60856/00
WyrokETPCz2006-02-07ECLI:CE:ECHR:2006:0207JUD006085600
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy arbitralne anulowanie wyników egzaminów wstępnych na uniwersytet, bez dowodów na oszustwo i bez wyraźnej podstawy prawnej, narusza prawo do edukacji zagwarantowane w art. 2 Protokołu nr 1 do Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał stwierdził, że prawo do edukacji, choć podlega regulacjom państwowym, nie może być naruszane w sposób arbitralny. Władze tureckie nie przedstawiły podstawy prawnej dla anulowania wyników skarżącego z powodu "niewytłumaczalnego sukcesu", a jedynie na podstawie subiektywnej oceny. Brak dowodów na oszustwo lub inne niewłaściwe zachowanie skarżącego, w połączeniu z jego uzasadnionym oczekiwaniem na przyjęcie po spełnieniu warunków, doprowadził Trybunał do wniosku, że decyzja o anulowaniu wyników była arbitralna i pozbawiła go prawa do edukacji.Stan faktyczny
Mürsel Eren, turecki obywatel, po ukończeniu liceum w 1993 roku, wielokrotnie próbował dostać się na studia. W 1997 roku, po intensywnych przygotowaniach w prywatnej szkole, uzyskał wysoki wynik na egzaminie wstępnym, kwalifikujący go na wybrany kierunek. Mimo to, jego wyniki zostały anulowane przez ÖSYM (Centrum Wyboru i Rozmieszczania Studentów Szkolnictwa Wyższego) na podstawie opinii rady akademickiej, która uznała jego sukces za "niewytłumaczalny" w świetle wcześniejszych słabych wyników, bez żadnych dowodów na oszustwo. Skarżący wyczerpał wszystkie krajowe środki odwoławcze, w tym wielokrotne odwołania do Danıştay (Rady Stanu), które podtrzymały decyzję ÖSYM.Rozstrzygnięcie
Trybunał stwierdził naruszenie art. 2 Protokołu nr 1 do Konwencji (stosunkiem głosów sześć do jednego). Zasądził skarżącemu 5 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 5 000 EUR tytułem zwrotu kosztów i wydatków, pomniejszone o 630 EUR otrzymanej pomocy prawnej. Pozostałą część roszczeń o słuszne zadośćuczynienie oddalono jednogłośnie.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
A V R U P A
OF E U R O P E
KONSEYİ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
MÜRSEL EREN - TÜRKĐYE
(Baꢀvuru no. 60856/00)
KARAR
STRAZBURG ꢁubat 2006
Bu karar AĐHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen ꢀartlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak,
üzerinde ꢀekle iliꢀkin değiꢀiklik yapılabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Mürsel Eren – Türkiye davasında,
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (Đkinci Daire),
Baꢀkan J.-P. COSTA,
Yargıçlar A.B. BAKA,
R. TÜRMEN,
K. JUNGWIERT,
M. UGREKHELIDZE,
D. JOCIENE,
D. POPOVIC,
Yazı Đꢀleri Müdürü S. DOLLE’nin katılımı ile kapalı oturumda 17 Ocak 2006 tarihinde
toplanmıꢀ ve anılan tarihte izleyen kararı vermiꢀtir:
USUL
1.Dava, Mürsel Eren (“baꢀvuran”) isimli Türk vatandaꢀının, 26 Haziran 2000
tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Hürriyetlerin Korunması Sözleꢀmesi’nin (“Sözleꢀme”) 34.
maddesine dayanarak Türkiye Cumhuriyeti aleyhine AĐHM’ye yaptığı baꢀvurudan (no.
60856/00) kaynaklanmaktadır.
2.Kendisine adli yardım sağlanmıꢀ olan baꢀvuran, Diyarbakır Barosu avukatlarından
Tahir Elçi tarafından temsil edilmiꢀtir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) AĐHM’deki yargılama
için bir Ajan tayin etmemiꢀtir.
3.Baꢀvuran, AĐHS’nin 1 no’lu Protokol’ünün 2. maddesi çerçevesinde eğitim
hakkından yoksun bırakıldığını iddia etmiꢀtir.
4.Baꢀvuru AĐHM’nin Üçüncü Dairesi’ne tevzi edilmiꢀtir (Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 52
§ 1. maddesi). Bu Daire’de ise, davaya bakacak olan Bölüm ise 26 § 1. maddenin gerektirdiği
ꢀekilde oluꢀturulmuꢀtur (AĐHS’nin 27 § 1. maddesi).
5.6 Haziran 2002 tarihinde, AĐHM baꢀvurunun kısmen kabuledilebilir olduğunu ilan
etmiꢀtir.
6.Baꢀvuran ve Hükümet, esaslara iliꢀkin ayrı ayrı görüꢀ bildirmiꢀtir.
7.1 Kasım 2004 tarihinde, AĐHM, Dairelerinin oluꢀumunu değiꢀtirmiꢀtir (25 § 1.
madde). Bu dava, yeni oluꢀturulmuꢀ olan Đkinci Daire’ye tevzi edilmiꢀtir (52 § 1. madde).
OLAYLAR
I.DAVA ꢁARTLARI
8.Baꢀvuran 1972 doğumludur ve Ankara’da ikamet etmektedir. 1993 yılında liseden
mezun olmuꢀ ve 1994 yılında üniversite sınavlarına girmeye baꢀlamıꢀtır.
9.Sözkonusu tarihte, Türkiye’de üniversite eğitimi alabilmek için, öğrencilerin
Yükseköğretim Kurulu Öğrenci Seçme ve Yerleꢀtirme Merkezi tarafından yılda bir defa
yapılan çoktan seçmeli sınava girmesi gerekli idi. Sınavın birinci basamağında baꢀarısız olan
öğrenciler, ileri tarihlerde yapılacak birinci basamak sınavına girme hakkına sahipti.
10.Baꢀvuran, 1994 ve 1996 arasında ilk üç denemesinde üniversite giriꢀ sınavının
birinci basamağını geçememiꢀtir. Dolayısıyla, su süre zarfında ikinci ve son sınava girmesine
izin verilmemiꢀtir.
11.Baꢀvuran, 1997 yılındaki sınavlara hazırlanmak için Ankara’da özel bir dersaneye
devam etmiꢀtir.Bu sırada çok çalıꢀtığını ve zaman zaman deneme sınavlarında sınıfta en
yüksek puanları aldığını ifade etmiꢀtir.
12.1997 yılında yapılan sınavların birinci basamağında baꢀvuran 131 puan almıꢀtır.
Đkinci basamağa girmesi için gerekli olan asgari puan 105 idi. Đkinci basamaktan sonra ise,
baꢀarılı olduğunu ve baꢀvuru formunda seçtiği üniversite programlarından birine girmesini
sağlayacak puanı alacağını düꢀünmüꢀtür. Sınav sonuçları açıklandığında baꢀvuran
üniversiteye girmeye hak kazananlar arasında isminin olmadığını görmüꢀtür. ÖSYM ile
irtibata geçtiğinde, ikinci sınavda 493 puan aldığını öğrenmiꢀtir.
13.11 Ağustos 1997 tarihli bir yazı ile, baꢀvuran, aldığı yüksek puana rağmen seçtiği
üniversite programlarından birine neden yerleꢀtirilmediğini ÖSYM’ye sormuꢀtur.
14.ÖSYM, 12 Ağustos 1997 tarihli cevabında, baꢀvuranın ikinci sınava giren
öğrenciler arasında en yüksek puanlardan birini aldığını, ancak sınav sonuçlarının, üç
profesörden müteꢀekkil bir akademik konseyin, bu baꢀarısının geçmiꢀ yıllardaki düꢀük
puanları dikkate alındığında bu baꢀarısının izah edilemediği yönündeki görüꢀü üzerine iptal
edildiğini baꢀvurana bildirmiꢀtir. ÖSYM’nin yazısında, baꢀvuranı herhangi bir uygunsuz
davranıꢀtan ꢀüpheli bulan hiçbir ifade bulunmamaktaydı.
Đdare Mahkemelerindeki Yargılamalar
15.27 Ağustos 1997 tarihinde, baꢀvuran, bir avukat aracılığıyla Danıꢀtay’a baꢀvurmuꢀ
ve “emsali olmayan bu ÖSYM kararının” durdurulması ve iptalini talep etmiꢀ, aksi takdirde
“üniversite eğitimi hakkının ihlal edileceğini” ifade etmiꢀtir. Eski sınav sonuçlarının iyi
olmamasının, sonraki sınavları asla geçemeyeceği anlamına gelmeyeceğini ileri sürmüꢀtür.
16.Davaya bakan Danıꢀtay tetkik hakimine göre, ÖSYM’nin kararı, tamamen
varsayıma dayalıydı ve herhangi bir yasal dayanağı olmadığından iptali gerekliydi. Ancak, 10
Ekim 1997 tarihinde, Danıꢀtay Sekizinci Dairesi, ikiye karꢀı üç oy çokluğuyla, eski sınavlarda
çok düꢀük puanlar alan bir öğrencinin sonraki sınavlarda bu derece baꢀarılı olmasının izah
edilemeyeceğini tespit ederek ÖSYM kararının iptali baꢀvurusunu reddetmiꢀtir. Azınlık ise,
muhalefet ꢀerhlerinde, yetkililerin sınavları usulüne uygun yapma görevleri olduğunu ve
kopya gibi uygunsuz bir davranıꢀı yeterli kanıtla ispatlamanın onların sorumluluğu olduğunu
belirtmiꢀtir.
17.Baꢀvuranın 30 Ekim 1997 tarihli temyiz baꢀvurusu, 28 Kasım 1997 tarihinde,
Danıꢀtay Đdari Dava Daireleri Genel Kurulu’nda beꢀe karꢀı on oy çokluğuyla reddedilmiꢀtir.
18.Baꢀvuran, belirli olmayan bir tarihte, Danıꢀtay Sekizinci Dairesi’ne yaptığı diğer
baꢀvurusunda, ÖSYM kararının iptal edilmesini talep etmiꢀtir. 5 Kasım 1998 tarihinde, talep,
davanın esaslarını inceleyen aynı mahkeme tarafından, bire karꢀı dört oy çokluğuyla
reddedilmiꢀtir.
19.30 Aralık 1998 tarihinde, baꢀvuran, temyize gitmiꢀ ve temyiz incelemesi devam
ederken, ÖSYM kararının yürütülmesinin durdurulmasını talep etmiꢀtir.
20.29 Ocak 1999 tarihinde Danıꢀtay Đdari Dava Daireleri Genel Kurulu, baꢀvuranın
yürütmenin durdurulması talebini incelemeye almıꢀ, ancak konuyu temyiz sonuçlanıncaya
kadar ertelemeye karar vermiꢀtir.
21.5 Kasım 1998 tarihli karara iliꢀkin temyiz, 15 Mart 1999 tarihinde, Danıꢀtay Đdari
Dava Daireleri Genel Kurulu’nda yediye karꢀı sekiz oy çokluğuyla reddedilmiꢀtir. Çoğunluk,
baꢀvuranın, bu sonucu kendi bilgi ve yeteneğiyle elde etmediği sonucuna varmıꢀtır. Azınlık
ise, muhalefet ꢀerhlerinde, üniversite giriꢀ sınavlarının ve bir üniversiteye yerleꢀtirilmeye
giden aꢀamaların usulüne uygun yapılmasını sağlamada, ÖSYM’nin önlem alma görevinin
bulunduğunu ifade etmiꢀtir. Yeterli kanıt üzerine dayandırılmıꢀ ise, ÖSYM’nin kanun ve
kuralları ihlal eden adayları cezalandırma yükümlülüğü ve yetkisi bulunmaktadır. Azınlığa
göre, ÖSYM kendi noksanlıklarının sonuçları yüzünden, baꢀvuranı sorumlu tutamazdı.
ÖSYM, yalnızca usullerini yeniden gözden geçirebilir ve bu tür durumların tekrarlanmaması
için önlem alabilirdi.
22.8 Haziran 1999 tarihinde, baꢀvuran, 5 Kasım 1998 tarihli kararın düzeltilmesini
talep etmiꢀtir ki bu, idari konularda, Türk hukukunda nihai hukuk yoludur.
23. Karar düzeltme talebi 9 Kasım 1999 tarihinde, Danıꢀtay Đdari Dava Daireleri Genel
Kurulu tarafından reddedilmiꢀtir. Bu karar, yediye karꢀı sekiz oy çokluğuyla alınmıꢀ ve
baꢀvurana 30 Aralık 1999 tarihinde bildirilmiꢀtir.
II.ĐLGĐLĐ ĐÇ HUKUK VE UYGULAMA
24.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 42. maddesine göre, hiç kimsenin eğitim ve
öğretim hakkı elinden alınamaz.
25.1981 tarihli Yüksek Öğretim Kanunu’nun (no. 2547) 10. maddesine göre, ÖSYM
(Öğrenci Seçme ve Yerleꢀtirme Merkezi), Yükseköğretim Kurulunun tespit ettiği esaslar
çerçevesinde yükseköğretim kurumlarına öğrenci alınması amacıyla sınavları hazırlayan,
gerçekleꢀtiren ve test sonuçlarını öğrenci adaylarının tercihlerine göre değerlendirerek baꢀarılı
öğrencilerin üniversitelere ve diğer yükseköğretim kurumlarına yerleꢀtirilmesini sağlayan bir
kuruluꢀtur.
26. 1981 tarihli Yüksek Öğretim Kanunu’nun (no. 2547) 45. maddesinin ilgili
bölümlerine göre,
“Öğrenciler Devlet Yükseköğretim Kurumlarına, esasları Yükseköğretim Kurulu
tarafından tespit edilen sınavla girerler. Sonuçların değerlendirilmesinde adayların
ortaöğretimdeki baꢀarıları dikkate alınır…”
HUKUK
I.1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 2. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
27.Baꢀvuran, ÖSYM’nin sonuçlarını keyfi olarak iptal etmesinin 1 no’lu Protokol’ün
2. maddesi kapsamındaki eğitim hakkını ihlal ettiğini ileri sürerek ꢀikayetçi olmuꢀtur. Bu
maddenin ilgili bölümlerine göre:
“Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz. …”
A. AĐHM’deki savunmalar
1. Baꢀvuran
28. Baꢀvuran, akademik kurulun tavsiyesine dayalı olan ÖSYM kararının, herhangi bir
yasal dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürmüꢀtür. Uygunsuz bir davranıꢀ sözkonusu
olmadan sınavı baꢀarıyla geçmiꢀ olarak, üniversiteye giriꢀ ꢀartlarını yerine getirmiꢀ olduğunu,
ancak bu konuların idare mahkemeleri tarafından dikkate alınmadığını iddia etmiꢀtir.
29. Hükümet’in, orta öğretim genelindeki baꢀarısızlığına atıfları hakkında, baꢀvuran,
orta öğretim eğitimini, Türkiye’nin güneydoğu bölgesinde bulunan Diyarbakır’da, bölgede
ꢀiddetin en fazla olduğu dönemde tamamlamıꢀ olduğunu ileri sürmüꢀtür. Diyarbakır’ın,
Türkiye’nin diğer bölgelerine kıyasla oldukça geri kalmıꢀ bir bölgede bulunduğunu iddia
etmiꢀtir. Ayrıca, öğretim kalitesi de Türkiye’nin diğer kısımlarındaki okullardan oldukça
düꢀüktür, zira, Türkiye’nin güney-doğu bölgesine atanan öğretmenlerin çoğu
güvenliklerinden endiꢀe etmeleri nedeniyle ya baꢀka bir yere atanmayı talep etmiꢀler ya da
görevden ayrılmıꢀlardır. Orta öğretim eğitimi boyunca, öğretmen eksikliğinden dolayı çok
sayıda ders iptal edilmiꢀtir. Savunmasını destekleyici olarak baꢀvuran, o yıl sınav sonuçları
iptal edilmiꢀ olan diğer on sekiz adayla ilgili olarak Hükümet tarafından sunulan bilgiye atıfta
bulunmuꢀtur (bkz. aꢀağıda 35. paragraf). Bu adayların neredeyse tamamı Türkiye’nin doğu
veya güney doğu bölgelerinden gelmiꢀtir.
30. Baꢀvuran, Devlet’in ona üniversite eğitimi sağlamak konusunda kesin bir
yükümlülük altında olduğu ꢀeklinde bir iddiası olmadığını vurgulamıꢀtır. Bunun yerine, iç
hukuka uygun olarak eğitim hakkı elde etmiꢀ olduğunu ve bu hakkın kanuna aykırı olarak
ihlal edilmemesi gerektiğini iddia etmiꢀtir. Baꢀvuranın görüꢀüne göre, akademik kurulun
kararı keyfi bir karardır ve 1 No.’lu Protokol’ün 2. maddesinin anlamı dahilinde eğitim
hakkını ihlal etmiꢀtir.
2. Hükümet
31. Belçika’da Eğitimde Kullanılan Diller Hakkındaki Kanunların Belli Yönlerine
Đliꢀkin Dava – Belçika kararına (23 Temmuz 1968 tarihli karar, Seri A no. 6, s. 31, § 3;
bundan sonra “Belçika Dil Davası” olarak anılacaktır) atıfta bulunan Hükümet, 1 No.’lu
Protokol’ün 2. maddesinin anlamı dahilinde eğitim hakkının, belli bir zamanda mevcut olan
eğitim imkanlarından yararlanma hakkını kapsadığını belirtmiꢀtir. Hükümet’e göre, bu hak,
tüm eğitim düzeylerini ilgilendirmektedir. Ancak Hükümet, eğitim hakkı kapsamının,
ülkeden ülkeye farklılık gösterebileceğini ve geliꢀmelere tabi olduğunu ileri sürmüꢀtür.
Sözleꢀmeye taraf ülkelerden birinde, eğitimin yeni bir dalı veya yeni bir türü sağlanmaya
baꢀlanırsa, giriꢀ koꢀullarını karꢀılamaları kaydıyla, o ülkedeki insanların buna eriꢀim hakkı
vardır.
32. Hükümet, 1974’ten beri, Türkiye’deki yüksek öğretim kurumlarının neredeyse
tamamının ÖSYM tarafından düzenlenen sınavların sonuçlarına göre öğrenci kabul ettiğini
bildirmiꢀtir. 2547 sayılı Kanun’a uygun olarak kurulan ÖSYM, üniversite sınavlarının
kurallarını belirlemiꢀ ve adaylara rehberlik sağlamak amacıyla kılavuzlar yayınlamıꢀtır.
33. Hükümet, Türkiye’de, diğer çoğu ülkede olduğu gibi, yüksek öğretim talebinin
mevcut kurumların kapasitesini fazlasıyla aꢀtığını belirtmiꢀtir. ÖSYM, yüksek öğretim
programlarına öğrenci seçme ve yerleꢀtirmede dört faktörü dikkate almıꢀtır. Bu faktörler,
kontenjan, örneğin her yüksek öğretim programına kabul edilecek azami öğrenci sayısı, aynı
yüksek öğretim programına girmek isteyen adayların puanlarının sıralaması, adayların yüksek
öğretim programlarına iliꢀkin kendi tercih ve sıralamaları ve son olarak, yüksek öğretim
programlarının özel ꢀartlarıdır. ÖSYM’nin, adayların sınav salonlarına dağıtımı, baꢀvuru
formlarının kontrol edilmesi, sınav kağıtlarının iꢀaretlenmesi, puanların hesaplanması ve son
olarak adayların üniversite programlarına yerleꢀtirilmesi gibi iꢀlemlerinin çoğu elektronik
sistemle yürütülmektedir. Adayın baꢀarısı, esas olarak, sınavlardaki performansına ve bununla
birlikte lisedeki baꢀarısına dayalı olarak değerlendirilmektedir. Adayların lise not ortalamaları
ise 0,5 ile çarpılmakta ve sınav puanlarına eklenmektedir.
34. ÖSYM Kılavuzu’nun 3. bölümü cevapların değerlendirilmesi üzerinedir.
Kılavuz’un 3. bölümünün 6. maddesi, sınav sırasında bir adayın kopya çektiğinden
ꢀüphelenilmesi durumunda, o aday tarafından verilen cevapların, farklı üniversitelerden gelen
üç profesörden oluꢀan Akademik Konsey tarafından inceleneceğini öngörür.
35. Bu davadaki Akademik Konsey, o yıl sınavın ikinci basamağına katılmıꢀ olan
baꢀvuran ve bir grup diğer adayın kopya çekip çekmediklerini saptamak amacıyla, yukarıdaki
maddeye uygun olarak toplanmıꢀtır. Baꢀvuran da dahil olmak üzere on dokuz adayın çok
baꢀarılı olmasının açıklaması mümkün değildir, zira, bu adaylar önceki yıllardaki sınavlarda
kötü sonuçlar almıꢀlardır.
36. Akademik Konsey, ölçme ve değerlendirme bilimi temel ilkesine uygun olarak, bir
adayın gelecekteki baꢀarısını gösteren en güvenilir göstergenin geçmiꢀ baꢀarıları olduğunu
değerlendirmiꢀtir. Baꢀvuranın geçmiꢀ performansını, 1997 yılındaki sınavın ikinci
basamağındaki baꢀarısıyla karꢀılaꢀtıran akademik kurul, 1997 yılındaki sınavın birinci ve
ikinci basamağı arasındaki kısa süre dolayısıyla, baꢀvuranın çok baꢀarılı olmasının
açıklanmasının mümkün olmadığı kararına varmıꢀtır. Akademik Konsey kararı, ayrıca, 10
üzerinden 5.31 olan diploma notuyla orta öğretimde baꢀarılı bir öğrenci olmamıꢀ olan
baꢀvuranın, 1994 ve 1996 yılları arasındaki üniversiteye giriꢀ sınavlarını geçememiꢀ olduğu
gerçeğini dikkate almıꢀtır. 1997 yılında, baꢀvuran, ancak sınavın ikinci basamağına girmesini
sağlamaya yetecek kadar puan almıꢀtır.
37. Hükümet, baꢀvuranın davasında yürütülen değerlendirmenin, ÖSYM’nin,
üniversiteye giriꢀ sınavlarının adaletli oluꢀunu sağlamak ve baꢀarı olasılığı en yüksek olan
öğrencileri uygun yüksek öğretim programlarına seçmek ve yerleꢀtirmek ꢀeklindeki temel
görevi çerçevesinde yapılmıꢀ olduğunu AĐHM’nin gözönünde bulundurmasını talep etmiꢀtir.
Baꢀvuranın sınav sonuçları iptal edilmiꢀ olmasaydı, en baꢀarılı öğrenciler arasında olurdu ve
böylece ilk tercihlerinden birine kaydolmaya hak kazanırdı. Bu durum, diğer öğrenciler
arasında huzursuzluğa sebep olurdu, zira, lisede baꢀarılı bir öğrenci olmamıꢀ olan baꢀvuranın
üniversiteye girmeyi nasıl baꢀardığına dair ꢀüpheler oluꢀurdu.
38. Hükümet’e göre, ÖSYM, öğrencilerin adaletli olarak yerleꢀtirilmesini gözönünde
tutarak, baꢀvuranın üniversite eğitimine eriꢀimini reddetme yetkisini kullanmıꢀtır. Hükümet,
Mason ve van Zon – Hollanda davasına (28 Eylül 1995 tarihli karar, Seri A no. 327-A, § 51)
atıfta bulunarak, ÖSYM’nin bu konuda çok geniꢀ yetkiye sahip olduğunu ileri sürmüꢀtür, öyle
ki, üniversiteye kabul edilmeye iliꢀkin mevcut bir hak kanunda tanınmamıꢀtır.
39. Hükümet, baꢀvuranın, ÖSYM tarafından belirlenen, üniversiteye giriꢀ ꢀartlarını
karꢀılamamıꢀ olduğu ve dolayısıyla eğitim hakkının reddedilmemiꢀ olduğu kararına varmıꢀtır.
B. AĐHM’nin değerlendirmesi
1. 1. No.’lu Protokol’ün 2. maddesinin uygulanabilirliği
40. AĐHM, baꢀvuranın, ilgili giriꢀ sınavlarından sonra, tercih ettiği bir üniversiteye
girmek için gerekli puanı almıꢀ olduğu gerçeğine rağmen üniversiteye giriꢀ yapamadığı
konusunda tarafların anlaꢀtığını gözlemler.
41. AĐHM, ayrıca, 1 No.’lu Protokol’ün 2. maddesindeki güvencelerin, Avrupa
Konseyi’ne üye Devlet’lerdeki mevcut yüksek öğretim kurumlarında geçerli olduğunun
tartıꢀma konusu olmadığını gözlemler. Bu ilkeyi, son dönemdeki kararlardan Leyla ꢁahin –
Türkiye kararında ([BD], no. 44774/98, [BD], §§ 134-142, AĐHM 2005-…) teyit etmiꢀ, bu
kararda, belirli bir zamanda mevcut herhangi bir yüksek öğretim kurumuna eriꢀimin, 1 No.’lu
Protokol’ün 2. maddesinin ilk cümlesinde ortaya konan hakkın ayrılmaz bir parçası olduğu
kararını vermiꢀtir.
2. Akademik kurulun, baꢀvuranın sınav sonuçlarını iptal etme yetkisi var mıdır?
a. Hükümet
42. Hükümet’e göre, akademik kurul, baꢀvuranın sınav sonuçlarını iptal etme kararını,
ÖSYM Kılavuzunun 3. Bölümünün 6. maddesine dayandırmıꢀtır. Bu madde, sınav sırasında
bir adayın kopya çektiğinden ꢀüphelenilmesi durumunda, o aday tarafından verilen
cevapların, farklı üniversitelerden gelen üç profesörden oluꢀan Akademik Konsey tarafından
incelenmesini öngörür. ÖSYM’nin, ayrıca, üniversiteye giriꢀ sınavlarının ve öğrencilerin
seçilmesi ve yerleꢀtirilmesinin adaletli oluꢀunu sağlamaya dair genel bir yükümlülüğü vardır.
Hükümet, sözkonusu yükümlülüklerin ıꢀığında ÖSYM’nin bu konuda çok geniꢀ yetkiye sahip
olduğu sonucuna varmıꢀtır, öyle ki, üniversiteye kabul edilmeye iliꢀkin mevcut bir hak
kanunda tanınmamıꢀtır (bkz. yukarıda 38. paragraf).
b. Baꢀvuran
43. Baꢀvuran, ilgili iç mevzuata uymuꢀ olarak, üniversiteye giriꢀ hakkını elde etmiꢀ
olduğunu, ancak, eğitim hakkının keyfi ve haksız olarak reddedildiğini iddia etmiꢀtir.
c. AĐHM
44. AĐHM, Belçika Dil Davası’nda, 1 No.’lu Protokol’ün 2. maddesinin ilk cümlesi
tarafından güvence altına alınan eğitim hakkının, “doğası gereği, Devlet tarafından, bireylerin
ve toplumun kaynakları ve ihtiyaçları doğrultusunda yer ve zamana göre değiꢀiklik
gösterebilecek, bir düzenleme gerektirdiği”ne karar vermiꢀtir. “Böyle bir düzenlemenin, asla
eğitim hakkının esasına zarar vermemesi veya AĐHS’de yer alan diğer haklarla çeliꢀmemesi
gerektiği aꢀikardır” (yukarıda anılan, Belçika Dil Davası, § 5).
45. AĐHM, baꢀlangıçta, baꢀvuranın, giriꢀ ꢀartlarına itiraz etmediğini, ancak, o ꢀartları
karꢀılamıꢀ olduktan sonra kazanmıꢀ olduğu hakkın keyfi olarak reddedildiğini ileri sürdüğünü
gözlemler.
46. AĐHM’ye göre, ÖSYM’nin, adayların baꢀarılı olmalarına bir açıklama getirememe
gerekçesiyle onların sınav sonuçlarını iptal etme yetkisi için, Hükümet, herhangi bir yasal
dayanak gösterememiꢀtir. AĐHM, böyle geniꢀ bir yetki tanıyan herhangi bir yasal dayanağın,
AĐHS’de belirtilen demokratik toplumun temel ilkelerinden biri olan hukukun üstünlüğü ile
uyuꢀmayan (bkz. Hasan ve Chaus – Bulgaristan [BD], no. 30985/96, § 84, AĐHM 2000-XI)
veya eğitim hakkının esasına zarar veren (bkz. aꢀağıda 55. paragraf), yasal belirsizlik
yaratabileceğine karar verir.
47. AĐHM bu durumda sınav sırasında kopya çekerken yakalanan bir adayın sınav
sonuçlarının iptal edilmesinin, ÖSYM’nin takdirine bırakılan bir mesele değil, Merkez’in
görevlerinden biri olduğunu vurgular. Bu bakımdan, Akademik Konsey’in veya idari
Mahkemeler’den herhangi birinin, sözkonusu davada baꢀvuranın uygunsuz bir davranıꢀta
bulunduğunu kanıtlayamamıꢀ olması dikkate değerdir.
48. AĐHM, Türkiye’de düzenlenen üniversiteye giriꢀ sınavlarında adayların sınav
sonuçlarının, çok dikkatli bir biçimde, yetkili makamların sınav kağıtlarını kiꢀisel görüꢀlerine
göre iꢀaretleyerek bilgisayarlı sistemin sonuçlarını değiꢀtirmelerine olanak vermeyecek
ꢀekilde hesaplandığını gözlemler. ÖSYM düzenlemelerinin açık üslubu, iyi niyetli (bona fide)
bir öğrencinin, sınavda, girmek istediği üniversite için gerekli puanı alarak bu üniversiteye
girmesinin gerçekleꢀeceğine iliꢀkin meꢀru bir beklenti içine girmesine izin verir. Diğer bir
deyiꢀle, kanunun bir üniversiteye kabul etme koꢀullarını ortaya koyduğu ve bir adayın, bu
koꢀulları gerçekleꢀtirdiği durumlarda, sözkonusu üniversiteye kabul edilme hakkını kazanmıꢀ
olur (bkz., mutatis mutandis, De Moor/Belçika, 23 Temmuz 1994 tarihli karar, A Serisi no.
292-A, sayfa 15, § 43).
49. AĐHM, ÖSYM’nin düzenlemelerinin, idari makamların, Sözleꢀme tarafından
korunma altına alınmıꢀ bir hak olan eğitim hakkına keyfi olarak müdahale etmelerine karꢀı
yasal bir koruma sağladığı kanısındadır. Bu nedenle, idari makamların sözkonusu
düzenlemeleri gözardı etmeleri durumunda, yasal koruma zarar görecektir.
50. Baꢀvuranın kopya çektiğine dair bir kanıt – veya bu hususta aleyhine yöneltilen
açık bir suçlama – olmadığını ve 1997 senesinde düzenlenen sınava dersaneye giderek
hazırlanmıꢀ olduğu açıklamalarına da itiraz edilmediğini gözönüne alan AĐHM, baꢀvuranın
iyi sonuçlar almasının açıklanamaz olduğuna dair Akademik Konsey tarafından varılan
sonucun, savunulması mümkün olmadığı kanısındadır. Bu nedenle, AĐHM, yerel
Mahkemelerce onanan baꢀvuranın sınav sonuçlarını feshetme kararının, yasal ve makul bir
temele dayanmadığı ve keyfi olarak varılmıꢀ sonuçlar doğurduğu kanısına varır.
51. Yukarıda kaydedilenler ıꢀığında AĐHM, ÖSYM’nin, Akademik Konsey’in
tavsiyesine dayanarak baꢀvuranın sınav sonuçlarını feshetmesinin, baꢀvuranın eğitim hakkını
reddetmek olduğu sonucuna varır.
52. Sonuç olarak AĐHS’nin 1 No.lu Protokol’ünün 2. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
53. AĐHS’nin 41. maddesi aꢀağıda kaydedilmiꢀtir:
“Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun
bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A. Maddi Zarar
54. Baꢀvuran, ailesinin özel ders ücreti ve geçim masrafları için ödediği meblağı talep
etmiꢀtir: kurs ücreti için 2.000 Euro, ve ikametgah, yol, kitap masrafları gibi geçim masrafları
için ayrıca 2.000 Euro.
55. Hükümet, baꢀvuranın iddiasını destekleyecek bir kanıt sunmadığını ileri sürmüꢀtür.
Ayrıca, “ꢀartlara bağlı kazançlar” için yapmıꢀ olduğu taleplere itiraz etmiꢀ ve AĐHM’nin bu
talepleri reddetmesini istemiꢀtir.
56. AĐHM, baꢀvuranın maddi tazminat taleplerinin, – Hükümet tarafından öne
sürülmüꢀ olduğu gibi – kazanç kaybına iliꢀkin değil, özel hazırlık kursları alırken yapmıꢀ
olduğu masraflara iliꢀkin olduğunu gözlemler. Ancak AĐHM, AĐHS’nin ihlaline neden olduğu
sonucuna varılan konu ile – eğitim hakkının reddedilmesi – baꢀvuran tarafından ileri sürülen
maddi zarar arasında nedensel bir bağ görmemektedir. Sonuç olarak, baꢀvuranın maddi
tazminat talebini reddeder.
B. Manevi Zarar
57. Baꢀvuran, sınav sonuçlarının yalnızca Türkiye’deki en prestijli üniversitelerden
birine girmeyi planladığı sırada iptal edilmiꢀ olduğunu belirtmiꢀtir. Bu durum kendisinde ꢀok
etkisi yaratmıꢀtır ve psikolojik sorunlar yaꢀamıꢀtır. Sonuç olarak, çekmiꢀ olduğu sıkıntı için
toplam 100.000 Euro talep etmiꢀtir.
58. Hükümet, baꢀvuranın AĐHS usullerinden kar sağlamaya çalıꢀtığı kanısındadır.
Avukatı, kazanç elde etme amacına dönüꢀtürerek Sözleꢀme usullerini kötüye kullanmıꢀtır.
59. AĐHM, ÖSYM’nin uygulamasının baꢀvuranın sıkıntıya girmesine neden olduğu
kanısındadır. Bu nedenle, bir tazminat ödenmesinin adil olduğu sonucuna varır. AĐHM,
baꢀvurana toplam 5.000 Euro ödenmesinin adil olacağı kararına varır.
C. Mahkeme Masrafları
60. Baꢀvuran, davayı açarken yapmıꢀ olduğu masraf ve harcamalar için toplam 2.755
Euro tazminat talep etmiꢀtir. Bu meblağ; avukatlık ücreti için 2.400 Euro’yu, çeviri ve
yazıꢀma masrafları için 355 Euro’yu kapsamaktadır. Taleplerini destekleyici nitelikte bir
masraf listesi sunmuꢀtur.
61. Baꢀvuran ayrıca yerel mahkemelerdeki davalar sırasında avukatına ödemede
bulunmak ve ꢀikayetlerini yerel Mahkemeler huzurunda sunmak üzere yaptığı masraflar için
toplam 6.000 Euro harcamıꢀ olduğunu ileri sürmüꢀtür.
62. Hükümet, yalnızca gerçekten yapılmıꢀ masrafların tazmin edilebileceğini ve
sözkonusu tazmin için, tüm masraf ve harcamaların, baꢀvuran ve avukatı tarafından
listelenmesi gerektiğini belirtmiꢀtir. Đddia edilen masraflar için baꢀvuranın vekili tarafından
hiçbir makbuz ya da belgenin sunulmamıꢀ olduğunu da ileri sürmüꢀtür. Son olarak,
baꢀvuranın avukatınca AĐHS iꢀlemleri için harcanmıꢀ olduğu iddia edilen süre makul değildir.
63. Hükümet, baꢀvuranın yerel davalar süresince yapmıꢀ olduğu masraf ve harcamalar
hususundaki taleplerinin, adil bir değerlendirmeden fazlasına olanak verecek kadar kesinlikte
olmadığı, sözkonusu dava iꢀlemleri hususunda talep edilen miktarların, kısmen AĐHS
huzurunda görülen davalar çerçevesinde esasa iliꢀkin olmayan meselelere, kısmen gerekli
olmayan iꢀlere iliꢀkin olduğu kanısındadır. Saatlik ücret, AĐHS iꢀlemleri için kabuledilebilir
olsa da, dava iꢀlemleri için haddinden fazladır.
64. AĐHM, baꢀvuran tarafından AĐHS iꢀlemleri için talep edilen masraf ve harcama
iddialarının, makul olduğu sonucuna varmıꢀtır.
65. Dava iꢀlemleri için yapılmıꢀ masraf iddialarına iliꢀkin AĐHM, baꢀvuranın avukatı
tarafından bu meseleye iliꢀkin harcanmıꢀ olan saatleri gösteren hiçbir detayın ya da masraf
listesinin sunulmamıꢀ olduğunu gözlemler. Bu nedenle, 6.000 Euro’luk masrafın, gerektiği
için veya mantıklı olarak yapılıp yapılmadığını değerlendiremez.
66. AĐHM, AĐHS’nin ihlal edilmiꢀ olduğunu tespit etmesi durumunda, ihlalin
önlenmesi veya tazmini için baꢀvuranın yerel Mahkemeler huzurunda yapmıꢀ olduğu masraf
ve harcamaların karꢀılanmasına iliꢀkin bir karara varabileceğini hatırlatır (bkz. Société Colas
Est ve Diğerleri/Fransa, no. 37971/97, § 56, ECHR 2002-III, ve orada kaydedilen davalar).
Sözkonusu davada, Türkiye’deki davalar baꢀvuranın, yüksek eğitim hakkına iliꢀkindir ve
baꢀvuran, 27 Ağustos 1997 tarihinde Yüksek Đdari Mahkeme’ye baꢀvurduğu zaman davaların
baꢀlangıcında sözkonusu hakka değinmiꢀtir.
67. Yukarıda kaydedilenler ıꢀığında ve yerel dava iꢀlemlerine iliꢀkin detaylı bir masraf
ve harcama listesi mevcut değilken adil temellere dayanarak karar veren AĐHM, baꢀvurana
yerel ve AĐHM huzurundaki davalarda yaptığı masraf ve harcamalar için toplam 5,000 Euro
ödenmesine karar vermiꢀtir.
D. Gecikme Faizi
68. Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına
uyguladığı faiz oranının üç puan fazlası uygulanacaktır.
YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM
1. Bire karꢀı altı oyla, AĐHS’nin 1 No.lu Protokolü’nün 2. maddesinin ihlal edilmiꢀ olduğuna,
2. Bire karꢀı altı oyla
(a) sorumlu Devlet’in, kararın AĐHS’nin 44 § 2 Maddesi’ne göre kesinleꢀtiği tarihten
itibaren üç ay içerisinde baꢀvurana, ödeme tarihinde uygulanan kur üzerinden Yeni Türk
Lirası’na çevrilmek üzere 5.000 Euro (beꢀ bin Euro) manevi tazminat ve buna ek olarak
uygulanabilecek her türlü vergiyi ödemesine,
(b) masraf ve harcamalar için sorumlu Devlet’in sözkonusu üç ay içerisinde baꢀvurana,
ödeme tarihinde uygulanan kur üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere ödenebilecek her
türlü katma değer vergisi ile birlikte 5.000 Euro’dan (beꢀ bin Euro) adli yardım olarak verilen Euro (altı yüz otuz Euro) düꢀülerek ödemesine,
(c) yukarıda sözü edilen üç aylık sürenin bitiminden ödeme gününe kadar, Avrupa Merkez
Bankası’nın gecikme süresince uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle oluꢀacak
faiz oranı üzerinden basit faizin yukarıdaki miktarlara uygulanmasına karar vermiꢀ,
3. Baꢀvuranın, adil tazmin talebinin kalan kısmını oybirliğiyle reddetmiꢀtir.
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3.
maddeleri uyarınca 7 ꢁubat 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.
S. DOLLÉ
J.-P. COSTA
Yazı Đꢀleri Müdürü
Baꢀkan
11
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło