63181/00

WyrokETPCz2005-09-20ECLI:CE:ECHR:2005:0920JUD006318100

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy traktowanie skarżącego podczas zatrzymania przez policję stanowiło nieludzkie lub poniżające traktowanie w rozumieniu art. 3 Konwencji, oraz czy istniał skuteczny środek odwoławczy w odniesieniu do jego skarg na złe traktowanie, zgodnie z art. 13 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że w przypadku, gdy osoba zatrzymana w dobrym zdrowiu zostaje zwolniona z obrażeniami, ciężar dowodu spoczywa na państwie, aby przedstawić wiarygodne wyjaśnienie przyczyn tych obrażeń. W niniejszej sprawie, wobec braku takiego wyjaśnienia ze strony rządu tureckiego, oraz w świetle raportów medycznych potwierdzających obrażenia skarżącego, Trybunał stwierdził, że obrażenia te były wynikiem traktowania, za które rząd ponosi odpowiedzialność, co stanowiło naruszenie art. 3. Co do art. 13, Trybunał uznał, że krajowe postępowanie karne przeciwko funkcjonariuszom policji było nieskuteczne, ponieważ sąd krajowy nie zbadał należycie dowodów medycznych, nie przesłuchał lekarzy ani samego skarżącego w sposób umożliwiający ustalenie faktów, co uniemożliwiło skuteczne dochodzenie w sprawie zarzutów złego traktowania.
Stan faktyczny
Skarżący, Baki Karayiğit, został zatrzymany 6 lutego 1999 r. przez policję w Stambule pod zarzutem przynależności do nielegalnej organizacji PKK. Podczas siedmiodniowego zatrzymania, które zostało przedłużone przez sąd, skarżący twierdził, że był poddawany fizycznej i psychicznej przemocy. Raporty medyczne z 10 i 12 lutego 1999 r. potwierdziły obecność poważnych siniaków i otarć na jego ramionach. Skarżący zgłosił złe traktowanie przed sądem krajowym, ale jego wnioski o badanie alergiczne i ekspertyzę podpisu zostały odrzucone. Wszczęto postępowanie karne przeciwko dwóm funkcjonariuszom policji, ale sąd uniewinnił ich z powodu braku dowodów, twierdząc, że skarżący odmówił stawiennictwa na rozprawach, czemu skarżący zaprzeczył.
Rozstrzygnięcie
Trybunał stwierdza naruszenie art. 3 Konwencji. Trybunał stwierdza naruszenie art. 13 Konwencji. Trybunał zasądza na rzecz skarżącego 15 000 EUR tytułem szkody niemajątkowej oraz 3 500 EUR tytułem kosztów i wydatków, pomniejszone o 685 EUR otrzymane w ramach pomocy prawnej. Odrzuca pozostałą część roszczeń skarżącego.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   KARAYĐĞĐT/TÜRKĐYE   (Baꢀvuru no. 63181/00)   KARAR   STRAZBURG   Eylül 2005   Sözkonusu karar AĐHS’nin 44§2. maddesi uyarınca kesinlik kazanacaktır. Ancak ,ꢀekle iliꢀkin   değiꢀiklik yapılabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Karayiğit/Türkiye kararında,   Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (Đkinci Daire),   Sn. J.-P. COSTA, Baꢀkan,   Sn. A.B. BAKA,   Sn. R. TÜRMEN,   Sn. K. JUNGWIERT,   Sn. M. UGREKHELIDZE,   Sn. A. MULARONI, yargıçlar,   Sn. E. FURA – SANDSTRÖM, yargıçlar,   ve Bölüm Sekreteri Sn. S. DOLLÉ’nin katılımı ile Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi Heyeti   olarak toplanmıꢀ,   Ağustos 2005 tarihindeki gizli görüꢀme sonucunda,   Yukarıda anılan tarihte benimsenmiꢀ olan aꢀağıdaki karara varmıꢀtır:   USULĐ ĐꢀLEMLER   1.Davanın nedeni, Türk vatandaꢀı Baki Karayiğit’in (“baꢀvuran”), Đnsan Hakları ve   Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Sözleꢀme’nin (“Sözleꢀme”) 34. maddesi uyarınca,   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptığı baꢀvurudur   (baꢀvuru no. 63181/00).   2. Adli yardım verilen baꢀvuranı, görevlerini Đstanbul’da ifa etmekte olan avukatlar,   M. Tepe ve D. Bayır temsil etmiꢀtir. Türk Hükümeti (“Hükümet”), AĐHM huzurundaki   davalar için bir Ajan tayin etmemiꢀtir.   3. Baꢀvuran, özellikle, polis tarafından gözaltında tutulduğu sırada kötü muameleye   maruz kaldığını ve yerel hukuk uyarınca, kötü muameleye iliꢀkin iddiasına iliꢀkin etkin bir iç   hukuk yolu olmadığını ileri sürmüꢀtür.   4. Baꢀvuruyla ilgili olarak AĐHM’nin Dördüncü Dairesi görevlendirilmiꢀtir (Đç   Tüzüğün 52 § 1. maddesi). Sözkonusu Daire içerisinde, davayı değerlendirecek Heyet   (AĐHS’nin 27. maddesi), Đç Tüzüğün 26 § 1. maddesinde öngörüldüğü üzere oluꢀturulmuꢀtur.   5. 5 Ekim 2004 tarihli bir kararla AĐHM, baꢀvurunun kabuledilebilir olduğu sonucuna   varmıꢀtır.   6. Baꢀvuran ve Hükümet, esaslar üzerine görüꢀlerini sunmuꢀtur (Đç tüzük-madde 59 §   1). Taraflar, karꢀılıklı görüꢀlerine yazılı olarak cevap vermiꢀlerdir. Heyet, taraflara danıꢀtıktan   sonra, esaslar üzerine sunum yapılması gerekmediğine karar vermiꢀtir (Đç Tüzük-madde 59 §   in fine).   7. 1 Kasım 2004 tarihinde AĐHM, Dairelerinde değiꢀiklik yapmıꢀtır (Đç Tüzük-madde   § 1). Sözkonusu dava ile ilgili olarak yeni oluꢀturulmuꢀ Đkinci Daire görevlendirilmiꢀtir (Đç   Tüzük-madde 52 § 1).   OLAYLAR   I. DAVA OLAYLARI   8. Baꢀvuran 1979 doğumludur ve Đstanbul’da yaꢀamaktadır.   A. Polis tarafından gözaltında tutulma ve baꢁvuranın kötü muameleye uğradığı   iddialarına iliꢁkin doktor raporları   9. 6 ꢁubat 1999 tarihinde baꢀvuran, PKK (Kürdistan Đꢀçi Partisi) adlı yasadıꢀı bir   örgüte mensup olduğundan ꢀüphe edilmesi nedeniyle Đstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün   Terörle Mücadele ꢁubesi’nden polis memurlarınca yakalanmıꢀ ve gözaltına alınmıꢀtır.   10. Aynı gün Cumhuriyet Savcısı, Terörle Mücadele ꢁubesi’nin baꢀvuranın, dört gün   süreyle Đstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün Terörle Mücadele ꢁubesi’nde tutulması isteğini   kabul etmiꢀtir.   11. 10 ꢁubat 1999 tarihinde Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, gözaltı süresini iki   gün daha uzatmıꢀtır.   12. 10 ꢁubat 1999 tarihinde baꢀvuran, hakkında doktor raporunun çıkarıldığı Haseki   Hastanesi’ne kaldırılmıꢀtır. Raporda, ‘iki kolun da proksimal bölgelerinde yüzeysel erythema   ve sıyrılmalar’ kaydedilmiꢀtir. Aynı gün baꢀvurana, kollarında görülen çürüklerin, toz alerjisi   nedeniyle oluꢀtuğuna iliꢀkin bir ifade imzalatıldığı iddia edilmiꢀtir.   13. 12 ꢁubat 1999 tarihinde baꢀvuran, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi   Cumhuriyet Savcısı ve daha sonra, fiziksel ve ruhsal ꢀiddete maruz bırakıldığını belirttiği   Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bir yargıcı huzuruna çıkarılmıꢀtır. AĐHM,   baꢀvuranın tutuksuz yargılanmasına karar vermiꢀtir.   14. Aynı gün, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Adli Tıp Enstitüsü’nde görevini   ifa etmekte olan bir doktor, baꢀvuranı muayene etmiꢀ, kolların üst kısımlarında 30-40cm x 7-   8cm çaplarında çürükler, sol kol eklemi altında bir ecchymose ve bir baꢀağrısı ꢀikayeti rapor   etmiꢀtir. Raporda, fiziksel ꢀiddet izlerinin, baꢀvuranı çalıꢀmaktan üç gün alıkoymaya yeterli   olduğu belirtilmiꢀtir.   15. 16 ꢁubat 1999 tarihinde Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı,   baꢀvuranı Türk Ceza Kanunu’nun 168 § 2. maddesinde ve Terörle Mücadele Kanunu’nun 5.   bölümünde (Kanun no. 3713) adı geçen yasadıꢀı bir örgüte mensup olma suçuyla itham eden   bir ithamname sunmuꢀtur.   16. 27 Nisan 1999 tarihli birinci duruꢀmada baꢀvuran, Đstanbul Devlet Güvenlik   Mahkemesi huzurunda kötü muameleye maruz kaldığına iliꢀkin iddiasını yinelemiꢀtir. Ayrıca   bir alerji testi ve imzasının incelenmesini talep etmiꢀtir. Mahkeme, taleplerini reddetmiꢀtir.   17. 13 Ağustos 1999 tarihinde baꢀvuran, kendisini muayene eden ve alerji belirtisi   bulamayan bir cildiyeciye baꢀvurabilmiꢀtir.   B. Polis memurları aleyhinde yapılan cezai takibat   18. 29 Nisan 1999 tarihinde Cumhuriyet Savcısı, Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne,   baꢀvuranın gözaltında tutulduğu sırada verdiği ifadede imzaları bulunan iki polis memurunu,   Türk Ceza Kanunu’nun 243. maddesince ittihaz edilen bir cezai suç ile itham etmiꢀtir.   Đthamnamesinde Cumhuriyet Savcısı, baꢀvuran hususunda hazırlanan ve kollarındaki   çürüklerin kaydedildiği iki doktor raporunu delil olarak iktibas etmiꢀtir.   19. 3 Mayıs 1999 tarihinde Ağır Ceza Mahkemesi, baꢀvurana, duruꢀmalarda   bulunmaya davet edildiği bir mektup gönderilmesini öngörmüꢀtür.   20. 23 Haziran ve 23 Eylül 1999 tarihli duruꢀmalarda Mahkeme, baꢀvuranın ifadesini   bir delil olarak gözönüne alması için ihzar müzekkeresi yayınlamıꢀtır. Yerel makamlardan   gelen sözkonusu müzekkerelere verilen cevaplar, baꢀvuranın Üsküdar E Tipi Cezaevi’nde   tutuklu bulunduğunu ortaya koymaktadır.   21. 30 Kasım ve 14 Aralık 1999 tarihli duruꢀmalarda AĐHM, baꢀvuranın Mahkeme   huzurunda bulunmasını sağlamak için Üsküdar Cezaevi’ne yazılı ihbarnameler   gönderilmesini öngörmüꢀtür.   22. Cezaevi yönetimi, Mahkeme’ye baꢀvuranın duruꢀmalara katılmayı reddettiğini ve   bu yönde mektuplar hazırladığını bildirmiꢀtir. Sözkonusu dokümanlar, baꢀvuranın imzasını   taꢀımamaktadır.   23. 30 Aralık 1999 tarihinde Ağır Ceza Mahkemesi, davalı polis memurlarını   dinlemiꢀtir. Cezaevi yönetimi tarafından gönderilen dokümanları kaydetmiꢀtir ve müteakiben   baꢀvuran duruꢀmaya katılmamayı seçtiği ve ifadesinin alınması, jürinin kararını   etkilemeyeceği için baꢀvuranın ifadesini gözönüne almamıꢀtır. Mahkeme ayrıca, baꢀvuranın   iddialarına iliꢀkin belirgin bir ꢀikayette bulunmadığını belirtmiꢀtir ve cezai takibat, Devlet   Güvenlik Mahkemesi’nden aldığı bilgilere dayanan inisiyatifi üzerine Cumhuriyet Savcısı   tarafından yapılmıꢀtır. Baꢀvuranın daha önce verdiği ifadeleri kaydetmiꢀ ve delil eksikliğine   dayanarak polis memurlarının sözkonusu suçtan beraat etmesine karar vermiꢀtir.   24. 8 Mayıs 2000 tarihinde baꢀvuran, aynı polis memurları aleyhinde Fatih   Cumhuriyet Savcılığı’na ꢀikayette bulunmuꢀtur.   25. 9 Mayıs 2000 tarihinde Cumhuriyet Savcılığı, daha önce Đstanbul Ağır Ceza   Mahkemesi huzurunda gerçekleꢀtirilen duruꢀmaya değinerek bir yetkisizlik kararı   yayınlamıꢀtır.   II. ĐLGĐLĐ ĐÇ HUKUK VE UYGULAMASI   26. Sözkonusu zamandaki ilgili iç hukukun tanımı, Batı ve diğerleri/Türkiye davasında   bulunabilir (no. 33097/96 ve 57834/00, §§ 96-100, 3 Haziran 2004).   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   27. Baꢀvuran, polis tarafından gözaltında tutulduğu süre içerisinde maruz bırakıldığı   muamelenin, aꢀağıda kaydedilen 3. maddenin ihlali anlamına gelecek ꢀekilde iꢀkence ve   insanlık dıꢀı muameleye baliğ olduğu hususunda ꢀikayette bulunmuꢀtur:   “Hiç kimse iꢀkenceye, insanlık dıꢀı ya da onur kırıcı ceza veya iꢀlemlere tabi tutulamaz.”   28. Hükümet, baꢀvuranın iddialarına itiraz etmiꢀtir. 10 ꢁubat 1999 tarihli sorguya   çekilmesi sırasında baꢀvuranın, kollarındaki kaꢀıntıdan ꢀikayetçi olduğunu ve toza alerjisi   olması nedeniyle bir doktor tarafından muayene edilmeyi talep ettiğini belirtmiꢀtir. Aynı gün   ‘yüzeysel erythema ve kolların üst kısımlarında sıyrılmaların rapor edildiği hastaneye   götürülmüꢀtür. Ayrıca, baꢀvuran tarafından iddia edilen iꢀkencenin tanımı ile kollardaki   benzer bulguları tanımlayan iki doktor raporundaki bulgular arasında tutarsızlık olduğunu ileri   sürmüꢀtür. Buna ilaveten sözkonusu durumun, AĐHS’nin 3. maddesini ihlal etmek için   gerekecek ꢀiddet düzeyini gösterdiği düꢀünülemez.   29. Baꢀvuran, yedi gün devam eden sorguya çekilme sırasında kendisine, fiziksel ve   zihinsel ꢀiddet uygulandığını ileri sürmüꢀtür. Arkasında bağlanmıꢀ olan dirseklerinden   asıldığını ve vücuduna elektrik ꢀoku verildiğini ileri sürmüꢀtür.   30. AĐHM, sağlıklı bir halde gözaltına alınan bir kiꢀinin serbest bırakıldığında yaralı   olduğu görüldüğünde, bu yaraların neden kaynaklandığına dair makul bir açıklama yapma ve   mağdurun iddialarından, özellikle de sözkonusu iddialar doktor raporlarınca desteklenmiꢀse,   ꢀüphe duyulmasını sağlayacak deliller bulma görevinin Devlet’e düꢀtüğünü, aksi halde   AĐHS’nin 3. maddesi uyarınca bir sorunun ortaya çıktığını hatırlatır (bkz. Selmouni/Fransa   [BD], no. 25803/94, § 87, ECHR 1999-V, Aksoy/Türkiye, 18 Aralık 1996 tarihli karar, Hüküm   ve Karar Raporları 1996-VI, sayfa 2278, § 62, Tomasi/Fransa, 27 Ağustos 1992 tarihli karar,   A Serisi no. 241-A, sayfa 40-41, §§ 108-111, ve Ribitsch/Avusturya, 4 Aralık 1995 tarihli   karar, A Serisi no. 336, sayfa 26, § 34).   31. Sözkonusu davada baꢀvuran, polis tarafından gözaltında tutulduğu sırada 10 ꢁubat   tarihinde Haseki Hastanesi’ndeki ve 12 ꢁubat 1999 tarihinde Đstanbul Devlet Güvenlik   Mahkemesi Adli Tıp Enstitüsü’nde görevini ifa etmekte olan bir uzman hekim tarafından   muayene edilmiꢀtir. Her iki durumda yayınlanan raporlar, baꢀvuranın kollarında ciddi   çürükler olduğunu ortaya koymaktadır (bkz. paragraflar 12 ve 14).   32. Sözkonusu raporlarda baꢀvuranın vücudunda gözlemlenen yaraların,   yakalanmasından önceki bir dönemden kalma olduğu iddia edilmemiꢀtir.   33. AĐHM, polis memurları aleyhinde baꢀlatılan cezai takibatın, baꢀvuranın   vücudunda yedi gün süreyle gözaltında tutulması sırasında oluꢀan çürüklerin kaynağını   belirlemede rolü olmadığını belirtmiꢀtir. Taraflar, tıbbi delillerin gösterdiği gibi baꢀvuranın   kollarında ecchymoselar olmasına itiraz etmemiꢀtir. Ancak, sözkonusu ecchymoseların   gerçekte nasıl oluꢀtuğuna iliꢀkin farklı ifadelerde bulunmuꢀlardır. AĐHM, baꢀvuranın   Hükümet tarafından iddia edildiği gibi toz alerjisinin olmadığına iliꢀkin bir doktor raporu   sunmuꢀtur.   34. Yetkili makamların, gözaltında tutuldukları süre içerisinde kontrolleri altında   bulunan kiꢀilerin yaralanmalarına iliꢀkin açıklama yapmakla yükümlü olduklarını hatırlatan   AĐHM, polis memurlarının beraat etmelerinin, Devlet’i, AĐHS uyarınca sahip olduğu   yükümlülüklerden muaf tutmadığı kanısındadır ( bkz., mutatis mutandis, Berktay/Türkiye, no.   22493/93, § 168, 1 Mart 2001, ve Çolak ve Filizer/Türkiye, no. 32578/96 ve 32579/96, § 168,   Ocak 2004).   35. Genel olarak dava olaylarını ve gözaltında tutulduğu süre içerisinde baꢀvuranda   beliren yaraların nedenine iliꢀkin Hükümet’ten makul bir açıklama gelmemesini gözönüne   alan AĐHM, sözkonusu yaralanmaların Hükümet’in sorumlu olduğu muamelenin bir sonucu   olduğunu tespit etmiꢀtir.   36. Bu nedenle, AĐHS’nin 3. maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   37. Baꢀvuran, AĐHS’nin aꢀağıda kaydedilen 13. maddesinin ihlali yönünde maruz   bırakıldığı iꢀkence ve kötü muameleye iliꢀkin ꢀikayetleri hususunda etkin bir iç hukuk yolu   bulunmadığını ileri sürmüꢀtür:   “Bu Sözleꢀme’de tanınmıꢀ olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, ihlal fiili resmi görev yapan   kimseler tarafından bu sıfatlarına dayanılarak yapılmıꢀ da olsa, ulusal bir makama etkili bir baꢀvuru yapabilme   hakkına sahiptir.”   38. Hükümet, baꢀvuranın gözaltında tutulduğu süre içerisinde kötü muameleye maruz   kaldığı iddialarına iliꢀkin ifadesi üzerine, Cumhuriyet Savcısı’nın cezai takibat baꢀlattığını ve   iki polis memuru aleyhinde Ağır Ceza Mahkemesi’ne bir ithamname sunduğunu belirtmiꢀtir.   Baꢀvuran, davadaki ana delil olması nedeni ile, ifade vermesi için cezaevinden Mahkeme’ye   çağırılmıꢀtır. Ancak, Mahkeme huzurunda ifade vermemeyi tercih etmiꢀtir. Sonuç olarak,   polis memurları delil eksikliği nedeni ile beraat etmiꢀtir. Maruz kaldığı iddia edilen iꢀkenceye   iliꢀkin davada, yerel Mahkeme huzurunda ifade vermeyi reddederek baꢀvuranın, iç hukuk   yolunu gözardı ettiği ve bunun yerine, Strazburg Mahkemesi’nden yapılan haksızlığı   düzeltmesini istediğini ileri sürmüꢀtür.   39. Baꢀvuran, kötü muameleye iliꢀkin ꢀikayetlerini adli makamlar huzurunda sunmuꢀ   olduğunu ileri sürmüꢀtür. Özellikle Devlet Güvenlik Mahkemesi huzurundaki duruꢀma   sırasında gözaltında bulunduğu süre içerisinde iꢀkenceye maruz bırakıldığı, polis   memurlarının iddia ettiği gibi toza alerjisi olmadığı ve toza alerjisi olduğunu belirten protokol   üzerindeki imzasını reddettiği hususuna birçok kez değinmiꢀtir. Sözkonusu imzanın   incelenmesine iliꢀkin talebi, Mahkeme tarafından reddedilmiꢀtir.   Ayrıca, polis memurları aleyhine açılan cezai takibat sırasında Üsküdar Cezaevi’nde   bulunduğunu ve duruꢀmalardan haberdar edilmediğini belirtmiꢀtir. Bu bağlamda, Mahkeme   tarafından kendisi için yayınlanan yazılı ihbarnamelere ve bunlara cevaben cezaevi yönetimi   tarafından hazırlanan ve baꢀvuranın kendi rızası ile duruꢀmalara katılmak istemediğini   belirten mektuplara değinmiꢀtir. Baꢀvuran, sözkonusu mektupları imzalamadığı hususunda   ısrar etmiꢀtir. Bu bağlamda, haberdar olması durumunda duruꢀmalara katılma hususunda   tereddüt etmeyeceğini ileri sürmüꢀtür.   Son olarak, polis memurlarını yargılayan ve beraatlerine karar veren Ağır Ceza   Mahkemesi’nin, doktor raporlarını incelemediğini, sözkonusu raporları hazırlayan doktorların   ifadesini almadığını ve sözkonusu raporlardaki bulguların, iꢀkence ve kötü muamele   iddialarını destekleyip desteklemediği hususunda Adli Tıp Enstitüsü’nün fikrini almadığını   iddia etmiꢀtir.   40. Sözkonusu davada sunulan deliller ıꢀığında AĐHM, sorumlu Devlet’in, AĐHS’nin   3. maddesi uyarınca baꢀvuranın polis tarafından gözaltında tutulduğu süre içerisinde maruz   bırakıldığı kötü muameleden sorumlu olduğu sonucuna varmıꢀtır. Bu bağlamda baꢀvuranın   ꢀikayeti, AĐHS’nin 3. maddesi ile bağlantılı olan 13. maddenin amaçları hususunda   savunulabilir. Bu nedenle yetkili makamlar, sözkonusu maddenin gereklerini yerine getiren   etkin bir soruꢀturma baꢀlatma yükümlülüğü altındadır (bkz. McGlinchey ve   Diğerleri/Đngiltere, no. 50390/99, § 64, ECHR 2003-V, ve Batı ve Diğerleri, §§ 133-138).   41. Sözkonusu davada AĐHM, Cumhuriyet Savcısı polis memurları aleyhinde   ithamname hazırladığı zaman, bu ithamnameyi, baꢀvuranın yaralanmasına iliꢀkin doktor   raporlarına dayandırdığını gözlemlemiꢀtir. Ancak, müteakip cezai takibat, sözkonusu   yaralanmanın kaynağına iliꢀkin bir açıklama sağlayamamıꢀtır. Đddia makamınca Mahkeme   huzurunda sunulduğu halde Ağır Ceza Mahkemesi, sözkonusu raporları veya baꢀvuranın,   alerji olmadığını gösteren raporu gözönüne almamıꢀtır.   AĐHM, cezaevi makamlarınca Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen dokümanların,   baꢀvuranın imzasını taꢀımadığını belirtir. Ayrıca AĐHM, özellikle baꢀvuran her ne kadar   baꢀarısızlıkla sonuçlansa da aynı polis memurları aleyhinde Cumhuriyet Savcısı’na ꢀikayette   bulunduğu zaman neden, yararına olacağı halde, ifade vermek için Ağır Ceza Mahkemesi   huzurundaki duruꢀmalara katılmayı reddettiği hususunda bir kanıya varamamıꢀtır.   AĐHM, sonuç olarak, yerel Mahkeme’nin, asıl görgü tanığı olan baꢀvuranın kötü   muamele iddialarına iliꢀkin temel ve mevcut delilleri saklamadığını tespit etmiꢀtir. Bu nedenle   Ağır Ceza Mahkemesi, uygun bir soruꢀturma baꢀlatmamıꢀtır.   42. AĐHM, sözkonusu iꢀlemlerin, AĐHS’nin 13. maddesince öngörülen tam ve etkin iç   hukuk yollarını sağlamadığı sonucuna varmıꢀtır.   43. Dolayısıyla, sözkonusu madde ihlal edilmiꢀtir.   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   44. AĐHS’nin 41. maddesi aꢀağıda kaydedilmiꢀtir:   “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek   Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,   hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   A. Zararlar   45. Baꢀvuran, yakalanmasından önce, Đstanbul’daki bir tekstil fabrikasında iꢀçi   olduğunu ileri sürmüꢀtür. Fabrikanın mali sorunları nedeniyle iꢀini kaybetmiꢀtir ve iꢀ   aramıꢀtır. Önceki iꢀinde, aylık 250 Euro (EUR) kazanmaktadır. Sözkonusu unsurlara dayanan   baꢀvuran, gözaltında harcamıꢀ olduğu beꢀ yıllık süre için 18,000 Euro (EUR) maddi tazminat   talep etmiꢀtir.   Manevi zararlar için 40,000 Euro (EUR) tazminat talep etmiꢀtir.   46. Hükümet, maddi zarar iddialarının hiçbir gerekçeye dayanmadığını ileri sürmüꢀtür.   Manevi zarar iddialarının, haddinden fazla olduğu ve adil olmadığı kanısındadır.   47. AĐHM, tespit edilen ihlaller ve iddia edilen maddi zarar arasında nedensel bir bağ   bulamamıꢀtır, dolayısıyla, iddianın sözkonusu baꢀlık altında yapılmasını izin veremez. Ancak,   baꢀvuranın sıkıntı çekmiꢀ olduğu ve bunun, yalnızca AĐHM’nin ihlal bulgusu ile telafi   edilemeyeceği kanısındadır. Sözkonusu davada tespit edilen ihlalin niteliğini gözönünde   bulunduran ve tarafsız dayanaklara göre hükmeden AĐHM, baꢀvurana maruz kaldığı manevi   zarar için 15,000 Euro (EUR) tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir.   B. Mahkeme Masrafları   48. Baꢀvuran, yasal masraflar için toplam 22,890,000,000 Türk Lirası (TRL)   (sözkonusu tarihte yaklaꢀık 39,560 Euro’ya karꢀılık) talep etmiꢀtir. Bu toplam, yerel   duruꢀmalarda 430,000,000 TRL (743 Euro) değerinde maruz kalınan idari masrafları ve   AĐHM huzurunda maruz kalınan telefon görüꢀmesi, posta, fotokopi ve kırtasiye masraflarını   kapsamaktadır.   49. AĐHM, gerçekten ve gerekli olduğu için maruz kalındığı ve meblağ makul olduğu   sürece tazminat ödenmesini kabul etmiꢀtir (bkz. Sawicka/Polonya, no. 37645/97, § 54, 1 Ekim   2002). Mevcut bilgiler ıꢀığında değerlendirmede bulunan AĐHM, Avrupa Konseyi’nden kabul   edilen yasal yardım olan 685 Euro çıkartıldığında, toplam 3,500 Euro tazminat ödenmesine   karar vermiꢀtir.   C. Gecikme Faizi   50. AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın uyguladığı marjinal   faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın benimsenmesinin uygun   olduğu kanısındadır.   YUKARIDAKİ GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM   1. AİHS’nin 3. maddesinin ihlal edilmiş olduğu,   2. AİHS’nin 13. maddesinin ihlal edilmiş olduğu,   3. (a) sorumlu Devlet’in, baꢀvurana, AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinleꢀtiği   tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme gününde geçerli olan kur üzerinden sorumlu Devlet’in   ulusal para birimine çevrilmek üzere aꢀağıda kaydedilen miktarları ödemesi:   (i) manevi zarar için 15,000 Euro,   (ii) mahkeme masrafları için 3,500 Euro’dan (üç bin beꢀ yüz Euro) yasal yardım   yoluyla elde edilen 685 Euro (altı yüz seksen beꢀ Euro) çıkarıldığında kalan miktar,   (iii) yukarıda kaydedilen miktarlara uygulanabilecek her tür vergi,   (b) yukarıda anılan üç aylık sürenin aꢀılmasından ödeme gününe kadar basit faizin, Avrupa   Merkez Bankası’nın uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oran   üzerinden yukarıda kaydedilen miktarlara uygulanması gerektiği kararını vermiꢀ,   4. baꢀvuranın adil tazmin talebinin kalan kısmını reddetmiꢀtir.   Đꢀbu karar, Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77 § 2. ve 3.   maddeleri uyarınca 20 Eylül 2005 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.   9

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło