6045/04

WyrokETPCz2009-06-16ECLI:CE:ECHR:2009:0616JUD000604504

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania karnego przeciwko skarżącemu naruszyła jego prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie, zgodnie z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał przypomniał, że rozsądność długości postępowania ocenia się w świetle okoliczności sprawy, w tym złożoności sprawy, zachowania skarżącego i władz krajowych. Stwierdził, że postępowanie karne, które w istotnym okresie trwało około siedmiu lat i czterech miesięcy, było nadmiernie długie. Rząd nie przedstawił przekonujących argumentów uzasadniających tę długość, a krajowe prawo tureckie nie oferowało skutecznego środka odwoławczego w tej kwestii, co doprowadziło do odrzucenia zarzutu niewyczerpania środków krajowych.
Stan faktyczny
Skarżący, Abdullah İmren, został oskarżony o fałszerstwo czeku 10 stycznia 1996 roku. Postępowanie karne rozpoczęło się aktem oskarżenia z 7 sierpnia 1996 roku. Był wielokrotnie skazywany i uniewinniany w różnych instancjach, a sprawa była kilkukrotnie zwracana do ponownego rozpoznania przez Sąd Kasacyjny. Ostatecznie, część dotycząca oszustwa została umorzona z powodu przedawnienia 23 grudnia 2003 roku, natomiast wyrok skazujący za fałszerstwo został utrzymany 9 czerwca 2008 roku po kolejnych rewizjach.
Rozstrzygnięcie
Trybunał uznał skargę dotyczącą naruszenia art. 6 ust. 1 Konwencji za dopuszczalną, a pozostałe skargi za niedopuszczalne. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Zasądził na rzecz skarżącego 4 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową oraz 1 000 EUR na pokrycie kosztów i wydatków. Odrzucił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   ĐMREN - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 6045/04)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Haziran 2009   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup, ꢀekli   bazı düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   T.C. vatandaꢀı Abdullah Đmren (baꢀvuran) tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, 24   Aralık 2003 tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin   Sözleꢀme’nin (Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapılan   6045/04 numaralı baꢀvuru sonucu bu dava görülmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢀULLARI   Baꢀvuran 1949 doğumludur.   Bakırköy Cumhuriyet Savcısı 7 Ağustos 1996 tarihli bir iddianame ile baꢀvuranı (baꢀka bir   kiꢀi ile birlikte) 10 Ocak 1996 tarihinde sahte çek düzenlemekten suçlamıꢀtır.   Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi 9 aralık 1997 tarihinde grafoloji ekspertiz raporuna   dayanarak baꢀvuranı hakkında yapılan ithamlardan suçlu bulmuꢀ ve iki yıl hapis cezasına   çarptırmıꢀtır.   Yargıtay, davada adı geçen diğer sanığın tanıklığına baꢀvurulmadığı gerekçesiyle ilk derece   mahkemesi tarafından alınan kararı 3 ꢁubat 1999 tarihinde bozmuꢀtur.   Temmuz 2000 tarihinde Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi Yargıtay’ın kararına uygun   olarak davayı yeniden incelemiꢀ ve önceki kararıyla aynı yönde kararını vermiꢀtir.   Yargıtay 20 Kasım 2002 tarihinde sahtecilik suçunu oluꢀturan öğelerin mevcut olduğuna   kanaat getirmiꢀ ve bu çerçevede ilk derece mahkemesinin kararını onamıꢀtır. Dolandırıcılık   suçunun yasal dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle kararın bu kısmını bozmuꢀtur.   Mart 2003 tarihinde Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi kalemi, bir sonraki duruꢀmanın 30   Haziran 2003’de olacağını tebliğ etmiꢀtir. Avukat tebligatı 13 Mart 2003’te tebellüğ etmiꢀtir.   Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi 23 Aralık 2003 tarihinde baꢀvuran hakkında dolandırıcılık   suçuyla açılan davanın zamanaꢀımına uğradığına karar vererek ortadan kaldırılmasına karar   vermiꢀtir.   Türk Ceza Kanunu’nda yeniden düzenleme yapılmasını öngören 1 Haziran 2005 tarih ve 5237   sayılı yasanın yürürlüğe girmesinin ardından, ağır ceza mahkemesi baꢀvuranın sahtecilik   suçuyla verilen mahkumiyet hükmünü sanık lehine yeniden değerlendirmek üzere ele almıꢀtır.   Ekim 2005 tarihinde, ağır ceza mahkemesi 13 Temmuz 2000 tarihinde baꢀvuran hakkında   verilen cezayı onamıꢀtır.   Baꢀvuran 25 Kasım 2005 tarihinde bu kararı temyize götürmüꢀtür.   Yargıtay 8 Ekim 2007 tarihinde yasal dayanağı olmadığı gerekçesiyle temyizine gidilen kararı   bozmuꢀtur.   Haziran 2008 tarihli duruꢀmada baꢀvuran söz alarak piꢀmanlığını dile getirmiꢀ ve infazın   durdurulmasını talep etmiꢀtir.   Bu duruꢀma sonunda, ağır ceza mahkemesi baꢀvuran hakkında verilen mahkumiyeti   tekrarlamıꢀtır.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   AĐHS’nin 6/1 maddesine atıfta bulunan baꢀvuran hakkında açılan ceza davasının uzunluğunun   makul olmadığından ꢀikayetçidir.   Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazında bulunmakta, baꢀvuranın bu ꢀikayetini   ulusal mahkemeler önünde dile getirmediğini ifade etmektedir.   AĐHM, Türk hukuk düzeninin yargılamanın uzunluğuna karꢀı muhakeme edilebilir bir   baꢀvuru yolu sunmadığını hatırlatır (Bkz. Tendik vd.-Türkiye kararı, no: 23188/02, 22 Aralık   2005). Bu nedenle Hükümetin itirazı reddedilmektedir.   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde ꢀikayetin dayanaktan yoksun olmadığını   kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru   bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.   Hükümet esas ile ilgili olarak cezai yargılama süresinin uzunluğunun AĐHS’nin 6/1   maddesinde öngörülen makul süre ilkesine aykırı olmadığını savunmaktadır.   Baꢀvuran iddialarını yinelemektedir.   AĐHM dikkate alınması gereken dönemin baꢀvuranın itham edildiği 7 Ağustos 1996 tarihinde   baꢀlayıp Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi’nin nihai kararını verdiği 23 Aralık 2003 tarihinde   sona erdiğini gözlemlemektedir. Bununla birlikte AĐHM, 5237 sayılı yasa ile TCK’da   gerçekleꢀtirilen reformun baꢀvuranın cezasına uyarlanması sürecinin bu baꢀvuruya konu   edilen sürenin dıꢀında ayrıca değerlendirilmesi gerektiği kanısındadır (Bkz. Sadıkoğulları ve   Erdem-Türkiye kararı no: 4220/02 ve 8793/02, 21 Ekim 2008 ve Kartal ve Kızıldağ-Türkiye   kararı no: 59641/00, 8 Nisan 2008). Đki dereceli mahkemede görülen ve toplamda beꢀ kararın   alınması ile tamamlanan sözkonusu yargı süreci yaklaꢀık yedi yıl dört aydır.   AĐHM yargılama süresinin makul olup olmadığının davanın ꢀartları ıꢀığında ve özellikle de   davanın karmaꢀıklığı, baꢀvuranın ve ilgili mercilerin tutumu gibi, içtihadında yerleꢀmiꢀ   ölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (Bkz. diğer birçokları arasında,   Pelissier ve Sassi-Fransa kararı, no: 25444/94).   AĐHM bu baꢀvurudakine benzer ꢀikayetleri daha önce de incelediğini ve AĐHS’nin 6/1   maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatır (Bkz. sözü edilen Pelissier ve Sassi   kararı, Đsmail Kaya-Türkiye no: 22929/04, 21 Ekim 2008 ve Ayla Özcan-Türkiye kararı no:   36526/04, 3 ꢁubat 2009).   AĐHM kendisine sunulan bütün unsurları incelemiꢀ ve Hükümetin bu davada farklı bir sonuca   ulaꢀmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmiꢀtir. AĐHM bu   yöndeki yerleꢀik içtihadını dikkate alarak sözkonusu yargı sürecinin aꢀırı olduğu ve «makul   süre» gereğini karꢀılamadığı sonucuna varmaktadır.   Bu nedenle AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   B. Yargılamanın adilliği hakkında   AĐHS’nin 6. ve 7. maddelerine göndermede bulunan baꢀvuran iç hukuktaki mahkemelerin   mahkumiyet kararını yeteri kadar gerekçelendirmemeleri çerçevesinde adil bir yargılamanın   gerçekleꢀmediğini ileri sürmektedir. Baꢀvuran bu bağlamda bilhassa soruꢀturma, kanıtların   değerlendirilmesi ve ulusal mahkemeler önünde yürütülen yargı süreci üzerinde durmaktadır.   AĐHM bu ꢀikayetleri AĐHS’nin 6. maddesi çerçevesinde inceleyecektir. AĐHM baꢀvuran   hakkında iki farklı ithamda bulunulduğunu gözlemlemektedir. Bunlardan ilki baꢀvuranın   kendisine ait olmayan bir çeki kullanması (sahtecilik) ve buna bilerek devam etmesi   (dolandırıcılık).   AĐHM sahtecilik suçuna iliꢀkin baꢀvuranın 13 Temmuz 2000 tarihinde mahkum edildiğini ve   bu mahkumiyetin Yargıtay tarafından 20 Kasım 2002’de onandığını not etmektedir. Fakat   baꢀvuran 13 Mart 2003 tarihi itibarıyla nihai hüküm haline gelen bu karardan bir yıl bir aydan   fazla bir zaman sonra 24 Aralık 2003 tarihinde AĐHM’ye baꢀvurmuꢀtur. Baꢀvuran baꢀvurunun   bu kısmı ile ilgili AĐHS’nin 35. maddesinin 1. paragrafında öngörüldüğü ꢀekliyle altı ay   kuralına riayet etmemiꢀtir.   Dolandırıcılık suçu hususunda ise AĐHM’ye göre baꢀvuran hakkında baꢀlatılan ceza davası   Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinin 23 Aralık 2003 tarihinde vermiꢀ olduğu karar ile   zamanaꢀımından ortadan kalkmıꢀtır, dolayısıyla baꢀvuran AĐHS’nin 34. maddesine uygun   olarak Sözleꢀme’nin hükümlerinin ihlali ile mağdur olduğunu öne süremez.   II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI HAKKINDA   Baꢀvuran 50.000 Euro maddi tazminat ve 10.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.   Baꢀvuran avukatlık ücreti için 30.000 Euro ve yargılama giderleri için 4.335 TL (yaklaꢀık   1.900 Euro) talep etmektedir. Kanıtlayıcı belge niteliğinde baꢀvuran özellikle avukatlık   sözleꢀmesini sunmaktadır.   Hükümet bu meblağlara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM öne sürülen maddi zarar ile tespit edilen ihlal arasında hiçbir illiyet bağı kuramamakta   ve bu talebi reddetmektedir. Buna karꢀılık, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi   kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artıꢀ ile birlikte baꢀvurana 4.000 Euro   manevi tazminat ve yargılama masraf ve giderleri için 1.000 Euro ödenmesine itibar   etmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun AĐHS’nin 6/1 maddesi hakkındaki ꢀikayet ile ilgili kısmının kabuledilebilir,   bunun dıꢀındakilerin kabuledilemez olduğuna;   2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;   3. a) AĐHS’nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL’ ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf   tutulmak üzere Savunmacı Hükümet tarafından baꢀvurana manevi tazminat olarak 4.000 (dört   bin) Euro ve yargılama masraf ve giderleri için 1.000 (bin) Euro ödenmesine;   b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, bu meblağlara   Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eꢀit oranda basit   faizin uygulanmasına;   4. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 16 Haziran 2009 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło