6094/03

WyrokETPCz2009-07-16ECLI:CE:ECHR:2009:0716JUD000609403

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy brak dostępu do adwokata w trakcie zatrzymania i wstępnego przesłuchania, gdzie zeznania były wykorzystane jako podstawa skazania, naruszył prawo do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 w związku z art. 6 ust. 3 lit. c Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał, odwołując się do swojego precedensowego wyroku w sprawie Salduz przeciwko Turcji, stwierdził, że brak dostępu skarżących do adwokata w trakcie zatrzymania i wstępnego przesłuchania, gdzie składali szczegółowe zeznania wykorzystane później jako podstawa ich skazania, stanowił naruszenie prawa do rzetelnego procesu. Trybunał podkreślił, że prawo do pomocy prawnej od pierwszych etapów postępowania karnego jest kluczowe dla zapewnienia sprawiedliwości procesu jako całości, a jego naruszenie w początkowej fazie może bezpowrotnie naruszyć rzetelność całego postępowania.
Stan faktyczny
Skarżący, Hadi Elçiçek, Kulink Sevilgen i Salih Tuğrul, zostali zatrzymani w lutym 1999 roku i przesłuchani przez policję, a następnie prokuratora i sędziego, bez obecności adwokata. Zeznania złożone w tym czasie, w których przyznali się do działalności w PKK, zostały później wykorzystane jako podstawa ich skazania przez Sąd Bezpieczeństwa Państwa na karę śmierci, zamienioną na dożywocie. Sąd Kasacyjny podtrzymał wyrok w czerwcu 2002 roku.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Stwierdza, że skarga dotycząca braku dostępu do adwokata w trakcie zatrzymania jest dopuszczalna, a pozostałe skargi są niedopuszczalne. 2. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 3 lit. c w związku z art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Zasądza każdemu skarżącemu 1 000 (tysiąc) EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową, powiększone o odsetki. 4. Oddala pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   ELÇĐÇEK VE DĐĞERLERĐ - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 6094/03)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Temmuz 2009   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın   adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri   Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari   olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (6094/03) no’lu davanın nedeni T.C.   vatandaꢀları Hadi Elçiçek, Kulink Sevilgen ve Salih Tuğrul’un (baꢀvuranlar) Avrupa Đnsan   Hakları Mahkemesi’ne 10 Aralık 2002 tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin   Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin (Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi   uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuranlar Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Ankara Barosu   avukatlarından S. Kaya tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   Baꢀvuranlar sırasıyla 1968, 1961 ve 1956 doğumludur. Bu baꢀvurunun yapıldığı sırada   baꢀvuranlar Siirt Cezaevinde hükümlü bulunmaktaydı.   ve 19 ꢁubat 1999 tarihinde yakalanan baꢀvuranlar polis önünde yasadıꢀı örgüt PKK   bünyesinde gerçekleꢀtirdikleri eylemler hakkında ayrıntılı ifadeler vermiꢀtir. Baꢀvuranlar 25   ꢁubat 1999 tarihinde Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı   tarafından dinlenmiꢀ, daha sonra aynı mahkemede nöbetçi hakim karꢀısına çıkarılmıꢀlardır.   Hakim adı geçenlerin tutuklanmalarına karar vermiꢀtir. Yetkili savcı ve hakim önünde   baꢀvuranlar polise vermiꢀ oldukları ifadelerin içeriğini teyit etmiꢀtir. Ön soruꢀturma   aꢀamasında baꢀvuranlar avukat bulundurma hakkından yararlanmamıꢀlardır.   Cumhuriyet Savcısı 19 Mart 1999 tarihinde Eski Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi   uyarınca baꢀvuranları bir jandarma karakoluna saldırıda bulunmak, bu esnada iki güvenlik   görevlisinin ölümüne neden olmak ve anayasal düzeni zorla yıkmaya teꢀebbüs etmekle itham   etmiꢀtir.   Mayıs 1999 tarihli ilk duruꢀmada, DGM baꢀvuranların savunmalarını dinlemiꢀtir.   Baꢀvuranlar Salih Tuğrul ve Hadi Elçiçek ifadelerini Kürtçe tercüman aracılığıyla vermiꢀtir.   Adı geçenler mahkeme önünde ön soruꢀturma kapsamında verdikleri beyanları ve olayları   inkâr etmiꢀtir.   yılının Haziran ayında Devlet Güvenlik Mahkemelerinde askeri hakimin varlığına son   veren Anayasal ve yasal düzenlemeler gerçekleꢀtirilmiꢀtir.   Yalnızca sivil hakimlerden oluꢀan DGM, 2 Ağustos 1999 ve 4 Aralık 2001 tarihleri arasında   on altı duruꢀma yapmıꢀtır. Mahkeme baꢀvuranların davasını aynı olaylara dayalı açılan tek   sanıklı baꢀka bir davaya birleꢀtirmiꢀ, savunma tarafının tanıklarını dinlemiꢀ ve dava dosyasına   diğer yargılamalar kapsamında bulunan sanıkların vermiꢀ oldukları beyanları ve tutanakları   eklemiꢀtir. 4 Aralık 2001 tarihli duruꢀmada mahkeme baꢀvuranları dinlemiꢀ; Salih Turgut ve   Hadi Elçiçek bir tercüman aracılığıyla ifade vermiꢀtir.   DGM, 4 ꢁubat 2001 tarihli duruꢀma sırasında baꢀvuranları haklarında yapılan ithamlardan   suçlu bulmuꢀ ve ölüm cezasına çarptırmıꢀ, bu cezayı daha sonra müebbet hapis cezasına   çevirmiꢀtir. Mahkeme karar dayanağı olarak baꢀvuranların gözaltında vermiꢀ oldukları   beyanların yanı sıra diğer yargılamalar çerçevesinde dinlenen kiꢀilerin beyanlarını gerekçe   olarak göstermiꢀtir.   Yargıtay 11 Haziran 2002 tarihinde baꢀvuranların mahkumiyetlerini onamıꢀtır.   HUKUK   AĐHS’nin 6/3 maddesinin c) fıkrasına atıfta bulunan baꢀvuranlar gözaltında bulundukları sırada   avukat yardımından yararlanamadıklarından ꢀikayetçi olmaktadır.   Hükümet baꢀvuranların gözaltı süresi bitimini müteakip altı ay içinde baꢀvurularını   yapmadıklarını savunarak altı ay kuralına uyulmaması nedeniyle AĐHM’yi bu baꢀvuruyu   reddetmeye çağırmaktadır. Hükümet buna istinaden baꢀvuranların iddiasına karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM, Yargıtay’ın 11 Haziran 2002 tarihinde kararını verdiğini ve AĐHS’nin 35/1 maddesine   uygun olarak bu kararın iç hukuktaki nihai kararı oluꢀturduğuna itibar etmektedir (Bkz. Ek ve   ꢁıktaꢀ-Türkiye kararı no: 6058/02 ve 18074/03, 17 ꢁubat 2009). Mevcut baꢀvuru 10 Aralık   tarihinde yapılmıꢀtır. Dolayısıyla Hükümetin itirazı reddedilmektedir. AĐHS’nin 35.   maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde ꢀikayetin dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden   AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit   eder. Bu nedenle ꢀikayet kabuledilebilir niteliktedir.   Esas ile ilgili olarak AĐHM, Salduz-Türkiye kararında benimsediği içtihadına atıfla (Büyük   Daire kararı no: 36391/02, 27 Kasım 2008) aynı gerekçelerle AĐHS’nin 6/1 maddesiyle   bağlantılı olarak AĐHS’nin 6/3 maddesinin c) fıkrasının ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.   AĐHS’nin 6/1 ve 3 d) maddesine atıfta bulunan baꢀvuranlar Devlet Güvenlik Mahkemesindeki   davanın ilk bölümüne askeri hakimin katılmasından ve mahkumiyetlerinin diğer yargılamalar   kapsamındaki kiꢀilerin tanıklıklarına dayandığından ve bu kiꢀileri sorgulama olanaklarının   olmamasından ꢀikayetçi olmaktadır. Baꢀvuranlar Elçiçek ve Tuğrul Kürt kökenli olmaları   dolayısıyla Türkçe bilmediklerini ve jandarmalar ve savcı önünde tercüman aracılığıyla   iletiꢀim kuramadıklarını ileri sürmektedir. Baꢀvuranlar sonuç itibarıyla haklarında yapılan   suçlamaları bilmediklerini ve bu durumun AĐHS’nin 6/3 maddesinin a) fıkrasının ihlaline yol   açtığını öne sürmektedir.   AĐHM, baꢀvuranlar tarafından öne sürülen bu iddiaları incelemiꢀtir. Mahkemeye sunulan   deliller ıꢀığında AĐHM, Sözleꢀme ile güvence altına alınan hak ve özgürlüklere iliꢀkin   herhangi bir ihlalin sözkonusu olmadığını hatırlatır; dayanaktan yoksun addedilen bu   ꢀikayetlerin AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragraflarına uygun olarak reddedilmesi   gerekir.   Geriye AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması hususu kalmaktadır. Baꢀvuranlar 200.000 Euro   maddi ve manevi tazminat ve yargılama gider ve masrafları için 20.160 Euro talep etmektedir.   Baꢀvuranlar herhangi bir kanıtlayıcı belge sunmamıꢀtır.   AĐHM, mevcut baꢀvurunun koꢀullarında sonuç itibarıyla en uygun telafi yönteminin   baꢀvuranların talep etmesi halinde AĐHS’nin 6/1 maddesindeki gereklilikleri karꢀılayacak   ꢀekilde yeniden yargılanmaları olacağı kanısındadır (sözü edilen Salduz).   AĐHM bunun dıꢀında tespit edilen ihlal ile öne sürülen maddi zarar arasında herhangi bir   illiyet bağı kuramamakta ve bu talebi reddetmektedir.   Manevi tazminat konusunda ise AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın   marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç puanlık bir artıꢀ eklenerek baꢀvuranların her   birine hakkaniyete uygun 1.000 Euro manevi tazminat ödenmesini uygun görmektedir.   AĐHM yargılama masraf ve giderlerine iliꢀkin baꢀvuranların herhangi bir belge   sunmadıklarını gözlemlemektedir. Sonuç olarak baꢀvuranların bu yöndeki talepleri   reddedilmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Gözaltında avukat bulundurma hakkından yararlanılmadığına iliꢀkin ꢀikayetin   kabuledilebilir, bunun dıꢀında kalanların kabuledilemez olduğuna;   2. AĐHS’nin 6/1 maddesiyle bağlantılı olarak 6/3 maddesinin c) fıkrasının ihlal edildiğine;   3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru   üzerinden TL’ ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından baꢀvuranların her birine   1.000 (bin) Euro manevi tazminat ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   4. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 16 Temmuz 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   4

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło