62677/00
WyrokETPCz2007-06-14ECLI:CE:ECHR:2007:0614JUD006267700
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy skazanie redaktora naczelnego i właściciela gazety oraz zamknięcie gazety za opublikowanie artykułu krytykującego politykę państwa, który nie nawoływał do przemocy, stanowiło naruszenie wolności wyrażania opinii z art. 10 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że ingerencja w wolność wyrażania opinii skarżących, choć przewidziana prawem i mająca na celu ochronę integralności terytorialnej, nie była "konieczna w społeczeństwie demokratycznym". Trybunał podkreślił, że artykuł, mimo ostrej krytyki państwa tureckiego z perspektywy marksistowskiej, nie zawierał żadnych wezwań do przemocy, zbrojnego oporu czy buntu. W związku z tym, krajowe uzasadnienie skazania było niewystarczające do usprawiedliwienia ograniczenia wolności słowa.Stan faktyczny
Skarżący, Fevzi Saygılı (właściciel) i Tuncay Seyman (redaktor naczelny) gazety "Yeni Evrensel", zostali skazani w Turcji za opublikowanie artykułu "Kürt Sorunu ya da Tam Hak Eşitliği Mücadelesi". Artykuł krytykował politykę państwa wobec Kurdów z perspektywy marksistowskiej. Sąd Bezpieczeństwa Państwa (DGM) skazał Seymana na grzywnę i nakazał zamknięcie gazety na dziesięć dni, uznając, że artykuł podżegał do nienawiści. Wyrok został utrzymany przez Sąd Kasacyjny. Później, w 2003 roku, Seyman został uniewinniony z powodu zmiany w prawie karnym, która dekryminalizowała zarzucany czyn.Rozstrzygnięcie
Stwierdza, że skarga dotycząca art. 10 Konwencji jest dopuszczalna.
Stwierdza naruszenie art. 10 Konwencji.
Zasądza, że Rząd pozwany ma zapłacić skarżącym łącznie 1 000 euro tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 1 000 euro tytułem kosztów i wydatków, w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, powiększone o odsetki za zwłokę.
Oddala pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
AVR UPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
SAYGILI V E SEYMAN - TÜRKİYE DAV ASI
(Başvuru no: 62677/00)
KARARIN ÖZET ÇEV İRİSİ
STRAZBURG Haziran 2007
İşbu karar Sözleşme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek
olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
___________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayriresmi çeviri, Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları
Genel Müdür Yardımcılığı (AKGY) tarafından yapılmış olup, Mahkeme‟yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı, AKGY‟na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (62677/00) başvuru no’lu davanın nedeni bu
ülkenin iki vatandaşı Fevzi Saygılı ve Tuncay Seyman’ın (başvuranlar) 20 Ekim 2000
tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin
(AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvurudur.
Başvuranlar, AİHM önünde İstanbul Barosu avukatlarından Kamil Tekin Sürek
tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVA KOŞULLARI doğumlu Fevzi Saygılı ve 1975 doğumlu Tuncay Seyman isimli başvuranlar
Türk vatandaşı olup İstanbul’da ikamet etmektedirler.
Başvuranlardan Tuncay Seyman, Yeni Evrensel gazetesinin yazı işleri müdürü, Fevzi
Saygılı ise aynı gazetenin sahibidir. 6 Haziran 1999 tarihinde gazetenin 255. sayısının 6.
sayfasında Nuri Zengin imzalı ve “Kürt Sorunu ya da Tam Hak Eşitliği Mücadelesi” başlıklı
bir makale yayınlanmıştır.
İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Başsavcısı tarihsiz bir
iddianame ile dava konusu makaleyi yayınlayarak “halkı, ırk, din ve bölge ayrımı gözeterek
kin ve düşmanlığa teşvik ettiği” gerekçesiyle Tuncay Seyman aleyhinde, Türk Ceza
Kanunu’nun (TCK) 312. maddesi uyarınca ceza davası açmıştır.
Tuncay Seyman, 17 Şubat 2000 tarihinde DGM’ye sunduğu lâyıhasında suçsuz
olduğunu belirtmiştir. Tuncay Seyman dava konusu makalenin, Kürt sorunun Marksist bakış
açısı ile ele alınmasından ibaret olduğunu belirtmiş ve AİHS’nin 10. ve 6. maddelerine atıfta
bulunmuştur.
DGM 17 Şubat 2000 tarihli bir kararla Tuncay Seyman’ın suçlu olduğuna karar vermiş
ve Seyman’ı 5.558.333 Türk Lirası tutarında para cezasına mahkum etmiştir. DGM ayrıca
Yeni Evrensel gazetesinin 5680 sayılı Basın Kanunu’nun Ek 2 § 1. maddesi uyarınca on gün
süreyle kapatılmasına karar vermiştir. DGM karar gerekçelerinde dava konusu makalede yer
alan ifadelere atıfta bulunmuştur.
Tuncay Seyman, sözkonusu karar aleyhinde temyiz başvurusunda bulunmuştur.
Seyman bir kez daha AİHS’nin 10. maddesine atıfta bulunmuştur.
Yargıtay, 14 Haziran 2000 tarihli bir kararla ilk derece mahkemesi tarafından verilen
kararı onamıştır.
Tuncay Seyman’a verilen para cezası infaz edilmemiştir.
Belirtilmeyen bir tarihte Cumhuriyet Başsavcısı, DGM’ye başvurarak 4744 sayıl Yasa
ile Türk Ceza Kanunu’nun 312. maddesine yapılan değişiklik nedeniyle davanın yeniden
açılmasını talep etmiştir. Olayların meydana geldiği dönemde yaklaşık 10 Euro.
DGM, 30 Aralık 2003 tarihinde TCK’nın 312. maddesinin değiştirilmesi nedeniyle
Seyman’a isnat edilen suçlamaların suç niteliğinin bulunmadığını tespit etmiş ve beraat
etmesine karar vermiştir.
HUKUK AÇISINDAN
I. KABULEDİLEBİLİRLİK HAKKINDA
Tuncay Seyman isimli başvuran, kendisini yargılayan mahkeme hakimlerinin, beş
hakimden, Adalet Bakanı’ndan ve Adalet Bakanlığı Müsteşarı’ndan oluşan Hakimler ve
Savcılar Yüksek Kurulu tarafından atanmaları nedeniyle bağımsız ve tarafsız bir mahkeme
tarafından adil olarak yargılanmadığını ileri sürmektedir. Başvuran ayrıca Yargıtay’ın onama
kararının gerekçeli olmadığını iddia etmektedir. Başvuran bu itibarla AİHS’nin 6. maddesine
atıfta bulunmaktadır.
Başvuranlar ayrıca Tuncay Seyman’ın mahkum edilmesinin ve Fevzi Saygılı’nın
sahibi olduğu sözkonusu gazetenin dava konusu makale nedeniyle kapatılmasının ifade
özgürlüğü haklarını ihlal ettiğini ileri sürmekte ve AİHS’nin 10. maddesine atıfta
bulunmaktadırlar.
Tuncay Seyman isimli başvuranla ilgili olarak Hükümet, Seyman’ın AİHS’nin 34.
maddesi bakımından mağdur sıfatının bulunmadığını zira aleyhindeki suçlamalardan, 30
Aralık 2003 tarihinde DGM tarafından alınan bir kararla beraat ettiğini belirtmektedir.
Başvuran bu iddiaya itiraz etmektedir.
AİHS’nin 10. maddesine ilişkin olarak ileri sürülen şikayet hususunda AİHM,
başvuran lehine alınacak olan bir karar ya da tedbirin ancak ulusal mahkemelerin AİHS’nin
ihlal edildiğini tespit etmeleri ve ihlali telafi etmeleri durumunda başvuranın “mağdur” sıfatını
prensip olarak ortadan kaldırdığını hatırlatmaktadır (Öztürk-Türkiye [Büyük Daire], no:
22479/93). Mevcut davada AİHM, Tuncay Seyman’ın para cezasına mahkum edilmesinin
yanı sıra ulusal mahkemeler tarafından sözkonusu gazetenin, 5680 sayılı Basın Kanunu’nun
Ek 2 § 1. maddesi uyarınca on gün süreyle kapatılmasına karar verildiğini tespit etmektedir.
Oysa ki bir yayının öncelikli amaçlarından biri kamuoyunu etkilemek iken (Association Ekin-
Fransa (karar), no: 39822/98, 18 Ocak 2000), AİHS’nin 10. maddesi dikkate alındığında bu
türden durumlar, ifade özgürlüğünü kısmen engelleyebilecek ve kamuoyu tartışmaları
arasında yer edinebilecek bir eleştirinin kamuya açıklanması fikrinden caydırabilecek
niteliktedir (Bkz., diğerleri arasında, Sürek-Türkiye (No:2) [Büyük Daire], no: 24122/94, 8
Temmuz 1999, Erdoğdu-Türkiye, no: 25723/94, ve Yaşar Kaplan-Türkiye, no: 56566/00, 24
Ocak 2006).
Bu durumda AİHM, Türk Ceza Kanunu’nun 312. maddesini değiştiren 4744 sayılı
Yasa maddeleri uyarınca alınan 30 Aralık 2003 tarihli kararın, Tuncay Seyman isimli
başvuranın şikayetçi olduğu durumu telafi edebilecek nitelikte olmadığına kanaat
getirmektedir. Esasında bu karar, başvuranın ifade özgürlüğüne yönelik olarak getirilen
kısıtlamanın tespit edilmesine veya sözkonusu durumun telafi edilmesine ilişkin herhangi bir
unsur içermemektedir (mutatis mutandis, Aslı Güneş-Türkiye (karar), no: 53916/00, 13 Mayıs
2004).
Bu nedenle AİHM bu şikayetin AİHS’nin 35 § 3. maddesi uyarınca açıkça dayanaktan
yoksun olamadığı kanaatindedir. AİHM ayrıca başka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi tespit
etmemektedir. Bu nedenle şikayetin kabuledilebilir ilan edilmesi uygun olacaktır.
Seyman’ın DGM’nin tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olmadığı ve adil olarak
yargılanmadığı yönündeki iddiaları ile ilgili olarak AİHM, DGM tarafından Seyman
aleyhinde 30 Aralık 2003 tarihinde verilen beraat kararının, Seyman’ın 6. maddeye ilişkin
olarak dile getirdiği şikayetlere ilişkin olarak ortaya çıkan sonuçları bertaraf ettiğini tespit
etmektedir. Bu şikayetle ilgili olarak başvuranın, esi uyarınca başvurunun bu kısmının
incelenmesinde menfaatinin bulunduğunu iddia etmesi sözkonusu değildir (Bkz., Aslı Güneş
kararı).
Her halükarda DGM’nin tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olmadığı yönündeki iddia
ile ilgili olarak AİHM, üç sivil hakimden oluşan bir mahkeme tarafından yargılanan
başvuranın iddiasını desteklemediğini ve inceleme sonucunda AİHS’nin 6 § 1. maddesinin
ihlaline ilişkin herhangi bir unsur tespit edilmediğini ifade etmektedir (Bkz., Kömürcü-
Türkiye (karar), no: 77432/01, 28 Kasım 2002 ve, İmrek-Türkiye (karar), no: 57175/00, 28
Ocak 2003). Yargıtay onama kararının gerekçeli olmadığı hususunda dile getirilen şikayetle
ilgili olarak AİHM, mahkemen içtihadı uyarınca, AİHS’nin 6 § 1. maddesinin mahkemeleri
kararlarını gerekçelendirmeye zorlasa da bunun her bir iddiayı karşılayacak ayrıntılı bir cevap
vermek zorunluluğu olarak anlaşılmaması gerektiğini hatırlatmaktadır (Van de Hurk-
Hollanda, 19 Nisan 1994 tarihli karar). Bu görevin kapsamı kararın türüne göre çeşitlilik
gösterebilir ve her bir davanın koşulları dikkate alınarak değerlendirilmelidir (Higgins ve
diğerleri-Fransa, 19 Şubat 1998, Derleme Kararlar ve Hükümler, ve Garcia Ruiz-Birleşik
Krallık [Büyük Daire], 21 Ocak 1999 tarihli karar, no: 30544/96). AİHM mevcut davada
Yargıtay’ın ilk derece mahkemesi kararının gerekçesini benimseyerek, Seyman isimli
başvuran tarafından dile getirilen iddiaları yeterli şekilde karşıladığı kanaatindedir.
Bu nedenle şikayetin bu kısmının AİHS’nin 35 §§ 3 ve 4. maddeleri uyarınca
reddedilmesi gerekmektedir.
II. AİHS’NİN 10. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
AİHM, bu müdahalenin yasayla öngörüldüğü ve 10 § 2. madde uyarınca toprak
bütünlüğünün korunması gibi meşru bir amaç taşıdığı hususunda taraflar arasında bir ihtilaf
bulunmadığını not etmektedir (Bkz., Yağmurdereli-Türkiye, no: 29590/96, 4 Haziran 2002).
AİHM bu tespite katılmaktadır. Bununla birlikte, yapılan müdahalenin “demokratik bir
toplum için gereklilik” oluşturup oluşturmadığının bilinmesi gerekmektedir.
AİHM bu davadakine benzer soruların gündeme geldiği pek çok dava incelemiş ve
bunlar, AİHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiği yönünde sonuçlanmıştır (Bkz., özellikle,
Ceylan-Türkiye [Büyük Daire], no: 23556/94, Öztürk-Türkiye [Büyük Daire], no:22479/93,
İbrahim Aksoy-Türkiye, no: 28635/95, 30171/96 ve 34535/97, 10 Ekim 2000 Karkın-Türkiye,
no. 43928/98, 23 Eylül 2003, ve Kızılyaprak-Türkiye, no: 27528/95, 2 Ekim 2003).
AİHM mevcut davayı içtihadı ışığında incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı şekilde
sonuçlandıracak hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatine varmıştır. AİHM sözkonusu
makalede kullanılan ifadeleri ve yayınlandığı bağlamı titizlikle incelemiştir. Bu çerçevede,
incelemesine sunulan olayı çevreleyen koşulları, terörle mücadeleye bağlı olarak ortaya çıkan
güçlükleri dikkate değerlendirmiştir.
Dava konusu makalede Hükümet’in kürt kökenli kişiler aleyhindeki politikası
Marksist bakış açısı ile eleştirilmiştir.
AİHM, DGM’nin dava konusu makalenin, ırk ve bölge ayrımcılığı gözeterek halkı kin
ve düşmanlığa sevkeden ifadeler içerdiğine kanaat getirdiğini tespit etmektedir.
AİHM, başvuranın ifade özgürlüğü hakkına yönelik olarak yapılan müdahaleyi haklı
kılmaya yeterli olmayan ve ulusal mahkemelerin kararlarında yer alan mahkumiyet
gerekçelerini incelemiştir (Bkz., mutatis mutandis, Sürek-Türkiye (no:4), [Büyük Daire], no:
24762/94, 8 Temmuz 1999). AİHM dava konusu makalenin bazı bölümlerinde Türk
Devleti’nin olumsuz yönleri ele alınsa ve bu nedenle yazıya olumsuz bir anlam yüklense de
bu ifadelerin hiçbir şekilde şiddet kullanımını, silahlı direnişi veya ayaklanmayı teşvik
etmediğini tespit etmektedir. Bu husus AİHM nezdinde dikkate alınacak temel unsurdur
(Bkz., a contrario, Sürek-Türkiye (no:1), [Büyük Daire], no: 26682/95, ve Gerger-Türkiye
[Büyük Daire], no: 24919/94, 8 Temmuz 1999).
Sonuç olarak AİHS’nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.
III. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Başvuranlar maddi tazminat olarak 10.000 Euro, manevi tazminat olarak 7.000 Euro
talep etmektedir.
Hükümet bu taleplere itiraz etmektedir.
AİHM tespit edilen ihlal ile talep edilen tazminat arasında bir nedensellik bağı tespit
edememekte ve bu talebi reddetmektedir. Buna karşın hakkaniyete uygun olarak başvuranlara
toplu olarak 1.000 Euro ödenmesinin uygun olacağı kanaatindedir.
B. Masraf ve Harcamalar
Başvuranlar aynı zamanda AİHM ve ulusal mahkemeler önünde yaptıkları masraf ve
harcamalar için 3.000 Euro talep etmektedir.
Hükümet bu miktarın aşırı olduğunu belirtmektedir.
AİHM’nin içtihadı uyarınca ancak gerçekten yapılan ve makul miktardaki masraf ve
harcamalar geri ödenebilmektedir. Mevcut davada AİHM, avukatları tarafından yapılan
çalışmalara ilişkin bir fatura sunmadıkları ve yaptıklarını iddia ettikleri harcamaları belgelerle
kanıtlamadıkları için başvuranların iddialarını desteklemediklerini tespit etmektedir. Bununla
birlikte başvuranların, başvurularının yapılabilmesi amacıyla masraf etmiş olabileceklerini
kabul etmekte ve adli yardım adı altında başvuranlara 1.000 Euro ödenmesinin makul
olacağına kanaat getirmektedir. Sonuç olarak AİHM bu rakamın başvuranlara toplu olarak
ödenmesine karar vermiştir.
C. Gecikme Faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz
oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,
1. AİHS’nin 10. maddesine ilişkin olarak dile getirilen şikayetin kabuledilebilir
olduğuna;
2. AİHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay
içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere
ve her türlü vergiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet tarafından başvuranlara
manevi tazminat için 1.000 Euro (bin Euro) ve masraf ve harcamalar için 1.000 Euro
(bin Euro) ödenmesine;
b)Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar,
Hükümet’in, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç
puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;
4. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddedilmesine;
Karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3 maddesi
gereğince 14 Haziran 2007 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
6
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło