60683/00
WyrokETPCz2009-12-08ECLI:CE:ECHR:2009:1208JUD006068300
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy brak niezależności i bezstronności Sądu Bezpieczeństwa Państwa oraz brak dostępu do adwokata podczas zatrzymania naruszyły prawo do rzetelnego procesu z art. 6 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że Sąd Bezpieczeństwa Państwa (DGM), w którego skład wchodził sędzia wojskowy, nie spełniał wymogów niezależnego i bezstronnego sądu, co stanowiło naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Trybunał oparł się na swojej ugruntowanej praktyce w podobnych sprawach przeciwko Turcji. Ponadto, Trybunał stwierdził, że odmowa dostępu skarżącego do adwokata podczas zatrzymania, w sytuacji gdy jego zeznania złożone bez obecności obrońcy zostały wykorzystane jako podstawa skazania, naruszyła prawo do obrony z art. 6 ust. 3 lit. c) w związku z art. 6 ust. 1 Konwencji, odwołując się do zasad przyjętych w sprawie Salduz. Pozostałe skargi zostały uznane za niedopuszczalne z uwagi na niezachowanie sześciomiesięcznego terminu na wniesienie skargi do Trybunału.Stan faktyczny
Skarżący, Kenan Engin, został zatrzymany i przesłuchany przez policję bez obecności adwokata, gdzie przyznał się do przynależności do nielegalnej organizacji. Mimo późniejszego odwołania zeznań przed prokuratorem i sędzią DGM, Sąd Bezpieczeństwa Państwa w Stambule, w składzie z sędzią wojskowym, skazał go w dniu 26 czerwca 1998 r. na cztery lata i sześć miesięcy więzienia, opierając się m.in. na zeznaniach złożonych na policji. Wyrok ten został utrzymany przez Sąd Kasacyjny w dniu 13 grudnia 1999 r. Skarżący wniósł skargę do ETPCz, zarzucając naruszenie prawa do rzetelnego procesu, złe traktowanie i bezprawne pozbawienie wolności.Rozstrzygnięcie
Trybunał:
1. Stwierdza dopuszczalność skarg dotyczących niezależności i bezstronności Sądu Bezpieczeństwa Państwa oraz braku dostępu do adwokata podczas zatrzymania.
2. Stwierdza niedopuszczalność pozostałych skarg.
3. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu braku niezależności i bezstronności Sądu Bezpieczeństwa Państwa.
4. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 3 lit. c) w związku z art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu braku dostępu skarżącego do adwokata podczas zatrzymania.
5. Zasądza na rzecz skarżącego 1 000 euro tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową, płatne w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, wraz z odsetkami ustawowymi.
6. Oddala pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEY
Đ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
KENAN ENGĐN - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no: 60683/00)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Aralık 2009
Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44 / 2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup
ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (60683/00) baꢀvuru no’lu davanın nedeni
T.C. vatandaꢀı Kenan Engin’in (baꢀvuran) 2 Mayıs 2000 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları
Mahkemesi’ne Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ
olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Đstanbul Barosu avukatlarından
G. Tuncer tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOꢁULLARI
Baꢀvuran 1974 doğumlu olup Tunceli’de ikamet etmektedir.
Gözaltı sırasında baꢀvuran polis tarafından avukatı olmadan sorgulanmıꢀ, bu sorgulamada
yasadıꢀı örgütün mensubu olduğunu ve bu örgüt adına eylemlere katıldığını itiraf etmiꢀtir. 21
ꢁubat 1997 tarihinde gözaltı süresinin bitiminde baꢀvuran adli tıp hekimi tarafından muayene
edilmiꢀ, muayene sonucunda adı geçenin dudaklarında hafif bir yara ile sol bileğinde darp izi
tespit edilmiꢀtir.
Aynı gün Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı tarafından
dinlenen baꢀvuran savcı önünde hakkında yapılan tüm suçlamaları reddetmiꢀ, polisler
tarafından düzenlenen tutanağı imzalamadığını beyan etmiꢀtir. Adı geçen gözaltında bulunduğu
esnada kötü muameleye maruz kaldığına dair herhangi bir iddiayı öne sürmemiꢀtir.
Baꢀvuran daha sonra Đstanbul DGM hakimi karꢀısına çıkarılmıꢀ, burada sözkonusu yasadıꢀı
örgüt ile olan tüm bağlantısını inkar etmiꢀ, kötü muamele konusunda hiçbir iddiayı öne
sürmemiꢀtir. Baꢀvuran hakkında tutukluluk kararı verilmiꢀtir.
Yasadıꢀı örgüt ile olan bağlantısı nedeniyle baꢀvuran hakkında kamu davası açılmıꢀtır.
Baꢀvuran 2 Mayıs 1997 tarihinde Đstanbul DGM’deki duruꢀmada polise verdiği ifadeleri ve
bunların içeriğini kabul etmiꢀtir. Baꢀvuran 4 Mart 1998 tarihinde serbest bırakılmıꢀtır.
Aralarında askeri bir hakimin de yer aldığı üç kiꢀilik DGM heyeti 26 Haziran 1998 tarihli bir
karar ile baꢀvuranı dört yıl altı ay hapis cezasına çarptırmıꢀtır. DGM baꢀvurana isnat edilen
suçun dayanağı olarak diğer unsurların yanı sıra, polise vermiꢀ olduğu beyanları gerekçe
göstermiꢀtir.
Yargıtay 13 Aralık 1999 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını onamıꢀtır.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 6/1 VE 3 C) MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran bünyesinde askeri bir hakimin yer alması dolayısıyla Devlet Güvenlik
Mahkemesi’nin «bağımsız ve tarafsız» bir mahkeme niteliğini taꢀımadığını, bu mahkemenin
adil yargılanma hakkını güvence altına alamayacağını ileri sürmekte ve gözaltında avukat
bulundurma hakkından yararlanmadığını iddia etmektedir. Baꢀvuran bu bağlamda AĐHS’nin
6/1, 2 ve 3 a), c) ve 14. maddesini öne sürmektedir. AĐHM baꢀvuranın öne sürdüğü ꢀikayetleri
yapılıꢀ ꢀekline ve içeriğine göre değerlendirerek bunların AĐHS’nin 6/1 ve 3 c) maddesi
bakımından incelenmesine karar vermektedir.
Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkındaki ꢀikayet ile
ilgili olarak AĐHM, daha önce de müteaddit kez mevcut baꢀvurudakine benzer sorunların dile
getirildiğini ve AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatır (Bkz. sözü
edilen Özel ve Özdemir kararı no: 59659/00, 6 ꢁubat 2003). AĐHM kendisine sunulan bütün
unsurları incelemiꢀ ve Hükümetin bu davada farklı bir sonuca ulaꢀmasını sağlayacak ikna edici
hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmiꢀtir (Bkz. Incal-Türkiye kararı, 9 Haziran 1998 ).
AĐHM, baꢀvuranı yargılayıp mahkum eden Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin AĐHS’nin
6/1 maddesi bakımından bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı sonucuna varmaktadır.
AĐHM, gözaltında avukat bulundurma hakkından yararlanılmadığı ꢀikayetine iliꢀkin daha önce
de baꢀvuranın öne sürdüğüne benzer ꢀikayetlerin dile getirildiğini ve gözaltı sırasında avukat
bulundurma hakkından yararlanılmaması nedeniyle AĐHS’nin 6/3 c) maddesinin ihlal edildiği
sonucuna vardığını hatırlatır (Bkz. sözü edilen Salduz-Türkiye kararı). Mevcut baꢀvuruyu
Salduz kararında benimsenen prensipler ıꢀığında inceleyen AĐHM, Hükümetin bu davada
farklı bir sonuca ulaꢀmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığına kanaat
getirmektedir.
Bu nedenle AĐHM, AĐHS’nin 6/1 maddesi ile bağlantılı olarak 6/3 c) maddesinin ihlal edildiği
sonucuna varmaktadır.
II. ÖNE SÜRÜLEN DĐĞER ĐDDĐALAR HAKKINDA
AĐHS’nin 3. ve 13. maddesine atıfta bulunan baꢀvuran gözaltında iꢀkence gördüğünden ve bu
ꢀikayetini iç hukukta dile getirebileceği etkili bir baꢀvuru yolunun bulunmadığından ꢀikayetçi
olmaktadır.
Hükümet altı ay kuralına uyulmadığı gerekçesiyle kabuledilemezlik itirazında bulunmaktadır.
AĐHM, 3. madde hakkındaki ꢀikayetler ile ilgili olarak savcılık önünde yapılan ꢀikayetin ve
savcılığın yetkisizlik kararına karꢀılık ağır ceza mahkemesinde dile getirilecek itirazın
AĐHS’nin 35/1 maddesi uyarınca etkili ve tüketilebilecek bir baꢀvuru yolunu teꢀkil edeceğini
hatırlatır (Bkz. Nuray ꢁen kararı, no: 41478/98, 30 Nisan 2002 ve Muzaffer Sünük-Türkiye
kararı, no: 9610/03, 27 Kasım 2007). Fakat bu baꢀvuruda AĐHM baꢀvuranın savcılık önünde
herhangi bir ꢀikayeti dile getirmediğini saptamaktadır. Baꢀvuranın öne sürdüğü ꢀekliyle iç
hukukta etkili bir baꢀvuru yolunun bulunmadığı farz edilse bile, AĐHM bu konudaki yerleꢀik
içtihadına uygun olarak AĐHS’nin 35/1 maddesinde öngörülen altı ay kuralının bu baꢀvuruda
meydana geldiği öne sürülen eylemler ve/veya olaylardan itibaren baꢀladığına itibar etmektedir
(Bkz. Osman Hazar vd.-Türkiye no: 62566/00-62577/00 ve 62579-62581/00, 10 Ocak 2002 ve
sözü edilen içtihat).
Mevcut baꢀvuruda, baꢀvuranın suç unsurunu oluꢀturan eylemi müteakip altı ay içinde
baꢀvurusunu yapması veyahut bu sürenin iꢀlemesini askıya alacak istisnai koꢀulları öne sürmesi
gerekmekteydi. Bununla birlikte, bu baꢀvurunun incelenmesine veya sözü edilen sürenin
durdurulmasına mahal verecek herhangi bir özel durum bulunmamaktadır. Baꢀvuranın gözaltı
süresi 21 ꢁubat 1997 tarihinde sona ermiꢀ ve baꢀvuru 2 Mayıs 2000 tarihinde yapılmıꢀtır. Bu
ꢀikayetler gecikmeli olarak yapılmıꢀtır ve AĐHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4. paragraflarına
uygun olarak reddedilmelidir.
Baꢀvuran tutuklanma gerekçeleri, gözaltı süresinin uzunluğu, tutukluluk süresi hakkında
bilgilendirilmediğinden ve tutukluluk halinin yasallığını denetleyecek etkili bir denetim
mekanizmasının olmadığından yakınmaktadır. Baꢀvuran bu yönde AĐHS’nin 5/1, 2, 3, 4, ve 13.
ve 14. maddelerini öne sürmektedir. AĐHM bu ꢀikayetlerin AĐHS’nin 5/2, 3. ve 4. maddeleri
doğrultusunda inceleneceğini kararlaꢀtırmaktadır.
AĐHM, baꢀvuranın gözaltı süresinin 21 ꢁubat 1997 tarihinde baꢀlayıp 4 Mart 1998 tarihinde
sona erdiğini, oysa baꢀvurunun 2 Mayıs 2000 tarihinde yapıldığını tespit etmektedir.
Baꢀvurunun bu bölümü gecikmeli olarak yapılmıꢀtır ve AĐHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4.
paragraflarına uygun olarak reddedilmelidir.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI HAKKINDA
Baꢀvuran herhangi bir rakam telaffuz etmeden uğradığı maddi ve manevi zararın giderilmesini
talep etmekte, bu konuda takdiri AĐHM’ye bırakmaktadır.
Hükümet AĐHM’den hiçbir ödeme yapmaması talebinde bulunmaktadır.
AĐHM tespit edilen ihlal ile öne sürülen maddi tazminat talebi arasında herhangi bir illiyet bağı
kuramamakta ve bu yöndeki talebi reddetmektedir. Buna karꢀılık, hakkaniyete uygun ve
AĐHS’nin 6/1 ve 3 c) maddesinin ihlal edildiği hususunu dikkate alarak baꢀvurana 1.000 Euro
manevi tazminat ödenmesini kararlaꢀtırmaktadır.
AĐHM, AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaꢀtığında, ilke olarak en uygun
telafi yolunun, baꢀvuran için, sözkonusu hükmün gerekleri yerine getirilmiꢀ olsaydı
baꢀvuranın içinde bulunacağı duruma olabildiğince tekabül eden bir durum yaratmak olduğu
kanaatindedir (Bkz. sözü edilen Salduz kararı). AĐHM bu ilkenin bu baꢀvuruya
uygulanabileceği görüꢀündedir. AĐHM sonuç itibarıyla en uygun telafi yönteminin
baꢀvuranın, talep etmesi halinde, AĐHS’nin 6/1 maddesindeki gereklilikleri karꢀılayacak
ꢀekilde yeniden yargılanması olacağı kanısındadır.
Baꢀvuran AĐHM önündeki yargılama giderlerinin karꢀılanmasını talep etmektedir, bu
doğrultuda herhangi bir kanıtlayıcı belge sunmamıꢀtır.
Hükümet yargılama giderleri konusunda baꢀvurana herhangi bir ödeme yapılmasına karꢀı
çıkmaktadır.
Bu baꢀvuruda baꢀvuran yargılama gider ve harcama taleplerini kanıtlayıcı herhangi bir belge
sunmamıꢀtır, dolayısıyla bu doğrultuda bir ödeme yapılması gerekmemektedir (Bkz.
Cumpana ve Mazare-Romanya kararı, no: 33348/96).
AĐHM gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına
uyguladığı orana üç puanlık bir artıꢀın ekleneceğini kaydetmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsız ve tarafsız olmadığı ve gözaltında
avukat bulundurma hakkından yararlanılmadığı yönündeki ꢀikayetlerle ilgili olarak
baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. Bunun dıꢀında kalan ꢀikayetlerin kabuledilemez olduğuna;
3. Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğini
taꢀımaması nedeniyle AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
4. Baꢀvuranın gözaltında avukat bulundurma hakkından yararlanmaması nedeniyle AĐHS’nin
6/1 maddesi ile bağlantılı olarak 6/3 c) maddesinin ihlal edildiğine;
5. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,
miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru
üzerinden TL’ ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından baꢀvurana 1.000 (bin ) Euro
manevi tazminat ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan
fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;
6. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMĐꢁTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragraflarına uygun olarak 8 Aralık 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
5
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło