62017/00

WyrokETPCz2005-11-10ECLI:CE:ECHR:2005:1110JUD006201700

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy obecność sędziego wojskowego w składzie Sądu Bezpieczeństwa Państwa naruszała prawo skarżącego do rozpoznania sprawy przez niezawisły i bezstronny sąd, zgodnie z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał przypomniał swoje ugruntowane orzecznictwo dotyczące braku niezawisłości i bezstronności tureckich Sądów Bezpieczeństwa Państwa, wynikającego z obecności sędziego wojskowego w ich składzie. Stwierdził, że obawy skarżącego co do niezawisłości i bezstronności sądu, który go skazał, były obiektywnie uzasadnione. Trybunał uznał, że sąd, w którego skład wchodził sędzia wojskowy, nie mógł być postrzegany jako niezawisły i bezstronny, co stanowiło naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. W konsekwencji, Trybunał uznał za zbędne rozpatrywanie innych zarzutów dotyczących rzetelności procesu.
Stan faktyczny
Skarżący, Ali Doğru, został aresztowany 13 grudnia 1997 roku pod zarzutem przynależności do nielegalnej organizacji DHKP-C. Podczas przesłuchania na policji przyznał się do znajomości członków organizacji i dostarczenia koktajli Mołotowa. Został postawiony przed Sądem Bezpieczeństwa Państwa w Izmirze, gdzie częściowo potwierdził swoje zeznania. 14 stycznia 1998 roku został skazany na trzy lata i dziewięć miesięcy więzienia za przynależność do organizacji zbrojnej. Wyrok został utrzymany w mocy przez Sąd Najwyższy 21 września 1998 roku.
Rozstrzygnięcie
Skarga w pozostałym zakresie uznana za dopuszczalną. Stwierdzono naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu braku niezawisłości i bezstronności Sądu Bezpieczeństwa Państwa w Izmirze. Nie ma potrzeby rozpatrywania innych zarzutów na podstawie art. 6 Konwencji. Stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową. Zasądzono 1 500 EUR na pokrycie kosztów i wydatków. Odrzucono pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

C O N S E I L D E   L ' E U R O P E   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   DOĞRU - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no:62017/00)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Kasım 2005   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup   bazı ꢀekli düzeltmelere tabi olabilir.   _____________________________________________________________________________________________   © T.C. Dıꢀiꢀleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları Genel   Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmı olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak   belirtilmi olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması ko ulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi   ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (62017/00) baꢀvuru no’lu davanın   nedeni, bu ülke vatandaꢀı Ali Doğru’nun (baꢀvuran) 19 Mart 1999 tarihinde Avrupa Đnsan   Hakları Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne   (Mahkeme) yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran AĐHM önünde, Đzmir Barosu avukatlarından Halil Çağlar Akbulut tarafından   temsil edilmektedir.   Baꢀvuran bir çok açıdan AĐHS’nin 6. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmekte ve   özellikle kendisini yargılayan ve mahkum eden Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin (Đzmir   DGM) bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksun olduğundan ve bu mahkemedeki yargılamanın   adil olmadığından ꢀikayetçi olmaktadır. Baꢀvuran ayrıca tabi tutulduğu yargılama usullerinde,   AĐHS’nin 14. maddesine göre ayrımcılık yapıldığını ileri sürmektedir.   OLAYLAR   Yasadıꢀı DHKP-C örgütüne üye olduğundan ꢀüphelenilen baꢀvuran, 13 Aralık 1997   tarihinde yakalanıp Đzmir Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltına alınmıꢀtır. Burada 15 Aralık   tarihine kadar sorgulanan baꢀvuran bu tarihte verdiği ifadesinde, DHKP-C üyelerini   tanıdığını ve bir bankaya saldırı düzenlenmesi amacıyla Đ.Ö. isimli bir kiꢀiye molotof kokteyli   temin ettiğini kabul etmiꢀtir.   Aynı gün Đzmir DGM Cumhuriyet Savcısı tarafından dinlenen baꢀvuran, adıgeçen   Mahkemeye çıkarılmıꢀ ve hakkında tutuklu yargılama kararı verilmiꢀtir. Baꢀvuran Đzmir   DGM önünde, yukarıda belirtilen saldırıya karıꢀtığını inkar etmekle birlikte, poliste verdiği   ifadeyi büyük ölçüde onaylamıꢀtır.   Aralık 1997 tarihinde Đzmir DGM Cumhuriyet Savcısı baꢀvuranı silahlı çeteye üye   olmak ve patlayıcı madde kullanmaya teꢀvik etmekle suçlayarak, TCK’nın 168. ve 264.   maddeleri ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca mahkum   edilmesini talep etmiꢀtir.   Baꢀvuran Đzmir DGM önünde, baskı altında alındığı gerekçesiyle polise verdiği ifade   hariç, hazırlık soruꢀturması sırasında vermiꢀ olduğu ifadeleri kısmen onaylamıꢀtır.   Ocak 1998 tarihinde Đzmir DGM baꢀvuranı, silahlı çeteye üye olmakla suçlu   bularak, TCK’nın 169. maddesi uyarınca üç yıl dokuz ay hapis cezasına mahkum etmiꢀtir.   Mahkeme baꢀvuranın sözkonusu saldırıya katılmadığına hükmederek, bu suçtan hakkında   beraat kararı vermiꢀtir.   Baꢀvuran kararı temyize götürmüꢀ ve duruꢀma yapılmasını talep etmiꢀtir. Yüksek   Mahkeme duruꢀma yaptıktan sonra 21 Eylül 1998 tarihinde temyiz edilen kararı onamıꢀtır.   HUKUK AÇISINDAN   I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran kendisini yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin,   bünyesinde bir askeri hakim bulunmasından dolayı, adil bir yargılama sağlayabilecek   “bağımsız ve tarafsız bir mahkeme” olmadığı iddiasında bulunmaktadır.   Baꢀvuran ayrıca davasının adilce görülmediğini, zira hakkındaki mahkumiyet   kararının, gözaltında tutulduğu sırada kendisinden baskı altında zorla alınan itiraflarına ve   ayrı bir davada, Đ.Ö. adlı kiꢀinin, yine baskı altında alındığını beyan ettiği ifadesine   dayanılarak verildiğini belirtmektedir.   Son olarak baꢀvuran Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın tebliğnamesinin kendisine   tebliğ edilmediğinden ꢀikayetçi olmaktadır.   Bu itibarla baꢀvuran, AĐHS’nin 6. maddesinin 1. fıkrası ile 3. fıkrasının b) bendine atıf   yapmaktadır.   A. Kabuledilebilirlik hakkında   AĐHM, içtihatlarından doğan kriterler ıꢀığında (Bkz., Çıraklar-Türkiye, 28 Ekim 1998,   Derleme Hükümler ve Kararlar 1998-VII) ve elindeki mevcut unsurların tümünü gözönüne   alarak baꢀvurunun esastan incelenmesi gerektiği kanaatine varmıꢀtır. AĐHM baꢀvuruda bunun   dıꢀında hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi ile karꢀılaꢀılmadığını tespit etmiꢀtir.   1. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı Hakkında   AĐHM daha önce buna benzer soruları gündeme getiren birçok dava incelediğini ve   bunların AĐHS’nin 6§1. maddesinin ihlali yönünde sonuçlandığını ortaya koymaktadır (Bkz.   Özel kararı, §§ 33-34, ve Özdemir-Türkiye no:59659, §§ 35-36, 6 ꢁubat 2003).   AĐHM mevcut davayı incelemiꢀ ve Hükümet’in davayı farklı ꢀekilde sonuçlandıracak   hiçbir olgu ve delil sunmadığı kanaatine varmıꢀtır. AĐHM, Ceza Kanunu’nda öngörülen   suçlardan ötürü Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanan baꢀvuranın, aralarında asker   kökenli bir hakimin yer aldığı mahkeme önüne çıkma konusunda endiꢀe duymasının   anlaꢀılabilir olduğu kanısındadır. Dolayısıyla baꢀvuran, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin   davanın gerekçesine yabancı mülahazalar ıꢀığında sebepsiz bir yargı kararı almasından haklı   olarak kaygı duymaktadır. Bu nedenle baꢀvuranın, bu yargı merciinin tarafsız ve bağımsız   olmadığı yönündeki ꢀüphelerinin, nesnel bir biçimde haklı gerekçelere dayandığı kabul   edilebilir (Incal –Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, Derleme 1998-IV, s. 1573, § 72).   AĐHM, baꢀvuranları yargılayıp mahkum eden Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin   AĐHS’nin 6§1. maddesinde öngörülen bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğini taꢀımadığı   sonucuna varmıꢀtır.   2. Ceza Yargılamasının Adilliği Hakkında   AĐHM, daha önceki benzer davalarda da dile getirildiği üzere, tarafsızlıktan ve   bağımsızlıktan yoksun bir mahkemenin, hiçbir surette, yargı yetkisi altındaki kiꢀilere adil ve   hakkaniyete uygun bir yargılama süreci temin edebileceğinin varsayılamayacağını hatırlatır.   Bu husustaki ihlal tespiti ıꢀığında AĐHM, baꢀvuranın davasının adilce görülmediğine   dayanan diğer ꢀikayetleri ayrı olarak incelemeye gerek olmadığı kanaatine varmıꢀtır (bkz.   diğerleri arasında, Çıraklar kararı, s. 3074, §§ 44-45).   II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   A. Manevi Tazminat   Baꢀvuran 6.000 Euro değerinde manevi zarara uğradığını iddia etmektedir.   AĐHM mevcut davada ihlal tespitinin adil tazmin için baꢀlı baꢀına yeterli olduğu   kanaatine varmıꢀtır (Çıraklar kararı, s. 3074, § 49).   AĐHM mahkumiyet kararının AĐHS’nin 6§1. maddesine göre tarafsız ve bağımsız   olmayan bir mahkeme tarafından verildiği sonucuna vardığında, prensip olarak en uygun   tazminin, baꢀvuranın gecikmeksizin tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından yeniden   yargılanması olacağı kanaatine varmıꢀtır (Gençel kararı, § 27).   B. Masraf ve Harcamalar   Baꢀvuran aynı zamanda avukatlık ücretleri için 5.000 Euro ve AĐHM ile yerel   mahkemeler nezdinde yaptığı masraf ve harcamalar için ise 819.550.000 Eski Türk Lirası’na   denk düꢀen tutarı talep etmektedir. Baꢀvuran bu iddialarını desteklemek üzere, Đzmir Barosu   avukatlık ücret tarifesi ile AĐHM önündeki yargılama için yapılan 390.000.000 TL tutarındaki   tercüme masraflarının gösteren bir belge sunmuꢀtur.   AĐHM, mevcut unsurları, bu konudaki içtihadını ve yaptığı yargılamayı dikkate alarak,   baꢀvurana, tüm masraf ve harcamalar için 1.500 (bin beꢀyüz) Euro ödenmesinin makul   olduğuna karar vermiꢀtir.   C. Gecikme Faizi   AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz   oranına üç puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM, OY BĐRLĐYLE;   1. Baꢀvurunun geri kalanının kabuledilebilir olduğuna;   2. Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksun olması   nedeniyle AĐHS’nin 6§1. maddesinin ihlal edildiğine;   3. AĐHS’nin 6. maddesi uyarınca yapılan diğer ꢀikayetlerin incelenmesine gerek   olmadığına;   4. Mevcut kararın kendisinin manevi zararın adil tazmini için yeterli olduğuna;   5. a) AĐHS’nin 44§2. maddesi uyarınca, kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay   içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere ve   miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak, Savunmacı Devlet   tarafından baꢀvurana, masraf ve harcamalar için 1.500 (bin beꢀyüz) Euro ödenmesine;   (b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç   puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   6. Adil tazminata iliꢀkin diğer taleplerin reddine;   karar vermiꢀtir.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve   3. fıkralarına uygun olarak 10 Kasım 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło