63733/00
WyrokETPCz2005-06-16ECLI:CE:ECHR:2005:0616JUD006373300
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy skazanie redaktora naczelnego gazety za opublikowanie wywiadu stanowiło naruszenie wolności wypowiedzi z art. 10 Konwencji? Czy proces przed Sądem Bezpieczeństwa Państwa, w skład którego wchodził sędzia wojskowy, naruszył prawo do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że ingerencja w wolność wypowiedzi skarżącego, choć przewidziana prawem i służąca uzasadnionemu celowi (ochrona integralności terytorialnej), nie była "konieczna w społeczeństwie demokratycznym". Stwierdził, że choć wywiad zawierał ostrą krytykę polityki państwa tureckiego i mógł wywoływać negatywne odczucia, to jednak nie nawoływał do przemocy, walki zbrojnej ani buntu, co jest kluczowym elementem mowy nienawiści. Trybunał wziął pod uwagę charakter i surowość nałożonych kar (grzywna, konfiskata numeru gazety, zawieszenie publikacji), uznając, że nawet ich pośrednie skutki były nieproporcjonalne do uzasadnionego celu. Ponadto, Trybunał stwierdził, że Sąd Bezpieczeństwa Państwa (DGM), który skazał skarżącego, nie był niezawisłym i bezstronnym sądem w rozumieniu art. 6 ust. 1 Konwencji, ze względu na obecność sędziego wojskowego w jego składzie, co budziło obiektywnie uzasadnione wątpliwości.Stan faktyczny
Skarżący, Ahmet Ergin, urodzony w 1973 roku, mieszka w Stambule. W czasie wydarzeń był redaktorem naczelnym gazety "Günlük Emek". 2 września 1997 roku opublikował wywiad zatytułowany "Barış..." z uwięzionym dziennikarzem Canem Yücelem. Sąd Bezpieczeństwa Państwa (DGM) w Stambule nakazał konfiskatę numeru gazety. Prokurator DGM oskarżył skarżącego o podżeganie do nienawiści i wrogości na tle rasowym i regionalnym, na podstawie art. 312 § 2 Tureckiego Kodeksu Karnego. Skarżący został skazany na rok i osiem miesięcy więzienia, zamienione na grzywnę w wysokości 4.458.333 TL (około 50 Euro), a także zakazano wydawania gazety na miesiąc.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznaje skargę za dopuszczalną. 2. Stwierdza naruszenie art. 10 Konwencji. 3. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu braku bezstronności i niezawisłości DGM. 4. Uznaje, że nie ma potrzeby badania pozostałych zarzutów na podstawie art. 6 ust. 3 lit. b) Konwencji. 5. Nakazuje Rządowi pozwanemu zapłacić skarżącemu 2 000 EUR tytułem szkody majątkowej i niemajątkowej oraz 1 500 EUR tytułem kosztów i wydatków, powiększone o odsetki za zwłokę. 6. Odrzuca pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYĠ
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
ERGİN - TÜRKİYE DAVASI (NO:4)
(Başvuru no:63733/00)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG HAZĠRAN 2005
____________________________________________________________________________________________
© T.C. DıĢiĢleri Bakanlığı, 2000. Bu gayriresmi çeviri, Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları
Genel Müdür Yardımcılığı (AKGY) tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri
Bakanlığı, AKGY’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
ĠġLEMLER
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 63733/00 başvuru no’lu davanın nedeni,
Türk vatandaşı Ahmet Ergin’in (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM), 25
Mart 1999 tarihinde, Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözleşmesi’nin (AİHS) 34.
maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuran, İstanbul Barosu avukatlarından K.T.
Sürek tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
DAVA KOġULLARI doğumlu başvuran, İstanbul’da ikamet etmektedir. Başvuran, olayların geçtiği
dönemde, Günlük Emek gazetesinin Yazı İşleri Müdürü ve Editörü idi.
Başvuran, 2 Eylül 1997 tarihinde bu gazetenin 298. sayısında, hapishanede tutulu
bulunan gazeteci yazar Can Yücel ile yaptığı “Barış...” röportajını yayınlamıştır.
İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) hakimi, 2 Eylül 1997 tarihinde, Günlük
Emek gazetesinin 298. sayısının toplatılması emri vermiştir.
İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcısı, 10 Eylül 1997 tarihli iddianameyle, Türk Ceza
Kanunu’nun (TCK) 312§2 maddesi gereğince, hiçbir alıntı yapmadan bahsigeçen röportajı
yayınladığından dolayı, başvuranı halkı ırk ve bölge ayrımcılığına dayanan kin ve nefrete
teşvik etmekle suçlamıştır.
Başvuran, DGM önünde, yapılan suçlamaları reddederek, AİHS’nin 6 ve 10.
maddelerini ileri sürmüştür.
DGM, 14 Nisan 1998 tarihli kararla başvuranı, bir yıl sekiz ay hapis ve 1.433.333 TL
para cezasına çarptırmıştır. DGM, başvuran dava konusu makalenin kim tarafından
yazıldığını açıkladığından dolayı, hapis cezasını para cezasına çevirmiştir. Sonuçta başvuran,
4.458.333 TL (yaklaşık 50 Euro) para cezasına çarptırılmıştır. DGM ayrıca, bir ay boyunca
gazetenin çıkarılmasının durdurulması emri vermiştir.
Başvuran, verilen bu kararın temyizine gitmiştir. Temyiz gerekçelerinde, başvuran
yeniden AİHS’nin 6 ve 10. maddelerini ileri sürmüştür.
Yargıtay Savcı görüşü başvurana tebliğ edilmemiştir.
Yargıtay, 7 Ekim 1998 tarihli kararla ilk derece mahkemesinde verilen kararı
onamıştır.
HUKUK AÇISINDAN
I. AĠHS’NĠN 10. MADDESĠNĠN ĠHLAL EDĠLDĠĞĠ ĠDDĠASI
Başvuran, hakkında verilen cezai mahkumiyet kararının, AİHS’nin 10. maddesinde
öngörüldüğü gibi ifade özgürlüğünü ihlal etmesinden şikayet etmektedir.
A. Kabul edilebilirlik hakkında
AİHM, şikayetin AİHS’nin 35§3 maddesi bakımından açıkça dayanaktan yoksun
olmadığını saptamakta ve ayrıca, hiçbir kabul edilemezlik gerekçesiyle ters düşmediğini
ortaya koymaktadır. Dolayısıyla şikayeti kabul edilebilir ilan etmek uygun olacaktır.
B. Esas hakkında
AİHM, dava konusu mahkumiyet kararının, 10§1 maddesinin güvence altına aldığı
başvuranın ifade özgürlüğü hakkına müdahale oluşturmasının taraflar arasında ihtilaf konusu
olmadığını kaydetmiştir. Üstelik müdahalenin kanun tarafından öngörüldüğüne ve 10§2
maddesi bakımından toprak bütünlüğünün korunması gibi yasal amaç güttüğüne itiraz
edilmemektedir (Bkz. 4 Haziran 2002 tarihli Yağmurdereli-Türkiye kararı, no: 29590/96,
§40). AİHM, bu değerlendirmeyi benimsemiştir. Buna karşın uyuşmazlık, bu müdahalenin
“demokratik bir toplumda gerekli” olup olmadığı sorusuna dayanmaktadır.
Hükümet, dava konusu röportaj Devlet’in hayati çıkarlarını tehlikeye soktuğu sürece,
özellikle ülkenin güneydoğusundaki güvenliğe bağlı özel koşullarda, başvuran hakkında
verilen mahkumiyet kararının demokratik toplumda gerekli olduğunda ısrar etmektedir.
AİHM, geçmişte mevcut davada olduğu gibi bir çok davada ortaya çıkan buna benzer
sorunları irdelemiş ve AİHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiği kanaatine varmıştır (Bkz.
Özellikle Ceylan-Türkiye, no: 23556/94, §38, 1999-IV, Öztürk-Türkiye, no: 22479/93, §74,
1999-VI, İbrahim Aksoy, §§80, Karkın, §39, 23 Eylül 2003 ve Kızılyaprak-Türkiye, no:
27528/95, §43, 2 Ekim 2003).
AİHM, içtihat kararları ışığında mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in, sözkonusu
durumu farklı bir sonuca ulaştırabilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğuna kanaat
getirmiştir. AİHM, suç unsuru röportajda kullanılan ifadelere ve röportajın yayımlandığı
duruma önem vermiştir. Bu bağlamda, göreceği davanın bulunduğu koşulları ve özellikle
terörle mücadeleye bağlı zorlukları gözönünde bulundurmuştur (Bkz. İbrahim Aksoy, §60 ve 9
Haziran 1998 tarihli Incal-Türkiye kararı, 1998-IV, s.1568, §58).
Dava konusu röportaj, Türk Devleti’nin “kürt sorunu”’na ve ülkenin güneydoğusunda
barışın getirilmesine yönelik yaklaşımı hakkında sert bir eleştiri içermektedir.
AİHM, DGM’nin dava konusu röportajın halkı kin ve düşmanlığa teşvik edici ifadeler
içerdiğine kanaat getirdiğini belirtmektedir.
AİHM, başvuranın ifade özgürlüğüne yapılan müdahaleyi haklı gösterecek kendi
içinde yeterli olmayan yerel mahkemelerin aldığı kararlarda bulunan gerekçeleri incelemiştir.
(Bkz. Mutatis mutandis, Sürek-Türkiye (no:4), no: 24762/94, §58, 1999-IV). AİHM,
röportajdaki bazı ifadelerin Türk Devleti hakkında negatif bir tablo çizerek metne düşmanlık
uyandıran bir anlam yüklese de, ne şiddet kullanmaya, ne silahlı mücadeleye, ne de
ayaklanmaya teşvik etmiş ve AİHM’nin gözünde, gözönünde bulundurulması gereken başlıca
unsur olan konuşmanın kin güden bir konuşma olmadığını gözlemlemiştir (Bkz. a contrario,
Sürek-Türkiye (no:1), no: 26682/95, §62, 1999-IV ve Gerger-Türkiye, no:24919/94, §50, 8
Temmuz 1999).
AİHM, müdahalenin oranını belirlemek sözkonusu olduğunda, verilen cezaların
niteliği ve ağırlığının da gözönünde bulundurulması gereken unsurlar olduğunu
belirtmektedir. AİHM, bu bakımdan, başvuranın 4.458.333 TL para cezasına çarptırıldığını
not etmektedir. Buna ek olarak, Günlük Emek gazetesinin 298. sayısının tümü toplatılmış ve
bir ay boyunca yayınlanması yasaklanmıştır. Bu davada verilen cezaların niteliği ve ağırlığı
ne olursa olsun –cezalar çekilse veya çekilmese de-, TCK’nın 312. maddesi alanında dava
konusu mahkumiyet kararından tam hak olarak doğan kısıtlamaları da gözönünde
bulundurmak gerekir. AİHM, başvuran hakkında verilen mahkumiyet kararının, sadece yan
etkileriyle bile, demokratik toplumda gereklilik ilkesiyle bağdaşmadığına kanaat
getirmektedir.
II. AĠHS’NĠN 6. MADDESĠNĠN ĠHLAL EDĠLDĠĞĠ ĠDDĠASI
Başvuran, kendisini mahkum eden DGM’nin, bünyesinde bir askeri hakim
bulundurması nedeniyle, kendisine hakkaniyete uygun yargılamayı garanti eden “tarafsız ve
bağımsız bir mahkeme” olamayacağını iddia etmektedir. Ayrıca başvuran, Yargıtay Savcı
görüşünün kendisine tebliğ edilmemesinden şikayetçi olarak, AİHS’nin 6§1 ve 3 b)
maddesinin ihlal edildiğini öne sürmektedir.
A. Kabul edilebilirlik hakkında
AİHM, şikayetlerin AİHS’nin 35§3 maddesi bakımından açıkça dayanaktan yoksun
olmadıklarını saptamakta ve ayrıca, şikayetlerin hiçbirinin kabul edilemezlik gerekçesiyle ters
düşmediğini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla şikayetleri kabul edilebilir ilan etmek uygun
olacaktır.
B. Esas hakkında
1. DGM’nin tarafsız ve bağımsız olması hakkında
AİHM, geçmişte de birçok defa benzer olayların meydana geldiği sözüedilen
durumlarla ilgili sorunlara benzer sorunları birçok kez incelemiş ve AİHS’nin 6§1 maddesinin
ihlal edildiğini tespit etmiştir (Bkz. 7 Kasım 2002 tarihli Özel-Türkiye kararı, no: 42739/98,
§§33-34 ve 10 Temmuz 2001 tarihli Özdemir-Türkiye kararı, no: 59659/00, §§35-36).
AİHM, mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in, sözkonusu durumu farklı bir sonuca
ulaştırabilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğuna kanaat getirmektedir. AİHM, TCK’nın
öngördüğü ve cezalandırdığı suçlardan DGM önüne çıkarılan başvuranın, aralarında askeri
hakimin de bulunduğu mahkeme heyeti önüne çıkmaktan çekinmesinin anlayışla
karşılanacağını saptamaktadır. Bu nedenden dolayı, başvuran, DGM’nin bu türden davalara
ters düşen değerlendirmelerle haksız yere yönlendirilmelerine izin vermesinden haklı olarak
çekinmektedir. Böylece, bu mahkemenin tarafsızlığı ve bağımsızlığı hakkında başvuran
tarafından duyulan şüphelerin objektif olarak kanıtlandığı düşünülebilir (sözüedilen Incal
kararı, §72 in fine).
AİHM, başvuranı yargılayıp mahkum ettiği sırada, DGM’nin, 6§1 maddesi uyarınca
tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olmadığı sonucuna varmaktadır.
2. Savcı görüşünün tebliğ edilmemesi hakkında
AİHM, benzer davalarda, tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun olduğu ortaya
konulan bir mahkemenin, her olasılıkta, kendi yargısına tabi kişilere hakkaniyetli bir yargı
sağlayamayacağı hükmüne varıldığını hatırlatmıştır.
AİHM, başvuranın tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından dinlenme hakkının
ihlal edilmesi sonucu gözönünde bulundurulursa, AİHS’nin 6. maddesine göre yapılan diğer
şikayeti incelemeye gerek olmadığı kanaatine varmıştır (Bkz. diğerleri arasında, 28 Ekim tarihli Çıraklar-Türkiye kararı, 1998-VII, §§ 44-45).
III. AĠHS’NĠN 41. MADDESĠNĠN UYGULANMASI HAKKINDA
AİHS’nin 41. maddesi gereğince,
A. Tazminat
Başvuran, ödenen para cezası ile toplatılma ve gazetenin yayımlanmasının
ertelenmesinin sebep olduğu kazanç kaybı için maddi tazminat olarak 31.000 Euro
istemektedir. Başvuran, uğradığı manevi zarar için 5.000 Euro istemiştir.
Hükümet bu iddialar konusunda görüş bildirmemektedir.
AİHM, iddia edilen parasal kayıp konusunda, başvuranın 4.458.333 TL’lik borcunu
ödediğini saptamaktadır. Derginin toplatılması ve yayımlanmasının ertelenmesi iddiaları
konusunda, başvuran AİHS’nin 10. maddesinin ihlal edilmesinden doğan zararın miktarının
tespit edilmesini sağlayan hiçbir delil unsurunu sunmadığı sürece, AİHM bu talebi
reddetmektedir. Manevi tazminat için AİHM, ilgilinin dava koşullarında bir takım sıkıntılar
duyabileceğine kanaat getirmektedir. AİHM, başvurana uğranılan maddi ve manevi zararlar
için 2.000 Euro verilmesinin uygun olacağı kanaatindedir.
AİHM, başvuran hakkındaki mahkumiyet kararının, 6§1 maddesi bağlamında tarafsız
ve bağımsız olmayan bir mahkeme tarafından verildiği sonucuna vardığında prensip olarak en
uygun tazminin, başvuranı zamanında tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından yeniden
yargılamak olacağı kanaatindedir (sözüedilen Gençel kararı, §27).
B. Masraf ve Harcamalar
Başvuran ayrıca, ulusal mahkemeler ve AİHM’de yapılan masraf ve harcamalar için
3.000 Euro talep etmiştir.
Hükümet bu miktar konusunda görüş bildirmemektedir.
AİHM’nin içtihadına göre, başvuran, yaptığı masraf ve harcamaların gerçekliği,
gerekliliği ve oranlarının makul olduğu ortaya konulduğu sürece geri ödemelerini elde
edebilir. Davada, elinde bulunan unsurlar ve yukarıda belirtilen kriterleri gözönünde
bulundurarak, AİHM, yapılan bütün masraflar için 1.500 Euro’nun makul olduğuna kanaat
getirerek, bu miktarın başvurana ödenmesine hükmetmektedir.
C. Temerrüt faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı basit
faize dayalı olarak %3 'lük bir faiz oranı uygulanacağını belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK MAHKEME, OYBĠRLĠĞĠYLE,
1. Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;
2. AİHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;
3. DGM’nin tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun olması nedeniyle AİHS’nin 6§1
maddesinin ihlal edildiğine;
4. AİHS’nin 6§3 b) maddesine göre yapılan diğer şikayetlerin incelenmesine gerek
olmadığına;
5. a) Bu kararın, AİHS’nin 44§2 maddesine göre kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet’in
başvurana:
i. maddi ve manevi tazminat için 2.000 Euro (iki bin euro)
ii. masraf ve harcamalar için 1.500 Euro (bin beş yüz euro)
iii. miktara yansıtılabilecek KDV ve pul, harç ve masraflarla birlikte ödemesine;
b) Belirtilen süre bitiminden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için, yukarıda
belirtilen tutara, Avrupa Merkez Bankası’nın kredi faiz oranına yüzde üç puan eklenmek
suretiyle gecikme faizi uygulanmasına;
6. Hakkaniyete uygun tazminata ilişkin diğer taleplerin reddine karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve 16 Haziran 2005 tarihinde, İçtüzüğün 77.
maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
6
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło