59780/00
WyrokETPCz2009-12-08ECLI:CE:ECHR:2009:1208JUD005978000
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy brak dostępu do adwokata podczas zatrzymania policyjnego naruszył prawo skarżącego do rzetelnego procesu, w szczególności prawo do pomocy prawnej, zgodnie z art. 6 ust. 1 w związku z art. 6 ust. 3 lit. c) Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał przypomniał swoje wcześniejsze orzecznictwo, w tym sprawę Salduz przeciwko Turcji, zgodnie z którym brak dostępu do adwokata podczas zatrzymania policyjnego, zwłaszcza w początkowej fazie postępowania, stanowi naruszenie art. 6 ust. 3 lit. c) w związku z art. 6 ust. 1 Konwencji. Rząd nie przedstawił przekonujących dowodów ani ustaleń, które uzasadniałyby odmienne rozstrzygnięcie w niniejszej sprawie. Trybunał uznał, że niemożność skorzystania z pomocy prawnej podczas zatrzymania podważyła ogólną rzetelność postępowania.Stan faktyczny
Skarżący, Ali Rıza Yeşilkaya, urodzony w 1972 roku, został aresztowany w Niemczech w styczniu 1999 roku i wydany Turcji w czerwcu 1999 roku w związku z zarzutami o handel narkotykami. Podczas zatrzymania i początkowych przesłuchań w Turcji, skarżącemu odmówiono dostępu do adwokata. Został skazany na dziesięć lat więzienia przez Sąd Bezpieczeństwa Państwa w Stambule, a jego apelacja została oddalona przez Sąd Kasacyjny.Rozstrzygnięcie
Trybunał, jednomyślnie:
1. Uznał skargę za dopuszczalną.
2. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 w związku z art. 6 ust. 3 lit. c) Konwencji z powodu braku dostępu skarżącego do adwokata podczas zatrzymania.
3. Stwierdził, że nie ma potrzeby odrębnego rozpatrywania innych skarg dotyczących art. 6 Konwencji.
4. Zasądził skarżącemu 1 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 2 000 EUR tytułem kosztów i wydatków.
5. Oddalił pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
C O N S E I L D E
L ' E U R O P E
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
YEꢀĐLKAYA - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢁvuru no: 59780/00)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Aralık 2009
Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44 / 2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup
ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (59780/00) baꢀvuru no’lu davanın nedeni
T.C. vatandaꢀı Ali Rıza Yeꢀilkaya’nın (baꢀvuran) 8 Mayıs 2000 tarihinde Avrupa Đnsan
Hakları Mahkemesi’ne Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca
yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Đstanbul Barosu avukatlarından
M. A. Kırdök tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOꢀULLARI
Baꢀvuran 1972 doğumludur. Baꢀvuran mevcut baꢀvurunun yapıldığı sırada Sivas Cezaevi’nde
hükümlü bulunmaktaydı. Eylül 1997 tarihinde bir ihbarı değerlendiren polis yürüttüğü operasyonda baꢀvuranın eski
çalıꢀanı olan M.A. Edirne otoyolunda Kocaeli Đl Jandarma Komutanlığı tarafından
yakalanmıꢀtır. Polisler M.A.’nın otomobilinde 4,25 kg eroin ele geçirmiꢀtir. M.A. baꢀvuranı
ve kayınbiraderi F.A.’yı ihbar etmiꢀ ve arabasındaki eroini onların sakladıklarını ileri
sürmüꢀtür. Aynı gün F.A. ve diğer iki suç ortağı yakalanarak gözaltına alınmıꢀtır. Türkiye’yi
terk eden baꢀvuran bir daha bulunamamıꢀtır.
Kocaeli Emniyet Müdürlüğü 1 Ekim 1997 tarihinde Interpol’e baꢀvuranın da aralarında
bulunduğu ve uyuꢀturucu trafiğine katılan kiꢀiler hakkında soruꢀturma baꢀlatıldığını
bildirmiꢀtir.
M.A. ve F.A. 2 Ekim 1997 tarihinde polise vermiꢀ oldukları ifadelerinde olayın baꢀvuran
tarafından organize edildiğini, kendi rızaları dıꢀında bu iꢀe karıꢀtıklarını iddia etmiꢀtir. Bu
bağlamda özellikle F.A. sözkonusu uyuꢀturucunun satın alınmasına iliꢀkin bilgiler vermiꢀ ve
uyuꢀturucu dağıtıcısının M.ꢁ. olduğunu ve aynı ꢀekilde firari olduğuna dair ayrıntılar
vermiꢀtir.
Sanıklar 4 Ekim 1997 tarihinde Kocaeli Sulh Hakimi önüne çıkarılmıꢀlar, hakim
tutuklanmalarına karar vermiꢀtir. Hakim ayrıca baꢀvuran hakkında ihzar müzekkeresi
çıkarılmasını kararlaꢀtırmıꢀtır. 31 Ekim 1997 tarihinde Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi
(DGM) Cumhuriyet Savcısı TCK’nın 403. maddesine istinaden M.A., F.A. ve M.ꢁ.’yi örgütlü
bir ꢀekilde uyuꢀturucu trafiğini yürütmekle itham etmiꢀtir. Baꢀvuranın Almanya’da
bulunduğunun tespit edilmesi üzerine Đstanbul DGM baꢀkanı 19 ꢁubat 1998 tarihinde
baꢀvurana isnat edilen suçları belirterek suçlunun iadesini talep etmiꢀtir. Mahkeme iade
talebine ek olarak, diğerlerinin yanı sıra iddianameyi, baꢀvuran hakkında çıkarılan ihzar
müzekkeresini, fotoğrafını, dijital parmak izlerini ve ayrıca adı geçenin Almancaya çevrilen
kimlik bilgilerini sunmuꢀtur. Haziran 1998 tarihinde DGM, M.A. ve F.A.’yı haklarında yapılan suçlamalardan suçlu
bulmuꢀ ve adı geçenlerin her birini on iki yıl hapis cezasına çarptırmıꢀtır. Bununla birlikte,
sanıkların davanın aydınlatılmasında ve diğer suç ortaklarının yakalanmasında yetkililerle
yapmıꢀ oldukları iꢀbirliğini dikkate alan Mahkeme hapis cezalarını altı yıla indirmiꢀtir. Esas
hakimleri ayrıca baꢀvuranın davasının baꢀka bir dosya numarası ile M.ꢁ.’nin davasına
birleꢀtirilmesine karar vermiꢀtir.
Baꢀvuran 27 Ocak 1999 tarihinde Marbourg’da (Almanya) Alman polisi tarafından
yakalanmıꢀtır.
Baꢀvuran 14 Haziran 1999 tarihinde Frankfurt’ta Türk yetkililerine teslim edilerek sınır dıꢀı
edilmiꢀtir. Baꢀvuran ertesi gün Đstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik ꢁubesinde gözaltına
alınmıꢀtır. Baꢀvuran aynı gün imzaladığı ifadesinde hakkında yapılan bütün suçlamaları
reddederek suç ortaklarının tek amacının ağır bir cezaya çarptırılmaktan kurtulmak olduğunu
öne sürmüꢀtür. Gözaltı tutanakları baꢀvuranın gözaltına alındığından ailesinin haberdar
edildiğini ortaya koymaktadır.
Baꢀvuran 15 Haziran 1999 tarihinde polis tarafından yurtdıꢀına uyuꢀturucu trafiği düzenleme
konusunda dinlenmiꢀ, burada hakkında yapılan suçlamaları inkar etmiꢀtir.
Baꢀvuranın 16 Haziran 1999 tarihinde hakkında yapılan suçlamaları kabul eden tutanağı
imzalamasını ve uyuꢀturucu trafiğini yürütmek ithamıyla ihzar müzekkeresinin çıkarılmasını
müteakip DGM yetkili hakimi baꢀvuranın tutuklanmasına karar vermiꢀtir. Hakim talep etmesi
halinde ailesinin tutukluluk kararı hakkında bilgilendirilebileceğini ifade etmiꢀtir. Haziran 1999 tarihli duruꢀmada baꢀvuran uyuꢀturucu trafiğine karıꢀmadığını ve suçsuz
olduğunu ileri sürmüꢀ, gözaltında vermiꢀ olduğu ifadesini teyit etmiꢀtir. Dosyadaki çeꢀitli
tutanakların, sağlık raporunun okunmasından olaylarla hiçbir bağlantısının olmadığını öne
sürmüꢀtür. DGM baꢀvuranın yokluğunda iꢀlenen diğer eylemleri, sanık ifadelerini ve diğer
suç ortağı sanıkların savunmalarını da incelemiꢀtir. Baꢀvuran hakkında elde edilen bütün
kanıtlara karꢀı çıkmıꢀtır. DGM dava dosyasına bütün kanıt unsurlarını, diğer suç ortağı
sanıkların delillerini ve ayrıca Yargıtay’ın kararını eklemiꢀ ve bunları baꢀvurana sözlü olarak
bildirmiꢀtir.
Devlet Güvenlik Mahkemesi 23 Haziran 1999 tarihli bir karar ile ele geçirilen eroin miktarını,
suçun meydana geliꢀ ꢀeklini ve baꢀvuranın M.E.ꢁ., M.A. ve F.A. ile birlikte uyuꢀturucu
trafiğini yürüten bir çeteyi organize etmelerini göz önünde bulundurarak tek bir duruꢀma
yapmıꢀ ve duruꢀmaya avukatının katılmadığı baꢀvuranı on yıl hapis cezasına çarptırmıꢀtır.
Baꢀvuran 28 Haziran 1999 tarihinde bu karara karꢀı temyize gitmiꢀ ve duruꢀma yapılmasını
talep etmiꢀtir. Kasım 1999 tarihinde baꢀvuran Yargıtay önünde tamamlayıcı görüꢀünü sunmuꢀtur.
AĐHS’nin 6. maddesine atıfta bulunan baꢀvuran özellikle gözaltında bir avukat yardımından
yararlanmadığını ve sahip olduğu hakların kendisine hatırlatılmadığını iddia etmiꢀtir.
Baꢀvuran ayrıca esas hakimlerinin davayı inceleme yöntemine de itiraz etmiꢀtir. Kasım 1999 tarihinde Yargıtay bir duruꢀma yapılmasının ardından ilk derece
mahkemesinin kararını bütün hükümleri ile onamıꢀtır.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 6/1 VE 3 C) MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran gözaltı sırasında avukat yardımı talebinin reddedildiğini, avukat bulundurma
hakkından yargı sürecinde bile haberdar edilmediğini ileri sürmektedir. Baꢀvuran gözaltı
boyunca ailesi ya da avukatı ile görüꢀmesinin engellendiğini iddia etmektedir. AĐHM bu
ꢀikayetlerin AĐHS’nin 6/1 ve 3 c) maddesi bakımından incelenmesine karar vermektedir.
A. Kabuledilebilirliğe iliꢁkin
Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabuledilemezlik itirazında bulunmakta,
bu bağlamda baꢀvuranın ulusal mahkemelerdeki yargılamalar esnasında hiçbir surette adli
yardım talebinde bulunmadığını savunmaktadır.
Baꢀvuran Hükümetin savına karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM bu baꢀvuruda baꢀvuranın adli yardımdan değil, gözaltında avukat bulundurma
hakkından yararlanamadığını saptamaktadır (Bkz. Ciğerhun Öner-Türkiye kararı no: 33612/03, Mayıs 2008). Bu nedenle AĐHM, Hükümetin itirazını reddetmektedir.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde ꢀikayetin dayanaktan yoksun olmadığını
kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle ꢀikayet kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esasa dair
Hükümet baꢀvuranın kendisini bizzat temsil edebileceğini savunmaktadır. Hükümete göre 28
Ocak 1999 tarihinde Almanya’da yakalanan baꢀvuran o tarihte hakkında yapılan suçlamalardan
haberdar edilmiꢀtir. Hükümet baꢀvuranın ne hakim ne de ilk derece mahkemesi önünde avukat
yardımından yararlanma talebinde bulunmadığını savunmaktadır.
Baꢀvuran Hükümetin argümanlarına karꢀı çıkmakta ve iddialarını yinelemektedir.
AĐHM, gözaltında avukat bulundurma hakkından yararlanılmadığı ꢀikayetine iliꢀkin daha önce
de baꢀvuranın öne sürdüğüne benzer ꢀikayetin dile getirildiğini ve gözaltı sırasında avukat
bulundurma hakkından yararlanılmaması nedeniyle AĐHS’nin 6/3 c) maddesinin ihlal edildiği
sonucuna vardığını hatırlatır (Bkz. sözü edilen Salduz-Türkiye ve Đzzet Özcan-Türkiye kararı
no: 10324/05, 28 Temmuz 2009 kararı). Mevcut baꢀvuruyu Salduz kararında benimsenen
prensipler ıꢀığında inceleyen AĐHM, Hükümetin bu davada farklı bir sonuca ulaꢀmasını
sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığına kanaat getirmektedir.
Bu nedenle AĐHM, AĐHS’nin 6/1 maddesi ile bağlantılı olarak 6/3 c) maddesinin ihlal edildiği
sonucuna varmaktadır.
II. YARGILAMANIN HAKKANĐYETE UYGUN GERÇEKLEꢀMEDĐĞĐNE ĐLĐꢀKĐN
ÖNE SÜRÜLEN DĐĞER ꢀĐKAYETLER HAKKINDA
Baꢀvuran suç ortağı sanıklar ile birlikte hakkında sürdürülen ceza davasından haberdar
edilmemesi, savunmasını hazırlaması için gerekli imkâna sahip olmaması ve suç ortağı
sanıklarını sorgulayamaması ve mahkumiyetini oluꢀturan kanıt unsurlarından yararlanamaması
çerçevesinde yargılamanın hakkaniyete uygun gerçeklemediğinden yakınmaktadır. Baꢀvuran
bu bağlamda AĐHS’nin 6/1 ve 3 b) maddesini öne sürmektedir. AĐHM bu ꢀikayetlerin
AĐHS’nin 6/1 maddesi uyarınca incelenmesine karar vermektedir.
Hükümet bu iddiaya karꢀı çıkmakta, Cumhuriyet Savcısının baꢀvuran ve suç ortağı sanıklar
hakkındaki ceza davasını 31 Ekim 1997 tarihinde açtığını ifade etmektedir. Daha sonra
baꢀvuranın Almanya’da olduğunu tespit eden Devlet Güvenlik Mahkemesi 19 ꢁubat 1998
tarihinde Đnterpol aracılığıyla baꢀvuran hakkında tevkif müzekkeresi çıkarmıꢀtır. Hükümet ekte
bu müzekkereyle birlikte, iddianamenin, baꢀvuran hakkında çıkarılan ihzar müzekkeresinin, adı
geçenin fotoğrafının, dijital parmak izlerinin ve Almancadan tercüme edilen kimlik kartının bir
örneğinin yer aldığını ve DGM’nin baꢀvuranın tüm bu kanıt unsurları ve suç ortağı sanıkların
ifadeleri konusunda bilgilendirildiğini belirtmektedir. Baꢀvuran hakim tarafından sorgulanmıꢀ
ve savunmasını yalnız hazırlamıꢀtır. Hükümet bu noktada ulusal mahkemelerin lehteki ve
aleyhteki delilleri aynı koꢀullarda değerlendirdiğini dile getirerek bu bağlamda, baꢀvuranın
ꢀikayetlerinin esas olarak yargılamanın sonucuna yönelik olduğunu savunmaktadır. Ulusal
mahkemeler ulusal hukuk mevzuatı gereğince olayları ve delil unsurlarını incelemiꢀtir.
AĐHM bu ꢀikayetlerin yukarıda incelediği ꢀikayet ile ilintili olduğunu ve dolayısıyla
kabuledilebilir ilan edilmesi gerektiğini hatırlatır.
AĐHM AĐHS’nin 6/1 ve 3 c) maddesine iliꢀkin yaptığı tespit ıꢀığında, AĐHS’nin 6. maddesi
gereğince ulusal mahkemedeki yargılamada savunma haklarına riayet edilmesine dair temel
sorunu ortaya koyan benzer bir ꢀikayetin daha önce de dile getirildiğini kaydetmektedir. Sonuç
itibarıyla AĐHM, baꢀvurunun bu bölümünün ayrıca ele alınmasına yer olmadığı kanaatindedir
(Bkz. diğerleri arasında, Kamil Uzun-Türkiye kararı, no: 37410/97, 10 Mayıs 2007).
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI HAKKINDA
Baꢀvuran uğradığı zarar için 30.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet bu meblağa karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM baꢀvurana manevi tazminat baꢀlığı altında 1.000 Euro ödenmesini kararlaꢀtırmaktadır.
AĐHM, AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaꢀtığında, ilke olarak en uygun
telafi yolunun, baꢀvuran için, sözkonusu hükmün gerekleri yerine getirilmiꢀ olsaydı
baꢀvuranın içinde bulunacağı duruma olabildiğince tekabül eden bir durum yaratmak olduğu
kanaatindedir (Bkz. sözü edilen Salduz kararı). AĐHM bu ilkenin bu baꢀvuruya
uygulanabileceği görüꢀündedir. AĐHM sonuç itibarıyla en uygun telafi yönteminin
baꢀvuranın, talep etmesi halinde, AĐHS’nin 6/1 maddesindeki gereklilikleri karꢀılayacak
ꢀekilde yeniden yargılanması olacağı kanısındadır.
Baꢀvuran kırtasiye, iletiꢀim ve posta giderleri için 400 TL talep etmekte, bu yönde herhangi bir
belge sunmamaktadır. Baꢀvuran AĐHM önünde yapmıꢀ olduğu yargılama masraf ve giderleri
için 6.6001 TL talep etmekte, bu talebini destekler mahiyette temsil giderini gösteren bir
makbuzu sunmaktadır; buna göre baꢀvurunun hazırlanması için 20 saat (baꢀvuran ile görüꢀme,
dosyanın hazırlanması, içtihadın araꢀtırılması) ve Hükümetin görüꢀlerine karꢀılık yazılı
görüꢀlerin hazırlanması için 10 saatlik bir çalıꢀma yapılmıꢀtır. Baꢀvuran ayrıca Đstanbul
Barosunun avukatlık ücret tarifesinin uygulanmasını istemiꢀtir.
Hükümet bu meblağlara karꢀı çıkmaktadır. Yaklaꢀık 4.017 Euro
AĐHM’nin yerleꢀik içtihadına göre bir baꢀvuran gerçekliğini, gerekliliğini kanıtladığı makul
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AĐHM sunulan belgeler ve sözü edilen kıstaslar
ıꢀığında baꢀvurana AĐHM önünde yapmıꢀ olduğu yargılama giderleri için 2.000 Euro
ödenmesini uygun görmektedir.
AĐHM gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına
uyguladığı orana üç puanlık bir artıꢀın ekleneceğini kaydetmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. Baꢀvuranın gözaltında avukat bulundurma hakkından yararlanamaması dolayısıyla
AĐHS’nin 6/1 maddesiyle bağlantılı olarak 6/3 c) maddesinin ihlal edildiğine;
3. AĐHS’nin 6. maddesi hakkındaki diğer ꢀikayetlerin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;
4. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,
miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru
üzerinden TL’ ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından baꢀvurana 1.000 (bin ) Euro
manevi tazminat ve yargılama giderleri için 2.000 (iki bin) Euro ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan
fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;
5. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMĐꢀTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragraflarına uygun olarak 8 Aralık 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
6
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło