6663/02

WyrokETPCz2007-02-15ECLI:CE:ECHR:2007:0215JUD000666302

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy ponowne przekazanie skarżącego do aresztu policyjnego po zarządzeniu tymczasowego aresztowania przez sędziego, brak skutecznej kontroli sądowej nad tym zatrzymaniem oraz brak prawa do odszkodowania naruszyły art. 5 ust. 1 lit. c, ust. 4 i ust. 5 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że przekazanie skarżącego do aresztu policyjnego na przesłuchanie po tym, jak sędzia zarządził już tymczasowe aresztowanie i przeniesienie do więzienia, stanowiło sytuację wymykającą się skutecznej kontroli sądowej i naruszało cel art. 5 ust. 1 lit. c. Takie działanie pozbawiło skarżącego niezbędnych gwarancji. Ponadto, brak skutecznego środka prawnego do kwestionowania legalności tego zatrzymania oraz brak możliwości uzyskania odszkodowania, ze względu na zgodność zatrzymania z krajowym dekretem, naruszyły odpowiednio art. 5 ust. 4 i ust. 5 Konwencji.
Stan faktyczny
Skarżący, M. Edip Balık, obywatel Turcji, został aresztowany 5 lipca 2001 r. pod zarzutem członkostwa w organizacji terrorystycznej. 13 lipca 2001 r. sędzia zarządził tymczasowe aresztowanie i przeniesienie go do więzienia. Tego samego dnia, na podstawie dekretu o stanie wyjątkowym, skarżący został ponownie przekazany policji na przesłuchanie na okres 10 dni, który następnie przedłużono o kolejne 10 dni. Skarżący spędził około 20 dni w areszcie policyjnym po formalnym zarządzeniu tymczasowego aresztowania.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Łączy wstępny zarzut Rządu z meritum i odrzuca go. 2. Uznaje pozostałą część skargi za dopuszczalną. 3. Stwierdza naruszenie art. 5 ust. 1 lit. c, ust. 4 i ust. 5 Konwencji. 4. Zasądza na rzecz skarżącego 4 500 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe. 5. Odrzuca pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

^ ღꢀ   ღ - ^ AVRUPA   KONSEYİ   C O N S E I L D E ^   L rE U R O PE   * A VRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   BALIK - TÜRKİYEDAVASI   (Başvuru no:6663/02)   KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ   STRAZBURG   5 Ş U B A T 2 0 0 7   İşbu karar Sözleşme'nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde   kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   ı Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 6663/02 başvuru no’lu davanın nedeni, Türk   vatandaşı M. Edip Balık’ın (Başvuran) Avrupa însan Hakları Mahkemesi’ne (AÎHM) 26   Aralık 2002 tarihinde, Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözleşmesi’nin (AİHS)   34. m ad de s i u y a r ı n c a y a p m ı ş o l d u ğ u b aş v u ru d u r . B a ş v u r a n , A İ H M ö n ü n d e D i y a r b a k ı r B a r o s u   avukatlarından M. Özbekli tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   Başvuran 1973 doğumludur.   Başvuran 20 Ocak 2000 tarihinde, eski Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 168. maddesi   uyarınca yasadışı örgüte mensup olmakla suçlanmıştır,   Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM), başvuran hakkında gıyabi tutuklu   yargılama kararı vermiştir.   Cumhuriyet Başsavcılığı 27 Nisan 2001 tarihinde, ek iddianame sunmuştur.   İddianamede başvuran anayasal düzeni bozmaya yönelik faaliyetlerde bulunmakla suçlanmış   ve eski TCK’nın 146. maddesi uyarınca mahkum edilmesi istenmiştir.   Başvuran 5 Temmuz 2001 tarihinde yakalanmıştır.   Başvuran 13 Temmuz 2001 tarihinde, DGM yedek hakimi Önüne çıkarılmıştır. Yedek   hakim başvuranın tutuklu yargılanmasına karar vermiştir. Başvuran daha sonra Diyarbakır   Cezaevi’ne götürülmüştür.   Yine aynı gün DGM yedek hakimi, Olağanüstü Hal Bölge Valisi ve Cumhuriyet   Başsavcılığinın talepleri üzerine ve olağanüstü hal çerçevesinde alınması gereken ek   tedbirlere ilişkin 430 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nİn 3 -c maddesine dayanarak,   başvuranın on günü geçmemek üzere sorgulamaların yapılması için Emniyet Müdürlüğüne   geri g ö n d e r il m e s in e i z i n v er m iş t i r,   DGM yedek hakimi 23 Temmuz 2001 tarihinde, başvuranın Emniyet Müdürlüğû’nde   kalması için verilen on günlük sürenin uzatılmasına karar vermiştir.   Başvuran 1 Ağustos 2001 tarihinde cezaevi yetkililerine teslim edilmiştir.   DGM 31 Ekim 2002 tarihinde, eski TCK’nın 146. maddesine dayanarak başvuranı   müebbet hapis cezasına çarptırmıştır.   HUKUK AÇISINDAN   I . A İ H S ’N İ N 5 . M A D D E S İ N İ N İ H L A L E D İ L D İ Ğ İ İ D D İ A S I H A K K I N D A   Başvuran, Emniyet Müdürlüğü’nde tutulma süresi ile bu sürenin meşruluğu ve etkili   başvuru yolu ile tazmin hakkının olmamasından şikayetçi olmaktadır.   AİHM, bu şikayetleri 5§1 -c, 4 ve 5 maddesi açısından incelemenin yerinde olacağına   kanaat getirmektedir.   A. K a b u l e d i le b il ir l i k H a k k ı n d a   Hükümet, AİHM’yi başvuruyu iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle   kabuledilemez ilan etmeye davet etmektedir. Hükümet’e göre, başvuran, eski Ceza   Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 128. maddesine dayanarak gözaltı süresi ve bu sürenin   meşruluğu ile sorgulama için Emniyet Müdürlüğü’nde tutulmasına itiraz edebilirdi. Ayrıca   başvuran 466 sayılı Kanuna dayanarak tazminat elde edebilirdi.   AİHM, itirazın gözaltı süresi ve bu sürenin meşruluğuna ilişkin kısmının, AİHS’nin   5§4 maddesi uyarınca yapılan şikayet konusundaki sorunlara yakından bağlı sofunlar ortaya   çıkardığını not etmektedir. 466 sayılı Kanun’un öngördüğü başvuru yoluna ilişkin kısmın ise,   § 5 m a d d e s i u y a r ı n c a y a p ı l a n ş i k a y e t i n i n c e l e n m e s i n e y a k ı n d a n b a ğ l ı o l d u ğ u n a k a n a a t   getirmektedir. Dolayısıyla AİHM her iki kısmın esastan birleştirilmesine karar vermiştir.   AİHM, başvurunun AİHS’nin 35§3 maddesi uyarınca açıkça dayanaktan yoksun   olmadığını tespit etmektedir. Ayrıca AİHM, başvurunun başka hiçbir kabuledilemezlik   gerekçesi ile ters düşmediğini belirtmektedir. Dolayısıyla başvuruyu kabuledilebilir ilan   etmek yerinde olacaktır.   B. Esasa Dair   L AÎHS’nm 5§1 maddesi   Hükümet, başvuranın Emniyet Müdürlüğü’ne getirilmesinin ve burada tutulu   bulundurulduğu sürenin, olayların meydana geldiği dönemde yürürlükte olan ulusal mevzuata   uygun olduğunu savunmaktadır. Sözkonusu tutulu bulundurma klasik gözaltı olarak   değerlendirilemez. Hükümet, konuya ilişkin mevzuatın AİHM içtihadına göre değiştirildiğine   dikkat çekmektedir.   AİHM, bu durumda ortaya çıkan sorunlara benzer sorunları birçok kez irdelemiş ve   AİHS’nin 5§1 -c maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (Karagöz-Türkiye, n o : 7 8 0 2 7 /0 1   ve Dağ ve Yaşar-Türkiye, no: 4080/02). AİHM kendisine sunulan bütün unsurları inceledikten   sonra Hükümet’in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir tespit ve delil sunmadığına   kanaat getirmektedir.   AİHM, başvuranın ilk kez 5 Temmuz 2001 tarihinde gözaltına alındığını ve 13   Temmuz 2001 tarihine kadar gözaltında kaldığını gözlemlemektedir. Bu tarihte DGM yedek   hakimi, başvuranın tutuklu yargılanmasına karar vermiş ve başvuran Diyarbakır Cezaevine   nakledilmiştir. Daha sonra başvuran, yedek hakimin izni alınarak Emniyet Müdürlüğü’nde   sorgulamalarının yapılması için polise teslim edilmiştir. Yedek hakim 23 Temmuz 2001   tarihinde, başvuranın Emniyet Müdürlüğü’nde 10 gün daha tutulu bulundurulmasına karar   vermiştir. Böylelikle başvuran kendini yaklaşık yirmi gün boyunca gözaltına benzer bir   durumda bulmuştur.   AİHM, Karagöz davasında tespit ettiği gibi, başvuranın tutuklu yargılanma kararından   sonra, Emniyet Müdürlüğü’ne götürülmesinin etkili adli denetimden kaçan bir durum teşkil   etmektedir. Ayrıca daha önce cezaevinde bulunan bir tutuklunun sorgulama için güvenlik   güçlerine teslim edilmesi, gözaltı sürelerine ilişkin yürürlükte olan mevzuatı gözardı etmek   anlamına gelmektedir. Aynı şekilde başvuran da, tutuklu yargılanmasına karar verildikten bir   kaç saat sonra yeniden sorgulanmıştır. Bu durum 5§1 -c maddesi amacına uygun olma   gereklilikleri ile bağdaşmamakta ve sorgulanan kişiyi gerekli bütün güvencelerden mahrum   bırakmaktadır.   Dolayısıyla AİHS’nin 5§1 maddesi ihlal edilmiştir.   2, ÂİHS’nin 5§4 maddesi   AİHM, AİHS’nin 5§4 maddesinin, mahkemenin AİHS’nin 5. maddesine dayanan   şikayetin içeriğini incelemeye yetkili kılan başvuru yolunun bulunmasını güvence altına   aldığını hatırlatmaktadır. Bu başvuru yolu teoride olduğu kadar uygulamada da “etkili”   olmalıdır.   AİHM, öncelikle eski Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 128. maddesinin   öngördüğü başvuru yolu hakkında, başvuranın gözaltına alınması ve gözaltı süresinden değil,   Emniyet Müdürlüğü’nde tutulu bulundurulmasına itiraz etmek için başvuru yolunun   bulunmamasından şikayetçi olduğunu not etmektedir. Her durumda AİHM, Öcalan-Türkiye   kararında eski Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 128. maddesi uyarınca ulusal hakim   tarafından gerçekleştirilen denetimde, 5§4 maddesinin gerekliliklerine riayet edilmediğini   hatırlatmaktadır.   AİHM, başvuranın polis merkezinde tutulu bulundurulmasına itiraz etme olanağının   bulunmaması konusunda, 5§1 maddesi ile ilgili yukarıda belirtilen değerlendirmeleri   gözönüne alarak, 430 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 8. maddesinin, bu kanun   gereğince alınan kararların etkili her türlü hukuki kontrolünü kapsamadığını not etmektedir.   Dolayısıyla AİHM, Hükümet’in itirazının ilk kısmım reddetmekte ve AİHS’nin 5§4   maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.   3. AÎHS’nin 5§5 maddesi   AİHM, 5. maddenin 5. paragrafına riayet edildiğini hatırlatmaktadır. Zira 1, 2, 3 veya   . p a ra g ra fa a y k ırı k o ş u lla rd a g e rç e k le ş tirile n Ö z g ü rlü k te n m a h ru m b ıra k m a d a n d o ğ a n z a ra rın   tazmini istenebilir (Wassink-Holîanda, 27 Eylül 1990 tarihli karar). 5. paragrafta belirtilen   tazminat hakkı, diğer paragraflardan birinin ihlal edildiğinin ulusal makamlar ya da AİHS   kurumlan tarafından ortaya konulduğu takdirde sözkonusu olabilir (N.C.-İtalya, no:   24952/94). Bu durum işbu davada da mevcuttur.   AÎHM, -mevcut davada olmayan- takipsizlik, beraat ya da cezaya hükmedilmeyen   yargı kararı dışında, 466 sayılı Kanun’un 1. maddesi uyarınca bütün tazminat savlarında,   özgürlükten yoksun bırakmanın kanunu ihlal ettiğinin varsayıldığım belirtmektedir. Oysa   burada dava konusu tutulu bulundurma ulusal mevzuata uygun olduğundan, başvuran   tazminat elde edemezdi (Sakık ve diğerieri-Türkiye, 26 Kasım 1997 tarihli karar).   Bundan dolayı AİHM, Hükümet’in ön itirazının ikinci kısmını reddetmekte ve   AİHS’nin 5§5 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.   II. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA   A. Tazminat   Başvuran maruz kaldığı maddi ve manevi zarar için 20.000 Euro istemektedir.   Hükümet bu tutara itiraz etmektedir.   AİHM, tespit edilen ihlal ile iddia edilen tazminat arasında nedensellik bağı   görmemekte ve bu taiebi reddetmektedir. Buna karşın AİHM manevi zarar için başvurana   4.500 Euro ödenmesinin yerinde olacağına kanaat getirmektedir.   B . M a s r a f v e H a r c a m a l a r   Başvuran, hiçbir masraf ve harcama talebinde bulunmamıştır. Dolayısıyla AİHM, bu   bakımdan başvurana herhangi bir Ödeme yapılmasına gerek olmadığına kanaat getirmektedir.   C . G ecik m e fa izi   AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz   oranına 3 puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,   1. Hükümet’in ön itirazım esasla birleştirmeye ve itirazı reddetmeye;   . B a ş v u r u n u n g e r i k a l a n k ı s m ı n ı n kabıdedilebilir olduğuna;   . A İH S ’n in 5 § 1 -c, 4 , 5 m ad d esin in ihlal edildiğine;   . a ) A İ H S ’ n in 4 4 § 2 m a d d e s i g e r e ğ in c e k a r a r ın k e s in le ş tiğ i ta r ih te n itib a r e n ü ç a y iç in d e ,   döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından manevi   tazminat için başvurana 4.500 (dört bin beş yüz) Euro’nun miktara yansıtılabilecek her   türlü vergiden muaf tutularak ödenmesine,   b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılm asına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;   . A d il tazm in e ilişk in d iğ er talep lerin reddine;   karar vermiştir,   İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3.   maddesine uygun olarak 15 Şubat 2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło