62230/00

WyrokETPCz2006-04-11ECLI:CE:ECHR:2006:0411JUD006223000

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy skazanie skarżącej za przemówienie wygłoszone na spotkaniu politycznym, które nie nawoływało do przemocy ani buntu, stanowiło nieproporcjonalną ingerencję w jej prawo do wolności wyrażania opinii, naruszając art. 10 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że skazanie skarżącej za jej polityczne przemówienie, nawet jeśli miało uzasadniony cel ochrony integralności terytorialnej, nie było "konieczne w społeczeństwie demokratycznym". Trybunał podkreślił, że wyrażone poglądy nie nawoływały do przemocy ani buntu, a skarżąca jedynie wyrażała pragnienie praw kulturowych. W ocenie Trybunału, uzasadnienia sądów krajowych były niewystarczające, a nałożona kara, nawet w zawieszeniu, była surowa i nieproporcjonalna do zamierzonych celów, co doprowadziło do naruszenia art. 10 Konwencji.
Stan faktyczny
Skarżąca, Sevgi Yılmaz, obywatelka Turcji, wygłosiła przemówienie na spotkaniu Partii Pracy w Elazığ w kwietniu 1998 roku. W marcu 1999 roku prokurator Sądu Bezpieczeństwa Państwa w Malatyi oskarżył ją o podżeganie do nienawiści i wrogości na tle rasowym i religijnym oraz o propagandę separatystyczną. We wrześniu 1999 roku sąd skazał ją na rok pozbawienia wolności i grzywnę, z zawieszeniem wykonania kary. Decyzja ta została podtrzymana przez Sąd Kasacyjny w grudniu 1999 roku.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie stwierdził naruszenie art. 10 Konwencji. Zasądził na rzecz skarżącej 3 000 euro tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe. Odrzucił pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

C O N S E I L D E   L ' E U R O P E   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   Sevgi YILMAZ-TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 62230/00)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Nisan 2006   Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek   olup ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (62230/00) baꢀvuru no’lu davanın nedeni bu ülke   vatandaꢀı Sevgi Yılmaz’ın (baꢀvuran) 1 Temmuz 2000 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları   Mahkemesi’ne Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu   baꢀvurudur. Baꢀvuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Malatya Barosu   avukatlarından Y. Đmrek-Koluaçık tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   Baꢀvuran, Sevgi Yılmaz 1971 doğumlu T.C. vatandaꢀı olup Urfa’da ikamet etmektedir.   Nisan 1998 tarihinde Emeğin Partisi Elazığ Đl Baꢀkanlığı bu ꢀehirde bir toplantı   düzenlemiꢀ, katılımcılardan biri olan baꢀvuran burada konuꢀma yapmıꢀtır.   Mart 1999’da Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı baꢀvuran   hakkında dava açmıꢀtır. Cumhuriyet Savcısı, baꢀvuranın konuꢀmasına dayalı olarak adı   geçeni TCK’nın 312. maddesi uyarınca ırka ve dine dayalı ayrımcılık yaparak halkı kine ve   düꢀmanlığa tahrik etme ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 8. maddesi uyarınca   bölücülük propagandası yapma suçları ile itham etmiꢀtir. Savcı bu konuꢀmanın bazı   bölümlerinden alıntı yapmıꢀtır.   Mahkeme, 16 Eylül 1999 tarihinde bilirkiꢀi talebini reddetmiꢀtir. Cumhuriyet Savcısı   iddianamesinde TCK’nın ilgili hükümlerinin uygulanmasına istinaden baꢀvuranın   mahkumiyetini talep etmiꢀtir. Baꢀvuranın avukatının talebi üzerine adı geçene savunmasını   hazırlaması için ek süre tanınmıꢀtır.   DGM heyeti, 28 Eylül 1999 tarihli duruꢀmada baꢀvurana söz vermiꢀ, ardından hüküm kararını   açıklamıꢀtır. Mahkeme buna göre baꢀvuranı hakkında yapılan ithamdan suçlu bulmuꢀ ve   TCK’nın 312. maddesi uyarınca bir yıl hapis ve 1.520.000 T.L. para cezasına çarptırmıꢀ, 647   sayılı Kanun’un 6. maddesine istinaden sözkonusu cezanın teciline karar vermiꢀtir.   Aralık 1999 tarihinde Yargıtay, 28 Eylül 1999 tarihli ilk derece mahkemesinin kararını   onamıꢀtır.   HUKUK AÇISINDAN   I. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran yasal bir toplantıda yaptığı konuꢀma nedeniyle mahkum edilmesinin ifade   özgürlüğünün ihlalini oluꢀturduğundan ꢀikayetçi olmakta ve bu yönde AĐHS’nin 10.   maddesini ileri sürmektedir.   AĐHM, sözkonusu mahkumiyet kararının AĐHS’nin 10 § 1. maddesi ile güvence altına alınan   baꢀvuranın ifade özgürlüğüne karꢀı bir müdahaleyi oluꢀturduğuna dair taraflar arasında bir   ihtilafa yer verilmediğini not etmektedir. Sözü edilen müdahalenin AĐHS’nin 10 § 2. maddesi   gereğince toprak bütünlüğünün korunması gibi meꢀru bir amaç taꢀıdığına itiraz   edilmemektedir (Bkz. Yağmurdereli-Türkiye kararı, no: 29590/96, § 40, 4 Haziran 2002).   AĐHM bunu dikkate almaktadır. Bununla birlikte, bu müdahalenin demokratik bir toplum için   gereklilik oluꢀturup oluꢀturmadığının bilinmesi gerekir.   AĐHM, sözkonusu konuꢀmada yer alan ifadeleri ve kullanılan terimleri dikkatli bir biçimde   değerlendirecektir, bu noktada özellikle terörle mücadelede karꢀılaꢀılan güçlükleri göz önünde   bulundurmaktadır   AĐHM, siyasi bir partinin düzenlemiꢀ olduğu toplantıda dile getirilen görüꢀlerin içeriğinde   olduğu kadar kullanılan ifadelerle de siyasi bir konuꢀma niteliğinde olduğunu   hatırlatmaktadır. Baꢀvuran özellikle «köyünden toprağından sürülen, bilmediği kentlerde   bilmediği bir dille derdini anlatmak zorunda bırakılan gecekondularda potansiyel suçlu ilan   edilen yoksul Kürt emekçileri» sözlerini savunmuꢀ, ayrıca «kendi dilinde kendini ifade etmek   isteyenlerin halayı» ve «halkların kardeꢀliği (…)» ifadeleri ile bunu yüceltmiꢀtir.   AĐHM, ayrıca Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin TCK’nın 312. maddesi gereğince baꢀvuran   hakkında almıꢀ olduğu önlemleri yerine getirdiğini hatırlatmaktadır. Yalnızca ilgili tarafından   sarf edilen sözlere değil, bahse konu partinin bölge teꢀkilatından gelen mesaja da atıfta   bulunularak bu konuꢀmaların ırk, din, dil ve bölge ayrımına dayalı kini ve düꢀmanlığı tahrik   ettiği sonucuna varılmıꢀtır.   AĐHM, iç hukuk mercileri tarafından ortaya konulan gerekçeleri dikkatlice incelemiꢀ ve   bunların baꢀvuranın ifade özgürlüğüne yönelik bir ihlali haklı çıkarmaya yetmediğine itibar   etmiꢀtir (Bkz. mutatis mutandis, Sürek-Türkiye kararı (4), no: 24762/94, § 58, 8 Temmuz   1999). Ayrıca, bu inceleme ile öne sürülen görüꢀlerin ꢀiddeti ve ayaklanmayı teꢀvik etme ve   demokratik ilkeleri baꢀka bir sistem adına reddetme gibi bir sonuç çıkmamıꢀtır. Bununla   birlikte, baꢀvuran insanların kültürel haklarını elde etmesi isteğini hayali bir biçimde dile   getirmiꢀtir.   AĐHM, daha önce de benzer sorunları ele alan kararların incelendiğini ve bunların AĐHS’nin   10. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını hatırlatmaktadır (Bkz. özellikle Ceylan-Türkiye   kararı, no: 23556/94, § 38, AĐHM 1999-IV, Öztürk-Türkiye kararı, no: 22479/93, § 74, AĐHM   1999-VI, Đbrahim Aksoy kararı § 80, Karkın-Türkiye kararı, no: 43928/98, § 39, 23 Eylül   ve Kızılyaprak-Türkiye kararı, no: 27528/95, § 43, 2 Ekim 2003).   AĐHM, mevcut baꢀvuruyu mahkemenin yerleꢀik içtihadı ıꢀığında incelemiꢀ ve Hükümetin   davanın farklı sonuçlandırılmasına neden olacak hiçbir tespiti ve delili sunmadığına itibar   etmiꢀ, bunun yanı sıra terörle mücadeleye bağlı güçlükleri dikkate almıꢀtır. (Bkz. özellikle   sözü edilen Đbrahim Aksoy kararı, § 60, ve Incal-Türkiye kararı, 9 Haziran 1998, 1998-IV, s.   1568, § 58).   AĐHM ayrıca hükmedilen bir yıl hapis ve para cezasının ertelense dahi ağırlığını   hatırlatmaktadır.   Sonuç olarak, baꢀvuranın mahkumiyeti öngörülen amaçlar doğrultusunda orantısız olup,   «demokratik bir toplum için gereklilik» teꢀkil etmemektedir.   AĐHS’nin 10. maddesi ihlal edilmiꢀtir.   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI   A. Tazminat, masraf ve harcamalar   Baꢀvuran 10.000 Euro’ya yükselen maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürmektedir.   Baꢀvuran, ulusal mahkemeler ve AĐHM nezdinde yaptığı yargı giderlerinin geri ödenmesi   hususunda bir talepte bulunmamıꢀtır.   Hükümet bu miktarlara karꢀı çıkmıꢀtır.   Öne sürülen maddi tazminatla ilgili AĐHM, AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal tespiti ile ileri   sürülen maddi zarar arasında doğrudan bir illiyet bağı kuramamaktadır. Bu nedenle bu talebi   reddetmiꢀtir.   Manevi tazminat talebine iliꢀkin AĐHM, AĐHS’nin 41. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun   baꢀvurana 3.000 Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.   C. Gecikme Faizi   AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3   puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;   2. a) AĐHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf   tutulmak suretiyle Savunmacı Hükümetin baꢀvurana, manevi tazminat olarak 3.000 (üç bin)   Euro ödemesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;   3. Adil tazmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3. maddesine   uygun olarak 11 Nisan 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.   4

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło