64236/01
WyrokETPCz2007-07-24ECLI:CE:ECHR:2007:0724JUD006423601
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość trzech postępowań sądowych dotyczących sporów o własność gruntów w Turcji naruszyła prawo skarżącego do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie, gwarantowane przez art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że długość postępowań, trwających od ponad dziesięciu do ponad dwudziestu lat, była nadmierna i nie spełniała wymogu 'rozsądnego terminu' z art. 6 ust. 1 Konwencji. ETPCz wziął pod uwagę złożoność sprawy, zachowanie skarżącego i władz krajowych oraz stawkę sporu dla skarżącego. Stwierdził, że władze krajowe nie przedstawiły żadnych argumentów ani dowodów, które mogłyby skłonić Trybunał do odmiennego wniosku, a powtarzające się opóźnienia w przeprowadzaniu oględzin na miejscu i zapewnieniu obecności biegłych były główną przyczyną przewlekłości.Stan faktyczny
Skarżący, Mehmed Ali Talipoğlu, był stroną w trzech odrębnych postępowaniach sądowych w Turcji, dotyczących sporów o własność gruntów. Pierwsze postępowanie przed Sądem Katastralnym w Hınıs rozpoczęło się w 1985 roku i nadal było w toku. Drugie postępowanie przed Sądem Cywilnym Pierwszej Instancji w Hınıs, w którym skarżący interweniował w 1991 roku, zakończyło się w 2002 roku. Trzecie postępowanie przed Sądem Katastralnym w Hınıs, w którym skarżący interweniował w 1986 roku, również było w toku. We wszystkich sprawach występowały znaczne opóźnienia, często spowodowane złymi warunkami pogodowymi, brakiem biegłych lub względami bezpieczeństwa, uniemożliwiającymi przeprowadzenie oględzin na miejscu.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę za dopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 6 § 1 Konwencji. 3. Zasądził na rzecz skarżącego 29 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 3 000 EUR tytułem zwrotu kosztów i wydatków. 4. Oddalił pozostałą część roszczeń skarżącego o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
C O U N C I L O F
E U R O P E
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
DÖRDÜNCÜ DAĐRE
TALĐPOĞLU - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no: 64236/01)
KARAR
STRAZBURG Temmuz 2007
Bu karar, AĐHS’nin 44 § 2 Maddesi’nde belirtilen ꢀartlarla kesinlik kazanacaktır, ancak ꢀekle
iliꢀkin değiꢀiklik yapılabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USULĐ ĐꢀLEMLER
Davanın nedeni, Türk vatandaꢁı olan Mehmed Ali Talipoğlu’nun (“baꢁvuran”), Đnsan
Haklarını ve Temel Hakları Korumaya Dair Sözleꢁme’nin (“Sözleꢁme”) 34. Maddesi
uyarınca, 4 Ağustos 2000 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Avrupa Đnsan Hakları
Mahkemesi’ne yaptığı baꢁvurudur (baꢁvuru no: 64236/01).
OLAYLAR
DAVA OLAYLARI
Baꢁvuran, 1952 doğumlu olup Erzurum’da ikamet etmektedir.
1. Hınıs Kadastro Mahkemesi huzurunda yapılan ilk takibat (1985/07)
Belirsiz bir tarihte, Tapu Komisyonu, Erzurum’un Hınıs ilçesi Taꢁbulak Köyü’nde
bulunan arsaların Hazine’nin malı olarak kaydedilmesine karar vermiꢁtir. Bu karar,
baꢁvuranın arsasını da kapsamaktadır. Ocak 1985’te, Taꢁbulak köyü belediye baꢁkanı, Hınıs Kadastro Mahkemesi’ne
dava açmıꢁ ve Tapu Komisyonu kararının iptalini istemiꢁtir.
Baꢁvuran, belirsiz bir tarihte Hınıs Kadastro Mahkemesi’ne benzer bir dava açmıꢁtır.
Baꢁvuran, vermiꢁ olduğu dilekçede, sözkonusu arsanın 1946 yılında babası adına kaydedilmiꢁ
olduğunu belirtmiꢁtir. Ekim 1986’da, Hınıs Kadastro Mahkemesi, davaların birleꢁtirilmesine karar
vermiꢁtir. Mayıs 1987’de, Đlk Derece Mahkemesi, ilk oturumunu düzenlemiꢁ ve tarafları
dinlemiꢁtir.
Mahkeme, 21 Mayıs 1987 ve 19 Ekim 1999 tarihleri arasında elli üç oturum yapmıꢁtır.
Mahkeme, bu süre içerisinde, mülkiyet iddialarıyla ilgili olarak tarafların vermiꢁ olduğu
belgeleri incelemiꢁ ve arsalarda yerinde inceleme yapılması emrini vermiꢁtir. Ancak,
mahkeme, kötü hava koꢁulları veya bilirkiꢁilerin olmaması nedeniyle, arsalarda yapılacak
olan yerinde incelemeleri ertelemiꢁtir. Mahkemenin Tapu Kadastro Müdürlüğü’ne
bilirkiꢁilerin hazır bulunmasının sağlanmasına yönelik mektuplarına rağmen, bilirkiꢁiler
yerinde incelemelere katılmamıꢁlardır.
Hınıs Kadastro Mahkemesi huzurunda yapılan takibat hala beklemededir. Arsalarda
yerinde inceleme henüz yapılmamıꢁtır.
2. Hınıs Asliye Hukuk Mahkemesi huzurunda yapılan ikinci takibat
Ağustos 1990’da, Hınıs ilçesi Dikili köyü belediye baꢁkanı, Hınıs Asliye Hukuk
Mahkemesi’ne Uyanık köyü aleyhinde dava açmıꢁtır. Dava, bir arsa üzerindeki anlaꢁmazlıkla
ilgilidir. Haziran 1991’de, baꢁvuran davaya müdahale etmiꢁ ve sözkonusu arsanın babasına
ait olduğunu ileri sürmüꢁtür. Suvaran köyü de takibata müdahale etmiꢁtir. Mayıs 1992’de, Đlk Derece Mahkemesi, Kadastro Dairesi’ne bir mektup göndermiꢁ
ve Uyanık ve Dikili köylerinin sınırlarının belirlenmesi talebinde bulunmuꢁtur. Temmuz 1992’de, mahkeme, arsada yerinde inceleme yapılmasına karar vermiꢁtir.
Mahkeme, bu bağlamda, Tapu Kadastro Müdürlüğü’ne bir mektup göndermiꢁ ve yerinde
inceleme için bilirkiꢁilerin hazır bulunmasını talep etmiꢁtir. Temmuz 1992 ile 18 Kasım 1999 tarihleri arasında, mahkeme otuz dokuz oturum
düzenlemiꢁtir. Bu süre içerisinde, mahkeme, kötü hava koꢁulları veya bilirkiꢁilerin olmaması
nedeniyle, arsalarda yapılacak olan yerinde incelemeleri ertelemiꢁtir. Temmuz 1996’da, mahkemedeki duruꢁma sırasında, baꢁvuran mahkemeden arsanın
yerinde incelenmesini ve bilirkiꢁilerin orada bulunmasını talep etmiꢁtir. Ekim 1996’da, mahkeme yerinde incelemeyi ertelemiꢁtir. Mahkeme, Bölge
Jandarma Komutanlığı’nın mahkemeye bir mektup gönderip bölgedeki güvenlik
sebeplerinden dolayı yerinde inceleme yapılamayacağını bildirdiğini belirtmiꢁtir. Haziran 2001’de, Hınıs Asliye Hukuk Mahkemesi, baꢁvuranın davasıyla ilgili
olarak yetkili olmadığına karar vermiꢁtir. Mahkeme, Dikili ve Suvaran köyleriyle ilgili
davayı, iddialarının arkasında durmadıkları için iptal etmeye karar vermiꢁtir. Baꢁvuran itiraz
etmiꢁtir. Aralık 2001’de, Yargıtay itirazı reddetmiꢁtir. 14 ꢀubat 2002’de karar
kesinleꢁmiꢁtir.
3. Hınıs Kadastro Mahkemesi huzurunda yapılan üçüncü takibat (no.1985/423 ꢀubat 1985’te, Suvaran köyü belediye baꢁkanı, Hınıs Kadastro Mahkemesi’ne
Dikili köyü aleyhinde dava açmıꢁ ve Tapu Komisyonu’nun arsalarla ilgili olarak vermiꢁ
olduğu kararın iptalini talep etmiꢁtir.
Baꢁvuran, belirsiz bir tarihte, davaya müdahale etmek için baꢁvuruda bulunmuꢁtur. Mart 1986’da, mahkeme, baꢁvuranın müdahale isteğini kabul etmiꢁ ve 1985/423 ve
1985/07 no.lu davaları birleꢁtirmeye karar vermiꢁtir. Eylül 1986 ve 9 Kasım 1999 tarihleri arasında mahkeme elli dokuz oturum
düzenlemiꢁtir. Mahkeme, bu süre içerisinde, taraflar tarafından sunulan belgeleri incelemiꢁ ve
Devlet makamlarından sözkonusu arsalarla ilgili ek belge sunmalarını talep etmiꢁtir.
Mart 1989’da, mahkeme, arsalarda yerinde inceleme yapılması emrini çıkarmıꢁtır.
Ancak, bilirkiꢁilerin olmaması ve kötü hava koꢁulları nedeniyle arsalarda yapılacak olan
yerinde incelemeleri ertelemiꢁtir.
Hınıs Kadastro Mahkemesi huzurunda yapılan takibat hala beklemededir. Arsalara
iliꢁkin yapılacak olan yerinde incelemeler ise hala gerçekleꢁmemiꢁtir.
4. Baꢀvuranın Ceza Đꢀleri Genel Müdürlüğü’ne Vermiꢀ Olduğu Dilekçe
Baꢁvuran, 7 ꢀubat 2000’de, Adalet Bakanlığı’na bağlı Ceza Đꢁleri Genel
Müdürlüğü’ne bir dilekçe vermiꢁtir. Baꢁvuran, Hınıs Asliye Hukuk Mahkemesi ile Hınıs
Kadastro Mahkemesi hakimlerinin, sözkonusu arsalara iliꢁkin takibata gereken itinayı
göstermediklerinden ꢁikayetçi olmuꢁtur.
Ceza Đꢁleri Genel Müdürlüğü, 18 Mayıs 2000 tarihli bir mektupla baꢁvuranın talebini
reddetmiꢁtir.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 6 § 1 MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢁvuran, takibat süresinin AĐHS’nin 6 § 1 Maddesi’nde yer alan “makul süre” ꢁartına
uymamasından ꢁikayetçi olmuꢁtur.
Hükümet, bu iddiayı reddetmiꢁtir.
AĐHM, sözkonusu davada, farklı tarihlerde baꢁlayan üç ayrı takibat olduğunu
belirtmektedir. Buna göre, her takibat için gözönünde bulundurulması gereken süre ayrı ayrı
hesaplanmalıdır.
Hala beklemede olan ilk takibatla ilgili olarak, AĐHM, sürenin Türkiye’nin bireysel
dilekçe hakkını tanıdığı 28 Ocak 1987 tarihinde baꢁladığını belirtmektedir (bkz, ꢁahiner /
Türkiye, no. 29279/95, ECHR 2001-IX, § 22). Ancak, o tarihten sonra geçen sürenin makul
olup olmadığının değerlendirilmesinde, sözkonusu zamandaki takibatın durumu dikkate
alınmalıdır. Sözkonusu takibatlar baꢁlayalı yirmi yıldan fazla olmuꢁtur. Son bahsedilen
tarihte, takibat baꢁlayalı iki yıldan fazla bir süre geçmiꢁtir.
Đkinci takibat, baꢁvuranın takibata müdahil taraf olduğu 27 Haziran 1991 tarihinde
baꢁlayıp 14 ꢀubat 2002 tarihinde sona ermiꢁtir. Böylelikle, takibat yaklaꢁık on yıl yedi ay
sürmüꢁtür.
Üçüncü takibat, Hınıs Kadastro Mahkemesi’nin baꢁvuranın davaya müdahale
etmesinin ardından hala beklemede olan davaları birleꢁtirdiği tarih olan 25 Mart 1986’da
baꢁlamıꢁtır. Bu takibat baꢁlayalı yirmi yıldan fazla olmuꢁtur. Yukarıda bahsedildiği üzere,
AĐHM’nin ratione temporis yetkisi, 28 Ocak 1987 tarihinden sonra geçen süreyi dikkate
almasına olanak tanımaktadır. Ancak, yukarıda bahsedilen beyanatın yapıldığı zamanki
takibatın durumunu dikkate almalıdır. Bu tarihte, takibat baꢁlayalı dokuz ay olmuꢁtur.
A. Kabuledilebilirlik
AĐHM, AĐHS’nin 35 § 3 Maddesi uyarınca baꢁvurunun asılsız olmadığını
belirtmektedir. AĐHM, ayrıca, baꢁvurunun kabuledilmez olması için hiçbir gerekçe
bulunmadığını belirtmektedir. Bu nedenle, baꢁvurunun kabuledilebilir olduğu yönünde karar
verilmelidir.
B. Esaslar
AĐHM, takibat süresinin makul olup olmadığının dava koꢁulları ıꢁığında ve ꢁu
kriterlere dayanarak değerlendirilmesi gerektiğini yinelemektedir: davanın karmaꢁıklığı,
baꢁvuranın ve ilgili makamların tutumu ve anlaꢁmazlıkta baꢁvuranın için neyin tehlikede
olduğu (bkz, diğer makamlar arasında, Frydlender / Fransa [GC], no. 30979/96, § 43, ECHR
2000-VII).
AĐHM, sözkonusu davadakine benzer sorunlar içeren davalarda sıklıkla AĐHS’nin 6 § Maddesi’nin ihlallerini saptamıꢁtır (bkz, Frydlender, yukarıda kaydedilen).
AĐHM, kendisine sunulan bütün belgeleri inceledikten sonra, Hükümet’in kendisini
sözkonusu davada farklı bir sonuca ulaꢁmasına ikna edebilecek herhangi bir kanıt veya iddia
ileri sürmediğini belirtmektedir. AĐHM, konuyla ilgili içtihadını gözönünde bulundurarak,
sözkonusu davada, Hınıs Kadastro Mahkemesi ile Hınıs Asliye Hukuk Mahkemesi huzurunda
yapılan takibat süresinin aꢁırı olduğu ve “makul süre” ꢁartını yerine getirmediği kanısına
varmıꢁtır.
Bu nedenle, AĐHS’nin 6 § 1 Maddesi ihlal edilmiꢁtir.
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI
AĐHS’nin 41. Maddesi:
“Mahkeme iꢁbu Sözleꢁme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢁmeci
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun
bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
Baꢁvuran, maddi tazminat olarak 120,000 Euro (EUR), manevi tazminat olarak ise
100,000 Euro talep etmiꢁtir.
Hükümet, bu miktarlara itiraz etmiꢁtir.
AĐHM, saptanan ihlalle talep edilen maddi tazminat arasında hiçbir nedensel bağ
bulunmadığı görüꢁündedir; bu nedenle bu talebi reddetmiꢁtir. Diğer yandan, AĐHM
baꢁvuranın manevi zarar görmüꢁ olabileceği görüꢁündedir. Buna göre, AĐHM, Hınıs Kadastro
Mahkemesi huzurunda yapılan takibatın (birlikte incelenen birinci ve üçüncü takibat) süresi
için 20,000 Euro, Hınıs Asliye Hukuk Mahkemesi huzurunda yapılan takibat için 9,000 Euro
ödenmesine karar vermiꢁtir.
Sonuç olarak, AĐHM, adil bir ꢁekilde karar vererek, manevi tazminat olarak 29,000
Euro ödenmesine karar vermiꢁtir.
B. Mahkeme Masrafları
Baꢁvuran, ayrıca, AĐHM huzurunda yapmıꢁ olduğu harcamalar için 10,500 Euro talep
etmiꢁtir.
Hükümet, bu miktarın aꢁırı ve asılsız olduğunu ifade etmiꢁtir.
AĐHM’nin içtihadına göre, masraf ve giderlerin ancak gerçekten ve gerektiği ꢁekilde
yapıldığının kanıtlanması ve miktar olarak makul olması durumunda, bu miktar baꢁvurana
geri ödenir. Söz konusu davada, AĐHM elindeki bilgiye ve yukarıdaki kriterlere dayanarak,
AĐHM huzurundaki takibat sırasında yapılan masraf ve giderler için baꢁvurana 3,000 Euro
ödenmesini uygun bulmaktadır.
B. Gecikme Faizi
AĐHM, gecikme faizinin, Avrupa Merkez Bankası’nın uyguladığı faiz oranına üç puan
eklemek suretiyle oluꢁacak faiz oranına göre belirlenmesini uygun bulmuꢁtur.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Baꢁvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AĐHS’nin 6 § 1 Maddesi’nin ihlal edildiğine;
3. (a) davalı Devlet’in, baꢁvurana, AĐHS’nin 44 § 2 maddesi uyarınca bu kararın kesinlik
kazandığı tarihten itibaren üç ay içinde, manevi tazminat olarak 29,000 Euro, mahkeme
masrafları için 3,000 Euro ve bu miktara konulabilecek bütün vergileri ödemesine (bu
miktar, ödeme tarihinde uygulanan kur üzerinden Türk Lirası’na çevrilecek);
(b) ödeme tarihine kadar yukarıda bahsedilen üç ayın dolması halinde, yukarıdaki
miktarların üzerine, Avrupa Merkez Bankası’nın gecikme döneminde uyguladığı faiz
oranına üç puan eklemek suretiyle oluꢁacak faiz oranına eꢁit miktarda basit faizin
ödenmesine karar vermiꢀtir.
4. Baꢁvuranın adil tazmin talebinin geri kalan kısmının reddine karar vermiꢀtir.
Đꢁbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢁ olup 24 Temmuz 2007 tarihinde, Đçtüzüğün 77.
Maddesi’nin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiꢁtir.
Fatoꢁ ARACI
Nicolas BRATZA
Bölüm Sekreteri
Baꢁkan
6
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 12.07.2026. · Źródło