62597/00
WyrokETPCz2008-01-31ECLI:CE:ECHR:2008:0131JUD006259700
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy obecność sędziego wojskowego w składzie sądu bezpieczeństwa państwa, który osądzał cywila, naruszyła prawo do niezawisłego i bezstronnego sądu z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że obawy skarżącego dotyczące niezawisłości i bezstronności Sądu Bezpieczeństwa Państwa w Stambule były obiektywnie uzasadnione ze względu na obecność sędziego wojskowego w składzie orzekającym. Mimo reformy z 18 czerwca 1999 r., która usunęła sędziów wojskowych z takich sądów, i późniejszego orzekania przez skład cywilny, Trybunał stwierdził, że nowy skład sędziowski nie odnowił żadnych decydujących czynności proceduralnych, które miały miejsce z udziałem sędziego wojskowego i były kluczowe dla wyniku sprawy oraz praw obrony. To zaniechanie uniemożliwiło usunięcie uzasadnionych wątpliwości co do bezstronności sądu.Stan faktyczny
Skarżący, Rasim Aydın, został aresztowany 28 grudnia 1998 r. pod zarzutem posługiwania się fałszywym dowodem tożsamości i przynależności do PKK. W trakcie przesłuchania policyjnego przyznał się do członkostwa w PKK, ale później wycofał te zeznania. Został oskarżony i skazany przez Sąd Bezpieczeństwa Państwa w Stambule na 12 lat i 6 miesięcy więzienia za członkostwo w PKK. W składzie sądu, który prowadził jego sprawę, znajdował się sędzia wojskowy. Wyrok został utrzymany w mocy przez Sąd Kasacyjny.Rozstrzygnięcie
Skarga w zakresie art. 6 ust. 1 Konwencji uznana za dopuszczalną, pozostała część skargi za niedopuszczalną.
Stwierdzono naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu braku niezawisłości i bezstronności Sądu Bezpieczeństwa Państwa w Stambule, wynikającego z obecności sędziego wojskowego w składzie orzekającym.
Nie uznano za konieczne rozpatrywanie pozostałej części skargi.
Stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające słuszne zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową.
Odrzucono pozostałe żądania słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
C O N S E I L D E
L ' E U R O P E
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
RASĐM AYDIN - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no: 62597/00)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Ocak 2008
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafında belirtilen koꢀullar çerçevesinde
kesinleꢀecek olup bazı ꢀekli düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 62597/00 no’lu davanın nedeni T.C vatandaꢀı
Rasim Aydın’ın (“baꢀvuran”) Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması
Sözleꢀmesinin (“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca 31 Ağustos 2000 tarihinde Avrupa Đnsan
Hakları Mahkemesi’ne (“AĐHM”) yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuran, Đstanbul Barosu avukatlarından H. Kaplan, Ayꢀe Bingöl ve Gülcan Kartal
tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOꢁULLARI
Baꢀvuran üzerinde sahte kimlik taꢀıdığı gerekçesiyle 28 Aralık 1998 tarihinde yakalanarak
gözaltına alınmıꢀtır. Aralık 1998 tarihli iddianamede baꢀvuranın polis sorgusunda PKK üyesi olduğunu ikrar
ettiği ancak daha sonra bu ifadesini savcı ve hakim karꢀısında inkar ettiği belirtilmiꢀtir.
Đddianamede ayrıca iki adet adres defterinin içeriği, grafoloji ekspertizi ve bir adet
yüzleꢀtirme tutanağına yer verilmiꢀtir. Savcı Türk Ceza Kanunu’nun 168/2 maddesinin
uygulanmasını talep etmiꢀtir.
Baꢀvuran 3 Ocak 1999 tarihinde tutuklanmıꢀtır. Baꢀvuranın dosyası Đstanbul Devlet Güvenlik
Mahkemesi’ne sevk edilmiꢀtir. Ocak ve 9 Nisan 1999 tarihlerinde yapılan duruꢀmalarda Đstanbul DGM dosyanın içeriğini
göz önünde bulundurarak baꢀvuranın tutukluluğunun devamına karar vermiꢀtir. Bu
duruꢀmalarda baꢀvuran avukatı tarafından temsil edilmiꢀtir. Haziran 1999 tarihinde düzenlenen üçüncü duruꢀmada baꢀvuran aralarında halen askeri bir
hakimin de bulunduğu Đstanbul DGM heyeti karꢀısında savunmasını sunmuꢀtur. Baꢀvuran
askerlikten kaçmak için kimlik üzerinde tahrifatta bulunduğunu, ancak bu kimliği
kullanmadığını iddia etmiꢀtir. Hakkında yapılan tüm suçlamaları reddeden baꢀvuran
gözaltında tutulduğu sırada kötü muameleye maruz kaldığından yakınmıꢀtır. Baꢀvuran ve aynı
suçtan sanık baꢀka bir kimse soruꢀturma sırasında toplanan delillerin kanundıꢀı olarak elde
edildiğine dikkat çekmiꢀlerdir. Đstanbul DGM tutuksuz yargılanma taleplerini reddederek
daha evvel Erzurum DGM’nin baꢀvuran hakkında verdiği beraat kararına iliꢀkin dosyanın
kendisine gönderilmesini talep etmiꢀtir. Haziran 1999 tarihinde Anayasa’nın 143. maddesinde yapılan bir değiꢀiklikle askeri
hakimler DGM’lerin oluꢀumundan çıkarılmıꢀtır. Bu doğrultuda 22 Haziran 1999 tarihinde
Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kuruluꢀunu düzenleyen kanunda yapılan değiꢀiklikler
uyarınca DGM’lerdeki askeri hakimler sivil hakimlerle değiꢀtirilmiꢀtir. Ağustos 1999 tarihinde yapılan dördüncü duruꢀmada baꢀvuranın tutuksuz yargılanma
talebi geri çevrilerek duruꢀma usul gerekçesiyle 3 Kasım 1999 tarihine ertelenmiꢀtir. Kasım 1999 tarihinde savcı davanın esası hakkındaki mütalaasını, baꢀvuran ise yazılı
savunmasını vermiꢀtir.
Üç sivil hakimden müteꢀekkil Đstanbul DGM Türk Ceza Kanununun 168/2 maddesi temelinde
baꢀvuranı PKK’ya üye olmak suçundan 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırmıꢀtır. Karar
gerekçesinde aynı kanun hükmü uyarınca baꢀvuran hakkında Erzurum DGM tarafından
verilen beraat kararına da atıfta bulunulmuꢀtur. Đstanbul DGM baꢀvuranın PKK’ya silahlı
militan kazandırılmasına yardımcı olduğunu ve bazı militanların yurtdıꢀına kaçmalarını
sağladığını ortaya koymuꢀtur. Bu kararda bilhassa baꢀvuranın ve bir tanığın soruꢀturma
sırasında verdiği ifadeler, baꢀvuranın üzerinde bulunan tahrif edilmiꢀ kimlik ve sözkonusu
örgüte ait dokümanlar esas alınmıꢀtır.
Yargıtay 22 Mayıs 2000 tarihinde bu kararı onamıꢀtır.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran, kendisini yargılayarak mahkum eden Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi hakim
heyetinde askeri bir hakim bulunduğu cihetle davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme
tarafından adil bir biçimde görülmediğinden yakınmaktadır. Baꢀvuran ayrıca, bir izahat
vermeksizin, sözkonusu mahkeme önünde silahların eꢀitliği ilkesinden yararlanamadığını ve
savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylığın kendisine tanınmadığından ꢀikayetçi
olmaktadır.
A. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin
AĐHM ꢀikayetin AĐHS’nin 35/3 maddesi bakımından açıkça dayanaktan yoksun olmadığını
ve baꢀka herhangi bir kabuledilemezlik gerekçesinin bulunmadığını tespit etmektedir. Bu
itibarla ꢀikayetin kabuledilebilir ilan edilmesi yerinde olacaktır.
B. Esasa iliꢀkin
Hükümet baꢀvuran hakkındaki mahkumiyet kararının 1999 yılı Haziran ayında
gerçekleꢀtirilen reformu müteakip 17 Aralık 1999 tarihinde verildiğine dikkat çekmektedir.
Hükümete göre sözkonusu ꢀikayet açıkça dayanaktan yoksundur.
Hükümet ayrıca baꢀvuranın Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlık ve
tarafsızlığına iliꢀkin kuꢀkularına dair gerekçe sunmadığını savunmaktadır.
Baꢀvuran iddialarını yinelemektedir.
AĐHM, AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmasına yol açan benzer
davalardakinden farklı bir karara varabilmesi için Hükümet tarafından ikna edici herhangi bir
argüman sunulmadığını gözlemlemektedir (Özel – Türkiye, no: 42739/98, prg. 33-34, 7 Kasım
2002, ve Özdemir – Türkiye, no: 59659/00, prg. 35-36, 6 ꢁubat 2003).
Esasen mevcut davada da, bu denli ağır suçlamalara cevap veren baꢀvuranın aralarında askeri
yargıya mensup profesyonel bir subayın da bulunduğu bir hakim heyeti karꢀısına çıkmaktan
endiꢀe duyması anlaꢀılabilir bir durumdur. Bu nedenle baꢀvuran, Đstanbul Devlet Güvenlik
Mahkemesinin haksız ꢀekilde kendi davasıyla ilgili olmayan birtakım mülahazaların etkisinde
kalabileceğinden kuꢀku duymakta haklıdır.
Haziran 1999 tarihinde gerçekleꢀtirilen reformu müteakiben 25 Ağustos 1999 tarihli
duruꢀmada dava dosyasının yalnızca sivil hakimlerden müteꢀekkil bir hakim heyeti tarafından
incelenmeye devam edildiği doğruysa da, bu durum mevcut davada anılan reform ile 17
Aralık 1999 tarihli karar arasında yapılan iki duruꢀmada yeni hakim heyeti, askeri hakimin
katılımıyla yürütülen davanın neticesi ve savunma hakları bakımından belirleyici nitelikteki
usul iꢀlemlerinden hiçbirini yenilememiꢀtir (konuyla ilgili tartıꢀma hakkında, bkz. Kabasakal
ve Atar – Türkiye, no: 70084/01 ve 70085701, prg. 33-35, 19 Eylül 2006, bkz., ayrıca, Aslan
ve ꢁancı – Türkiye, no: 58055/00, prg. 25-27, 5 Aralık 2006, Kutal ve Uğraꢀ – Türkiye, no:
61648/00, prg. 27, 13 Haziran 2006, ve Benli – Türkiye, no: 65715/01, prg. 39, 20 ꢁubat
2007).
Bu itibarla baꢀvuranın Đstanbul DGM’nin bağımsızlık ve tarafsızlığına iliꢀkin duyduğu
kuꢀkular nesnel olarak haklı görülebilir. Mevcut davada bu kuꢀkuların yalnızca askeri
hakimin sivil bir hakimle değiꢀtirilmesiyle ortadan kaldırılması mümkün olamazdı.
Bu nedenle AĐHM, AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır. AĐHM,
ꢀikayetin sarahatten yoksun olan diğer kısmını ise incelemeye gerek görmemektedir.
II. AĐHS’NĐN 7. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
AĐHS’nin 7. maddesine atıfta bulunan baꢀvuran, Đstanbul DGM’nin daha önce Erzurum DGM
önünde bir yargılamaya konu olan ve beraatıyla sonuçlanan olaylar temelinde kendisini
mahkum ettiğinden ꢀikayetçi olmaktadır.
Hükümet baꢀvuran hakkında Erzurum DGM tarafından beraat kararı verilmesine konu olan
olayların 1993 ila 1997 yıllarında meydana geldiğini, ancak sözkonusu yargılamaya konu
olayların 1998 yılında gerçekleꢀtiğine dikkat çekmektedir.
AĐHM, baꢀvuranın, hangi ꢀekilde AĐHS’nin 7. maddesinde öngörülen ‘kanunsuz ceza olmaz’
ilkesine aykırı bir mahkumiyet kararına konu edildiğini açıkça belirtmediğini
gözlemlemektedir. Bu nedenle AĐHM sözkonusu ꢀikayeti açıkça dayanaktan yoksun olduğu
gerekçesiyle kabuledilemez ilan etmek durumundadır.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Baꢀvuran 20.000 Euro maddi ve 20.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir. Baꢀvuran
maddi tazminat talebine iliꢀkin herhangi bir belge sunmamıꢀtır.
Hükümet bu talebin mesnetsiz olduğu kanaatindedir.
AĐHM mevcut dava koꢀullarında ihlal tespitinin baꢀlı baꢀına yeterli bir adil tatmin teꢀkil
ettiğini değerlendirmektedir (bkz. sözgelimi, Kutal ve Uğraꢀ, adıgeçen kararlar).
B. Yargılama masraf ve giderleri
Baꢀvuran ayrıca AĐHM önünde yaptığı masraf ve harcamalar için 5.000 Euro talep
etmektedir. Baꢀvuran bu konuda herhangi bir belge sunmamıꢀtır.
Hükümet bu talebin mesnetsiz olduğu kanaatindedir.
AĐHM’nin içtihadı uyarınca yargılama masraf ve giderlerinin iadesi ancak bu masraf ve
giderlerin gerçekliği, gerekliliği ve de makul oranda olduğu ortaya konulduğu müddetçe
mümkündür. Yukarıda anılan kıstasları ve baꢀvuranın taleplerini desteklemek üzere herhangi
bir belge sunmadığını göz önünde bulunduran AĐHM bu talebi reddeder.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE
1. Baꢀvurunun AĐHS’nin 6/1 maddesi yönünden yapılan ꢀikayete iliꢀkin olarak
kabuledilebilir, geriye kalanının ise kabuledilemez olduğuna ;
2. Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksun oluꢀu ve
hakim heyetinde askeri bir hakimin bulunması nedeniyle AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal
edildiğine ;
3. ꢁikayetin geriye kalanını incelemeye gerek olmadığına ;
4. Đhlal tespitinin manevi zarar için baꢀlı baꢀına yeterli bir adil tatmin teꢀkil ettiğine ;
5. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine ;
Karar vermiꢀtir.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve
3. paragraflarına uygun olarak 31 Ocak 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
5
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło