlık ve tarafsızlık koşullarını yerine getirmeyen bir
mahkeme tarafından mahkumiyet kararı alındığında, ilgilinin talebi doğrultusunda yeni bir
sürecin ya da yargılamanın başlatılması ilke olarak tespit edilen ihlalin giderilmesi
bakımından uygun bir yöntemi oluşturur (Bkz. Öcalan-Türkiye Büyük Daire kararı, no:
46221/99, AİHM 2005-...).
B. Masraf ve harcamalar
Başvuran, masraf ve harcamalar için 10.000 FF, yani 1.524 Euro talep etmektedir.
Hükümet bu talebin kanıtlanmadığına itibar etmektedir.
Mevcut durumda sunulan deliller ve Mahkemenin bu yöndeki yerleşik içtihadı ışığında
Mahkeme, başvurana AİHM nezdinde yapmış olduğu harcamalar için 1.500 Euro ödenmesini
kararlaştırmıştır.
C. Gecikme Faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3
puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan yoksun olması
nedeniyle AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. AİHS’nin 6. maddesine ilişkin diğer şikayetin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;
4. Mevcut kararın adil tazmin için başlı başına yeterli olduğuna;
5. a) AİHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,
miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden
Y.T.L.’ye çevrilmek üzere, Savunmacı Hükümetin başvurana masraf ve harcamalar için 1.500
(bin beş yüz) Euro ödemesine;
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez
Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin
uygulanmasına;
6. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.
maddelerine uygun olarak 29 Kasım 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.
5
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło