6016/04
WyrokETPCz2010-01-05ECLI:CE:ECHR:2010:0105JUD000601604
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy długość postępowania sądowego w Turcji naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał przypomniał swoje ugruntowane orzecznictwo dotyczące oceny rozsądnego terminu postępowania, biorąc pod uwagę złożoność sprawy, zachowanie skarżącego i władz oraz znaczenie sprawy dla zainteresowanych stron. Stwierdził, że postępowanie trwało około pięciu lat i dziesięciu miesięcy w dwóch instancjach, co uznał za nadmierne. Rząd nie przedstawił przekonujących argumentów uzasadniających taką długość, co doprowadziło do uznania naruszenia art. 6 ust. 1 Konwencji.Stan faktyczny
Skarżący, Mustafa Gürbüz, zdał egzamin na ochroniarza w czerwcu 1997 r., który został unieważniony w listopadzie 1997 r. z powodu nieprawidłowości. Skarżący zaskarżył tę decyzję do sądów krajowych. Postępowanie trwało od grudnia 1997 r. do października 2003 r., a ostateczna decyzja sądu krajowego oddaliła jego żądanie unieważnienia decyzji o anulowaniu egzaminu.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę za dopuszczalną w części dotyczącej przewlekłości postępowania, a w pozostałym zakresie za niedopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Zasądził od pozwanego państwa na rzecz skarżącego 3000 euro tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 500 euro tytułem zwrotu kosztów i wydatków. 4. Oddalił pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL
AVRUPA
DE L’EUROPE
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
MUSTAFA GÜRBÜZ -TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no:6016/04)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Ocak 2010
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (6016/04) no’lu davanın nedeni, (T.C. vatandaꢀı)
Mustafa Gürbüz’ün (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 26 Ocak 2004 tarihinde
Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin (Avrupa Đnsan
Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOꢁULLARI
Baꢀvuran, 1967 doğumludur ve Konya’da ikamet etmektedir. Haziran 1997 tarihinde, baꢀvuran, güvenlik görevlisi alımı için yapılan sınavını kazanmıꢀtır. Kasım 1997 tarihinde, usulsüzlükler nedeniyle, sınav iptal edilmiꢀtir. Aralık 1997 tarihinde, baꢀvuran, Ankara Đdare Mahkemesi’ne yürütmenin durdurulması ve
sözkonusu kararın iptali için dava açmıꢀtır. Aralık 1997 tarihinde, Ankara Đdare Mahkemesi, Konya Đdare Mahkemesi lehine
yetkisizlik kararı vermiꢀtir. Mart 1998 tarihinde, Konya Đdare Mahkemesi, kendisinin yetkili olmadığını açıklamıꢀ ve
davayı, Ankara Đdare Mahkemesi’ne havale etmiꢀtir. Haziran 1998 tarihinde Danıꢀtay, davanın incelenmesinde Ankara Đdare Mahkemesi’nin
yetkili olduğunu beyan etmiꢀtir. Aralık 1998 tarihinde, Ankara Đdare Mahkemesi, itiraz edilen kararın yürütülmesinin
durdurulmasına karar vermiꢀtir. ꢁubat 1999 tarihinde, davada davalı taraf olan Eti Holding, 11 Aralık 1998 tarihli karara
itiraz etmiꢀtir. ꢁubat 1999 tarihinde, Ankara Đdare Mahkemesi, sözkonusu talebi reddetmiꢀtir. Nisan 1999 tarihinde, Ankara Đdare Mahkemesi, baꢀvuranı haklı bulmuꢀ ve 21 Kasım 1997
tarihli kararı iptal etmiꢀtir. Ankara Đdare Mahkemesi, tespit edilen usulsüzlüklerin, sınavın
tamamını inceleme konusu yapacak nitelikte olmadığına hükmetmiꢀtir. Haziran 1999 tarihinde, davalı taraf, 14 Nisan 1999 tarihli karara karꢀı temyiz
baꢀvurusunda bulunmuꢀtur. Kasım 2001 tarihinde, Danıꢀtay, tespit edilen usulsüzlüklerin, sınavın iptalini haklı kılacak
nitelikte olduğu gerekçesi ile itiraz edilen kararı bozmuꢀtur. Haziran 2003 tarihinde, Danıꢀtay, karar düzeltme talebini reddetmiꢀ ve 15 Kasım 2001
tarihli kararını onamıꢀtır.
Ekim 2003 tarihinde, iade edilen kararı inceleyen, Ankara Đdare Mahkemesi, 15 Kasım tarihli Danıꢀtay kararını yerine getirmiꢀ ve baꢀvuranın 21 Kasım 1997 tarihli ihtilaflı
eylemin iptali talebini reddetmiꢀtir.
Temyiz baꢀvurusu yapılmadığından, 27 Ekim 2003 tarihli karar nihai hale gelmiꢀtir.
HUKUK
AĐHS’nin 6/1 maddesine atıfta bulunarak, baꢀvuran, ulusal mahkemeler önünde uzun
olduğuna kanaat getirdiği yargılama süresinden ꢀikayetçi olmaktadır.
Hükümet, sözkonusu iddiaya karꢀı çıkmaktadır ve mevcut davada AĐHS’nin 6/1 maddesi
uyarınca, ulusal mahkemeler önünde yürütülen yargılama süresinin uzun olmadığını
savunmaktadır.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
Davanın esası ile ilgili olarak, AĐHM, yargılama sürecinin makul yapısının dava koꢀullarını
takiben ve mahkeme yerleꢀik içtihatları, özellikle davanın karmaꢀıklığı, baꢀvuranın ve yetkili
mercilerin tutumları ve ilgililer bakımından davanın önemi dikkate alınarak
değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (Frydlender-Fransa, baꢀvuru no: 30979/96).
Mevcut davada, AĐHM, dikkate alınacak dönemin, 8 Aralık 1997 tarihinde baꢀlayıp 27 Ekim tarihinde, sona erdiğini gözlemektedir. Dolayısıyla sözkonusu süre, iki dereceli yargıda,
yaklaꢀık beꢀ yıl on ay sürmüꢀtür.
AĐHM, müteaddit defalar, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya davaları incelemiꢀ ve
AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine karar vermiꢀtir.
Takdirine sunulan unsurların tamamını incelemesinin ardından AĐHM, iꢀbu davada farklı bir
sonuca ulaꢀmak için Hükümet’in ikna edici hiçbir tespit ve argüman sunmadığı kanaatindedir.
Konuya iliꢀkin içtihadını göz önüne alan AĐHM, mevcut davada, yargılama süresinin
AĐHS’nin 6/1 maddesinin gereklerini karꢀılamadığı kanaatindedir.
Bu itibarla AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
Baꢀvuran, ayrıca, davasının, iç hukukta, hakkaniyete uygun olarak, görülmediğini ileri
sürmektedir. Bu bağlamda, baꢀvuran, Danıꢀtay’ın Ankara Đdare Mahkemesi’nin kendisi lehine
verilen 14 Nisan 1999 tarihli kararı haksız yere bozduğunu savunmaktadır.
AĐHM, AĐHS ile güvence altına alınan hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahale olmadığı
sürece iç hukuk tarafından yapıldığı ileri sürülen olgu ve olaylara iliꢀkin hataları
değerlendirmenin kendisine düꢀmediğini hatırlatmaktadır (bkz. özellikle, Garcia Ruiz-
Đspanya, baꢀvuru no: 30544/96). AĐHM, bir mahkemenin böyle bir kararı ya da baꢀka bir
kararı almasına neden olan davaya iliꢀkin unsurlarını inceleyemez aksi takdirde dördünce
derece mahkemesi olarak hareket etmiꢀ ve görevinin sınırlarına riayet etmemiꢀ olur (mutatis,
mutandis, Kemmache-Fransa (no: 3), 24 Kasım 1994). Mevcut davada, AĐHM, baꢀvuranların
iddialarını inceleme biçiminde keyfi hiçbir unsur tespit edememektedir; baꢀvuranın ꢀikayeti
açıkça dayanaktan yoksundur ve AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca
reddedilmesi gerekmektedir.
AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak, baꢀvuran, 30.000 Euro maddi ve
20.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir. Ayrıca baꢀvuran, ulusal mahkemeler ve
AĐHM önünde yapmıꢀ olduğu yargılama masraf ve giderleri için 1.000 Euro talep etmektedir.
Bu bağlamda baꢀvuran, AĐHM ile yapığı yazıꢀmalara iliꢀkin makbuzları ve iç hukuktaki
yargılamaya iliꢀkin masrafların faturaları belge olarak sunmaktadır.
Hükümet, sözkonusu iddialara karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM, tespit edilen ihlalle ileri sürülen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı görememekte
ve sözkonusu talebi reddetmektedir.
Buna karꢀın AĐHM, baꢀvurana 3.000 Euro manevi tazminat ödenmesinin uygun olacağı
kanaatindedir.
Yargılama masraf ve giderleri ile ilgili olarak AĐHM içtihadına göre, bir baꢀvuran, yargılama
masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak gerçekliği, gerekliliği ve oranlarının makul yapısı
ortaya konduğu sürece elde edebilir. Mevcut davada sahip olduğu unsurları ve yukarıda sözü
edilen kriterleri göz önüne alan AĐHM, tüm masraflar için baꢀvurana 500 Euro ödenmesinin
uygun olacağına kanaat getirmektedir.
AĐHM, sözkonusu miktarlara marjinal kredi kolaylıklarına uygulanan orana üç puanlık bir
artıꢀ eklenerek belirlenen gecikme faizi uygulanmasına hükmetmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Baꢀvurunun yargılamanın süresi kapsamında yapılan ꢀikayete iliꢀkin kısmının
kabuledilebilir geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, her türlü vergiden
muaf tutularak, Savunmacı Devlet tarafından baꢀvurana 3.000 Euro (üç bin Euro) manevi
tazminat ve 500 Euro (beꢀ yüz Euro) yargılama masraf ve gideri ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan
fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMĐꢁTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragraflarına uygun olarak 05 Ocak 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
5
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło