59997/00

WyrokETPCz2005-07-12ECLI:CE:ECHR:2005:0712JUD005999700

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy obecność sędziego wojskowego w składzie Sądu Bezpieczeństwa Państwa (DGM) naruszała prawo do niezawisłego i bezstronnego sądu z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Europejski Trybunał Praw Człowieka uznał, że obecność sędziego wojskowego w składzie Sądu Bezpieczeństwa Państwa (DGM) w sprawach cywilnych lub karnych dotyczących cywilów naruszała zasadę niezawisłości i bezstronności sądu, gwarantowaną przez art. 6 ust. 1 Konwencji. Trybunał powołał się na swoje wcześniejsze orzecznictwo, w którym konsekwentnie stwierdzał, że uzasadnione obawy skarżących co do braku niezawisłości i bezstronności DGM, wynikające z obecności sędziów wojskowych, były obiektywnie uzasadnione. W konsekwencji, DGM, który skazał skarżącego, nie spełniał wymogów „niezawisłego i bezstronnego sądu”.
Stan faktyczny
Skarżący, Müslüm Gündüz, urodzony w 1941 roku, założył w 1993 roku sektę Aczmendi. W 1995 roku sąd nakazał zamknięcie sekty. W 1996 roku skarżący został aresztowany, a w 1997 roku oskarżony o założenie i kierowanie organizacją mającą na celu zniszczenie świeckiego reżimu republikańskiego. W 1999 roku Sąd Bezpieczeństwa Państwa w Malatyi skazał go na cztery lata i dwa miesiące więzienia oraz grzywnę, na podstawie ustawy antyterrorystycznej, za zniszczenie podstawowych zasad świeckiej republiki. Skarżący odwołał się, kwestionując bezstronność i niezawisłość sądu ze względu na obecność sędziego wojskowego.
Rozstrzygnięcie
Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Stwierdza, że samo stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową. Oddala roszczenia o odszkodowanie materialne. Zasądza 1500 Euro na pokrycie kosztów i wydatków. Oddala pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   MÜSLÜM GÜNDÜZ - TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru no:59997/00)   NİHAİ KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ   STRASBOURG   Temmuz 2005   İşbu karar Sözleşmenin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup   şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (59997/00) başvuru no’lu davanın nedeni, bu   ülke vatandaşı Müslüm Gündüz’ün (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM)   Ağustos 2000 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca   yapmış olduğu başvurudur.   Başvuran, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde Ankara Barosu avukatlarından   H. Solhan ve A. Çiftçi tarafından temsil edilmektedir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   OLAYLAR   Davanın Koşulları   doğumlu başvuran, başvurusunu yaptığı esnada Elazığ Cezaevi’nde   bulunmaktadır.   Başvuran 1993 yılında Aczmendi adlı bir tarikat kurmuştur.   Aralık 1995 tarihinde Elazığ Asliye Ceza Mahkemesi, 677 sayılı Tekke, Zaviye ve Tür-   belerin Kapatılmasına Dair Kanun uyarınca, sözkonusu tarikatın ve yerel örgütlenmelerinin   kapatılmasına karar vermiş, bu karar Yargıtay tarafından onanmıştır.   Aralık 1996 tarihinde başvuran yakalanmıştır.   Şubat 1997 tarihinde, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde sözkonusu tarikat mensu-   pları hakkında açılan davaya ait ek iddianamede, Ankara Cumhuriyet Başsavcısı başvuranı,   laik Cumhuriyet rejimini yıkmak amacıyla örgüt kurmak ve yönetmekle suçlayarak, 3712   sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 7§1 maddesi gereğince mahkum edilmesini ve bu dava   ile Ankara DGM’de görülen davanın birleştirilmesini talep etmiştir.   Mayıs 1997 tarihinde Yargıtay, davaların birleştirilmesine gerek olmadığına   hükmetmiş, dolayısıyla dava Malatya DGM’ye sevk edilmiştir.   Haziran 1999 tarihinde Malatya DGM tarafından savunması dinlenen başvuran,   hakkındaki suçlamaları reddetmiştir. Bu duruşmada, aralarında askeri hakimin de bulunduğu   DGM heyeti, 3712 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 7§1. maddesi uyarınca, laik Cumhur-   iyetin temel ilkelerini yok etmek amacıyla örgüt kurmak suçundan başvurana dört yıl iki ay   hapis cezası ile 2.830.333.333 TL (yaklaşık 5.100 Euro) tutarında para cezası vermiştir.   Başvuran kararı temyize götürmüş ve temyiz dilekçesinde DGM’nin bünyesinde askeri hakim   bulunmasından ötürü tarafsızlık ve bağımsızlıktan yoksun olduğunu iddia etmiştir. Diğer   yandan başvuran hakkındaki suçlamaları reddederek aleyhindeki kanıtlara itiraz etmiştir.   Şubat 2000 tarihinde Yargıtay başvuranın temyiz başvurusunu reddederek, ilk derece   mahkemesince verilen para cezasını 2.000.000.000 TL’ye (yaklaşık 3669 Euro) düşürmek   suretiyle sözkonusu mahkemenin kararını onamıştır.   Başvuran sözkonusu kararın yeniden incelenmesi için başvuruda bulunmuştur.   Nisan 2000 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, başvuranın temyiz   dilekçesinde belirttiklerinden ayrı bir kanıt sunmadığı gerekçesiyle, yeniden incelemeye gerek   olmadığı kanaatine varmıştır.   HUKUK AÇISINDAN   I. AİHS’NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA   Başvuran kendisini yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin, bünyes-   inde bir askeri hakim bulunmasından dolayı, adil bir yargılama sağlayabilecek “bağımsız ve   tarafsız bir mahkeme” olmadığı iddiasında bulunmakta ve AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal   edildiğini iddia etmektedir.   A. Kabuledilebilirlik hakkında   Hükümet AİHS’nin 35 § 1. maddesinde öngörülen altı aylık süre kuralına uyulmadığı   için AİHM’den, DGM’nin yapısına ilişkin şikayeti reddetme talebinde bulunmaktadır.   Hükümet, DGM’nin bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksun olduğuna ilişkin şikayet hakkında   verilen iç nihai kararın, yine aynı Mahkeme tarafından verildiğini belirtmektedir. Bu itibarla   Hükümet, olayların meydana geldiği dönemde DGM’lerin yapısı ulusal yasalardan   kaynaklandığı için, ne DGM’nin ne de Yargıtay’ın sözkonusu şikayet hakkında hüküm verme   yetkisinin bulunmadığını savunmaktadır. Sonuç olarak Hükümet, başvuranın başvurusunu, iç   hukuk yollarının etkisiz olduğunu fark ettiği andan itibaren, yani DGM’nin 8 Haziran 1999   tarihinde kararını açıkladığı tarihten itibaren altı ay içinde yapmış olması gerektiğini ileri   sürmektedir. Oysa başvuru 2 Ağustos 2000 tarihinde yapılmıştır.   AİHM benzer bir itirazı Özdemir-Türkiye (no: 59659/00, § 26, 6 Şubat 2003)   davasında reddettiğini hatırlatır. Mahkeme önceki kararından ayrılmasını gerektirecek hiçbir   gerekçe görmediğinden Hükümet’in bu itirazını reddetmiştir.   AİHM, içtihatlarından doğan kriterler ışığında (Bkz., Çıraklar-Türkiye, 28 Ekim 1998,   Derleme Hükümler ve Kararlar 1998-VII) ve elindeki mevcut unsurların tümü gözönüne   alındığında başvurunun esastan incelenmesi gerektiği kanaatine varmıştır. AİHM başvuruda   bunun dışında hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi ile karşılaşılmadığını tespit etmiştir.   B. Esas hakkında   AİHM daha önce buna benzer şikayetlerin dile getirildiği birçok dava incelediğini ve   bunların AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlali yönünde sonuçlandığını ortaya koymaktadır (Bkz.   adıgeçen Özel, § § 33-34, ve Özdemir-Türkiye no:59659,§§ 35-36, 6 Şubat 2003).   AİHM mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak   hiçbir olgu ve delil sunmadığı kanaatine varmıştır. AİHM, ulusal yasalarda öngörülen ve   cezalandırılan suçlardan ötürü Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanan başvuranın,   aralarında asker kökenli bir hakimin yer aldığı mahkeme önüne çıkma konusunda endişe   duymasının anlaşılabilir olduğu kanısındadır. Dolayısıyla başvuran, Devlet Güvenlik   Mahkemesi’nin davanın gerekçesine yabancı mülahazalar ışığında sebepsiz bir yargı kararı   almasından haklı olarak kaygı duymaktadır. Bu nedenle başvuranın, bu yargı merciinin   tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki şüphelerinin, nesnel bir biçimde haklı gerekçelere   dayandığı kabul edilebilir (Incal –Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, Derleme 1998-IV, s.   1573, § 72).   AİHM, başvuranları yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin   AİHS’nin 6 § 1. maddesinde öngörülen bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğini taşımadığı   sonucuna varmıştır.   II. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA   A. Maddi ve Manevi Tazminat   Başvuran, ödemeye mahkum edildiği para cezası ve hapsedilmesinden kaynaklanan   gelir kaybına denk düşen 16.400 Euro değerinde maddi zarara uğradığını iddia etmektedir.   Başvuran ayrıca 500.000 Euro değerinde manevi zarara uğradığı iddiasında bulunmaktadır.   Hükümet bu iddialara karşı çıkmaktadır.   İddia edilen maddi tazminata ilişkin olarak AİHM, AİHS’nin ihlal edilmemiş olması   halinde Devlet Güvenlik Mahkemesi’ndeki davanın sonucun ne olacağına dair spekülasyon   yapılamayacağını belirtmektedir. Dolayısıyla Mahkeme, başvurana bu yönde bir tazminat   ödenmesine gerek olmadığı sonucuna varmıştır (Bkz, Findlay-Birleşik Krallık kararı, 25   Şubat 1997, Derleme 1997-I, s.284, § 85).   Manevi tazminatla ilgili olarak AİHM, davanın koşulları dikkate alındığında, ihlal   kararının kendisinin adil tazmin için yeterli olduğuna karar vermiştir. (Adıgeçen Çıraklar, s.   3074, § 49).   AİHM bir mahkumiyet kararının Sözleşme’nin 6 § 1. maddesine göre tarafsız ve   bağımsız olmayan bir mahkeme tarafından verildiği sonucuna vardığında, prensip olarak en   uygun tazminin, başvuranın gecikmeksizin tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından   yeniden yargılanması olduğu kanaatine varmıştır (Gençel, adıgeçen karar, § 27).   B. Masraf ve harcamalar   Başvuran, yerel mahkemeler nezdinde yaptığı masraf ve harcamalar için 7.320 Euro,   AİHM’deki masraf ve harcamalar için ise 2.250 Euro talep etmektedir. Başvuran kanıtlayıcı   belge niteliğinde, Ankara Barosu tarafından referans olarak alınan avukatlık ücret tarifesini   sunmaktadır.   Hükümet bu iddialara karşı çıkmaktadır.   Mahkemenin bu konudaki içtihadı ve mevcut unsurlar doğrultusunda, AİHM tüm   masraflarla birlikte başvurana 1.500 (bin beş yüz) Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.   C. Gecikme Faizi   AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3   puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,   1. Başvurunun geri kalanının kabuledilebilir olduğuna,   2. Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme   niteliğinden yoksun olması nedeniyle AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;   3. Manevi zararın adil tazmini için mevcut kararın kendisinin yeterli olduğuna;   4. a) AİHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca, kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay   içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek ve miktara   yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutulmak üzere, Savunmacı Devlet tarafından   başvurana, masraf ve harcamalar için 1.500 (bin beş yüz) Euro ödenmesine,   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eşit oranda basit faizin ödenmesine;   5. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMİŞTİR.   İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3.   maddesine uygun olarak 12 Temmuz 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło