66446/01
WyrokETPCz2007-11-29ECLI:CE:ECHR:2007:1129JUD006644601
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy brak poinformowania skarżącego o pisemnych opiniach prokuratora oraz znaczne opóźnienie w wypłacie zasądzonego zadośćuczynienia bez odsetek stanowiły naruszenie prawa do rzetelnego procesu (art. 6 ust. 1 Konwencji) oraz prawa do poszanowania mienia (art. 1 Protokołu nr 1)?Ratio decidendi
Trybunał stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji, ponieważ skarżący nie miał możliwości zapoznania się z pisemnymi opiniami prokuratora i ustosunkowania się do nich, co naruszyło zasadę kontradyktoryjności. Ponadto, Trybunał uznał, że znaczne opóźnienie w wypłacie zasądzonego zadośćuczynienia, bez naliczenia odsetek w warunkach wysokiej inflacji, naruszyło prawo do poszanowania mienia z art. 1 Protokołu nr 1, ponieważ nałożyło na skarżącego nadmierne obciążenie i zakłóciło sprawiedliwą równowagę między interesem publicznym a ochroną praw majątkowych.Stan faktyczny
Skarżący, Mahir Göktaş, został aresztowany w wieku 14 lat pod zarzutem przynależności do organizacji terrorystycznej i tymczasowo aresztowany. Sąd krajowy uznał go za niewinnego z uwagi na wiek i brak świadomości czynu. Skarżący wystąpił o odszkodowanie za bezprawne pozbawienie wolności, a sądy krajowe przyznały mu zadośćuczynienie za krzywdę moralną, odmawiając odszkodowania materialnego i odsetek za opóźnienie. Wypłata zasądzonego zadośćuczynienia nastąpiła ze znacznym opóźnieniem. Skarżący zmarł w trakcie postępowania przed ETPCz, a jego rodzice kontynuowali sprawę.Rozstrzygnięcie
Stwierdza dopuszczalność skarg dotyczących braku poinformowania skarżącego o pisemnych opiniach prokuratorów oraz opóźnienia w wypłacie odszkodowania. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Stwierdza naruszenie art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji. Uznaje, że nie ma potrzeby odrębnego badania skargi na podstawie art. 13 Konwencji. Uznaje, że stwierdzenie naruszeń stanowi wystarczające zadośćuczynienie za krzywdę moralną. Zasądza na rzecz skarżącego 250 EUR tytułem odszkodowania materialnego. Oddala pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
AVRUPA
OF E U R O P E
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ÜÇÜNCÜ DAĐRE
GÖKTAꢀ – TÜRKĐYE
(B a ꢀvuru no. 66446/01)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Kasım 2007
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir.
ꢁekli düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 66446/01 no’lu davanın nedeni T.C.
vatandaꢀı Mahir Göktaꢀ’ın (“baꢀvuran”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (“AĐHM”) 4
Ekim 2001 tarihinde Đnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına Đliꢀkin
Sözleꢀme’nin (“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Sekretarya’ya gönderilen 21 Kasım 2006 tarihli bir mektupla, baꢀvuran Mahir Göktaꢀ’ın Ağustos 2006 tarihinde vefat ettiği bildirilmiꢀtir. Baꢀvuranın babası Muharrem Göktaꢀ ile
annesi Fatma Göktaꢀ, 18 Aralık 2006 tarihinde, baꢀvuruyu devam ettirme niyetlerini beyan
etmiꢀlerdir. Dolayısıyla ailesi baꢀvuran sıfatı taꢀımasına karꢀın, karıꢀıklığa sebebiyet
vermemek için Mahir Göktaꢀ kararda “baꢀvuran” olarak anılmaya devam edilecektir.
Baꢀvuran Đzmir Barosu avukatlarından Sn. Terzi tarafından temsil edilmektedir.
AĐHM, 20 Haziran 2005 tarihinde baꢀvuruyu Hükümet’e bildirmeye ve AĐHS’nin 29/3.
maddesini uygulayarak, baꢀvurunun kabuledilebilirliğiyle esasını beraber incelemeye karar
vermiꢀtir.
OLAYLAR
DAVANIN KOꢁULLARI doğumlu baꢀvuran Đzmir’de ikamet etmiꢀtir.
Baꢀvuran 29 Aralık 1995 tarihinde yakalanıp, yasadıꢀı terör örgütü DHKP-C’ye
(Devrimci Halk Kurtuluꢀ Partisi-Cephesi) üye olduğu ꢀüphesiyle gözaltına alınmıꢀtır.
Baꢀvuran sözkonusu tarihte on dört yaꢀındaydı.
Baꢀvuran 5 Ocak 1996 tarihinde Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi önüne çıkarılmıꢀ,
tutuklu yargılanmasına karar verilmiꢀtir.
Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi, suçun iꢀlendiği tarihte baꢀvuranın yaꢀını göz önünde
bulundurarak, 15 Ekim 1996 tarihinde, baꢀvuranın suçun niteliğinin ve doğuracağı sonuçların
farkında olmadığına, dolayısıyla cezalandırılmasına gerek görülmediğine karar vermiꢀtir.
Baꢀvuran 20 Ağustos 1997 tarihinde Bergama Ağır Ceza Mahkemesi’ne baꢀvurmuꢀ, 466
Sayılı Kanun uyarınca, yasalara aykırı biçimde gözaltına alınıp tutuklanan kimselere ödenen
tazminatlarla ilgili olarak hem maddi hem de manevi tazminat talep etmiꢀtir.
Bergama Ağır Ceza Mahkemesi, 31 Mart 1998 tarihinde, baꢀvurana, 59.925.000 Türk
Lirası (TL) maddi tazminat, 150.000.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir.
Yargıtay, 28 Aralık 1998 tarihinde, olayların meydana geldiği tarihte öğrenci olan
baꢀvuranın, maddi tazminat taleplerini destekleyecek hiçbir belge ya da gerekçe sunmadığı
sonucuna varmıꢀtır.
Yargılamaya 28 Ocak 1999 tarihinde Bergama Ağır Ceza Mahkemesi’nde baꢀlanmıꢀtır.
Mahkeme 5 Mart 1999 tarihinde duruꢀma görülmesine karar vermiꢀtir. Baꢀvuran ve
temsilcisine duruꢀma celbi gönderilmiꢀtir. Baꢀvuranın temsilcisi 21 ꢁubat 1999 tarihinde
AĐHM’ye bir dilekçe göndermiꢀ, dilekçesinde baꢀvurana yeterli tazminat ödenmesi
gerektiğini belirtmiꢀtir. Ne baꢀvuran ne de avukatı 5 Mart 1999 tarihinde Bergama Ağır Ceza
Mahkemesi’nde görülen duruꢀmaya katılmıꢀtır. Bergama Ağır Ceza Mahkemesi 10 Mart 1999
tarihinde baꢀvurana 150.000.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiꢀ, maddi
tazminata iliꢀkin talepleri reddetmiꢀtir. Mahkeme olayların meydana geldiği tarihte öğrenci
olan baꢀvuranın maaꢀlı bir iꢀte çalıꢀmamakta olduğu sonucuna varmıꢀtır. Ayrıca manevi
tazminat olarak ödenmesine karar verdiği meblağa gecikme faizi uygulanmamasına karar
vermiꢀtir.
Yargıtay 25 Nisan 2000 tarihinde yukarıda belirtilen kararı onamıꢀtır.1
Baꢀvuranın ailesine 21 Haziran 2007 tarihinde 150 Yeni Türk Lirası (YTL) ödenmiꢀtir.2
HUKUK
I. HÜKÜMET’ĐN ÖN ĐTĐRAZI
Hükümet, baꢀvuranın ailesinin meydana geldiği iddia edilen ihlallerden etkilenmedikleri,
dolayısıyla AĐHS’nin 34. maddesi çerçevesinde mağdur olamayacakları gerekçesiyle davanın
kayıttan düꢀürülmesi gerektiğini belirtmiꢀtir.
AĐHM, baꢀvuranın 19 Ağustos 2006 tarihinde vefat ettiğini kaydeder. Baꢀvuranın ailesi 18
Aralık 2006 tarihinde baꢀvurunun devam etmesi isteklerini ifade etmiꢀtir. AĐHM,
baꢀvuranların yargılama süreci devam ederken vefat ettiği pek çok davada, baꢀvuranın
varisleri veyahut yakın aile üyelerinin AĐHM’de görülen davanın sürmesi isteklerini dile
getirdikleri ifadelerini göz önünde bulundurduğunu yineler (diğerlerinin yanı sıra bkz. Dalban
– Romanya [BD], 28114/95; Latif Fuat Öztürk – Türkiye, 54673/00 ve Mutlu – Türkiye,
8006/02).
Yukarıda belirtilenler ıꢀığında, AĐHM, baꢀvuranın ailesinin, baꢀvuranın yerine, mevcut
sürecin devam etmesi yönünde karar verdikleri sonucuna varmıꢀtır. Sonuç olarak Hükümet’in
davanın kayıttan düꢀürülmesi talebi reddedilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran, davasının hakkaniyete uygun ve açık biçimde görülmesi hakkının üç biçimde
ihlal edildiğini ileri sürmüꢀtür. Đlk olarak, baꢀvuran, tazminat talebinin değerlendirilmesi için
sözlü olarak dinlenmemiꢀtir. Đkinci olarak, baꢀvurana, Cumhuriyet Savcısı’nın Bergama Ağır
Ceza Mahkemesi’ne ve Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın Yargıtay’a baꢀvuranın itirazının esasına
iliꢀkin sundukları yazılı görüꢀlerini yanıtlama olanağı verilmemiꢀtir. Üçüncü olarak baꢀvurana
ödenmesine karar verilen tazminat düꢀük bir meblağdır.
AĐHS’nin 6/1. maddesinin ilgili kısmına göre: 150.000.000 Türk Lirası 2000 yılının Nisan ayında yaklaꢀık olarak 265 Euro’ya karꢀılık gelmektedir. 150 Yeni Türk Lirası 2007 yılının Haziran ayında yaklaꢀık olarak 85 Euro’ya karꢀılık gelmektedir.
“Herkes ... medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar ... konusunda karar verecek olan ... [bir]
mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek
hakkına sahiptir...”
A. Ulusal yargılama sürecinde baꢁvuranın duruꢁmada sözlü ifade vermemesi
Baꢀvuran tazminat talebine iliꢀkin değerlendirmelerde sözlü ifade veremediğini
savunmuꢀtur.
Hükümet iddiayı reddetmiꢀtir. Baꢀvuran ve avukatına 5 Mart 1999 tarihinde görülen
duruꢀma için celp gönderildiğini belirtmiꢀtir.
AĐHM Yargıtay’ın kararının ardından, yargılamanın Bergama Ağır Ceza Mahkemesi’nde
devam ettiğini kaydeder. Mahkeme, 28 Ocak 1999 tarihinde, baꢀvuran ve temsilcisine, 5 Mart tarihli duruꢀmaya katılmaları için celp gönderilmesine karar vermiꢀtir. Baꢀvuranın
temsilcisi mahkemeye 23 ꢁubat 1999 tarihinde bir dilekçe göndermiꢀ, ancak ne kendisi ne de
baꢀvuran 5 Mart 1999 tarihinde duruꢀmaya gelmiꢀlerdir.
Yukarıda belirtilenler göz önünde bulundurulduğunda, AĐHM, baꢀvuranın bu baꢀlık
altındaki iddialarının temelsiz oldukları kanısına varır. AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4.
fıkraları çerçevesinde açıkça dayanaktan yoksun oldukları gerekçesiyle reddedilmeleri
gerektiği sonucuna varmıꢀtır.
B. Cumhuriyet Savcıları’nın Bergama Ağır Ceza Mahkemesi ile Yargıtay’a
sundukları yazılı görüꢁlerinin bildirilmemesi
1. Kabuledilebilirlik
AĐHM, bu ꢀikayetin AĐHS’nin 35/ 3. maddesi kapsamında dayanaktan yoksun olmadığını
kaydeder. Ayrıca ꢀikayetin baꢀka bir gerekçe altında da kabuledilmez olarak
değerlendirilemeyeceğine iꢀaret eder. Bu nedenle ꢀikayet kabuledilebilir olarak ilan edilmek
durumundadır.
2. Esas
Baꢀvuran ne Cumhuriyet Savcısı’nın Bergama Ağır Ceza Mahkemesi’ne ne Cumhuriyet
Baꢀsavcısı’nın Yargıtay’a sunduğu yazılı görüꢀlerin kendisine bildirildiğini iddia etmiꢀtir. Bu
nedenle savcıların görüꢀlerine yanıt verme ve kendi argümanlarını sunma olanağı
bulamadığını savunmuꢀtur.
Hükümet tüm iddiaları reddetmiꢀtir. Yargıtay’a sunulan tüm belgeler taraflar tarafından
incelenebileceği için, baꢀvuranın Cumhuriyet Savcısı’nın yazılı görüꢀlerini öğrenebileceğini
ifade etmiꢀtir.
AĐHM, aynı mağduriyeti daha önce de incelemiꢀ, Göç – Türkiye kararında AĐHS’nin 6/1.
maddesinin ihlal edildiğini tespit ettiğini kaydetmiꢀtir. Anılan kararda AĐHM, Cumhuriyet
Baꢀsavcısı’nın görüꢀlerinin niteliği ile baꢀvuranın cevaben yazılı görüꢀ iletme olasılığı
bulunmadığını göz önünde bulundurduğunda, baꢀvuranın çekiꢀmeli yargılama hakkının ihlal
edildiğine karar vermiꢀtir.
AĐHM mevcut davayı incelemiꢀ, yukarıda sözü edilen davada vardığı sonuçlardan
sapmasını gerektirecek özel koꢀullar tespit etmemiꢀtir.
Dolayısıyla, Cumhuriyet Savcıları’nın Bergama Ağır Ceza Mahkemesi ile Yargıtay’a
sundukları görüꢀlerinin baꢀvurana bildirilmemesi AĐHS’nin 6/1. maddesini ihlal etmiꢀtir.
C. Yargılamanın hakkaniyete uygunluğu
Baꢀvuran manevi tazminat olarak ödenmesi uygun bulunan meblağın yeterli olmadığını
savunmuꢀtur. Ayrıca ulusal mahkemelerin, maddi tazminat talebini reddederek, kararlarında
hata yaptıklarından ꢀikayetçi olmuꢀtur.
AĐHM, ulusal mahkemelerin kararları için bir temyiz mahkemesi veyahut bazen denildiği
üzere bir ilk derece mahkemesi olarak hareket etme görevi bulunmadığını hatırlatır. Đçtihada
göre ilk derece mahkemesi, tanıkların güvenilirlikleri ile dava konularıyla ilgili kanıtların
ilintisini en iyi değerlendirecek makamdır (diğerlerinin yanı sıra bkz. Vidal – Belçika;
Edwards - Đngiltere).
Mevcut davada, ulusal mahkemelerin, kararlarını, iç hukuka dayalı olarak ve davanın özel
koꢀullarına göre verdikleri gözlemlenmiꢀtir. AĐHM, ulusal mahkemelerin olguları tespit
ederken veyahut iç hukuku yorumlarken keyfi veya makul olmayan bir biçimde hareket
ettikleri yönünde bir sonuca varmasını sağlayabilecek bir unsur bulunmadığı kanısındadır. Bu
nedenle, bu bakımdan 6/1. maddenin ihlal edildiğine dair bir emare bulunmamaktadır.
Yukarıda belirtilenler ıꢀığında AĐHM, AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. fıkralarına uygun
olarak bu ꢀikayetin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle reddedilmesi gerektiği
sonucuna varır.
III. AĐHS’YE EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ
ĐDDĐASI
Baꢀvuran, AĐHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi çerçevesinde, yetkili makamların
Türkiye’de yıllık enflasyon oranının çok yüksek olduğu bir tarihte kendisine ödenmesine
karar verilen, fakat 466 Sayılı Kanun uyarınca gecikme faizine tabi tutulmayan tazminatı
ödemede geciktiklerinden ꢀikayetçi olmuꢀtur.
AĐHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ilgili kısmı aꢀağıdaki gibidir:
“Her gerçek ve tüzel kiꢀinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır.
Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koꢀullara ve uluslararası hukukun
genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. ...”
A. Kabuledilebilirliğe iliꢁkin
AĐHM, bu ꢀikayetin AĐHS’nin 35/ 3. maddesi kapsamında dayanaktan yoksun olmadığını
kaydeder. Ayrıca baꢀvurunun baꢀka bir gerekçe altında da kabuledilmez olarak
değerlendirilemeyeceğine iꢀaret eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir olarak ilan edilmek
durumundadır.
B. Esas
AĐHM, Bergama Ağır Ceza Mahkemesi’nin 10 Mart 1999 tarihli kararla baꢀvurana
manevi tazminat ödenmesine karar verdiğini, bu kararın 25 Nisan 2004 tarihli Yargıtay
kararıyla nihaileꢀtiğini gözlemler. Ayrıca ulusal mahkemenin ödenmesine karar verdiği ve
gecikme faizine tabi tutulmayan manevi tazminatın, baꢀvuranın ailesine 21 Haziran 2007
tarihine dek ödenmediğini kaydetmiꢀtir.
AĐHM, bu davadakine benzer meseleleri ele alan pek çok davada AĐHS’ye Ek 1 No’lu
Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğini tespit ettiğini hatırlatır (özellikle bkz. Ertuğrul Kılıç
– Türkiye, 38667/02).
AĐHM, Hükümet’in sunduğu delil ve görüꢀleri incelemiꢀ, önceki davalarda vardığı
sonuçlardan sapmasını gerektirecek bir neden tespit etmemiꢀtir.
Bu nedenle AĐHM, yetkili makamların tazminatı ödemeyi geciktirmeleri ve tazminata
gecikme faizi uygulanmaması nedeniyle, baꢀvuranın, kamu yararının gereksinimleri ile mal
ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesi hakkının korunması arasında muhafaza edilmesi
gereken adil dengeyi bozan büyük yük altına tek baꢀına girmek zorunda kaldığı sonucuna
varmıꢀtır.
Dolayısıyla AĐHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
IV. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran, 466 Sayılı Kanun’un, tutulu kaldığı süreyi telafi etmek için etkili bir hukuk
yolu olmadığını ileri sürmüꢀtür.
Hükümet iddiayı reddetmiꢀ, baꢀvurana tutulu kaldığı süre için tazminat ödendiğini
belirtmiꢀtir.
AĐHM, AĐHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesine iliꢀkin olarak varılan sonuçlar
ıꢀığında, 13. maddenin ayrı olarak incelenmesinin gerekli olmadığı kanısındadır.
V. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
AĐHS’nin 41. maddesi’ne göre:
“Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete
uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
Baꢀvuran 6.000 Euro (EUR) maddi tazminat, 30.000 EUR manevi tazminat talep etmiꢀtir.
Hükümet taleplerin aꢀırı olduğunu belirtmiꢀtir.
AĐHM, baꢀvuranın maruz kaldığı maddi zararın, ulusal mahkemelerin nihai kararlarını
verdikleri tarihte alması gereken tazminatın ödenmesinde yaꢀanan gecikme ile ilintili
olduğunu kaydeder. AĐHM, Aka – Türkiye davasında uygulanan hesaplama yönteminin
kullanarak, eldeki ekonomik verileri göz önünde bulundurduğunda, baꢀvuranın ailesine maddi
tazminat olarak 250 EUR ödenmesine karar vermiꢀtir.
AĐHM ayrıca ihlal tespit edilmesinin baꢀvuranın maruz kaldığı manevi zarar için baꢀlı
baꢀına yeterli tatmin teꢀkil ettiğini kaydeder. Bu nedenle bu baꢀlık altındaki talepleri reddeder.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Baꢀvuran yargılama giderleri için 3.000 EUR talep etmiꢀtir. Bu talebini destekleyici
herhangi bir belge sunmamıꢀtır.
Hükümet talebin aꢀırı ve dayanaksız olduğunu belirtmiꢀtir. Baꢀvuranın taleplerini
kanıtlamak için hiçbir fatura veyahut baꢀka bir belge sunmadığını savunmuꢀtur.
AĐHM’nin içtihadına göre, yargılama giderleri, ancak gerçekliği ve gerekliliği kanıtlandığı
ve makul bir meblağ olduğu takdirde baꢀvurana geri ödenir. Bu davada, AĐHM, baꢀvuranın
taleplerini destekleyici hiçbir belge sunmadığını kaydeder. Bu nedenle AĐHM bu talebi
reddeder.
C. Gecikme faizi
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına
üç puanlık bir artıꢀın eklenmesinin uygun olduğuna karar vermiꢀtir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE
1. Cumhuriyet Savcıları’nın Bergama Ağır Ceza Mahkemesi ile Yargıtay’a sundukları yazılı
görüꢀlerinin baꢀvurana bildirilmemesi ile yetkili makamların tazminatı ödemeyi
geciktirmelerine iliꢀkin ꢀikayetlerin kabuledilebilir, baꢀvurunun geri kalanının
kabuledilemez olduğuna;
2. Cumhuriyet Savcıları’nın yazılı görüꢀlerinin baꢀvurana bildirilmemesi nedeniyle AĐHS’nin
6/1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. AĐHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;
4. Baꢀvuranın AĐHS’nin 13. maddesine iliꢀkin ꢀikayetinin ayrı olarak incelenmesinin gerekli
olmadığına;
5. Đhlallerin tespit edilmelerinin manevi zarar için yeterli adil tatmin teꢀkil ettiğine;
6. (a) AĐHS’nin 44. maddesi’nin 2. fıkrası gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç
ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na
çevrilmek üzere ve uygulanabilecek her türlü vergi kesintisinden muaf tutularak
Savunmacı Hükümet tarafından baꢀvurana 250 EUR (iki yüz elli Euro) maddi tazminat
ödenmesine;
(b) yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına
kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı
oranının üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;
7. Baꢀvuranların adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerinin reddedilmesine
KARAR VERMĐꢀTĐR.
Đꢀbu karar, Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77. maddesi’nin 2. ve
3. fıkraları uyarınca 29 Kasım 2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.
Santiago QUESADA
Zabıt Katibi
Boštjan M. ZUPANČIČ
Baꢀkan
7
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło