63357/00

WyrokETPCz2005-11-29ECLI:CE:ECHR:2005:1129JUD006335700

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy skład tureckiego Sądu Bezpieczeństwa Państwa (DGM) z udziałem sędziego wojskowego naruszał prawo do niezawisłego i bezstronnego sądu z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał potwierdził swoje wcześniejsze orzecznictwo, zgodnie z którym obecność sędziego wojskowego w składzie Sądu Bezpieczeństwa Państwa (DGM) w Turcji narusza wymóg niezawisłości i bezstronności sądu, wynikający z art. 6 ust. 1 Konwencji. Stwierdził, że obawy skarżących co do bezstronności DGM były obiektywnie uzasadnione, ponieważ taki skład sądu mógł budzić wątpliwości co do jego podatności na wpływy zewnętrzne, zwłaszcza w sprawach dotyczących bezpieczeństwa narodowego. W konsekwencji, DGM nie mógł zapewnić rzetelnego procesu.
Stan faktyczny
Skarżący, Mehtap Ceyran, İbrahim Öncü, Muafiz Güleryüz, Kutsi Bel i Cansu Kırt, zostali aresztowani w Izmirze między listopadem 1994 a styczniem 1995 roku w ramach operacji antyterrorystycznej przeciwko PKK. Po aresztowaniu podpisali zeznania, z których część została później odwołana. Zostali oskarżeni o atakowanie integralności państwa i członkostwo w PKK. Sąd Bezpieczeństwa Państwa (DGM) skazał ich na kary pozbawienia wolności od 12 do 21 lat. Sąd Kasacyjny początkowo uchylił wyrok z powodu uchybień proceduralnych, ale ostatecznie podtrzymał ponowny wyrok DGM.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Stwierdził dopuszczalność pozostałej części skargi. 2. Stwierdził naruszenie art. 6 § 1 Konwencji z powodu braku niezawisłości i bezstronności Sądu Bezpieczeństwa Państwa w Izmirze. 3. Uznaje, że nie ma potrzeby rozpatrywania innych zarzutów na podstawie art. 6 Konwencji. 4. Stwierdził, że samo niniejsze orzeczenie stanowi wystarczające słuszne zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową. 5. Zasądził na rzecz skarżących 1 500 EUR tytułem kosztów i wydatków. 6. Oddalił pozostałe żądania słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

C O N S E I L D E   L ' E U R O P E   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ÖNCÜ VE DĐĞERLERĐ - TÜRKĐYE DAVASI   ( Baꢀvuru no: 63357/00 )   NĐHAĐ KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Kasım 2005   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   bazı düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (63357/00) baꢀvuru no’lu davanın nedeni, bu   ülke vatandaꢀları Mehtap Ceyran, Đbrahim Öncü, Muafiz Güleryüz, Kutsi Bel ve Cansu   Kırt’ın (baꢀvuranlar) 21 Ekim 2000 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin (AĐHS)   34. maddesi uyarınca Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) yapmıꢀ olduğu   baꢀvurudur.   Baꢀvuranlar AĐHM önünde Đzmir Barosu avukatlarından Mustafa Đꢀeri tarafından   temsil edilmektedirler.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢀULLARI   Baꢀvuranlar, PKK aleyhine yürütülen bir operasyon çerçevesinde 4 Kasım 1994 ile 14   Ocak 1995 tarihleri arasında Đzmir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ꢁubesi tarafından   yakalanmıꢀlardır. Gözaltı süresi sonunda baꢀvuranlar PKK’ya mensup olduklarını kabul   ettiklerini belirten ifadeleri imzalamıꢀlardır.   Kasım 1994 tarihinde, Öncü, Güleryüz, Bel ve Ceyran Đzmir Devlet Güvenlik   Mahkemesi Cumhuriyet Baꢀsavcısı tarafından dinlenmiꢀ, yedek hakime sevk edilmiꢀ ve   tutuklu yargılanmalarına karar verilmiꢀtir. 23 Ocak 1995 tarihinde Cansur Kırt için de aynısı   olmuꢀtur. Kutsi Bel Cumhuriyet Baꢀsavcısı ve hakim karꢀısında poliste verdiği ifadesinin   içeriğini reddetmiꢀtir. Diğer baꢀvuranlar ise itiraflarını kısmen yinelemekle yetinmiꢀlerdir.   Aralık 1994 ve 13 ꢁubat 1995 tarihli iddianamelerle, Cumhuriyet Baꢀsavcısı 34 kiꢀi   ile birlikte baꢀvuranları, Türk Ceza Kanunu’nun 125. ve 168. maddeleri ile 3713 sayılı   Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca Devletin bölünmez bütünlüğüne   saldırmak ve PKK’ya mensup olmak suçuyla itham etmiꢀtir.   Mart 1997 tarihli bir kararla, DGM baꢀvuranları üzerlerine atılı fiillerden suçlu   bularak, baꢀvuranları on iki yıl ila yirmi bir yıl hapis cezasına mahkum etmiꢀtir. DGM   dosyada yer alan çeꢀitli unsurların bu kiꢀilerin PKK’ya mensup olduklarını ve bu örgütün   faaliyetlerine katıldıklarını ortaya koymak için yeterli olduğuna karar vermiꢀtir.   Haziran 1998 tarihinde Yargıtay usul eksikliğinden dolayı kararı bozmuꢀtur.   Aralık 1998 tarihinde, Đzmir DGM 19 Mart 1997 tarihli kararını yinelemiꢀtir.   Nisan 2000 tarihinde Yargıtay baꢀvuranlar adına verilen kararı onamıꢀtır.   HUKUK AÇISINDAN   I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLALĐ HAKKINDA   Baꢀvuranlar kendilerini yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik   Mahkemesi’nin, bünyesinde bir askeri hakim bulunmasından dolayı, adil bir yargılama   sağlayabilecek “bağımsız ve tarafsız bir mahkeme” olmadığı iddiasında bulunmaktadırlar.   Baꢀvuranlar ayrıca gözaltında iken avukat yardımından faydalanamadıklarını ileri   sürerek adil yargılanma haklarının ihlal edildiğinden ve Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcılığı   tebliğnamesinin kendilerine tebliğ edilmediğinden ꢀikayetçi olmaktadırlar.   Baꢀvuranlar AĐHS’nin 6 §§ 1 ve 3 b) ve c) maddelerine atıfta bulunmaktadırlar.   A. Kabuledilebilirlik hakkında   Hükümet DGM’nin tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olmadığı yönündeki ꢀikayete   iliꢀkin olarak verilen nihai iç hukuk kararının, sözkonusu mahkeme tarafından verilen karar   olduğunu belirtmektedir. Yargıtay’ın bu ꢀikayet hakkında karar vermeye yetkili olmadığını ve   bu nedenle sözedilen durumun düzeltilmesi için temyize gidilmesinin etkili bir iç hukuk yolu   teꢀkil etmediğini ifade etmektedir.   Hükümet AĐHM’nin önceki kararlarına atıfta bulunarak (diğerleri arasında, Đrfan   Kalan-Türkiye, no: 73561/01, 2 Ekim 2001) baꢀvuranların ilk derece mahkemesinin kararını   verdiği 19 Mart 1997 tarihinden itibaren, altı ay içinde baꢀvurularını yapmaları gerektiğini   belirtmektedir.   AĐHM benzer bir itirazı Özdemir-Türkiye (no: 59659/00, § 26, 6 ꢁubat 2003)   davasında reddettiğini hatırlatmaktadır. Bu kararından ayrılmasını gerektirecek hiçbir neden   görmemekte ve Hükümet’in itirazını reddetmektedir.   AĐHM, içtihatlarından doğan kriterler ıꢀığında (Bkz., Çıraklar-Türkiye, 28 Ekim 1998,   Derleme Hükümler ve Kararlar 1998-VII) ve elindeki mevcut unsurların tümü gözönüne   alındığında baꢀvurunun esastan incelenmesi gerektiği kanaatine varmıꢀtır. AĐHM baꢀvuruda   hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi ile karꢀılaꢀılmadığını tespit etmiꢀtir.   B. Esas Hakkında   1. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı Hakkında   AĐHM daha önce buna benzer ꢀikayetlerin dile getirildiği birçok dava incelediğini ve   bunların AĐHS’nin 6 § 1 maddesinin ihlali yönünde sonuçlandığını ortaya koymaktadır (Bkz.   adıgeçen Özel, § § 33-34, ve adıgeçen Özdemir-Türkiye §§ 35-36).   AĐHM, mevcut davayı incelemiꢀ ve Hükümet’in, halihazır durumda farklı bir sonuca   ulaꢀılmasını gerektirebilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğuna kanaat getirmiꢀtir. AĐHM,   “milli güvenliğe” iliꢀkin suçlardan DGM önüne çıkarılan baꢀvuranın, aralarında askeri   hakimin de bulunduğu mahkeme heyeti önüne çıkmaktan çekinmesinin anlaꢀılabileceğini,   baꢀvuranın, DGM’nin davanın içeriğine yabancı değerlendirmelere yönlendirilmiꢀ olabileceği   yönünde haklı bir endiꢀesi olabileceğini saptamıꢀtır. Böylece, bu mahkemenin tarafsızlığı ve   bağımsızlığı hakkında baꢀvuran tarafından duyulan ꢀüphelerin objektif olarak kanıtlandığı   değerlendirilebilir (Incal –Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, Derleme 1998-IV, s. 1573, §   in fine).   AĐHM, baꢀvuranları yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesinin   AĐHS’nin 6 § 1 maddesinde yer alan bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğini taꢀımadığı   sonucuna varmıꢀtır.   2. Cezai Yargılama Sürecinin Adilliği Hakkında   Hükümet cezai yargılamanın adil olup olmadığının ve savunma haklarına saygı   gösterilip gösterildiğinin, cezai yargılamanın bütünü dikkate alınarak değerlendirilmesi   gerektiğini belirtmektedir. Aynı zamanda baꢀvuranları mahkum eden kararın, yalnızca   beyanlarına değil aynı zamanda dosyada yer alan kanıtlara dayandığının da altını çizmektedir.   Hükümet ayrıca, baꢀvuranların DGM’de davanın açıldığı andan itibaren avukat yardımından   faydalanma hakkına sahip olduklarını, Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın tebliğnamesinin   hukuki bir değerlendirme taꢀımayan bir belge niteliğinde olduğunu ve her an dava dosyasında   incelenebileceğini belirtmektedir.   Baꢀvuranlar bu iddialara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM, daha önceki benzer davalarda da dile getirildiği üzere, tarafsızlıktan ve   bağımsızlıktan yoksun bir mahkemenin, hiçbir surette, yargı yetkisi altındaki kiꢀilere adil ve   hakkaniyete uygun bir yargılama süreci temin edebileceğinin varsayılamayacağını hatırlatır.   Baꢀvuranların, davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde görülmesi   hakkının ihlal edildiği tespiti ıꢀığında, AĐHM, savunma haklarının ihlal edildiğine iliꢀkin   ꢀikayetlerin ayrıca incelenmesine gerek olmadığı kanaatine varmıꢀtır (Bkz. diğerleri arasında   adıgeçen Çıraklar kararı, s. 3074, §§ 44-45).   II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   AĐHS’nin 41. maddesinde yer alan unsurlar.   A. Maddi ve Manevi Tazminat   Baꢀvuranlar maddi zarara uğradıklarını iddia etmekte ve Türkiye’de uygulanan asgari   ücret çizelgesi üzerinden hesaplanarak bu zararın belirlenmesini talep etmektedirler. Manevi   tazminat olarak toplam 245.000 Euro (iki yüz kırk beꢀ bin) talep etmektedirler.   Đddia edilen maddi zarara iliꢀkin olarak AĐHM, DGM tarafından yapılan yargılamanın,   AĐHS ihlali oluꢀturmasaydı ne ꢀekilde sonuçlanmıꢀ olacağı konusunda bir tahmin   yürütemeyeceği için, baꢀvurana bu baꢀlık altında tazminata hükmetmemektedir. (Bkz.   Findlay-Đngiltere, 25 ꢁubat 1997 tarihli karar, 1997-I, s.284, § 85).   Manevi tazminata iliꢀkin olarak ise AĐHM mevcut davada ihlal tespitinin adil tazmin   için baꢀlı baꢀına yeterli olduğu kanaatine varmıꢀtır (Çıraklar kararı, s. 3074, § 49).   AĐHM’ye göre, mevcut davada olduğu gibi, bir vatandaꢀın AĐHS’nin gerektirdiği   bağımsızlık ve tarafsızlık koꢀulunu karꢀılamayan bir mahkeme tarafından mahkum edilmesi   halinde, tespit edilen ihlalin telafisi için en uygun yol, ilgili kiꢀinin, kendi talebi üzerine   yeniden yargılanması ya da davanın yeniden açılmasıdır (bkz., Öcalan-Türkiye, [GC], no:   46221/99, § 210 in fine CEDH 2005, 12 Mayıs 2005-…).   B. Masraf ve Harcamalar   Baꢀvuranlar ayrıca AĐHM nezdinde yaptıkları masraf ve harcamalar için 8.500 Euro   (sekiz bin beꢀ yüz) talep etmektedirler. Hiçbir belge sunmamaktadırlar.   Mahkemenin bu konudaki içtihadı ve mevcut unsurlar doğrultusunda, AĐHM,   hakkaniyete uygun olarak, baꢀvuranlara 1.500 Euro (bin beꢀ yüz) ödenmesine karar vermiꢀtir.   C. Gecikme Faizi   Gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına   uyguladığı faiz oranının 3 puan fazlası uygulanacaktır.   BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE;   1. Baꢀvurunun geri kalanının kabuledilebilir olduğuna;   2. Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksun olması   nedeniyle AĐHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğine;   3. AĐHS’nin 6. maddesi uyarınca yapılan diğer ꢀikayetlerin incelenmesine gerek   olmadığına;   4. Mevcut kararın kendisinin manevi zararın adil tazmini için yeterli olduğuna;   5. a) AĐHS’nin 44§2. maddesi uyarınca, kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay   içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden ve miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden   muaf tutularak, Savunmacı Devlet tarafından baꢀvurana, masraf ve harcamalar için 1.500 (bin   beꢀ yüz) Euro ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   6. Adil tazminata iliꢀkin diğer taleplerin reddine   karar vermiꢀtir.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77§§2. ve 3.   maddesine uygun olarak 29 Kasım 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.   6

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło