65942/01

WyrokETPCz2007-11-29ECLI:CE:ECHR:2007:1129JUD006594201

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy obecność sędziego wojskowego w składzie Państwowego Sądu Bezpieczeństwa naruszyła prawo skarżącego do niezawisłego i bezstronnego sądu, gwarantowane przez art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał podtrzymał swoje ugruntowane orzecznictwo, zgodnie z którym obecność sędziego wojskowego w składzie Państwowego Sądu Bezpieczeństwa, orzekającego w sprawach cywilnych, podważa niezawisłość i bezstronność wymaganą przez art. 6 ust. 1 Konwencji. Stwierdził, że w takich okolicznościach skarżący miał uzasadnione obawy co do niezawisłości sądu, co samo w sobie stanowiło naruszenie Konwencji. Trybunał uznał, że to ustalenie jest wystarczające do rozstrzygnięcia sprawy.
Stan faktyczny
Skarżący, Mustafa Karatepe, został aresztowany 14 stycznia 1995 r. pod zarzutem przynależności do nielegalnej organizacji (PKK). Został oskarżony na podstawie art. 125 Kodeksu Karnego o działania mające na celu oderwanie części terytorium państwowego. 2 grudnia 1998 r. został skazany przez Państwowy Sąd Bezpieczeństwa w Izmirze na karę śmierci, zamienioną na dożywocie. Wyrok został utrzymany w mocy przez Sąd Kasacyjny 17 kwietnia 2000 r. Skarżący nie mógł skorzystać z amnestii przewidzianej w ustawie nr 4616.
Rozstrzygnięcie
Trybunał uznał skargę dotyczącą niesprawiedliwości postępowania przed Państwowym Sądem Bezpieczeństwa w Izmirze za dopuszczalną, a pozostałą część skargi za niedopuszczalną. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji w związku z zarzutem dotyczącym niezawisłości i bezstronności Państwowego Sądu Bezpieczeństwa w Izmirze. Uznał za zbędne rozpatrywanie innych zarzutów skarżącego dotyczących rzetelności postępowania na podstawie art. 6 Konwencji. Orzekł, że stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające słuszne zadośćuczynienie za wszelkie szkody niemajątkowe. Oddalił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   UÇUNCÜ DAİRE   MUSTAFA KARATEPE - TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru 110: 65942/01)   KARAR   Bu versiyon Mahkeme İç Tüzüğü’nün 81. maddesi uyarınca   E y lü l 2 0 0 7 tarih in d e d ü zeltilm iştir   STRAZBURG   Kasım 2007   NİHAİ   29/0 2 / 2 0 0 8   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   U S U L   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 65942/01 no’lu davanın nedeni, T.C.   vatandaşı Mustafa Karatepe’nin (başvuran), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne, 8 Kasım   tarihinde, Temel İnsan Haklan ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa İnsan   Hakları Sözleşmesi’nin (“AİHS”) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.   Başvuran, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İzmir Barosu   avukatlarından M. İşeri tarafından temsil edilmektedir.   O L A Y L A R   ( I. D A V A N IN K O Ş U L L A R I   Başvuran 1960 doğumludur ve Gaziantep’te ikamet etmektedir.   Başvuran, 14 Ocak 1995 tarihinde, yasadışı bir örgüte (PKK-Kürdistan İşçi Partisi)   üye olduğu şüphesi üzerine İzmir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’nde görevli   polis memurları tarafından gözaltına alınmıştır.   Başvuran, 23 Ocak 1995 tarihinde, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinde hakim   karşısına çıkartılmış ve tutuklanmasına karar verilmiştir.     Şubat 1995 tarihinde, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı,   Ceza Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca, başvuranı ulusal toprakların bir kısmını devlet   idaresinden ayırma amacıyla eylemler gerçekleştirmekle suçlayan bir ithamname vermiştir.   A ra lık 1 9 9 8 ta rih in d e , İz m ir D e v le t G ü v e n lik M a h k e m e s i, C e z a K a n u n u ’n u n 1 2 5 .   maddesi uyarınca başvuranı aleyhindeki suçlamalardan mahkum etmiş ve ölüm cezasına   çarptırmıştır. Mahkeme, başvuranın duruşma esnasındaki tutumunu dikkate alarak ölüm   cezasını müebbet hapis cezasına çevirmiştir.   (   Nisan 2000 tarihinde, Yargıtay, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin kararını   Nisan 2000 tarihinde, başvuranın avukatının gıyabında Yargıtay’ın kararı   Haziran 2000 tarihinde, Yargıtay’ın kararı İlk Derece Mahkemesi katipliğine   onamıştır.     açıklanmıştır.   bildirilmiştir.   A ralık 2000 tarihinde, 23 N isan 1999 tarihine kadar işlenen suçlardan dolayı şartla   salıvermeye, dava ve cezaların ertelenmesine dair 4616 sayılı Kanun yürürlüğe girmiştir.   Kanunda, Ceza kanunu’nun 125. maddesi kapsamındaki suçlardan mahkum edilmiş kişilere   şartla salıverilmenin uygulanamayacağı öngörülmüştür. Bu nedenle, başvuran 4616 sayılı   Kanun’dan yararlanamamıştır.   H U K U K   I. A İH S’N İN 6. M A D D E SİN İN İH L A L E D İL D İĞ İ İD D İA SI   Başvuran, kendisini yargılayan ve mahkum eden İzmir Devlet Güvenlik   Mahkemesinin yargıçlar kumlunda bir askeri hakimin bulunması nedeniyle, bağımsız ve   tarafsız bir mahkeme tarafından adil bir şekilde yargılanmadığı konusunda şikayetçi olmuştur.   Başvuran, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı5mn yazılı görüşünün kendisine bildirilmeğini, bu   nedenle karşı iddiada bulunma imkanından mahrum bırakıldığını ileri sürmüştür. Başvuran,   ayrıca, cezai takibatın başlangıç aşamaları sırasında avukat yardımından yararlanamadığını   iddia etmiştir. Başvuran, şikayetlerini AİHS’nin 6 / 3 (c) maddesine dayandırmıştır.   A . K a b u le d ile b ilir liğ e iliş k in   ^ AİHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru   bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.   B , Esas   L Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı   Hükümet, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin, devletin güvenliğine ve bütünlüğüne   karşı yapılan tehditlerle ilgilenmek üzere yasayla kurulduklarını ileri sürmüştür. Hükümet,   sözkonusu davada, başvuranın İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığıyla ilgili   haklı bir şüphesinin olabileceğine dair saptamada bulunmak için herhangi bir dayanak   bulunmadığını iddia etmiştir. Hükümet, ayrıca, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin 2004   yılında kaldırıldığını dile getirmiştir.   AİHM, sözkonusu davadakine benzer sorunlar içeren birçok dava incelemiş ve bu   davalarda AİHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır {Özel, yukanda   kaydedilen; Özdemir / Türkiye, no. 59659/00).   ( AİHM, sözkonusu davada farklı bir sonuca varmak için herhangi bir gerekçe   bulunmadığı görüşündedir. Buna göre, AİHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.   2. Yargılamanın hakkaniyeti   AİHM, başvuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanma hakkının   ihlal edildiği yönündeki saptamasını gözönünde bulundurarak, AİHS’nin 6. maddesi   kapsamında yargılamanın hakkaniyetiyle ilgili olarak yapılmış diğer şikayetleri incelemeye   gerek olmadığı kanaatine varmıştır (bkz, Ükimç ve Güneş / Türkiye, no. 42775/98).   I I . A İ H S ’ N İ N 1 4 . M A D D E S İ N İ N İ H L A L E D İ L D İ Ğ İ İ D D İ A S I   Başvuran, AİHS’nin 5. maddesi ile birlikte 14. maddesi uyarınca, siyasi görüşleri   nedeniyle ayrımcılığa tabi tutulduğu konusunda şikayetçi olmuştur. Başvuran, ayrıca, şu an   yürürlükte olmayan Ceza Kanunu’nun 125. maddesi kapsamındaki suçlardan hüküm   giyenlere 4616 sayılı Kanun’un uygulanamazlığı konusunda şikayetçi olmuştur.   Hükümet başvuramn iddialarına itiraz etmiş ve bunların temelden yoksun olduğunu   belirtmiştir.1   AİHM, başvuranın şikayetlerini kanıtlamadığı görüşündedir.   AÎHM, AİHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları çerçevesinde başvurunun bu   kısmının dayanaktan yoksun olduğunu iddia ederek reddedilmesi gerektiği sonucuna   varmıştır.   I I I . A Î H S ’N İ N 4 1 . M A D D E S Î N İ N U Y G U L A N M A S I   AİHS’nin 41. maddesine göre “AİHM işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal   edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen   telafi edebiliyorsa, AİHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın   adil t a t m i n i n e h ü k m e d e r . ”   ( A . T a zm in a t   Başvuran, manevi tazminat olarak 50,000 Euro talep etmiştir.   Hükümet, bunun aşırı bir miktar olduğunu iddia etmiştir.   AİHM, 6/1 maddesinin ihlalinin saptanmasının, başvuranın görmüş olduğu herhangi   bir manevi zarar için yeterli tatmin oluşturduğu kanaatindedir (bkz, încal / Türkiye, Hüküm ve   Karar raporları 1998-IV; Çıraklar / Türkiye, Raporlar 1998-VII),   AİHM, sözkonusu davada olduğu gibi, bir kimsenin AİHS’nin bağımsızlık ve   tarafsızlık şartlarını yerine getirmeyen bir mahkeme tarafından mahkum edilmesi durumunda,   istendiği takdirde, duruşmanın yeniden yapılmasının veya davanın yeniden açılmasının, esas   itibariyle, ihlalin telafisi için uygun bir yol olduğu görüşündedir.   ( B . Y a r g ı l a m a m a s r a f v e g i d e r l e r i   Başvuran, ayrıca, AİHM huzurunda yapmış olduğu yargılama masraf ve giderleri için   3,000 Euro talep etmiştir.   Hükümet, başvuranın talebinin asılsız olduğunu ileri sürmüştür.   AÎHM’nin içtihadına göre, bir başvuran gerçekliğini ve gerekliğini kanıtladığı makul   miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AÎHM, sözkonusu davada, yukarıdaki ölçütler ile   başvuranın talebini doğrulamadığım dikkate alarak, bu başlık altında herhangi bir ödeme   yapılmasını öngörmemektedir.   B U G E R E K Ç E L E R E D A Y A N A R A K A İ H M , O Y B İ R L İ Ğ İ İ L E   1Paragraf, 18 M art 2008 tarihinde düzeltilmiştir. Önceki versiyonda paragraf “Hükümet, bu konuya   değinmemiştir” şeklindeydi.   1. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi huzurunda yürütülen takibatın adil olmadığına   ilişkin yapılan şikayetin kabuledilebilir, başvurunun kalan kısmının kabuledilemez   olduğuna;   2. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığına ve tarafsızlığına ilişkin   şikayetle ilgili olarak AİHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;   3. AİHS’nin 6. maddesi uyarınca yargılamanın hakkaniyetine ilişkin olarak başvuranın   yaptığı diğer şikayetleri incelemeye gerek olmadığına;   . B ir ih lalin sap tan m asın ın b aşv u ran ın g ö rm ü ş o ld u ğ u h erh an g i b ir m an ev i zarar için   yeterli adli tatmin oluşturduğuna;   5. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermiştir.   İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğü’nün 77/2. ve 3. maddeleri   gereğince 29 Kasım 2007 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.   ('   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło