65887/01
WyrokETPCz2007-01-16ECLI:CE:ECHR:2007:0116JUD006588701
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy obecność sędziego wojskowego w składzie tureckiego Sądu Bezpieczeństwa Państwa naruszyła prawo do rzetelnego procesu sądowego, w szczególności do niezawisłego i bezstronnego sądu, zgodnie z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał przypomniał swoje ugruntowane orzecznictwo dotyczące składu Sądów Bezpieczeństwa Państwa (DGM) w Turcji, w których zasiadał sędzia wojskowy. Stwierdził, że obecność sędziego wojskowego w składzie sądu, który orzekał w sprawach cywilów oskarżonych o poważne przestępstwa, budzi obiektywnie uzasadnione wątpliwości co do niezawisłości i bezstronności sądu. Trybunał uznał, że w takich sprawach, gdzie oskarżeni byli cywilami i zarzucano im poważne przestępstwa, obawy skarżących dotyczące bezstronności sądu, w którym zasiadał sędzia wojskowy, były zrozumiałe i obiektywnie uzasadnione. W konsekwencji, Trybunał stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu braku niezawisłości i bezstronności Sądu Bezpieczeństwa Państwa w Izmirze. Ponieważ Trybunał stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 w tym aspekcie, uznał, że nie ma potrzeby rozpatrywania pozostałych zarzutów dotyczących rzetelności procesu.Stan faktyczny
Skarżący, Mehmet Şirin Okuyucu i Fatma Bilmen, zostali aresztowani w styczniu 1995 roku w związku z operacją przeciwko PKK i oskarżeni o pomoc zbrojnej grupie. Zostali zatrzymani bez adwokata, a następnie skazani przez Sąd Bezpieczeństwa Państwa w Izmirze na karę trzech lat i dziewięciu miesięcy pozbawienia wolności. W składzie orzekającym tego sądu zasiadał sędzia wojskowy. Wyrok został uchylony z powodu błędu proceduralnego, ale sąd pierwszej instancji ponownie skazał skarżących, a Sąd Kasacyjny utrzymał ten wyrok w mocy w kwietniu 2000 roku. Skarżący otrzymali kopię ostatecznego orzeczenia w listopadzie 2000 roku.Rozstrzygnięcie
1. Stwierdza, że skarga jest dopuszczalna.
2. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu braku bezstronności i niezawisłości Sądu Bezpieczeństwa Państwa w Izmirze.
3. Stwierdza, że nie ma potrzeby rozpatrywania pozostałych zarzutów na podstawie art. 6 ust. 3 Konwencji.
4. Stwierdza, że samo niniejsze orzeczenie stanowi wystarczające słuszne zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową.
5. Zasądza na rzecz skarżących łącznie 1000 EUR tytułem kosztów i wydatków, płatne w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, powiększone o odsetki za zwłokę.
6. Oddala pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
C O N S E I L D E
L ' E U R O P E
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
OKUYUCU VE BĐLMEN - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no:65887/01)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG OCAK 2007
Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde
kesinleꢀecek olup ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 65887/01 baꢀvuru no’lu davanın nedeni, Türk
vatandaꢀı Mehmet ꢁirin Okuyucu ve Fatma Bilmen’in (Baꢀvuranlar) 3 Kasım 2000 tarihinde
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM), Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri
Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ oldukları baꢀvurudur. Baꢀvuranlar,
Đzmir Barosu avukatlarından M.N. Terzi tarafından temsil edilmektedirler.
OLAYLAR doğumlu M. Okuyucu ve 1973 doğumlu Bilmen Đzmir’de ikamet etmektedirler.
Yasadıꢀı örgüt PKK’ya karꢀı yürütülen operasyon çerçevesinde sırasıyla 15 ve 16
Ocak 1995 tarihlerinde yakalanan baꢀvuralar, Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi (Đzmir
DGM) Cumhuriyet Baꢀsavcılığı tarafından dinlenildikleri 23 Ocak 1995 tarihine kadar
gözaltında tutulmuꢀlardır.
Aynı gün Đzmir DGM yedek hakimi, avukat yardımından faydalanamayan
baꢀvuranların tutuklu yargılanmasına karar vermiꢀtir.
Baꢀvuranlar, 13 ꢁubat 1995 tarihinde Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 169. maddesi
uyarınca silahlı çeteye yardım etme gerekçesiyle Đzmir DGM önüne çıkarılmıꢀlardır.
Bilgin ve Okuyucu sırasıyla 8 Kasım 1995 ve 24 Ocak 1996 tarihlerinde tutuksuz
yargılanmak üzere serbest bırakılmıꢀlardır.
Aralarında bir askeri hakimin de bulunduğu esasa bakan hakimler, 19 Mart 1997
tarihli bir kararla baꢀvuranların herbirini üç yıl dokuz ay hapis cezasına çarptırmıꢀtır. Bu karar Haziran 1998 tarihinde usul hatası gerekçesiyle bozulmuꢀ ve dava dosyası ilk derece
mahkemesine geri gönderilmiꢀtir.
Đzmir DGM 2 Aralık 1998 tarihinde, hatasını düzelttikten sonra daha önce verdiği
kararı yinelemiꢀtir.
Diğer sanıkların avukatları gibi, baꢀvuranların avukatı K.B. de, duruꢀma yapılması
talebiyle kararın temyizine gitmiꢀtir. Bu talep kabul edilmiꢀ ve 17 Nisan 2000 tarihinde
duruꢀma yapılmıꢀtır. Temyize giden avukatlar, duruꢀma tarihinden haberdar edilmiꢀ ancak
temyizlerinin kabuledilebilirliğine iliꢀkin Cumhuriyet Baꢀsavcısı tebliğnamesi kendilerine
tebliğ edilmemiꢀtir.
Yargıtay öngörülen tarihte duruꢀma yapmıꢀtır. K.B. duruꢀmaya katılmamıꢀtır. Yüksek
mahkeme, duruꢀma sonucunda karar vermeden önce, duruꢀmaya katılanlara kararın 26 Nisan tarihinde netleꢀeceğini ve aleni olarak açıklanacağını bildirmiꢀtir.
K.B., itiraz edilen kararı onaylayan bu kararın açıklanmasına da katılmamıꢀtır.
Resmi kayıtlardan ve Đzmir DGM Baꢀkanı’nın bildirisinden de anlaꢀıldığı üzere, dosya
ile birlikte bozma kararı, 1 Haziran 2000 tarihinde ilk derece mahkemesi kalemine geri
gönderilmiꢀtir. Baꢀvuranlar da 1 Kasım 2000 tarihinde bunların bir kopyasını edinmiꢀlerdir.
HUKUK AÇISINDAN
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuranlar, AĐHS’nin 6§1 ve 3 maddesinin bir çok bakımdan ihlal edildiğini iddia
etmektedirler.
A. Kabuledilebilirliği Hakkında
Hükümet, baꢀvurunun geç yapıldığını ileri sürmekte ve sözüedilen Özdemir kararına
atıfta bulunmaktadır. Hükümet bu davada, altı aylık sürenin, Yargıtay’ın kararını 26 Nisan tarihinde aleni olarak açıklaması ile baꢀladığını ve 26 Ekim 2000 tarihinde sona erdiğini
ileri sürmektedir. Hükümet’e göre, ne temyiz duruꢀmasına ne de duruꢀma sonunda verilen
kararın açıklanmasına katılmayan baꢀvuranların avukatının, sözkonusu kararın bir kopyasını 1
Kasım 2000 tarihinden önce edinmesinin mümkün olmadığını yasal olarak ileri süremez.
Baꢀvuranlar, mevcut dava koꢀullarında ve AĐHM’nin yerleꢀik içtihadına uygun olarak,
altı aylık sürenin baꢀlangıç tarihinin, dava dosyasının Đzmir DGM kalemine geri gönderildiği Haziran 2000 olduğunu iddia etmektedirler.
AĐHM, incelemeye aldığı benzer koꢀullarda ilke olarak, altı aylık sürenin,
baꢀvuranların kendilerini ilgilendiren iç nihai karardan haberdar olabilecekleri tarihten
itibaren iꢀlemeye baꢀladığını daha önce birçok kez belirtmiꢀtir. Bu davada gözönünde
bulundurulması gereken tarih, baꢀvuranların 26 Nisan 2000 tarihinde verilen temyiz kararını
Đzmir DGM kaleminden edinebilecekleri 1 Haziran 2000 tarihidir (bkz. diğerleri arasından
Okul).
Buradan 3 Kasım 2000 tarihinde yapılan mevcut baꢀvurunun, baꢀvuranların avukatının
göstermiꢀ olduğu ihmalkarlıkların Yargıtay önünde görülen davanın seyrini etkilemesi
olasılığına rağmen, AĐHS’nin 35§1 maddesi açısından hiçbir soruna neden olmadığı sonucu
ortaya çıkmaktadır (Özdemir).
Dolayısıyla AĐHM Hükümet’in itirazını reddetmekte ve AĐHS’nin 35. maddesindeki
diğer hiçbir kabuledilemezlik gerekçesiyle ters düꢀmeyen baꢀvuruyu kabuledilebilir ilan
etmektedir.
B. AĐHS’nin 6. Maddesi Hakkında
1. Tarafların Argümanları
Baꢀvuranlar, oluꢀumunda bir askeri hakimin bulunması nedeniyle AĐHS’nin 6§1
maddesi uyarınca Đzmir DGM’nin tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olamayacağından
ꢀikayetçi olmaktadırlar.
Ayrıca baꢀvuranlar, avukat bulundurmadan alınan ifadelerine dayandırılan
haklarındaki ceza kararının ve Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı tebliğnamesinin tebliğ
edilmemesinin sırasıyla AĐHS’nin 6§3 maddesinin –c ve – b fıkralarını ihlal ettiğini
savunmaktadırlar.
Hükümet DGM’lerin kaldırılmasından önce, DGM’leri oluꢀturan hakimlerin seçilme
ve atanma ꢀekillerinin, konuya iliꢀkin AĐHM içtihadından doğan kriterlere cevap veren
anayasal güvenceleri sunduğunu ileri sürmektedir. Aynı ꢀekilde Đzmir DGM, tarafsızlık ve
bağımsızlık konusunda baꢀvuranların herhangi bir kuꢀku duymasına yol açmamıꢀtır.
Hükümet, 6§3 maddesi bakımından, 1 Haziran 2005 tarihinde yeni TCK’nın resmi
olarak yayımlandığından beri, Cumhuriyet Baꢀsavcılığı tebliğnamelerinin davacı ve davalı
taraflara iletildiğini hatırlatmaktadır. Bununla birlikte, Hükümet, hazırlık soruꢀturmalarından
sonraki usul iꢀlemleri süresince avukat yardımından faydalanan baꢀvuranların, sadece
sorgulamalar sırasında avukatın bulunmayıꢀı nedeniyle, 6§3 –c maddesine dayanılarak
argüman ileri süremeyeceklerine kanaat getirmektedir.
2. AĐHM’nin Takdiri
AĐHM, Türkiye aleyhinde açılan benzer davalarda, tarafsızlığı ve bağımsızlığı ortaya
konulmuꢀ bir mahkemenin, her türlü varsayımda, yargısına tabi kiꢀilere adil yargılanmayı
sağlayamayacağına hükmetmiꢀtir. Aynı ꢀekilde AĐHM, bu noktada 6§1 maddesinin ihlal
edildiği tespit edilirse, adil yargılanma hakkına iliꢀkin diğer ꢀikayetleri ayrıca incelemeye
gerek olmadığını birçok kez belirtmiꢀtir (Bkz. diğerleri arasında, Çıraklar-Türkiye, 28 Ekim tarihli karar).
Dolayısıyla daha çok önem arzeden bu ilk sorun üzerinde durmak yerinde olacaktır.
Đzmir DGM’nin tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olmamasına iliꢀkin ꢀikayet
konusunda, Hükümet’in sözkonusu durumda, 6§1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varılan
benzer sorunların ortaya çıktığı davalardakinden farklı bir sonuca ulaꢀtırabilecek ne bir olay
ne de bir argüman sunduğunu gözlemlemek gerekir (bkz. örneğin Özel).
Oysa bu durumda, bu kadar ciddi suçlardan sorumlu tutulan baꢀvuranların aralarında
askeri hakimin de bulunduğu mahkeme heyeti önüne çıkmaktan çekinmeleri anlayıꢀla
karꢀılanmaktadır. Bu nedenden dolayı, baꢀvuranlar, Đzmir DGM’nin bu türden davalara ters
düꢀen değerlendirmelerle haksız yere yönlendirilmelerine izin vermesinden haklı olarak
çekinmektedirler.
Böylece, bu mahkemenin tarafsızlığı ve bağımsızlığı hakkında baꢀvuran tarafından
duyulan ꢀüpheler objektif olarak kanıtlanmaktadır. (sözüedilen Incal).
Dolayısıyla AĐHM, AĐHS’nin 6§1 maddesinin bu bakımdan ihlal edildiği sonucuna
varmakta ve netice itibariyle dava konusu yargılamanın adil olmamasına iliꢀkin ꢀikayetlerin
geri kalan kısmını incelemesine gerek olmadığına kanaat getirmektedir.
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Manevi Tazminat
Baꢀvuranlar, 9.000 Euro tutarında manevi zarara uğradıklarını iddia etmektedirler.
Hükümet’e göre bu talepler aꢀırıdır.
AĐHM, dava ꢀartlarında, tespit edilen ihlalin hakkaniyetli bir tatmin oluꢀturduğuna
dikkati çekmektedir (sözüedilen Çıraklar). Bu davada olduğu gibi bir kimse, AĐHS’nin ꢀart
koꢀtuğu tarafsızlık ve bağımsızlık koꢀullarını yerine getirmeyen bir mahkeme tarafından
mahkum edildiğinde, ilgili kiꢀinin talebi üzerine davanın yeniden açılması yada yeniden
yargılanmanın, tespit edilen ihlalin düzeltilmesi için ilke olarak en iyi yolu oluꢀturduğunu
hatırlatmak gerekir (Öcalan-Türkiye, no: 46221/99).
B. Masraf ve Harcamalar
Baꢀvuranlar, masraf ve harcamalar adı altında 4.000 Euro istemektedirler. Ancak
bunun için hiçbir belge sunmamaktadırlar.
Hükümet talebin haksız olduğuna kanaat getirmektedir.
AĐHM, elinde bulunan unsurlar ve benzer davalarda ödenmesine karar verilen tutarları
gözönünde bulundurarak, masraflar için 1.000 Euro tutarının baꢀvuranlara ödenmesinin uygun
olacağına kanaat getirmektedir.
C. Gecikme Faizi
Gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına
uyguladığı faiz oranına üç puan eklenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. Đzmir DGM’nin tarafsız ve bağımsız olmamasından dolayı AĐHS’nin 6§1 maddesinin ihlal
edildiğine;
3. AĐHS’nin 6§3 maddesine göre yapılan diğer ꢀikayetler hakkında karar vermeye gerek
olmadığına;
4. Mevcut kararın manevi zarar için tek baꢀına adil tazmin oluꢀturduğuna;
5. a) Bu kararın, AĐHS’nin 44§2 maddesine göre kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet’in,
miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak baꢀvurana masraf ve harcamalar
için 1.000 (bin ) Euro ödemesine;
b) Belirtilen süre bitiminden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için, yukarıda
belirtilen tutara, Avrupa Merkez Bankası’nın kredi faiz oranına üç puan eklemek suretiyle
gecikme faizi uygulanmasına;
6. Hakkaniyete uygun tazminata iliꢀkin diğer taleplerin reddine karar vermiꢀtir.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve 16 Ocak 2007 tarihinde, Đçtüzüğün 77.
maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.
5
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło