6219/04
WyrokETPCz2010-01-26ECLI:CE:ECHR:2010:0126JUD000621904
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania sądowego dotyczącego praw własności, trwającego od 1975 do 2009 roku, naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał przypomniał swoje ugruntowane orzecznictwo dotyczące oceny rozsądnego terminu postępowania, uwzględniając złożoność sprawy, zachowanie skarżących i władz krajowych oraz znaczenie sprawy dla zainteresowanych. Stwierdził, że rząd nie przedstawił przekonujących argumentów, które uzasadniałyby odmienne rozstrzygnięcie. W konsekwencji, Trybunał uznał, że długość postępowania była nadmierna i naruszyła art. 6 ust. 1 Konwencji.Stan faktyczny
Skarżący są spadkobiercami N.Gökçek, którego ojciec w 1907 roku zarejestrował trzydzieści trzy działki gruntów rolnych. W 1975 roku wszczęto postępowanie sądowe dotyczące praw własności do tych działek przed Halfeti Asliye Hukuk Mahkemesi, które następnie zostało przekazane sądowi katastralnemu. Postępowanie było skomplikowane, obejmowało liczne interwencje stron (około 140 osób), zmiany sędziów i ekspertyzy. Sąd katastralny wydał orzeczenie 22 grudnia 2008 roku, uznając spadkobierców N.Gökçek za właścicieli połowy trzydziestu działek, a decyzja ta stała się ostateczna 25 marca 2009 roku.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie:
1. Uznał skargę za dopuszczalną w części dotyczącej długości postępowania, a pozostałą część za niedopuszczalną.
2. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji.
3. Zasądził, że Państwo Pozwane ma zapłacić:
a) 20 000 EUR Meliha Gökçek, 20 000 EUR wspólnie spadkobiercom Z.Gökçek oraz 20 000 EUR wspólnie spadkobiercom F.Gökçek tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową.
b) 2 000 EUR wspólnie skarżącym tytułem kosztów i wydatków.
c) Odsetki za zwłokę.
4. Odrzucił pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL
AVRUPA
DE L’EUROPE
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
GÖKÇEK vd -TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no:6219/04)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Ocak 2010
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (6219/04) no’lu davanın nedeni, 11 T.C.
vatandaꢀı, Fatma Gökçek, Hadice Gökçek, Nazver Gökçek, Güzide Gökçek, Meliha Gökçek,
Gülten Canbolat, Türkan Oruç, Özden Taꢀar, Mehmet Emin Gökçek, Gökçe Gökçe ve
Mehmet Can Gökçe’nin (baꢀvuranlar) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 10 Aralık 2003
tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin (Avrupa
Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ oldukları baꢀvurudur.
Baꢀvuranlar, Ankara Barosu avukatlarından A.Köseyener tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
DAVANIN KOꢁULLARI
Baꢀvuranlar, sırasıyla, 1945, 1947,1941, 1930, 1918, 1943, 1929, 1941, 1934, 1938 ve 1924
doğumlulardır.
Dava, yaklaꢀık 27.846.000 m2 yüzölçümünde olan ve baꢀvuranların murisi (de cujus)
N.Gökçek’in babası adına 1907 yılında tescil edilen otuz üç parsellik tarım alanı ile ilgilidir.
N. Gökçek’in üç kızı, N.Gökçek’in mirasını edinmiꢀlerdir. Baꢀvuran Meliha Gökçek ve diğer
baꢀvuranların anneleri, Meliha Gökçek’in kız kardeꢀleri Z.Gökçek ve F.Gökçek
sözkonusudur. Nisan 1975 tarihinde, ihtilaflı parseller ile ilgili olarak, Halfeti Asliye Hukuk
Mahkemesi’nde mülkiyet davası açılmıꢀtır. 12 Haziran 1975 tarihinde, köyde kadastro
çalıꢀmalarının devam ettiği gerekçesi ile Halfeti Asliye Hukuk Mahkemesi, kadastro
mahkemesi lehine ratione materiae bakımından yetkisi bulunmadığını ilan etmiꢀtir. tarihinde, baꢀvuran Maliha Gökçek ve kızkardeꢀi Z. Gökçek davanın müdahil tarafını
oluꢀturmuꢀlardır. Baꢀvuranlar, Mehmet Can Gökçe, Özden Taꢀar, Türkan Oruç, Gülten
Canbolat ve Gökçe Gökçe vefat eden anneleri F.Gökçek’in mirasçıları sıfatıyla müdahil
olmuꢀlardır. tarihinde, bilirkiꢀi incelmesi amacıyla, sözkonusu yerlere ziyaret gerçekleꢀmiꢀtir. yılında, mahkeme, sözkonusu yerlere yeni bir ziyaret gerçekleꢀtirilmesine hükmetmiꢀ ve
sözkonusu ziyaret 1985 yılının sonunda gerçekleꢀtirilmiꢀtir. yılında, mahkeme sözkonusu yerlere baꢀka bir ziyaret yapılmasına karar vermiꢀtir. yılında, baꢀvuranlar, Mehmet Emin Gökçek, Güzide Gökçek, Fatma Gökçek, Hadice
Gökçek ve Nazver Gökçek, vefat eden anneleri Z.Gökçek’in mirasçıları sıfatıyla yargılamayı
izlemiꢀlerdir.
Yargılama boyunca, kadastro mahkemesi, çok sayıda davaya müdahil olma talebi almıꢀtır.
Yargılamanın sonunda, davada tarafların sayısı, yaklaꢀık yüz kırk kiꢀiye ulaꢀmıꢀtır. Ayrıca,
yargılama süresince hakim iki davanın birleꢀtirilmesine karar vermiꢀtir. Davada çok sayıda
değiꢀiklikler, hakim tarafından verilen ret kararları ve hakimlerin davadan ayrılmaları ile
bilirkiꢀi incelmelerine iliꢀkin çok sayıda değiꢀiklik meydana gelmiꢀtir.
Aralık 2008 tarihinde, kadastro mahkemesi, sözkonusu yerlere önceden yapılan iki
ziyaretin karar vermek için yeterli olduğuna kanaat getirmiꢀ ve baꢀka bir ziyaret yapılması
kararından vazgeçmiꢀtir.
Davayı inceleyen, kadastro mahkemesi, N.Gökçek’in mirasçılarını, otuz parselin yarısının
maliki olarak kabul etmiꢀ ve tapu kaydının adlarına tescil edilmesine hükmetmiꢀtir. Mart 2009 tarihinde, baꢀvuran tarafından sunulan görüꢀlere göre, sözkonusu karar nihai
hale gelmiꢀtir.
HUKUK
Baꢀvuranlar, yargılama süresinin, AĐHS’nin 6/1 maddesi ile öngörülen “makul süre” ilkesini
ihlal ettiğini iddia etmektedir.
Hükümet, sözkonusu iddiaya karꢀı çıkmaktadır.
Dikkate alınacak dönem, ancak Türkiye’nin kiꢀisel baꢀvuru hakkını tanıdığı tarih olan 28
Ocak 1987 tarihinden itibaren baꢀlamıꢀtır. Bununla birlikte, sözkonusu tarihten itibaren geçen
sürenin makul yapısını değerlendirmek için davanın içinde bulunduğu durumu göz önüne
almak gerekmektedir (Cankoçak-Türkiye, baꢀvuru numaraları: 25182/94 ve 26959/95, 20
ꢁubat 2001 ve ꢁahiner-Türkiye, baꢀvuru no: 29279/95). Đꢀbu davanın kabul edildiği tarihte,
sözkonusu yargılama sona ermemiꢀtir. Bu kararın kabul edildiği tarihte, sözkonusu yargılama,
tek yargıda, yaklaꢀık yirmi üç yıl sürmüꢀtür.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit etmektedir. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
AĐHM, yargılama sürecinin makul yapısının dava koꢀullarını takiben ve mahkeme yerleꢀik
içtihatları, özellikle davanın karmaꢀıklığı, baꢀvuranın ve yetkili mercilerin tutumları ve
ilgililer bakımından davanın önemi dikkate alınarak değerlendirildiğini hatırlatmaktadır
(Frydlender-Fransa, baꢀvuru no: 30979/96).
AĐHM, mevcut davada ortaya konan sorunlara benzer sorunları müteaddit defalar incelemiꢀ
ve AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine karar vermiꢀtir (bkz, sözü edilen Frydlender).
Takdirine sunulan unsurları incelemesinin ardından, AĐHM, Hükümet’in iꢀbu davada farklı
bir sonuca ulaꢀmak için ikna edici hiçbir tespit ve argüman sunmadığına kanaat getirmektedir.
Konuya iliꢀkin içtihadını göz önüne alan AĐHM, mevcut davada, yargılama süresinin uzun
olduğu ve “makul süre” ilkesini karꢀılamadığı kanaatindedir.
Dolayısıyla, AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
Baꢀvuranlar, yargılama süresinin uzunluğunun, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi ile
güvence altına alındığı ꢀekli ile mallarına saygı haklarına yönelik bir ihlal oluꢀturduğunu iddia
etmektedirler.
AĐHM, maliklik hakkına iliꢀkin davanın ulusal mahkemeler önünde halen derdest olduğunu
belirtmektedir. AĐHM, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi kapsamında yapılan ꢀikayeti
inceleyebilmek için iç hukukta görülen yargılamanın nihai sonucunu bilmelidir. Ulusal
mahkemeler önünde görülen yargılamanın günümüzdeki safhasında, sözkonusu ꢀikayetin
zamanından önce yapıldığı sonucuna ulaꢀılmaktadır. Ulusal yargılamanın sonunda, halen
iddia edilen ihlalin mağduru olduklarına kanaat getirirlerse baꢀvuranlar yeniden AĐHM’ye
baꢀvuruda bulunma imkanına sahiptirler. AĐHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları
uyarınca iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle sözkonusu ꢀikayetin reddedilmesi
gerektiği sonucuna ulaꢀılmaktadır (bkz, bu bağlamda, Selahattin Çetinkaya vd-Türkiye,
baꢀvuru no: 31504/02, 20 Ekim 2009).
AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak, baꢀvuranlar, maruz kaldıkları maddi
zarar için ortaklaꢀa olarak 56.430.681 Euro talep etmekte ve her biri 20.000 Euro manevi
tazminat istemektedir. Baꢀvuranlar ayrıca, 5.520 Euro yargılama masraf ve gideri talep
etmektedirler. Baꢀvuran belge olarak avukatlık çalıꢀma saati dökümünü ve avukatlık ücreti
makbuzu ile çeviri, kırtasiye, posta masraflarına iliꢀkin makbuzları belge olarak sunmaktadır.
Hükümet, sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.
AĐHM, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı görememekte
ve sözkonusu talebi reddetmektedir.
Buna karꢀın manevi tazminat ile ilgili olarak, AĐHM, baꢀvuran Meliha Gökçek tarafından
talep edilen miktarın ödenmesine ve Z.Gökçek’in mirasçılarına (baꢀvuranlar, Mehmet Emin
Gökçek, Güzide Gökçek, Fatma Gökçek, Hadice Gökçek ve Nazver Gökçek) ortaklaꢀa olarak
20.000 Euro ödenmesine, F. Gökçek’in mirasçılarına (baꢀvuranlar, Mehmet Can Gökçe,
Özden Taꢀar, Türkan Oruç, Gülten Canbolat ve Gökçe Gökçe) ortaklaꢀa olarak 20.000 Euro
ödenmesine kanaat getirmektedir.
Son olarak AĐHM, baꢀvuranlara ortaklaꢀa olarak 2.000 Euro yargılama masraf ve gideri
ödenmesine hükmetmektedir.
AĐHM, gecikme faizinin, marjinal kredi kolaylıklarına uygulanan orana üç puanlık bir artıꢀ
eklenerek belirlenmesine hükmetmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Baꢀvurunun yargılamanın uzunluğu kapsamında yapılan ꢀikayete iliꢀkin kısmının
kabuledilebilir geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet
tarafından aꢀağıdaki miktarların ödenmesine;
i) her türlü vergiden muaf tutularak, baꢀvuran Meliha Gökçek’e 20.000 Euro (yirmi bin Euro),
baꢀvuranlar, Mehmet Emin Gökçek, Güzide Gökçek, Fatma Gökçek, Hadice Gökçek ve
Nazver Gökçek’e ortaklaꢀa olarak 20.000 Euro (yirmi bin Euro) ve son olarak, baꢀvuranlar,
Mehmet Can Gökçe, Özden Taꢀar, Türkan Oruç, Gülten Canbolat ve Gökçe Gökçe’ye
ortaklaꢀa olarak 20.000 Euro (yirmi bin Euro) manevi tazminat
ii) her türlü vergiden muaf tutularak baꢀvuranlara ortaklaꢀa olarak 2.000 Euro (iki bin Euro)
yargılama masraf ve gideri ödenmesine
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç
puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına
4. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMĐꢁTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragraflarına uygun olarak 26 Ocak 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
5
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło