6283/02

WyrokETPCz2006-12-21ECLI:CE:ECHR:2006:1221JUD000628302

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy 8-dniowe pozbawienie wolności bez kontroli sądowej, brak skutecznego środka odwoławczego od legalności zatrzymania oraz brak prawa do odszkodowania naruszyły art. 5 ust. 3, 4 i 5 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że 8-dniowe zatrzymanie skarżącego bez postawienia go przed sędzią naruszyło art. 5 ust. 3, powołując się na precedens Brogan, który ustalił, że nawet krótszy okres jest nadmierny. Naruszenie art. 5 ust. 4 stwierdzono z uwagi na brak skutecznego środka odwoławczego umożliwiającego kwestionowanie legalności zatrzymania, co Trybunał potwierdził w oparciu o swoje wcześniejsze orzeczenie w sprawie Öcalan, wskazując, że sądy krajowe nie wydawały nakazów zwolnienia i nie dopuszczały zatrzymanych przed sędziego. Naruszenie art. 5 ust. 5 wynikało z braku skutecznego prawa do odszkodowania za bezprawne zatrzymanie, ponieważ rząd nie przedstawił dowodów na to, by ustawa krajowa nr 466 faktycznie zapewniała takie odszkodowanie.
Stan faktyczny
Skarżący, Mürsel Okay, został zatrzymany 10 maja 2001 roku w Turcji przez policję w Diyarbakır pod zarzutem pomocy i podżegania do PKK. Był przetrzymywany przez osiem dni bez postawienia przed sędzią. W trakcie zatrzymania twierdził, że był źle traktowany i że jego zeznania zostały wymuszone. Mimo że sędzia śledczy nakazał jego zwolnienie z powodu braku dowodów, później został skazany przez sąd pierwszej instancji na trzy lata i dziewięć miesięcy więzienia.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie stwierdził naruszenie art. 5 ust. 3, art. 5 ust. 4 i art. 5 ust. 5 Konwencji. Zasądził na rzecz skarżącego 2 500 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową oraz 1 800 EUR tytułem zwrotu kosztów i wydatków. Odrzucił pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   CONSEIL DE   AVRUPA   KONSEYĐ   KONSEYİ   AVRUPA   L'EUROPE   L'EUROPE   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   OKAY - TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru no:6283/02)   KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ   STRAZBURG   ARALIK 2006   îşbu karar Sözleşme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde   kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   ı Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 6283/02 başvuru noTu davanın nedeni bu ülke   vatandaşı Mürsel Okay’ın (Başvuran) Avrupa însan Haklan Mahkemesi’ne 31 Ekim 2001   tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AÎHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu   başvurudur. Başvuran, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Diyarbakır Barosu   avukatlarından S. Çınar tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   doğumlu başvuran Diyarbakır’da ikamet etmektedir.   Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü polisleri tarafından 10 Mayıs 2001 tarihinde yakalama   ve gözaltına alma tutanağı düzenlemniş ve bu tutanak başvuran tarafından imzalanmıştır. Bu   belgeye göre PKK’ya yardım ve yataklıkla suçlanan başvuran, 10 Mayıs 2001 tarihinde   Bingöl ili Genç ilçesine bağlı Yeniyazı köyünde bu örgüte karşı yapılan bir operasyon   sırasında saat 1:15 sularında yakalanmıştır. Bu tutanağa göre polisler başvuranın   yakalanmasını gerçekleştirmek için kuvvete başvurmak zorunda kalmışlardır.   Emniyet Müdürlüğü 12 Mayıs 2001 tarihinde, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi   (DGM) Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan başvuranın gözaltı süresinin uzatılmasını istemiştir.   Cumhuriyet Başsavcılığı aynı gün talebi kabul etmiş ve gözaltı süresini iki gün uzatmıştır,   Diyarbakır DGM Cumhuriyet Başsavcılığı’nm talebi üzerine 14 Mayıs 2001 tarihinde   DGM yedek hakimi, başvuranın hazır bulunmadığı bir sırada, gözaltı süresinin uzatılmasına   karar vermiştir.   Başvuran 16 Mayıs 2001 tarihinde avukatı ile görüşmüştür.   Başvuran 18 Mayıs 2001 tarihinde Cumhuriyet Savcısı tarafından dinlenmiştir.   Başvuran ifadesini verirken, kendisine atılı suçları inkar etmiş ve kötü muameleye maruz   kaldığını savunmuştur. Başvuran, ayrıca polislerin baskı ve zorlaması ile gözaltında alman   ifadesine itiraz etmiştir. Son olarak başvuran, yakalanırken mukavemet göstermediğini ileri   sürmüştür.   Yine aynı gün başvuran, DGM yedek hakimi önüne çıkarılmıştır. DGM yedek hakimi   başvuranı sorgulamıştır. Başvuran kendisine atılı suçları inkar etmiş ve gözaltında polislerin   baskı ve zorlaması ile alınan ifadesine itiraz etmiştir. Bu sorgulama sonucunda yedek hakim   delil yetersizliğinden başvuranın serbest bırakılmasına karar vermiştir.   Cumhuriyet Başsavcılığı 24 Mayıs 2001 tarihinde, başvuranı ve diğer iki kişiyi   PKK’ya yardım ve yataklık yapmakla suçlamıştır.   Başvuran 5 Mart 2002 tarihinde, ilk derece mahkemesi tarafından PKK’ya yardım ve   yataklık yapmaktan üç yıl dokuz ay hapis cezasına çarptırılmıştır.   HUKUK AÇISINDAN   I. AİHS’NİN 5. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA   A. 5§3 Maddesine Dayandırılan Şikayet   Başvuran, gözaltı süresinden şikayetçi olmaktadır. Başvuran AİHS’nin 5§3 maddesini   ileri sürmektedir.   Hükümet bu iddiaya itiraz etmektedir.   Bu davada AİHM, dava konusu gözaltının başvuranın yakalandığı 10 Mayıs 2001   tarihinde başladığını tespit etmektedir. Başvuran ilk kez, DGM yedek hakimi önüne 18Mayıs   tarihinde çıkarılmıştır. Böylece başvuranın hakim önüne çıkarılmadan önceki gözaltı   süresi sekiz gündür.   Oysa Brogan ve diğerleri-Birleşik Krallık davasında, AİHM, adli denetim olmaksızın   gözaltında geçirilen dört gün altı saatlik sürenin, teröre karşı toplumu koruma amacı gütse de,   5§3 maddesi tarafından belirlenen süre sınırlarım aştığına karar vermiştir (Bkz. Maçın).   Dolayısıyla AİHM, başvuranın hakim önüne çıkarılmadan sekiz gün boy-   unca gözaltında tutulmasının gerekli olduğunu kabul edemez.   AİHS’nin 5§3 maddesi ihlal edilmiştir,   B. 5§4 Maddesine Dayandırılan Şikayet   Başvuran, gözaltının yasaya uygunluğu hakkında dava açmasını sağlayacak   başvuru yolunun bulunmamasından şikayetçi olmaktadır. Başvuran 5§4 maddesini ileri   sürmektedir.   Hükümet bu iddiaya itiraz etmektedir.   AİHM, daha önce adıgeçen Öcalan kararında Hükümet’in sunduğu adli kararları   inceledikten sonra, tutulu bulundurmanın yasaya uygunluğu hakkında Ceza Muhakemeleri   Usulü Kanunu’nun 128§4 maddesi uyarınca ulusal hakimin gerçekleştirdiği denetimde iki   nedenle 5§4 maddesinin gerekliliklerine riayet edilmediğine kanaat getirdiğini   hatırlatmaktadır. Bir yandan bu kararların hiçbirinde ulusal hakim, yasal sürenin geçtiğini ve   gözaltı süresinin uzatılmasını gerekli kılan Cumhuriyet Başsavcılığı kararının olmadığım   tespit etmesine rağmen, ilgililerin serbest bırakılmasına karar vermemiş ve ilgilileri ilgilileri   tutuklanmalarına karar veren hakimin önüne çıkarmakla yetinmiştir. Diğer taraftan   Hükümet’in belirttiği adli kararların verildiği yargılamaların hiçbirinde, gözaltmdaki şüpheli   hakim önüne çıkarılmamış ve hakim sadece dosya üzerinden davaya bakmıştır.   Mevcut davada AİHM, farklı bir sonuca varmak için hiçbir gerekçe görmemek-   tedir. Dolayısıyla AİHS’nin 5§4 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.   C. 5§5 Maddesine Dayandırılan Şikayet   Başvuran, gözaltı süresinden dolayı tazminat hakkının olmadığım iddia etmektedir.   Başvuran AİHS’nin 5§5 maddesini ileri sürmektedir.   Hükümet, bu iddiaya itiraz etmekte ve tazminat elde edilmesine yönelik 466 sayılı   Kanun tarafından öngörülen başvuru yolunu ileri sürmektedir.   AİHM, Hükümet’in belirttiği 466 sayılı Kanunu ileri sürülerek, 5§5 maddesinde yer   verilen tazminatın elde edildiğini gösteren hiçbir yargı örneğinin dosyada bulunmadığını   belirtmektedir. Dolayısıyla dava koşullarında 5§5 maddesinin güvence altına aldığı hak,   yeterli kesinlik derecesinde etkili bir şekilde kullanılması sağlanmamıştır (Bkz. Sakık ve   diğerleri ve Mehmet Mübarek Küçiik-Tiirkiye, no: 7035/02).   Dolayısıyla AİHS’nin 5§5 maddesi ihlal edilmiştir.   II. AÎHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA   A. Tazminat   Başvuran, maddi tazminat adı altında 5.761 Euro istemektedir. Başvuran   ayrıca manevi tazminat olarak 10.000 Euro istemektedir.   Hükümet, bu iddialara itiraz etmektedir.   AİHM, dosyadan maddi zararın bulunduğunun açıkça ortaya çıkmadığını tespit   etmekte ve bu bakımdan tazminat ödenmesinin gerekli olmadığına kanaat getirmektedir.   AİHM, manevi zarar konusunda başvurana 2.500 Euro ödenmesinin makul   olduğuna kanaat getirmektedir.   B. Masraf ve Harcamalar   Başvuran, 157 Euro çeviri ücreti, 98 Euro posta ücreti, 23 Euro faks ücreti ve 3.000   Euro avukat ücreti olmak üzere toplam 3.278 Euro istemektedir.   Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir,   AİHM içtihadına göre bir başvuran gerçekliği, gerekliliği ve makul oranda oldukları   ortaya konulduğu sürece masraf ve harcamaların ödenmesini sağlayabilmektedir. Bu davada   yukanda belirtilen kriterleri ve elinde bulunan unsurları gözönüne alarak AİHM, AİHM   önünde yapılan masraf ve harcamalar için başvurana 1.800 Euro ödenmesinin makul   olduğuna kanaat getirmektedir.   C. Gecikme faizi   AÎHM, Avrupa Merkez Bankası’nin marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı   faiz oranına 3 puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,   1. AİHS’nin 5§3 maddesinin ihlal edildiğine;   2. AÎHS’nin 5§4 maddesinin ihlal edildiğine;   t 3. AİHS’nin 5§5 maddesinin ihlal edildiğine;   4. a) AİHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,   döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından   başvuran, manevi tazminat için 2.500 (iki bin beş yüz) Euro ve masraf ve harcamalar için   1.800 (bin sekiz yüz) Euro’nun miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak   ödenmesine,   b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;   5. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;   karar vermiştir,   İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3. maddesine   uygun olarak 21 Aralık 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło