59653/00
WyrokETPCz2009-10-06ECLI:CE:ECHR:2009:1006JUD005965300
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
1. Czy obecność sędziego wojskowego w składzie sądu bezpieczeństwa państwa narusza prawo do niezawisłego i bezstronnego sądu z art. 6 ust. 1 Konwencji? 2. Czy odmowa dostępu do adwokata w trakcie zatrzymania narusza prawo do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 w związku z art. 6 ust. 3 lit. c) Konwencji? 3. Czy długość postępowania karnego naruszyła wymóg rozsądnego terminu z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że obecność sędziego wojskowego w składzie sądu bezpieczeństwa państwa, który skazał skarżących, naruszała zasadę niezależności i bezstronności sądu, powołując się na swoje wcześniejsze orzecznictwo w podobnych sprawach. W kwestii dostępu do adwokata, Trybunał stwierdził, że systematyczne ograniczenie dostępu do obrońcy od pierwszego przesłuchania policyjnego, nawet jeśli jeden ze skarżących miał krótkie, nieskuteczne spotkanie z adwokatem, stanowiło naruszenie prawa do rzetelnego procesu. Trybunał podkreślił znaczenie dostępu do adwokata od początkowej fazy postępowania przygotowawczego, odwołując się do wyroku w sprawie Salduz. W odniesieniu do długości postępowania, Trybunał uznał, że biorąc pod uwagę złożoność sprawy (46 oskarżonych, poważne zarzuty) i czas trwania (3 lata 4 miesiące do 5 lat 2 miesiące), nie doszło do naruszenia rozsądnego terminu.Stan faktyczny
Czternastu skarżących, obywateli Turcji, zostało zatrzymanych w Izmirze w latach 1994-1996 pod zarzutem przynależności do nielegalnej organizacji. W trakcie zatrzymania byli przesłuchiwani bez obecności adwokata. Następnie zostali aresztowani. W 1994 roku prokurator Sądu Bezpieczeństwa Państwa w Izmirze wszczął postępowanie karne przeciwko 46 oskarżonym, w tym skarżącym. Sąd Bezpieczeństwa Państwa, w którego skład wchodził sędzia wojskowy, skazał skarżących w 1997 roku. Po uchyleniu wyroku przez Sąd Kasacyjny, Sąd Bezpieczeństwa Państwa ponownie skazał skarżących w 1998 roku. Sąd Kasacyjny oddalił ich apelację w 1999 roku.Rozstrzygnięcie
1. Skargi dotyczące niezależności i bezstronności Sądu Bezpieczeństwa Państwa w Izmirze oraz braku pomocy prawnej w trakcie zatrzymania uznano za dopuszczalne; pozostałe skargi za niedopuszczalne. 2. Stwierdzono naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji w odniesieniu do niezależności i bezstronności Sądu Bezpieczeństwa Państwa w Izmirze. 3. Stwierdzono naruszenie art. 6 ust. 1 w związku z art. 6 ust. 3 lit. c) Konwencji z powodu braku pomocy prawnej w trakcie zatrzymania. 4. Turcja ma zapłacić każdemu skarżącemu 1000 euro tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe. 5. Oddalono pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
ERASLAN VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE
(Baꢀvuru no. 59653/00)
KARAR
STRAZBURG Ekim 2009
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
On dört T.C. vatandaꢀı (“baꢀvuranlar”) tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, 5
Haziran 2000 tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin
Sözleꢀme’nin (Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapılan
59653/00 numaralı baꢀvuru sonucu bu dava görülmektedir. Đsimleri ekte verilen baꢀvuranlar
Đzmir Barosu avukatlarından T. Fırat tarafından temsil edilmiꢀlerdir.
OLAYLAR
Baꢀvuranlar yasadıꢀı örgüte üyelik ꢀüphesiyle farklı tarihlerde Đzmir’de gözaltına
alınmıꢀlardır. Gözaltı süreleri sırasında, avukat yardımı olmaksızın, polis, cumhuriyet savcısı
ve soruꢀturma hakimi tarafından sorgulanmıꢀlardır. Baꢀvuranlar müteakiben
tutuklanmıꢀlardır. 21 Kasım 1994 tarihinde, Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet
Savcısı, baꢀvuranların da aralarında bulunduğu kırk altı sanık hakkında cezai kovuꢀturma
baꢀlatmıꢀtır. 14 Ağustos 1997 tarihinde, biri askeri hakim olmak üzere üç hakimden oluꢀan
Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi, baꢀvuranları iddia makamının talebine uygun biçimde
mahkum etmiꢀtir. 25 Haziran 1998 tarihinde, Yargıtay, Devlet Güvenlik Mahkemesi kararını
bozmuꢀtur. Müteakip olarak, 2 Aralık 1998 tarihinde, Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi,
baꢀvuranları iddia makamının talebine uygun biçimde mahkum etmiꢀ ve farklı hapis
cezalarına çarptırmıꢀtır. 9 Aralık 1999 tarihinde, Yargıtay, davanın esasına iliꢀkin bir duruꢀma
düzenledikten sonra, baꢀvuranlar tarafından yapılan temyiz baꢀvurusu taleplerini reddetmiꢀtir.
Bu karar, 27 Ocak 2000 tarihinde Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi Katipliği’ne
gönderilmiꢀtir.
Baꢀvuranların gözaltı sürelerine iliꢀkin detaylar aꢀağıda verilmiꢀtir:
- Abdülkadir Eraslan: 29 Eylül-10 Ekim 1994 tarihleri arası
- Murat Satık: 27 Eylül-10 Ekim 1994 tarihleri arası
- Ali Haydar Özdemir: 28 Eylül-10 Ekim1994 tarihleri arası
- Mehmet Kıꢀanak: 27 Eylül-10 Ekim 1994 tarihleri arası
- Kadir Satık: 30 Eylül-10 Ekim 1994 tarihleri arası
- Nevzat Sağnıç: 15-22 Mayıs 1995 tarihleri arası
- Nadir Kalkan: 28 Temmuz-5 Ağustos 1996 tarihleri arası
- Metin Göktepe: 27 Eylül -10 Ekim 1994 tarihleri arası
- Mehmet Eraslan: 27 Eylül-10 Ekim 1994 tarihleri arası
- Emsihan Karatay: 28 Eylül-10 Ekim 1994 tarihleri arası
- Neslihan Göktepe: 28 Eylül-10 Ekim 1994 tarihleri arası
- Sayime Sefer: 6 -7 Ocak 1995 tarihleri arası
- Mine Neꢀe Sağnıç: 15-22 Mayıs 1995 tarihleri arası
- Fazilet Ülkü Bozkurt: 19- 22 Mayıs 1995 tarihleri arası
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
A. Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığına iliꢀkin olarak
Baꢀvuranlar, kendilerini yargılayan Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi heyetinde askeri
hakim bulunması nedeniyle davalarının adil ve tarafsız bir mahkeme tarafından görülmediği
konusunda ꢀikayetçi olmuꢀlardır.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun bu kısmının açıkça
dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, diğer koꢀullar açısından
incelendiğinde de kabuledilemezlik unsuru taꢀımadığını tespit etmiꢀtir. Bu nedenle baꢀvuru
kabuledilebilir niteliktedir.
Hükümet, devlet güvenlik mahkemeleri heyetlerinde bulunan askeri hakimlerin
kaldırıldığı 1999 tarihli anayasal değiꢀikliğe atıfta bulunmuꢀtur. Hükümet, ayrıca, 2004 yılı
itibariyle, devlet güvenlik mahkemelerinin kaldırıldığını belirtmiꢀtir.
AĐHM, baꢀvuranların, ulusal mevzuattaki değiꢀiklikler gerçekleꢀmeden önce, 2 Aralık tarihinde mahkum edildiklerini gözlemlemiꢀtir. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği
sonucuna vardığı geçmiꢀ benzer davalara atıfta bulunmuꢀtur (bkz., Özel – Türkiye, no.
42739/98, 7 Kasım 2002; Özdemir – Türkiye, no. 59659/00, 6 ꢁubat 2003). Somut davada,
söz konusu içtihattan sapmasını gerektirecek özel bir durum görmemiꢀtir. Dolayısıyla, söz
konusu açıdan, AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
B. Baꢀvuranların gözaltında avukat yardımından yararlanma haklarına iliꢀkin
olarak
Baꢀvuranlar, gözaltı süresinde avukat yardımının reddedilmesi nedeniyle savunma
haklarının ihlal edildiğini iddia etmiꢀlerdir. Bilhassa haklarındaki ciddi suçlamalar dikkate
alındığında gözaltı zarfında avukat yardımından yararlanma haklarına kısıtlama getirilmesinin
adil yargılanma haklarını ihlal ettiğini ifade etmiꢀlerdir.
Hükümet, ilk olarak, Abdülkadir Eraslan isimli baꢀvuranın 5 Ekim 1994 tarihinde
avukatı ile görüꢀtüğünü ileri sürmüꢀtür. Hükümet, ayrıca, baꢀvuranların gözaltı zarfında
avukat yardımı talebinde bulunmadıklarını belirtmiꢀtir.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun bu kısmının açıkça
dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, diğer koꢀullar açısından
incelendiğinde de kabuledilemezlik unsuru taꢀımadığını tespit etmiꢀtir. Bu nedenle baꢀvuru
kabuledilebilir niteliktedir.
AĐHM, Hükümet’in sunduğu belgelerden, Abdülkadir Eraslan’ın avukatıyla 5 Ekim tarihinde saat 15:00-15:15 arasında görüꢀtüğünü gözlemlemiꢀtir. Bu görüꢀmenin
ayrıntılarına göre, Eraslan’ın avukatı baꢀvurana sağlık durumunu ve bir ihtiyacı olup
olmadığını sormuꢀtur. Baꢀvuran iyi olduğu ve bir ꢀeye ihtiyacı olmadığı yönünde yanıt
vermiꢀtir. AĐHM, cezai yargılama hazırlığında soruꢀturma sürecinin öneminin altını çizdiği
Salduz ( [BD], no. 36391/02, 27 Kasım 2008) kararına atıfta bulunmuꢀtur; zira, soruꢀturma
sürecinde elde edilecek deliller yargılama zarfında suçlamanın hangi çerçeve içinde
değerlendirileceğini belirlemektedir. AĐHM, ayrıca, adil yargılama hakkının yeterince
“uygulanabilir ve etkili” olarak muhafaza edilebilmesi için 6/1 maddesinin, kural itibariyle,
davanın özel koꢀullarında hakkın kısıtlanmasına iliꢀkin zorunlu nedenler olmadığı sürece,
ꢀüphelinin polis tarafından ilk sorgulamasından itibaren avukata eriꢀimi gerekli kıldığını
belirtmiꢀtir. Yukarıda belirtilenler dikkate alındığında ve avukat eriꢀimine uygulanan
kısıtlamanın sistematik bir kısıtlama olduğu göz önünde bulundurulduğunda, 3842 sayılı
Kanun’un 31. maddesine uygun olarak ve devlet güvenlik mahkemeleri yetki alanına giren bir
suçla bağlantılı olarak gözaltında tutulan herkes için geçerli olarak, AĐHM, Eraslan’ın
gözaltında avukatıyla görüꢀmüꢀ olduğunu; ancak söz konusu görüꢀmenin sadece on beꢀ
dakika sürdüğünü ve hiçbir ꢀekilde baꢀvuranın savunma haklarıyla bağlantılı olmadığını
gözlemlemiꢀtir. Ayrıca, Hükümet’in baꢀvuranların geri kalanının avukat yardımı talep
etmediği yönündeki iddiası hususunda, AĐHM, baꢀvuranların avukata eriꢀim hakkına
uygulanan kısıtlamanın sistematik olduğunu ve devlet güvenlik mahkemeleri yetki alanına
giren bir suçla bağlantılı olarak gözaltında tutulan herkes için geçerli olduğunu
gözlemlemiꢀtir.
AĐHM, bu bağlamda, Salduz (yukarıda anılan) davasında söz konusu ꢀikayeti
incelemiꢀ olduğunu ve AĐHS’nin 6/1 maddesiyle bağlantılı olarak 6/3 (c) maddesinin ihlalini
tespit ettiğini belirtmiꢀtir. Somut davada, AĐHM’nin yukarıda belirtilen Salduz davasındaki
kararlarından sapmasını gerektirecek özel bir durum yoktur. Dolayısıyla, AĐHS’nin 6/1
maddesiyle bağlantılı olarak 6/3 (c) maddesi ihlal edilmiꢀtir.
C. Dava süresine iliꢀkin olarak
Baꢀvuranlar, dava süresinin, AĐHS’nin 6/1 maddesinin makul süre ꢀartına uygun
olmadığı konusunda ꢀikayetçi olmuꢀlardır.
Hükümet, dava süresinin makul süreyi aꢀmadığını ifade etmiꢀtir.
AĐHM, ihtilaf halinde olan yargılama süresinin, baꢀvuranların yakalanmasıyla (27
Eylül 1994 ve 28 Temmuz 1996 arasında farklı tarihlerde) baꢀladığını ve Yargıtay’ın karar
tarihi olan 9 Aralık 1999’da sona erdiğini gözlemlemiꢀtir. Dolayısıyla, dava süresi, iki
aꢀamalı bir yargıda, üç yıl dört ay ile beꢀ yıl iki ay arasında değiꢀmektedir. Bu süre zarfında,
yerel mahkemeler dört karar sunmuꢀlardır. AĐHM, ayrıca, cezai kovuꢀturmanın, hepsi ciddi
suçlarla itham edilen kırk altı sanık hakkında baꢀlatıldığını ve ulusal mahkemelerin sanıkların
her birine iliꢀkin olarak olay tespiti yapması gerektiğini gözlemlemiꢀtir. Davaya iliꢀkin özel
koꢀullar ıꢀığında, AĐHM, cezai yargılama süresinin AĐHS’nin 6/1 maddesi uyarınca makul
süreyi aꢀmadığını değerlendirmiꢀtir.
AĐHM, baꢀvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve AĐHS’nin 35.
maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesi gerektiği kararını vermiꢀtir.
II. DĐĞER AĐHS ĐHLALLERĐ
Baꢀvuranlar AĐHS’nin 14. maddesine atıfta bulunmuꢀlar ve devlet güvenlik
mahkemeleri ile sıradan mahkemeler arasındaki usul farklılığının ayrım yarattığını
belirtmiꢀlerdir. Ayrıca, AĐHS’nin 34. maddesi uyarınca, Yargıtay’ın nihai kararının taraflara
tebliğ edilmemesinin, bireysel baꢀvuru yapma haklarının etkili bir ꢀekilde uygulanmasını
engellediğini iddia etmiꢀlerdir.
AĐHM, dava dosyasında, söz konusu hükümlerin ihlalini ortaya koyacak bir belge
görmemiꢀtir. AĐHM, baꢀvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve AĐHS’nin
35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesi gerektiği kararını vermiꢀtir.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
Baꢀvuranlar belirli bir miktar belirtmeden maddi tazminat talebinde bulunmuꢀlardır.
Manevi tazminat olarak ise Nadir Kalkan için 70.000 Euro, Abdülkadir Eraslan için 50.000
Euro, Murat Satık için 40.000 Euro ve geri kalan baꢀvuranların her biri için 20.000 Euro talep
edilmiꢀtir. Ayrıca, herhangi bir belge sunmaksızın yargılama masraf ve giderlerine karꢀılık
10.000 Euro talep etmiꢀlerdir.
Hükümet bu taleplere itiraz etmiꢀtir.
AĐHM, talep edilen maddi tazminat ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı
görmemiꢀ ve bu nedenle bu talebi reddetmiꢀtir. Ancak, AĐHM, baꢀvuranların, tek baꢀına ihlal
tespitiyle telafi edilemeyecek ölçüde manevi zarar görmüꢀ olduklarını değerlendirmiꢀtir.
AĐHM, hakkaniyet temelinde karar vererek, bu baꢀlık altında baꢀvuranların her birine 1.000
Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.
AĐHM, dolayısıyla, baꢀvuranlara yönelik en uygun tazmin yolunun, talep etmeleri
halinde, AĐHS’nin 6/1 maddesi gereklerine uygun olarak yeniden yargılanmaları olacağını
değerlendirmiꢀtir (bkz., üzerinde gerekli değiꢀiklikler yapıldıktan sonra, Gençel – Türkiye, no.
53431/99, 23 Ekim 2003 ve yukarıda anılan Salduz).
Yargılama masraf ve giderleri hususunda, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi içtihadına
göre, baꢀvuran, ancak mahkeme masraflarının zorunlu olarak ve gerçekten yapıldığı ve
miktarının makul olduğu kanıtlandığı durumda mahkeme masraflarının ödenmesi hakkına
sahiptir. Somut davada, baꢀvuranlar talep edilen masrafların çoğunluğunun gerçekten
yapıldığını kanıtlamamıꢀlardır. Dolayısıyla, bu baꢀlık tazminat ödenmeyecektir.
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı
orana üç puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐ ĐLE
1. Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığına ve baꢀvuranlara
gözaltında avukat yardımı sağlanmamasına iliꢀkin ꢀikayetlerin kabuledilebilir; baꢀvurunun
kalanının kabuledilemez olduğuna;
2. Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hususunda AĐHS’nin 6/1
maddesinin ihlal edildiğine;
3. Baꢀvuranlara gözaltında avukat yardımı sağlanmaması nedeniyle AĐHS’nin 6/1 maddesiyle
bağlantılı olarak 6/3 (c) maddesinin ihlal edildiğine;
4. a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç
ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere ve tabi
olabilecek her türlü vergi ve harçtan muaf olarak Savunmacı Hükümet tarafından
baꢀvuranların her birine manevi tazminat olarak 1.000 Euro (bin Euro) ödenmesine;
b) Yukarıda belirtilen tutarlar üzerine, söz konusu üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren
ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem marjinal kredi
kolaylıklarına uyguladığı faiz oranının üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz
uygulanmasına;
5. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine
KARAR VERMĐꢁTĐR.
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve
3. paragrafları gereğince 6 Ekim 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
Sally Dollé
Zabıt Katibi
Françoise Tulkens
Baꢀkan
EK
BAꢁVURANLAR LĐSTESĐ
1. Abdülkadir Eraslan, 1966 doğumlu, Bursa Cezaevi’nde tutulmaktadır.
2. Murat Satık, 1962 doğumlu, Đstanbul’da ikamet etmektedir.
3. Ali Haydar Özdemir, 1973 doğumlu, Đzmir’de ikamet etmektedir.
4. Mehmet Kıꢀanak, 1962 doğumlu, Đzmir’de ikamet etmektedir.
5. Kadir Satık, 1966 doğumlu, Đstanbul’da ikamet etmektedir.
6. Sayime Sefer, 1971 doğumlu, Đzmir’de ikamet etmektedir.
7. Nevzat Sağnıç, 1956 doğumlu, Đzmir’de ikamet etmektedir.
8. Mine Neꢀe Sağnıç, 1957 doğumlu, Đzmir’de ikamet etmektedir.
9. Nadir Kalkan, 1957 doğumlu, Bursa Cezaevi’nde tutulmaktadır.
10. Metin Göktepe, 1966 doğumlu, Đzmir’de ikamet etmektedir.
11. Neslihan Göktepe, 1973 doğumlu, Đzmir’de ikamet etmektedir.
12. Mehmet Eraslan, 1952 doğumlu, Đzmir’de ikamet etmektedir.
13. Emsihan Karatay, 1969 doğumlu, Đzmir’de ikamet etmektedir.
14. Fazilet Ülkü Bozkurt, 1971 doğumlu, Đzmir’de ikamet etmektedir.
6
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło